Geri Dön
PolitikaCumhurbaşkanı Erdoğan: Tüm batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tüm batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim telkinlerimizle Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğini açıkladığından memnuniyet duyduk. Şimdi aynı adım İsrail tarafından da atılmalıdır. Tüm batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum. Daha önce de pek çok kez ifade ettim; biz dostlarımızın sayısını arttırmanın peşindeyiz’’ dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tüm batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısının ardından açıklamada bulundu. Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirme azmiyle yurt içinde ve yurt dışında canla başla çalışmaya devam ediyoruz. Bu sabah milli savaş uçağımız KAAN, 2’nci defa gökyüzü ile buluştu. Sabahki uçuşunda KAAN, 10 bin fid ve 230 nat hıza ulaşmayı başardı. Yılbaşından beri 2 kez milletimizin göğsünü kabartan TUSAŞ’ı ve Savunma Sanayi Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Gaziantep’in Islahiye ilçesinde meydana gelen minibüs kazasında vefat eden 6’sı öğrenci 9 kardeşimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum’’ ifadesini kullandı.

'AFRİKA’DAKİ TÜRK YATIRIMLARININ PİYASA DEĞERİ 10 MİLYAR DOLARI AŞTI'

Erdoğan, son Kabine toplantısından bu yana özellikle dış politikada seçimler sebebiyle ertelenen ziyaretlere kabullere ağırlık verdiklerini belirterek şöyle konuştu:

“Tanzanya Cumhurbaşkanı Sayın Samia Suluhu Hassan’ın resmi ziyareti, devlet başkanı düzeyinde bu ülkeden 14 yıl sonra Türkiye’ye yapılan ilk ziyaretti. Tanzanya, ticaret ve yatırımlar açısından ülkemizin Doğu Afrika’daki önde gelen ortakları arasında yer alıyor. Türk firmaları Tanzanya’da bugüne kadar yaklaşık 6 buçuk milyar dolar değerinde 14 proje üstlendi. Tanzanya’yı baştan başa saracak standart aralıklı demir yolu projesini büyük kısmı bir Türk şirketi tarafından inşa ediliyor. Görüşmelerimizde son 21 yılda 11 milyon dolardan 345 milyon dolara çıkan ticaretimizi süratle 1 milyar dolar seviyesine taşımayı kararlaştırdık. Esasen Afrika kıtası ile kökleri 10’uncu yüzyıla kadar uzanan çok boyutlu ilişkilere sahibiz. Bizden önce uzun yıllar ihmal edilen Afrika kıtası ile ilişkilerimizi 2005’ten itibaren tekrar yoğunlaştırdık. Diplomatik temsilciliklerimizin sayısını 12’den 44’e çıkardık. Ankara’daki Afrika büyükelçiliklerinin sayısı da 2008 yılı başında 10 iken bugün 38’e yükseldi. Ticaret hacmimiz 5,4 milyar dolardan 2023 yılında 37 milyar dolara ulaştı. Afrika’daki Türk yatırımlarının piyasa değeri 10 milyar doları aştı. Müteahhitlik firmalarımız kıta genelinde yaklaşık 87 milyar dolarlık bin 885 adet proje üstlendi. Bugüne kadar kıtaya 50’den fazla ziyaret gerçekleştirdim. Afrika ülkelerinin liderlerini de çeşitli vesilelerle Türkiye’de misafir ettik.’’

‘ULUSLARARASI ÖĞRENCİ HAREKETLİLİĞİNİN ARTMASI KORKULACAK DEĞİL GURUR DUYULACAK BİR DURUMDUR’

Erdoğan, konuşmasında Türkiye ile Afrika kıtası arasındaki ilişkilerin değerlendirmesine devam ederek, “Son dönemde bilhassa savunma sanayi ve güvenlik işbirliği alanlarında farlı bir ivme yakaladık. Türk üniversitelerinin misafir öğrenciler için giderek bir eğitim üssü haline geldiğini görüyoruz. Afrika kıtasını ziyaretlerimizde Türkiye mezunu, Türkçe konuşan, kendisini milletimizin gönül elçisi olarak gören bakanlarla, iş insanlarıyla, siyasetçilerle karşılaşıyoruz. Elbette bu tablo yıllarca Afrika’nın kaynaklarını sömürmüş, emperyalist güçleri rahatsız etmektedir. Uluslararası basında Türkiye karşıtı yayınlarının çoğalmasının arkasında yatan sebeplerden biri de işte budur. Kim ne derse desin kıta ile ilişkilerimizin kısa sürede bu kadar hızlı ilerlemesinde Türkiye mezunlarının çok büyük rolü vardır. Resmi kanalların tıkandığı yerlerde gönül elçilerimiz devreye giriyor, düğümleri çözüyor, süreci kolaylaştırıyor. Dahası Türkiye’nin ve Türk ürünlerinin tanıtımını yaparak ülkemize olan vefa borçlarını ödemeye çalışıyorlar. Bugün dünyanın 198 farklı ülkesinden yaklaşık 340 bin öğrenci Türkiye’de yüksek öğrenim görüyor. Uluslararası öğrenci hareketliliğinden aldığımız payın artması korkulacak değil, gurur duyulacak bir durumdur. İyi yönetilirse Türk ekonomisi, diplomasisi ve üniversiteleri adına büyük bir kazanım olacaktır. Yıllardır Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, Avustralya gibi ülkeler tabiri caizse bu işin kaymağını yiyor. Dünya genelindeki 7 milyonu aşkın uluslararası öğrencinin yüzde 70’e yakını halen bu ülkelerde eğitim alıyor. Bu öğrencilerin Amerikan ekonomisine katkısı 40 milyar doları, Birleşik Krallık ekonomisine katkısı ise 42 milyar poundu buluyor. Türkiye ekonomisi için bu rakam yıllık 3 milyar dolardır’’ ifadelerini kullandı.

‘HERKESE SALDIRAN BU BAŞI BOZUK GÜRUH ÜLKEMİZ DÜŞMANLARI TARAFINDAN KULLANILMAKTA’

Erdoğan, ‘Türkiye’ye yabancı öğrenci gelmesin’ demenin ‘Devletimizin nüfuz alanı büyümesin, ülkemiz kabuğunu kırmasın’ demek olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Hukuku çiğneyen, kanun, nizam ve genel ahlaka aykırı davranan varsa böyle bir durumda devletin ilgili kurumları gereğini yapar ve yapacaktır. Hal böyleyken bazı 5’inci kol elemanları tarafından medyada ve sosyal medyada körüklenen lümpen ırkçılığın asla iyi niyetli olmadığı açıktır. Türkiye’ye döviz getiren turisti, kendi nam ve hesabını okuyan uluslararası öğrenciyi, istihdam oluşturan tüccarı, girişimciyi, emek yoğun işlerde alın teri ile çalışan gariban işçiyi velhasıl Türk ekonomisine katkı veren herkesi düşmanlaştıran, herkese saldıran bu başı bozuk güruh ülkemiz düşmanları tarafından maşa olarak kullanılmaktadır. Muhalefet çevrelerinin de bazı söylem ve eylemleri ile radikal faşizme meyil etmesi Türkiye siyaseti adına gerçekten üzüntü vericidir. Son dönemde tekrar ayyuka çıkan Arapça alerjisinin gerisinde de aynı hastalıklı zihniyet vardır. Açık söylüyorum; bunların derdi ne Türkiye’dir ne Türkçedir. Bunlar içlerindeki marazı ve nefreti sürekli birilerine yönelterek egolarını tatmin etmeye çalışan zavallılardır. Yurtseverlik ülkemize sığınan mazlumlara zulmetmek değildir. Vatanına sahip çıkmak, ayrımcılık yapmak, yabancı turistleri, öğrencileri, sığınmacıları nefret objesi haline getirmekte değildir. Devlet ve millet olarak nefret suçu işleyen, Türkiye’nin çıkarlarına zarar veren, yıllık 54,3 milyar dolarlık gelirle ekonomimizin lokomotifi olan, turizmi baltalayan bu faşist çapulculara asla müsaade edemeyiz, etmeyeceğiz. 10 yıllar boyunca ilmek ilmek dokuyarak inşa ettiğimiz Türk ve Türkiye algısını bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.’’

'IRAK YÖNETİMİNE PKK’NIN TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK İLAN EDİLMESİNİ BEKLEDİĞİMİZİ İFADE ETTİK'

Erdoğan, 13 yıllık aradan sonra geniş bir heyetle gerçekleştirilen Irak ziyaretlerinin hem sonuçları hem de içerdiği mesajlar açısından tarihi öneme sahip olduğunu işaret ederek, “Irak Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile güvenlik, enerji, ulaştırma ve su başta olmak üzere ortak gündemimizdeki konuları detaylıca ele aldık. Farklı alanlarda imzaladığımız 27 anlaşma ile ziyaretimizi taçlandırdık. Bölgemizin geleceğini belirleyecek Kalkınma Yolu Projesi’nde imzalanan 4’lü mutabakat ile kritik bir eşik daha aşılmış oldu. Halihazırda 20 milyar dolar seviyesinde seyreden ticaret hacmimizi daha üst seviyelere taşımak istiyoruz. Irak hükümetinin PKK’yı ‘yasaklı örgüt’ ilan etmesi terörle mücadele bağlamında mühim bir adımdı. PKK’nın terör örgütü olarak ilan edilmesini beklediğimizi de ifade ettik. Irak Türkmeni kardeşlerimizle bir araya gelerek yanlarında olduğumuzu dile getirdik. Bağdat’daki temaslarımızın ardından geçtiğimiz Erbil’de de son derece verimli, olumlu ve samimi istişareler gerçekleştirdik. Bizi ve heyetimizi muhabbetle karşılayan tüm Iraklı kardeşlerimize tekrar teşekkür ediyorum. Burada şu noktayı belirtmek durumundayım; DEAŞ ve PKK fark etmeksizin terör belası Türkiye için olduğu kadar Irak için de büyük bir tehdit kaynağıdır. Bölgemizin ekonomik olarak gelişmesi, siyasi olarak huzura ve istikrara kavuşması ancak terör tehdidinin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Kuzey Irak’taki terör bataklığını tamamen kurutana kadar mücadelemizi sabırla sürdüreceğiz’’ diye konuştu.

‘SURİYE’DE YARIM KALAN İŞİMİZİ SAATİ GELDİĞİNDE MUTLAKA TAMAMLAYACAĞIZ’

Erdoğan, “Suriye’de müttefiklerimizce verilip tutulmayan sözler nedeniyle yarım kalan işimizi vakti ve saati geldiğinde mutlaka tamamlayacağız. Şunun bilinmesini isterim; PKK Irak ve Suriye’de hayat alanı bulduğu müddetçe kendimizi güvende hissetmemiz mümkün değildir. Kandil ve Suriye’deki terör baronları her fırsatta ülkemizi karıştırmaya, siyasete müdahale etmeye, vatandaşlarımız üzerinde baskı kurmaya devam edeceklerdir. Hiçbir devlet böyle bir tehdidi görmezden gelemez. Irak ve Suriye operasyonlarımız neticesinde manevra alanı iyice daralan bölücü örgüte neşteri önümüzdeki süreçte vuracağız. Evlatlarımızın terörün olmadığı bir iklimde yaşamaları için ne gerekiyorsa onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Yakın dönemde Irak seyahatimizin etkilerini geniş bir yelpazede inşallah görmeye başlayacağız’’ dedi.

'ŞİMDİ AYNI ADIM İSRAİL TARAFINDA DA ATILMALIDIR'

Erdoğan, Türkiye hakkaniyete riayet edildiği sürece Avrupa Birliği (AB) ve birlik üyesi ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye istekli olduğunu ifade ederek, “Ancak bunun için evvel emirde Avrupa Birliği’nin stratejik körlükten kurtulması ve Türkiye’yi dışlamaktan vazgeçmesi gerekiyor. Avrupa’nın doğusu ve batısındaki güçlerin rekabeti sebebiyle sıkıştığı mengeneden tek çıkış yolu Türkiye’dir. Avrupalı liderler bu gerçeği ne kadar erken görür ve kabullenirse kendileri için o kadar iyi olacaktır. Biz ortak coğrafyamızın daha kötüye gitmemesi, yeni krizlerin patlak vermemesi için çalışmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle bizim telkinlerimizle Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğini açıkladığından memnuniyet duyduk. Şimdi aynı adım İsrail tarafından da atılmalıdır. Tüm batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum. Daha önce de pek çok kez ifade ettim; biz dostlarımızın sayısını arttırmanın peşindeyiz. Bölgede hiçbir ülke ile çözülemeyecek sorunumuz yok. Diyalog ve müzakerenin açamayacağı kapı olmadığı inancındayız. Yeter ki hüsni niyetle yaklaşılsın, diplomasiye imkan tanınsın. Gerisi biraz gayret biraz fedakarlıkla mutlaka gelecektir’’ dedi.

'İNSANİ DRAMLARI TEKRAR TEKRAR YAŞAMAK İSTEMİYORUZ'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dikkatsizlik, tedbirsizlik ve ihmaller sebebiyle son dönemde yürek yakan birçok hadise yaşandığını dile getirerek, “Beşiktaş Gayrettepe’de 29 işçi kardeşimiz göz göre göre hayatını kaybetti. Antalya’da 1 insanımızın vefat ettiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik faciası meydana geldi. Ardından İstanbul Küçükçekmece’de belediyenin açıp öylece bıraktığı su dolu çukura düşen 5 yaşındaki bir evladımız boğularak can verdi. Öncesinde de benzer müessif olaylarla karşılaştık. Basit önlemlerle engellenebilecek insani dramları tekrar tekrar yaşamak istemiyoruz. Bu konuda hükumetiyle, belediyesiyle, vatandaşıyla hepimize sorumluluk düşüyor. İlgili bakanlıklarımız, denetimlerini bundan sonra yoğunlaştıracak. Milletin önüne ateş düşürenler hukuk önünde hesap verecek. Başka türlü bu acıların tekerrürünün önüne geçemeyiz. Açıkçası 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Beşiktaş’taki gibi iş cinayetlerinin gündeme taşındığı bir gün olmasını beklerdik. Ancak birkaç vicdan sahibi kuruluş dışında bu konuları konuşan olmadı. 1 Mayıs Türkiye’nin 78 ilinde şölen havasında kutlandı. Lafa gelince emekçinin hakkını savunduğunu iddia eden kimi kuruluşlar işçi bayramını polisimize taş ve sopalarla saldırarak kutlamayı tercih etti’’ dedi.

'YENİ KAPI RUHUNU ‘KONTROLLÜ DARBE’ İFTİRASIYLA DİNAMİTLEYENLERE FIRSAT VERİLMEMELİ'

Erdoğan, samimi çağrılarına rağmen Saraçhane’den 1 Mayıs’ta yansıyan görüntülerin yine 1 Mayıs’ın ruhuna gölge düşürdüğünü ifade ederek şöyle konuştu:

“Siyasette ve toplumda yumuşama istemeyen marjinal odaklara maalesef malzeme verilmiştir. Bundan kimsenin memnun olmadığına inanıyorum. Siyasetten emekliye sevk edilenler dahil kimi çevrelerin 31 Mart sonrası yapıcı atmosferi zehirlemek için yoğun bir uğraş içinde olduğu anlaşılıyor. 15 Temmuz sonrası oluşan Yenikapı ruhunu, ‘kontrollü darbe’ iftirasıyla kısa sürede dinamitleyenlere fırsat vermememiz gerekiyor. Muhalefetin de sorumluluk bilinciyle hareket ederek tek sermayesi gerilim ve kutuplaşma olanların oyunlarına gelmemesini bekliyoruz. Bu vesileyle bir kez daha Türkiye Yüzyılı’nın inşasına alın terleriyle destek olan tüm işçi kardeşlerimin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum. Şehir eşkıyalarının azgınlıklarına rağmen soğukkanlı duruşlarını koruyan polislerimizi kutluyor, hepsinin alınlarını tek tek öpüyorum.’’

‘DOĞRU POLİTİKALARLA ENFLASYONU TEK HANEYE DÜŞÜRMEKTE KARARLIYIZ’

Erdoğan, istihdam oranlarında olumlu haberlerin gelmeye devam ettiğini bildirerek, “Şubat ayında işsizlik oranımız yüzde 8,7 olarak gerçekleşti. Ancak iş gücü piyasamızda bir dengesizlik oluştuğunu görüyoruz. Özel sektörümüzün en çok şikayet ettiği konuların başında işçi bulamamak geliyor. Bundan sonra iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri geliştirmeye odaklanacağız. 5 yıl aradan sonra toplanan 13’üncü Çalışma Meclisi, sorunların tespiti ve çözüm yolları bakımından gayet faydalı oldu. Hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısını çözmek için gerekli adımları atıyoruz. Doğru politikalarla enflasyonu tek haneye düşürmekte kararlıyız. Bunu daha önce yaptık. İnşallah yine başaracağız. Enflasyon geriledikçe milletimizin cebindeki paranın satın alma gücü de artacaktır. Bizim amacımız geçici rahatlamalarla sorunu ötelemek değil, 85 milyonun tamamı için kalıcı refah artışını sağlamaktır. Seçim döneminde popülizme meyil etmeyerek ekonomi politikamıza olan güvenimizi ortaya koyduk. Bundan geriye dönüş olmayacaktır. Hedeflerimize ulaşmak için para, maliye ve gelirler politikamızı ahenk içinde yürütüyoruz. Verimliliği artırmak ve ekonomimizi daha rekabetçi kılmak için yapısal reformlara hız kazandıracağız’’ diye konuştu.

‘TURİZMDE İLK 3 AYI REKORLARLA TAMAMLADIK’

Erdoğan, konut ve araç piyasasında oluşan fiyat balonunun sönmeye başladığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Toparlanan büyüme sayesinde dış ticaret dengesi önemli ölçüde iyileşti. Şubat’ta yıllık cari işlemler açığı geçen senenin aynı dönemine göre 24,5 milyar dolar azalarak 31,8 milyar dolara geriledi. Altın ve enerji hariç cari denge ise şubat ayında yıllık 36 milyar dolar fazla verdi. Turizmde ilk 3 ayı rekorlarla tamamladık. 9 milyonu aşan ziyaretçi sayımızla yaklaşık 9 milyar dolar turizm geliri elde ettik. 2024 yılı için hedefimizi 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir olarak belirlemiştik. İlk 3 aylık rakamlara baktığımızda hedeflerimize doğru emin adımlarla ilerlediğimizi memnuniyetle ifade etmek isterim. Orta Vadeli Programımız hamdolsun başarılı bir şekilde çalışıyor. Ülkemizin risk primi 700 baz puan seviyelerinden 290 baz puan seviyesine geriledi. Politikalarımız uyguladıkça risk primimiz daha da düşecek. Son 1 yılda ülkemize 16,8 milyar dolar net protföy girişi oldu. Burada kritik bir hususu ifade etmek istiyorum; Türkiye ekonomide belirlediği hedeflerine ancak daha çok üreterek, daha çok ihracat yaparak varabilir. Biz çevremizdeki ülkeler gibi zengin yer altı kaynaklarına sahip değiliz. Petrolümüzü, doğal gaz ve madenlerimizi yeni yeni keşfetmeye, ülkemiz ekonomisine kazandırmaya başladık.’’

'ÖĞRETMEN ATAMALARI'

Erdoğan, son olarak, “Bugün ayrıca atama bekleyen öğretmen adaylarımızın durumunu da mütalaa ettik. Milli Eğitim Bakanımız, Hazine Bakanımız ve Ekonomi kurmaylarımıza son 1 kez daha görüşecek, ardından öğretmen adaylarımızı bilgilendirecek, bakanlığımız yarın atamaya esas branş dağılımlarını, başvuru takvimini ve süreci paylaşacaktır. Fazla zaman kaybına tahammülümüz yok. Kısa zamanda inşallah atamayı da bilhassa bakanımız açıklayacaktır’’ dedi.