Dervişoğlu: Siyaset müessesesi güvenilirliğini kaybetmiştir
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Vatandaşın iradesi, kişisel hesapların altında eziliyor. Siyaset müessesesi güvenilirliğini kaybetmiştir. Demokrasinin fazileti, faziletli kişiler sayesinde değer kazanır. Eğer bunu yapmaya muvaffak olamazsanız; kişilerle birlikte demokrasi de aşağıya gelir. Dün kara dediğine, bugün ak dememek esastır. Burada cambazlık bir hak değildir" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, her vesileyle büyük büyük laflar ve büyük sloganlar dinlediklerini belirterek, "Şimdilerde 'Terörsüz Bölge' diyorlar; muhatap oldukları binbir çeşit teröriste bakmadan. Bir türlü cebimize ve cüzdanımıza yansımayan, rakamsal büyümeleri dinliyoruz. Dış düşmanlar, iç düşmanlar, adalet sarayları, anayasalar ve 'umut hakkı' diyorlar. Ben kendimi bildim bileli bu siyasetin ya içinde oldum ya da kıyısında. Haklıymışız dediğim, haksızmışım dediğim oldu. Eleştirdiklerim, beğendiklerim de oldu. Ama ben ahir ömrümde, hiçbir dönem hatırlamıyorum ki siyaset dediğimiz şey, bir insanımızın dahi hayatına iyilik için, esenlik için, sağlık, refah ve haysiyet için dokunmasın. Ben devletin, vatandaşını korumaktan, kucaklamaktan, yüzünü güldürmekten, onun yaşamına güzellik katmaktan böylesine uzaklaştığı bir dönem hatırlamıyorum. Bir kanun çıkıyor; gençler perişan. Bir yönetmelik yayımlanıyor; öğretmen perişan. Bir taslak hazırlanıyor; çiftçi, köylü perişan. Bir kararla binlerce yatırımcı batıyor, iflas ediyor. Yıllar geçiyor, seçimler geçiyor ve biz yine aynı noktaya varıyoruz. Biz o 'umut' denilen mefhumu, o duyguyu, o hakkı o ölen kadınlara, o kız çocuklarına kendi insanımıza ne zaman vereceğiz? Yaşamak hakkını, barınmak hakkını, eğitim hakkını, güvenlik hakkını; gülmek, eğlenmek, çalışmak, yürümek, gezmek hakkını; kısaca insanca yaşamak hakkını ne zaman, hangi aşamada tesis edeceğiz" dedi.
'MUTLULUĞU HAKİM KILMANIN TEK YOLU BU DÜZENDEN KURTULMAK'
Türkiye'nin adalete ihtiyacı olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Suç varsa soruşturulur. Ceza varsa verilir. Ama hukukla. İntikamla, gözdağıyla, ibretlik linçlerle değil; vicdanla ve yasayla. Çoğu, 3 yasayla çözülecek meseledir. Ama bunların yakıtları adaletsizlik olduğundan; 24 değil, 34 yıl daha iktidarda kalsalar çözmezler. Bu ülkede hukukun, adaletin, huzurun, mutluluğun hakim kılınmasının tek yolu vardır; o da bu düzenden ve iktidardan kurtulmaktan geçer. Tek adam rejimlerinde biri gider, diğeri gelir. İsimlerin, şahısların hiçbir önemi yoktur; Kabine'nin başı haricinde hiçbir değişiklik bağlayıcı değildir. Bütün bakanlıklar artık 'siyasi unsur' haline gelerek, Cumhurbaşkanının talimatlarını yerine getiren, temsil makamlarından öte bir anlam ifade etmemektedir. Bu açıdan yeni kabine değişikliği, ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ndeki illüzyondan başka bir şey değildir. Ancak ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesi, bu davaların siyasi yönünü de resmileştirmiştir. İktidar, muhalefete yönelik sistematik baskısını resmi hale getirmekten ve bunu aleni olarak sergilemekten çekinmemektedir. Davayı açan kişi, dava süreci başlamadan, davayı yürütecek hakimlerin başına geçiyor. Aynı zamanda bu kişi, olası karar süreçlerine dair bütün itiraz makamlarının da odağında yer alıyor. Size dava açan, sizinle ilgili kararı verecek makamın üstünde ve karara itiraz edebileceğiniz makamların merkezinde konumlanmış durumda. Böyle bir ortamda, hiçbir süreçten Türkiye'ye demokrasi ve huzur ortamının çıkmayacağı da anlaşılmış olmalıdır" diye konuştu.
'BU BAYRAĞI KİRLETTİRMEYECEĞİZ'
Türkiye'nin namusuyla kazandığı ekmeği, namusuyla bölüşenlerin cumhuriyeti olduğunu işaret eden Dervişoğlu, "Siz o ekmeği ne büyüttünüz ne de adaletle bölüştünüz. Siz o ekmeği bize çok görenlerin neslindensiniz. O nimete, kinden, kibirden ve nankörlükten başka hiçbir gözle bakmadınız. Bugünse kalkmış, tüm aymazlığınız, düzenbazlığınızla, ikiyüzlülüğünüz ve melanetinizle diyorsunuz ki 'Türklüğü terhis edin.' Evet, siz bize bunu diyorsunuz. Feriştahı bunu yaptıramadı. Feriştahı bunu yaptıramaz. Bu millet bir avuç da kalsa size bunu yaptırmaz. Şimdi çıkmış bize milliyetçilik dersi vermeye kalkışıyorsunuz. Bize ait anılardan kurulmuş cümlelerle nutuk irat ediyorsunuz. Biz sizin söylediklerinize değil, yaptıklarınıza bakıyoruz. Yaptığınız çağrılarla Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tartışılmazlarını, tartışma masasına yatırıp, tartışılır hale getirdiniz. İmralı canisinden, ulakları vasıtasıyla gelen mesajın her cümlesinin altına imzanızı attınız. Meclis'i bir hainin ayağına yönlendirerek, devletle terör örgütünü eşitlediniz. Binlerce evladımızın katili alçağa, 'umut hakkı' adı altında özgürlük vaat etmeye devam ediyorsunuz. Neyin milliyetçiliğini anlatıyorsunuz? Üzülerek söylüyorum; sadece kendinizi değil, milliyetçileri de güvenilmez yaptınız. Türk milliyetçiliği üzerine kara bir gölge gibi düştünüz. Belli ki merkez siyaset söylemimizden de ziyadesiyle rahatsızsınız. Sizin yok etmek için büyük bir çaba sarf ettiğiniz siyasetin merkezini yeniden inşa edeceğiz. Biz, ekmeği büyütmenin, o ekmeği pay etmenin derdindeyiz. O ekmeğe el sürdürmeyeceğiz. Bu ülkeyi size kurban etmeyeceğiz. Bu bayrağı kirlettirmeyeceğiz" dedi.
'YANLIŞA DEĞİL; YANLIŞI KİMİN YAPTIĞINA BAKILIYOR'
Dervişoğlu, "Bu yaşadıklarımız, siyasetin ahlaktan, iktidarın sorumluluktan, makamın milletten kopmasının sonucudur. Çünkü bu ülkede artık yapılan yanlışa değil; yanlışı kimin yaptığına bakılıyor. Oyun kime emanet edildiğine değil, oyun kime verildiğine bakılıyor. O emanet, başka kapılarda pazarlık konusu yapılıyor. O oy, başka siyasi hesaplara ciro ediliyor. Vatandaşın iradesi, kişisel hesapların altında eziliyor. İstifa elbette bir haktır. Bizim partimizden de bir sürü arkadaşımız istifa etmişti. Hiçbiriyle ilgili olumsuz tek bir beyanıma şahit olmamışsınızdır. Bütün bunlar olduğunda kurduğum tek bir cümle vardır; siyaset gidenlerle değil, kalanlarla yapılır. Biz hedeflerimizi ve ideallerimizi paylaşacak milyonlarca insan buluruz. Siyaset müessesesi güvenilirliğini kaybetmiştir. Demokrasinin fazileti, faziletli kişiler sayesinde değer kazanır. Eğer bunu yapmaya muvaffak olamazsanız; kişilerle birlikte demokrasi de aşağıya gelir. Dün kara dediğine, bugün ak dememek esastır. Burada cambazlık bir hak değildir. Benim bu konudaki bakışım da çağrım da nettir; meşruluk sana bana göre değişen bir şey değildir. Siyasetin aşağı çekilen seviyesine karşı daha aşağı çekerek mukabele etmek de bir cevap değildir. Siyaseti kirletenlerden şikayetçiysek, gelin, şikayet edenler olarak İYİ Parti çatısı altında temizliğe başlayalım. Ve buradan da bir anlayışa varalım. Eğer niyetimiz açıksa, bunu yapacak gücümüz de var demektir" diye konuştu.




