Özgür Özel: Tayfun Kahraman, sözü dinlenmedi diye içeride yatıyor
Gezi Parkı Davası'nın hükümlüsü Tayfun Kahraman'ı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'nde ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Zulüm görüyoruz. Gezi olayında Tayfun Kahraman, Sayın Erdoğan'la görüşen ekibin başı. Tayfun'un sözü dinlenip dağılma olmayınca 2-3 gün sonra bazı olaylar oldu. Tayfun Kahraman, sözü dinlenmedi diye içeride yatıyor şu anda. Tayfun 'Gezi'yi barışçıl bir şekilde bırakalım ve gidelim' diyen noktadaydı. Tayfun'u içeride tutuyorlar. Tayfun Kahraman ve kızı Vera bu hale düşürülerek güçlendirilemez" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi Parkı hükümlüsü Tayfun Kahramanı, saat 15.45'de İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'nde gelerek ziyaret etti. Ziyaretin ardından Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
‘TAYFUN KAHRAMAN’IN DURUMU KARARDAN SONRA KÖTÜYE GİTTİ’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "İstanbul’da Cerrahpaşa Hastanesi’nin geçici olarak görev yaptığı prefabrik hastanenin bahçesindeyiz. Bildiğiniz gibi Tayfun Kahraman MS hastası ve sağlığı ile ilgili kaygı verici gelişmeler yaşanıyor. Zaten hem sağlıkla ilgili bilgiler de verilerek hem de yargılama sürecindeki hukuksuzluklar dile getirilerek Anayasa Mahkemesi’ne bir başvuru yapılmış. Başvuru esastan görüşülmüş, Anayasa Mahkemesi kendisinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve hem yeniden yargılama hem de tutukluluk halinin değerlendirilmesi, kaldırılması açısından birinci kademe mahkemesi olan 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye hukuk tarihinde bir ilke maalesef imza atarak şöyle bir karar verdi. 'Ben Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyorum' dedi. Esastan alınmış bir karara uymaması ilktir. Daha önce usulden alınmış kararlar ya da milletvekili dokunulmazlığının ihlali ile ilgili durumlar, yargılamanın durdurulmasına ilişkin kararlar hep vardı. Ama olmuş bitmiş bir yargılamadan sonra esastan verilmiş karara uymaması tam bir anayasa ihlaliydi. Bu durumun yanında bir yandan sağlık durumu açısından MS hastası olarak kritik bir noktadaydı. Bu karardan sonra çok daha kötüye gitti. Şaşılacak bir şey yok aslında. Zaten bir kere MS hastalarının özenli beslenmesi lazım, dört yıldır cezaevi yemeği yiyor. MS hastalarının düzenli güneş alması lazım, dört yıldır hücrede yaşıyor. MS hastalarının düzenli hareket etmesi lazım, kaslarının güçlü olabilmesi için. Dört yıldır bir cezaevinde koğuşunun işte havalandırmasına günün belirli saatlerinde hareket edebiliyor. O yüzden kötüye gidiyordu. Ama MS hastasının stresten ve üzüntüden uzak olması lazım. 'İçeride yatmaya devam edeceksin' denildiğinde de bir MS atağı gelişti. Ben bugün hastanedeki Sayım başhekimimizle, doktorlarımızla da görüştüm. Tayfun Kahraman’ı takip eden, onun gibi çok sayıda hastayı takip eden, hastaların sağlık durumlarının iyi olmasını kendi yakınlarınınki kadar önemseyen bir ekip var. Ancak gördüğümüz durum şu, 15 metrekarelik bir odanın içinde dört tane jandarma eriyle birlikte durmak zorunda kalıyor. Çünkü Prefabrik, firar tehlikesi var, burada bir adli koğuş yok" ifadelerini kullandı.
'ANAYASAL DÜZENİ İHLAL, TÜRKİYE'DE MÜEBBET HAPİS SUÇU'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Adalet Bakanı bir açıklama yapmış, biraz önce onu okuyordum. 'Adli tıpa başvurursa' diye. Adalet Bakanı’na şunu söylemek isterim. Biz adli tıplık değiliz, biz senliğiz. Senin Adalet Bakanı olduğun ülkede Anayasa Mahkemesi, esastan bir mahkeme kararının adil yargılama hakkını ihlal ettiğini söylüyor ve 'Yeniden yargıla' diyor, 'Tutuksuz yargıla' diyor. Ayrıca sağlık durumuyla ilgili bir şeyler de söylüyor, önemli şeyler söylüyor. Buna uymayan birinci kademe mahkemesi var. Sen de Hakimler Savcılar Kurulu’nun başkanısın. Yani HSK, hakimler ufak tefek hatalar yaptığında onların siciline bakıyor, tayin ediyor falan. Bundan büyük hata yok. Adam anayasayı ihlal ediyor. Anayasaya 'yok' diyor. Anayasal düzeni ihlal, Türkiye’de müebbet hapis suçu. Bizzat 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi bu suçu işliyor. Anayasal düzeni ihlal etti. Anayasayı yok sayıyorlar. O da bana oradan çıkmış, Adalet Bakanı, 'Efendim işte adli tıpa başvururlarsa değerlendirilir' Oralarda değiliz arkadaşlar, başka bir yerdeyiz. Şimdi Anayasa Mahkemesi’ne yarın bir başvuru daha yapılacak, bundan önce de yapıldı. Önceki başvuru kararına uymadılar, bu durumlarda Anayasa Mahkemesi biliyorsunuz oybirliğiyle Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasına hükmediyor ve ikinci karar uygulandı daha öncelerde. Ayrıca Anayasa Mahkemesi sağlık durumuyla ilgili tedbir kararını da ‘Şimdilik’ diye değerlendirmişti. Buradan alınan ve Cerrahpaşa Hastanesi’nin çok ciddi bir raporu var. O raporla birlikte başvurulacak. Ümidimiz Anayasa Mahkemesi’nin hem sağlık durumunu gözeterek tedbir vermesi, bununla birlikte eşzamanlı hatta mümkünse Anayasa Mahkemesi’nin ikinci ihlal kararını da verip, ‘Hadi bunu uygulamamazlık yapamazsın’ demesi, HSK Başkanı Adalet Bakanımızın da artık 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Aklınızı başınıza toplayın’ demesi lazım" diye konuştu.
'SOL AYAĞINDA BAYAĞI BİR KUVVET KAYBI OLDUĞUNU BEN DE GÖZLEMLEDİM'
Özgür Özel, "Yataktan yardım olmadan ayağa kalkamıyor, sol ayağında bayağı bir kuvvet kaybı olduğunu ben de gözlemledim. Hocaları varken, ailesi varken ben sağlık durumuyla ilgili çok fazla bir şey söylemem, sınırı aşan bir şey söylemek istemem. Burada bir sürü MS hastası var. Onların moralini bozmak istemem. Ama bu kadar strese, bu kadar güneş ışığından mahrumiyete, hareketsizliğe olacağı buydu. Göz göre felç etmesinler artık arkadaşımızı. Zaten her yönüyle hukuken de çok haklı bir zeminde, sağlık yönünden de çok riskli bir zeminde. Bu işin hızlı bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Ben Adalet Bakanı'nın bu noktada iyi niyetine inanıyorum. Ama kötü niyetlilere susarak da olmuyor o iş'' dedi.
'BAKAN, MANİ OLANA SÖYLEMELİ'
Özel, "Adalet Bakanı’nın söylediği yol, şu an önümüzdeki yola göre böyle kulağı tersten gösterme yolu. Anayasa Mahkemesi, 'Bu kişiyi bırakın' demiş. Bıraksalar zaten eşi yanında kalacak. Şu anda refakatçi de kalamıyor eşi yanında. Eşiyle birlikte tedavisi yapılacak. Zaten morali yükselecek. Anayasa Mahkemesi, ikinci kararını vermek üzere. Şimdi buradan Adli Tıp Kurumu’na başvursun, öyle bir şey istiyorlarsa o da yapılır da ama iş oralık değil. Adli tıp yolundan çok daha kısa, kestirme ve kesin bir yol var. Onun uygulanmamasına laf etmesi lazım, bize yol göstereceğine. Ben diyorum ki 'Girmem gereken kapıdan giremiyorum' Adalet Bakanı’nın kapıda bana mani olana 'Ya niye sokmuyorsun' diyeceğine, 'Yangın merdivenden çıksan mı acaba' diyor. İşin bu kısmı hatalı. Kendisi iyi niyet gösteriyor ama kötü niyet gösterenlere karşı bir şey yapılması lazım artık. 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa’nın bir sayfasını yırttı, ‘Bence bu yok’ diyor. Yarın ben de senin olduğun sayfayı yırtsam ne olacak? Tamamen düzen ortadan mı kalkacak? Cumhurbaşkanı’nın yetkileri de başka bir sayfada yazıyor. Adalet Bakanı’nın yetkileri başka bir sayfada yazıyor. Yani burada artık bazı işler. Yüzlerce arkadaşımız içeride. Mücadelemizi de sürdürüyoruz. Ama şimdi bazı noktalarda sırf karşı taraftan diye bu kadar ağır hak ihlalleri yaparsanız zaten tarihin kötü bir tarafına savruldunuz ama çok kötü bir yerine daha savruluyorsunuz. Anayasa’yı ihlal suçuna sessiz kalınamaz. Olacak iş değil. Bir an önce bu işin burada çözülmesi lazım" şeklinde konuştu.
‘ZULÜM GÖRÜYORUZ’
Özel, "Bir iç cephe, şuanda oyları yüzde 40 olmuş bir ana muhalefet partisi olmaksızın ya da ona vurarak, ona saldırarak, onun Cumhurbaşkanı adayı içeri atılarak, onun belediye başkanları ki düşünün. Dünyada bir turisti çevirin ve ‘Türkiye’de hangi şehri biliyorsunuz?’ deyin. İstanbul demezse Antalya der, Antalya demezse İstanbul der ve ikisinin de belediye başkanı içeride. Türkiye’de en popüler belediye başkanlarından biri, ‘Kim?’ derseniz Zeydan Karalar, İçeride. 16 belediye başkanı içeride. Zulüm görüyoruz. Gezi olayında Tayfun Kahraman, Sayın Erdoğan’la görüşen ekibin başı. Tayfun’un sözü dinlenip dağılma olmayınca 2-3 gün sonra bazı olaylar oldu. Tayfun sözü dinlenmedi diye içeride yatıyor şu anda. Tayfun 'Gezi‘yi barışçıl bir şekilde bırakalım ve gidelim' diyen noktadaydı. Tayfun’u içeride tutuyorlar. Tayfun Kahraman ve kızı Vera bu hale düşürülerek güçlendirilemez" dedi.
'TROLLERİN BİLE YAYINLAMAYA UTANACAĞI ÇİRKİN BİR VİDEO GÖSTERDİ'
Genel Başkan Özel, "İç cephe güçlenecekse hep birlikte birbirimize saygılı, hukuka saygılı bir şekilde. İddialar olabilir, tutuksuz yargılama ile televizyonlardan yayın istiyoruz. Ama iç cephenin güçlendirilmesinin yolu muhalefete düşman hukuku uygulamak değildir. Bugün ana muhalefet partisinin liderine trollerin bile yayınlamaya utanacağı yalan - yanlış, montajlı çirkin bir videoyu oynatarak, saldırarak iç cepheyi güçlendiremezsin. O yüzden Bahçeli’nin ifadesi doğrudur. Ortaya konulan hat doğru bir hattır. Hepimiz aynı şeyi söylüyoruz. Düzeni bozan Erdoğan’dır ve bundan sonraki süreçte Erdoğan iç cepheyi güçlendirmek istiyorsa içerideki kimseye düşman hukuku uygulamayacak ve ondan sonrasını hep birlikte bakacağız. Soruyorlar; ‘Erdoğan’la normalleşme?’ Benim Erdoğan’la normalleşme gibi bir derdim yok. Benim bu ülkenin normalleşmesi gibi bir derdim var. Benim bu ülkedeki insanların insanca yaşaması ve hayatlarını insanca sürdürmeleri, bundan sonra da emeklisinden asgari ücretlisine, çiftçisinden memuruna ve esnafına kadar herkesin insanca yaşaması gibi bir derdim var" dedi.





