Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Kültür-Sanat'ta da zincirlerini parçalıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan 12’nci Necip Fazıl Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, "Bugün bir kez daha gördük ki Türkiye dış politikada, savunma sanayinde, ekonomide olduğu gibi Kültür-Sanat'ta da zincirlerini parçalıyor. Kendisine zorla giydirilen elbiseyi hamdolsun orada da yırtıp atıyor. Batının ülkemizdeki distribütörlerinin yerine artık ayakları bu topraklara basan, bu milletin değerlerinden beslenen, nitelikli eserleri ile kültür sanat hazinemizi zenginleştiren aydınlar, yazarlar, şairler, edipler alıyor. Bunu ülkemizin aydınlık geleceği adına çok önemsiyorum. Yarın her alanda daha iyi yerlerde olacağımıza yürekten inanıyorum" dedi.

Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) 'Sonsuzun Fethine Çık' temasıyla düzenlenen 12'inci Necip Fazıl Ödülleri Töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ile kültür ve sanat dünyasından pek çok ismin katılımıyla tamamlandı. Star Gazetesi tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle bu yıl 12'nci kez düzenlenen törende, Necip Fazıl Kısakürek'in manevi mirasını yaşatan ve Türkiye'nin düşünce iklimine değer katan sanatçı ve yazarlar Prof. Dr. M. Fatih Andı, Prof. Dr. Turan Karataş, Doç. Dr. Ahmet Murat Özel, Dr. Öğr. Gör. Melike Günyüz, Samed Karagöz ve Bedir Acar'dan oluşan jüri heyetinin değerlendirmesi sonucu layık görülen ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elinden aldı. Buna göre Necip Fazıl Şiir Ödülü Celal Fedai'ye, Necip Fazıl Hikâye-Roman Ödülü Tarık Tufan'a, Necip Fazıl Fikir-Araştırma Ödülü Peren Birsaygılı Mut'a verildi. Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü'ne Merve Uygun ve Hasan Bozdaş layık görülürken, Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü Dia al-Azzawi'ye, Necip Fazıl Çocuk Edebiyatı Ödülü Ayşe Sevim'e, Necip Fazıl Müzik Ödülü Bayram Bilge Tokel'e, Necip Fazıl Saygı Ödülü ise Hasan Aycın'a verildi. Program, konuşmaların ardından gerçekleştirilen fotoğraf çekimi ile son buldu.
'ÜSTAT NECİP FAZIL KISAKÜREK'İ RAHMETLE YAD EDİYORUM'
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene ‘Sonsuzun Fethine Çık’ temasıyla 12’ncisi tertiplenen Necip Fazıl Ödülleri'nin ilim, kültür ve sanat camiamız başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Üstadın hem kalplerde hem de zihinlerde bıraktığı izleri bugünlere taşıyan Necip Fazıl'ın fikri ve edebi mirasını güçlü bir şekilde yaşatan her bir kardeşime can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında şairler sultanı, büyük mütefekkir, hak bildiği yolda gözünü budaktan sakınmayan büyük dava ve aksiyon adamı Üstat Necip Fazıl Kısakürek'i bir kez daha rahmetle yad ediyorum. 2023 senesinde dualarla son yolculuğuna uğurladığımız üstadın en büyük oğlu Mehmet Kısakürek’e aynı şekilde Allah'tan mağfiret niyaz ediyorum. Yine bu vesileyle 2025'in şubat ayında emaneti sahibine teslim eden hattatların reisi Hasan Çelebi hocamızla birlikte, geçmişte Necip Fazıl Ödülleri'ni tebliğ ettiğimiz Nuri Pakdil, Teoman Duralı, Rasim Özdenören, Ahmet Özhan ve Nevzat Atlığ’a da Cenab-ı Mevla'dan rahmet diliyorum. Bu isimlerin her biri inşallah daha nice yıllar boyunca hep minnetle, hep şükranla, hep kemal-i hürmetle yad edilecek. Hepsi inanıyorum ki gelecekte de bir fener misali yolumuzu, ufkumuzu ve zihnimizi aydınlatmaya devam edecek. Cümlesine rahmet olsun" diye konuştu.
'GENÇLERİMİZ İÇİN PUSULA İŞLEVİ GÖREN NECİP FAZIL ÖDÜLLERİMİZİ SON DERECE KIYMETLİ BULUYORUM'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2014’ten bu yana geleneksel olarak her yıl sahipleriyle buluşturduğumuz Necip Fazıl Ödülleri, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla sanat ve düşünce dünyamızda kanon oluşturucu bir nitelik kazanmıştır. Bu ödüller tam da 12 yıl önce tahayyül ettiğimiz şekilde kültür, sanat ve fikir dünyamıza yeni bir pencere açmıştır. Türkiye’nin kültür sanat havzasını çoraklaştıran ‘al gülüm ver gülümcü’ anlayışın önemli ölçüde kırılmasına katkı sunmuştur. İşte bugün burada olduğu gibi ödül sahiplerimizin birbirinden kıymetli eserleri, eşsiz güzelliklerle dolu medeniyet bahçemizi yeni ürünlerle, yeni çiçeklerle süslüyor. Üstelik bu eserler yeni nesillerin ve genç kalemlerin sıhhatli bir kültür sanat ikliminde yetişmesine de vesile oluyor. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. İnsana dair hasletlerin hızla tükendiği ve tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Küreselleşme ile birlikte kültürel bir yozlaşma, kültürel bir çölleşme de tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Dijital teknokültür pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da yön ve anlam krizine yol açtığı bir dönemde, gençlerimiz için pusula işlevi gören Necip Fazıl Ödüllerimizi bu bakımdan son derece kıymetli buluyorum. Sizler, üstadın hayalini kurduğu gençliğin yolunu kaybetmemesi ve daima istikamet üzere olması için çok mühim bir misyonu yerine getiriyorsunuz. Rabbim hepinizden razı olsun. Emeklerinizi inşallah hayra ve berekete tebdil eylesin diyorum. Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz yazarlarımızı, şairlerimizi, sanatçılarımızı şahsım ve milletim adına ayrı ayrı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
‘O, MÜSLÜMANI YÜZÜNÜN HER HATTINDA TEVHİD KALEMİNDEN BİR SATIR OKUNAN KİMSE OLARAK GÖRMÜŞTÜR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz çağın tükenmeye yüz tutan fikir ve sanat madenine eserleriyle yeni damarlar açan siz kardeşlerime teşekkür ediyorum. Son derece titiz bir değerlendirme süreci ile ödül sahiplerimizi belirleyen jüri üyelerimize şükranlarımı iletiyorum. Üstadın fikir ve sanat mirasına dört elle sarılıp bu senede ödül törenimizi başarıyla tertipleyen Star Gazetesi'ni ve Kültür Bakanlığımızı kutluyorum. Necip Fazıl demek her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Zira gençliğin fikir hamurunu çilesiyle yoğuran üstada göre, hakim bir dava mahkum bir eda ile anlatılamaz. Onun tasavvurunda zafere vasıl olmak, müjdeye nail olmak ancak eza ve cefaya katlanmakla, zorluk ve baskılara göğüs germekle, ama daima dik durmakla mümkündür. Üstad bu prensibini 'Allah, ızdırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez' sözüyle açık ve net bir şekilde dile getirmiştir. O, Müslüman'ı yüzünün her hattında tevhid kaleminden bir satır okunan kimse olarak görmüştür. Az önce ifade edildi ya, yüzünün o kırışıklıkları. İşte o çok önemli. Onu yakından tanıyan zaten üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda adeta toprağı görür. Ve bizler de üstadın yüzündeki o kırışıklıklardan, hep topraktan geldik toprağa gideceğiz dedik ya, işte bunu görüyoruz. Allah rahmet eylesin'' dedi.
'TÜRK ŞİİRİNİN ZİRVE BİR ŞAİRİ OLARAK ÜSTADIN SESİ KENDİNDEN ÖNCEKİLERDEN FARKLIDIR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müslümanın yüzünün yere eğilmesine, hele hele fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü yoktur. Bir defasında iştirak ettiği bir dost meclisinde bir arkadaşı söze şöyle başlar. 'Efendim, fikri acizaneme göre' Üstad hemen araya girer ve muhatabına celalli bir çehreyle şöyle mukabele eder. 'Fikrin varsa aciz değilsin, acizsen fikir sahibi değilsi.' Üstad bu işte. Evet, sadece bu cümle bile Necip Fazıl’ın hayata, fikre, mücadeleye, sanat ve edebiyata bakış açısını göstermesi bakımından yeterlidir. Üstadın Sakarya şiirini ithaf ettiği aşk, vecd ve iman gençliği işte bu şuurla büyümüş, yetişmiş, Anadolu'nun dört bir yanında kök salmıştır. Şiirden tiyatroya, hikayeden romana, tasavvuftan tenkit ve biyografi yazılarına kadar farklı türlerde verdiği onlarca ciltlik eserler, diğer pek çok hususiyetlerine ek olarak esasında bir hakikat arayışıdır. Hakikate ulaşmak, maveranın izini sürmek onda yegane amaçtır. Üstad bunu bir şiirinde şöyle ifade etmiştir. 'Allah'a hakikatten yola çıkmak meşakkat, Allah'tan yola çıkıp varılan şey hakikat.' İşte üstad bu. Şiirlerini estetikle, fizik ve metafizikle ince bir işçilikle süsleyen Necip Fazıl, tefekkürü ise sanatının hem kalesi hem de temeli haline getirmiştir. Türk şiirinin zirve bir şairi olarak üstadın sesi kendinden öncekilerden farklıdır. Mısraları asırlık çilelerin yükünü taşır ve kendi zamanını da aşarak geleceğe uzanır" diye konuştu.
'BÜYÜK DOĞU İDEALİNİ GENÇ GÖNÜLLERE GERGEF MİSALİ İŞLEMİŞTİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üstad ile tanışma şerefine nail olmuş, onun takdir ve taltifine mazhar olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir, Necip Fazıl'dan bunu öğrendik. Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik. Şair Mehmet Akif Ersoy, 'Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir' diyor. Merhum Necip Fazıl da milleti için, inandığı değerleri ve davası için tahkikata uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Takibatlar, duruşmalar, davalar, dosyalar, iftira ve haksızlıklar Necip Fazıl'ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemedi. Ne diyor? 'Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.' Üstat, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele etti. Ben şu noktaya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Üstat, bilhassa 1970'lerin sokaklara kadar sirayet eden karanlık ve kaotik atmosferinde kendine bir çıkış yolu arayan gençliğe istikamet çizmiş, özgüven aşılamış, tarih ve benlik şuuru kazandırmıştır. Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini genç gönüllere gergef misali işlemiştir" ifadelerini kullandı.
'RABBİM, ÜSTADIN DAVA SANCAĞINI YERE DÜŞÜRMEYEN BU GENÇLİKTEN RAZI OLSUN'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Necip Fazıl'ın çilesini çektiği, fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı ülkümüze omuz veren gençlik, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik, işte tam buradadır. Savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak kim var diye sorulduğunda, sağına soluna bakılmadan 'Ben varım’ diye kükreyecek bir gençlik. Özgüvenli, eğitimli, vizyonlu, donanımlı, vatanına, bayrağına, devletine, milletine, tarihine, kimliğine, özüne aşkla bağlı, mazlum ve mağdurların yükünü omuzlayan, sonsuzun fethine çıkan gençlik, işte buradadır. Rabbim, Üstadın dava sancağını yere düşürmeyen bu gençlikten razı olsun. Onların ayağına taş değdirmesin. Bizleri de bu gençlikle yol yürümeye, bu gençliğin önündeki engelleri bertaraf etmeye inşallah memur ve mezun eylesin diyorum. Kuşkusuz Üstat Necip Fazıl'ı en iyi anlayanlar sanatkarlardır. Onun edebi mirasını tevarüs edenler de edipler ve sanatçılar olacaktır. Bu bakımdan Necip Fazıl Ödülleri'ni ülkemizin kültür, sanat ve edebiyat hayatının canlanması, kalitenin ödüllendirilmesi adına ben kıymetli buluyorum" dedi.
'8 AYRI KATEGORİDE 9 KIYMETLİ İSME ÖDÜLLERİNİ TEVCİH EDİYORUZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene 8 ayrı kategoride 9 kıymetli isme ödüllerini tevcih ediyoruz. Şiir ödülümüzü Celal Fedai'ye takdim ediyoruz. Şiirlerinin yanı sıra eleştiri ve poetika yazılarıyla edebiyatımızın kök metinlerinden güç alarak geleneksel olanı dönüştüren, yerleşik kabulleri sorgulayıp dünyaya yeni ve etkileyici bir perspektifle bakan Celal Fedai kardeşimi tebrik ediyorum. Bu yılki Hikaye-Roman ödülümüzün sahibi ise Tarık Tufan. Gündelik hayatın hızını, inceliğini, kırılganlığını eserlerine özenle taşıyarak bugünün nabzını tutan, özgün anlatım teknikleriyle kurguladığı romanları geniş ve nitelikli bir okur kitlesine ulaşan Tarık Tufan'ı yürekten kutluyorum. Fikir-Araştırma ödülümüzü Peren Birsaygılı Mut Hanımefendi'ye tevcih ediyoruz. Nabzı Filistin'le atan, Gazze'deki soykırımı kalemiyle, kelamıyla kayıtlara geçiren, Filistinli şairleri, yazarları Türk okuyucusuna tanıtarak sağlam ve sahici edebiyat köprülerinin kurulmasına vesile olan Peren Birsaygılı Mut hocamıza emeklerinden ötürü teşekkür ediyor, kendisini tebrik ediyorum" diye konuştu.
'HESAPLARIN ÜZERİNDE BİR HESAP VAR, BUNUN DA VAKTİ SAATİ İNŞALLAH GELECEK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle Gazze'deki İsrail saldırılarında şehit edilen 71 binden fazla Filistinli kardeşimize Allah'tan rahmet bir kez daha özellikle bunu niyaz ediyorum, mekanları cennet olsun inşallah. Kışın soğuğunda, son derece kısıtlı imkanlarla hayata tutunmaya çalışan şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu koruyan tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içerisinde, kışta, yağmurda, çamurda 7'den 70'e o çocukların, annelerin halini ekranlarda izliyoruz. Konteyner gönderelim diyoruz, Birleşmiş Milletler'i devreye sokuyoruz, Batı'yı devreye sokuyoruz. Netanyahu denilen Firavun zaten bu işlere asla ilgi duymaz ve bunu kabul etmiyor. Herhalde ayet-i kerimede Rabbimiz 've mekerû ve mekerallâh, vallâhu hayrul mâkirîn' buyuruyor. Hesapların üzerinde bir hesap var, bunun da vakti saati inşallah gelecek" ifadelerini kullandı.
‘NECİP FAZIL ÖDÜLLERİNE LAYIK GÖRÜLEN KÜLTÜR, SANAT VE EDEBİYAT ERBABIMIZI TEBRİK EDİYORUM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü'müzü bu sene iki genç kaleme; Merve Uygun ve Hasan Bozdaş'a veriyoruz. Öykülerinde gerçeklik zemininden kopmadan okura masalsı bir atmosfer sunan Merve Uygun'u, şiirlerinde insanın madde olmayan kısmını adeta kanaviçe gibi işleyerek gönüllere dokuyan Hasan Bozdaş'ı kutluyor, edebiyat ve düşünce yolculuklarında her iki isme de başarılar diliyorum. Çocuk Edebiyatı Ödülü'müzü Ayşe Sevim hanımefendiye takdim ediyoruz. Çocuklara ve gençlere edebiyatın göz hizasından bakan, didaktik olmayan bir dille hayallerden bahçeler kuran, değerlerimizi harf harf, kelime kelime evlatlarımıza aktaran Ayşe Sevim kardeşimi tebrik ediyorum. Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü'müzün sahibi ise bu yıl Dia al-Azzawi. Görsel sanatın modern imkanlarıyla kendi coğrafyasının derin acılarını, renkli ayrıntılarını, Doğu'nun zengin birikiminden beslenerek anıtlaştıran Dia al-Azzawi’yi canıgönülden tebrik ediyorum. Bu seneki Müzik Ödülü'müzü Bayram Bilge Tokel kardeşimize tevcih ediyoruz. Yahya Kemal, 'Musiki bizim romanımız' demişti. Bu tespiti biraz daha özelleştiren Tanpınar'a göreyse 'Türküler bizim romanımızdır'. Milli varlığımızın, hislerimizin, hayata bakışımızın hazinesi olan türküleri gerek icrasıyla gerek teorik yazılarıyla yaşayan ve yaşatan Bayram Bilge Tokel'i yürekten tebrik ediyorum. Necip Fazıl Saygı Ödülü'müzü ise çizgileriyle konuşan, çizgileriyle anlatan, dünyaya çizgileriyle bakan Hasan Aycın hocamıza tevcih ediyoruz. Dünya standartlarını aşarak kendine özgü bir çizgi dili geliştiren, kalemini insani olan her değere, insanlığın vicdan sızısına adayan büyük usta Hasan Aycın'ı tebrik ediyorum. Hasan Aycın hocamızla birlikte Necip Fazıl ödüllerine layık görülen kültür, sanat ve edebiyat erbabımızı bir kez daha ayrı ayrı tebrik ediyorum" dedi.
'HER ALANDA DAHA İYİ YERLERDE OLACAĞIMIZA YÜREKTEN İNANIYORUM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün bir kez daha gördük ki Türkiye dış politikada, savunma sanayinde, ekonomide olduğu gibi kültür sanatta da zincirlerini parçalıyor. Kendisine zorla giydirilen elbiseyi hamdolsun orada da yırtıp atıyor. Yıllar boyunca ideolojik kabile üyeleri dışında kimseye nefes aldırmayanların, kendisini okumuş, aydınlanmış, ilerici görüp diğer herkesi cahillikle itham edenlerin devri fikir hayatımızda da sona eriyor. Batının ülkemizdeki distribütörlerinin yerine artık ayakları bu topraklara basan, bu milletin değerlerinden beslenen, nitelikli eserleri ile kültür sanat hazinemizi zenginleştiren aydınlar, yazarlar, şairler, edipler alıyor. Bunu ülkemizin aydınlık geleceği adına çok önemsiyorum. Yarın her alanda daha iyi yerlerde olacağımıza yürekten inanıyorum. Bir keresinde şimdi hatırlıyorum, Üstat mahkemeye çıkıyor. Mahkemeye çıktığında da tabi hakimler kendisini çok iyi tanıyor, sürekli karşısında. 'Artık bıktık senden' diyorlar. Üstadın verdiği cevap çok enteresandır. 'Siz burada hakim, ben de burada yolcu olduğum sürece ben buraya daha çok uğrarım.' Üstat bu. Onun için de unutmayın, bizler bu yolda yolcu oldukça, birileri de hancı oldukça biz bu hanlara daha çok uğrarız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum" diye konuştu.







