Bakan Tekin: 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 750 bin sınıfta ders yaptık
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bursa'da yaptığı açıklamada, “2025-2026 eğitim-öğretim yılında 750 bin sınıfta ders yaptık. Başka bir şey söylemeye gerek yok. Fiziki altyapı itibarıyla, gerçekten, Türkiye'de dünyaya örnek gösterilecek bir altyapıyı sağladık” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çeşitli programları için geldiği kentte Bursa Valiliği'ni ziyaret etti ve İl Yatırım Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Osmangazi ilçesindeki Ahmet Çabuk Ortaokulu’nda ‘Açık Hava Sınıfı’ etkinliğine katılıp, okulda incelemelerde bulunan Bakan Tekin, Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde de Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Olgunlaşma Enstitüleri katkılarıyla hazırlanan, Anadolu'nun tanınan ve saklı peynirlerinin, geleneksel üretim bilgisinin, yerel adlandırmaların, coğrafi işaret verilerinin, kültürel anlatılarının kayıt altına alındığı ‘Türkiye’nin Peynir Kültürü: Lezzet ve Kültürü Buluşması’na katıldı. Bakan Tekin’e, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Milletvekili Osman Mesten, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ile ilçe belediye başkanları da eşlik etti.
'TÜRKİYE'DE ÖRNEK'
Bakan Yusuf Tekin, Bursa'da yaptığı açıklamada, Türkiye'de 2002'de öğrencilerin 350 bin sınıfta ders gördüğünü belirterek, “Bunların yaklaşık yarısı ekonomik ömrünü tamamladığı için boşaltılmış, yıkılmış, yıkılıp yeniden yapılmış olabilir. Böyle düşündüğümüzde yaklaşık 200 bin derslik var, 2002 öncesinden kalan. Şu an 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 750 bin sınıfta ders yaptık. Başka bir şey söylemeye gerek yok. Fiziki altyapı itibarıyla gerçekten Türkiye'de dünyaya örnek gösterilecek bir altyapıyı sağladık” ifadelerini kullandı.
'KÜLTÜRLERİN OLUŞUMUNDA ÇOCUKLARIN OYUNLARI ÇOK ÖNEMLİ’
Öğrencilerin yetişmesinde önemli noktalara değinen Bakan Tekin, şunları söyledi:
“Dünyanın her tarafında okullar ve müfredat, bu anlamda milli şuur oluşturmak açısından bir referans olarak kullanılır. Bununla ilgili bir sürü literatürden bahsetmek mümkün. Bunu yapmanın bazı yolları var. Bunlardan bir tanesi müfredatı değiştirip, müfredatı bu şekilde revize etmek. Bu bir başlangıç ama tek başına müfredat bunun için yeterli değildir. Çünkü o milli şuurun oluşmasında müfredat dışında başka etkenler de devreye girmeli. Mesela yine bu anlamda ulusların, milletlerin kendi geleneklerinin, kültürlerinin oluşumunda çocukların oynadıkları oyunların çok önemli, özel bir yeri var. Her ülkenin kendi geleneklerine göre çocuklarına oynattıkları oyunlar var. Çocuklar oynadıkları oyunlarda sizi siz yapan değerlerinizi, önemsediğimiz değerleri, vatanseverlik, yardımlaşma, dayanışma gibi değerleri sizin perspektifinizle alırlar, kazanırlar. Siz kendi çocuklarınıza dünyanın başka bir ülkesindeki çocukların oynadığı oyunu oynatırsanız eğer çocuklar başka bir referansla büyür.”
‘YEMEK KÜLTÜRÜMÜZ, ARABESK ÖGELERLE ÖRTÜLMEYE BAŞLANDI’
Kültür aktarımının önemli unsurlarından birinin de yemek kültürü ve sofra adabı olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, “Anadolu insanı, insanlarımız, Türkiye'yi görmeye gelenler, Anadolu'ya gittiğinde yöresel yemeğin literatüre uygun bir biçimde yapıldığına dair yerel bir akreditasyon mekanizması niye olmaz? Bu yemeklerin nasıl hazırlandığı ve nasıl servis edildiği, bu kültürün oluşumunda çok önemli bir unsur. Ben arkadaşlarımdan bunu da rica ettim. Bunu da yapmak istiyoruz. Bir akreditasyon mekanizması oluşturalım, Anadolu yemekleri nasıl, niçin, hangi günlerde, hangi amaca matuf olarak yapılır? Hangi toplumsal boşluğu doldurur? Nasıl servis edilir? Bunlar literatüre geçsin. Bursa'dan arabasıyla yola çıkan bir ailemiz, bir ile gittiği zaman buraya ait yemeği, buraya ait kültürle beraber doğru şekilde pişiren, doğru malzemeyle, doğru zamanda servis eden restoranları da hizmet veren yerleri de akredite edelim istiyoruz. Maalesef yemek kültürümüz, arabesk ögelerle örtülmeye başlandı” ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin, 7 ilde açılan gastronomi okullarını anlatarak, şöyle konuştu:
“Anadolu'da herhangi bir yere gittiğiniz zaman yemeğin tarifini sorduğunuzda bir bakıyorsunuz Türkiye ile hiç alakası olmayan başka bir şey enjekte edilmiş yemek tarifine. Bu, kültürün ortadan kaybolması demek. Bu literatürün oluşması adına şu anda 7 ilimizde gastronomi okulları açmaya başladık. İstanbul'daki okulumuz eylül ayında bitmiş olacak, öğrenci almaya başladık. Erzurum'daki okulumuz öyle. İzmir'de, Antalya'da, Kayseri'de, Gaziantep'te, Hatay'da bu okulları yapacağız inşallah. 7 bölgede bölgesel yemeklerin hazırlanışını hem literatüre, kayda geçiren hem de bunun servisini, hizmetini yapan bir mekan.”
‘472 ÇEŞİT PEYNİR, ANADOLU'NUN DEĞİŞİK YERLERİNDEN DERLENDİ’
Üniversite yıllarında bir gazetede, ‘Fransa'da çiftçiler parlamentoyu bastı’ şeklinde bir haber okuduğunu aktaran Bakan Tekin, haberin içeriğinin Fransa'da parlamentoda, pastörize sütten peynir yapımını mümkün kılan yasal düzenlemenin tartışıldığını, buradaki köylülerin, “Fransız peynirleri pastörize sütten yapılmaz” diye ayaklandığını anlatarak, “Birkaç farklı kurum ve kuruluşla konuştum. Çok arzu ettiğimiz noktaya gelemeyince ben kendi adıma Anadolu'da dolaştığım illerde gördüğüm, farklı peynirlerin reçetelerini yapan kişilerden alıp, derlemeye başladım. Yaklaşık 10-15 yıldır süren bir süreç. Kayıtlarım oluştu. Sonra 2023'te Milli Eğitim Bakanı olunca Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürümüzden bu peynirlerin bir literatürünün oluşturulmasını, bunun Türk kültürüne hizmet açısından önemli olduğunu düşündüm ve kendilerinden rica ettim. Yaklaşık 472 çeşit peynir, Anadolu'nun değişik yerlerinden derlendi” dedi.
ÇINAR AĞACININ ALTINDA TÜRKÜ SÖYLEDİ
Okul bahçesindeki çınar ağacının altında Onur Şan'ın söylediği türkülere eşlik edip çay içen Bakan Tekin, ‘Türkiye’nin Peynir Kültürü Sergisi’ni de gezip, peynirlerin tadına baktı. Sergi salonunda, Türkiye peynir çeşitliliğini gösteren maya alanı, Türkiye'nin peynir kültürü kataloğu, dijital Türkiye peynir haritası, saha araştırmalarından oluşan fotoğraflar, belgesel gösterimi, tadım alanları ve uygulamalı atölye çalışmaları yer aldı.
'24 YILDA ÖĞRETMEN SAYISI 2,5 KAT ARTTI'
Bursa programı kapsamında, AK Parti İl Başkanlığını da ziyaret eden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, teşkilat üyeleriyle bir araya geldi. Bursa'daki okul derslikleriyle ilgili verileri paylaşan Bakan Tekin, "2002-2003 eğitim öğretim yılında Bursa'da, toplam 16 bin 568 öğretmenimiz varmış. Şu an an itibarıyla Bursa'da 42 bin 917 öğretmenimiz var. Yaklaşık olarak 2,5 kat öğretmen sayısı artmış durumda. Bunun istatistiklere yansıması da şöyle; ilkokul ve ortaokulda biliyorsunuz o tarihte ilköğretim okulu olarak geçiyordu, ilköğretim okullarında öğretmen başına düşen öğrenci sayımız 30’muş. Bir öğretmenin ortalaması 30. Şu anda ilkokullarda 19, ortaokullarda ise 14. Bu bizim açımızdan çok önemli bir gösterge. Bir başka konu 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Bursa'da çocuklarımız toplam 9 bin 488 sınıf, biraz önce söylediğim 16 bin öğretmenimiz için 9 bin 488 sınıfta ders anlatıyormuş. Şu an 25 bin 407 dersliğimiz var” dedi.
'PEDAGOJİK VE TEKNOLOJİK YENİLİKLERLE REVİZE ETTİK'
‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ kapsamında öğretim programlarının da revize edildiğini belirten Tekin, "Bunu şimdi geldiğimiz noktada başka bir boyuta taşımak istiyoruz. Şu anda gerek dünyadaki egemen söylem gerekse bu egemen söylemin toplumsal anlamda yaygınlaştırıldığı iletişim araçları, sosyal medya başta olmak üzere bunlarla birlikte çocuklarımızın hem eğitim-öğretim hayatı farklı bir boyuta kavuşmuş oldu hem de bizi biraz rahatsız eden bazı konular, işte sosyal medya üzerinde milli ve manevi değerlerinden uzaklaşan, vatanseverlik gibi, sosyal anlamda yardımlaşma, dayanışma gibi bizi biz yapan değerlerden uzaklaşan bir gençlikle beraber biz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğretim programlarımızı hem çağın ihtiyaç duyduğu pedagojik ve teknolojik yeniliklerle bezenmiş bir biçimde revize ettik" diye konuştu.
'ÇOCUKLAR ARTIK BİLGİYE ERİŞMEDE SIKINTI YAŞAMIYORLAR'
Çocukların bilgiye erişmelerinde sıkıntı yaşanmadığını sadece nasıl kullanmaları gerektiğinde sorun olduğunu söyleyen Bakan Tekin, "Kabaca şöyle söyleyebilirim size. Eski programlarımız dünyada artık terk edilmişti. Çünkü eski programlar, eski müfredatımız bilgi vermek üzerine kurgulanmış. Çocuklarımıza ne kadar çok bilgi verirsek, o kadar iyi. Hep bilgi verelim. Ama dünya başka bir yere evrildi. Dünya diyor ki; çocuklar artık bilgiye erişmede sıkıntı yaşamıyorlar ama bilgiyi ne için ve nasıl kullanacakları konusunda sıkıntı var. Dünyada gelişmiş ülkeler eğitim öğretim programlarını bilgi vermekten, bilgileri beceriye dönüştürmeye, bilgiyi beceriye dönüştürecek programlara, müfredatlarını değiştirdiler. Bizim de bunu yapmamız gerekiyordu. Bu bir zorunluluk. Bu yeni ortaya çıkan bir şey değil" dedi.













