Geri Dön
PolitikaTBMM Genel Kurulu'nda bütçe maratonu başladı

TBMM Genel Kurulu'nda bütçe maratonu başladı

TBMM Genel Kurulu'nda '2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmeleri başladı. Bütçe sunumu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2026 yılında enflasyonun yüzde 20'li seviyelerin altına indirilmesi, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılması ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere indirilmesi temel hedefimiz olmaya devam edecektir" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda bütçe maratonu başladı

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala ve AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler katıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, oturum öncesinde Özgür Özel, Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan ve Müsavat Dervişoğlu ile tokalaştı.

'RAPOR EN KISA SÜRE İÇERİSİNDE SUNULACAK'

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 2026 yılı bütçesinin 40 gün boyunca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşüldüğünü, bu kapsamda 21 birleşim, 77 oturumda yaklaşık 240 saatlik müzakerelerde, 271 milletvekilinin 1353 kez söz talebinin karşılandığını söyledi. 28'inci yasama döneminin TBMM ve Türkiye tarihi açısından önemli olduğunu belirten Kurtulmuş, "28'inci dönem Meclis'imiz, Cumhuriyet'in 2'nci asrının başlangıcını yapmıştır. Bu özelliğiyle fevkalade tarihi bir Meclis'i hep birlikte icra ediyoruz. Bu süre içerisinde TBMM'de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu vasıtasıyla bu tarihi dönemin ruhuna uygun bir şekilde çok yoğun çalışmalar gerçekleştirilmiştir. TBMM'deki siyasi partilerin neredeyse tamamının katıldığı bir komisyon marifetiyle, son derece olgun bir demokratik ortamda, fevkalade ciddi tartışmalar yaparak, Cumhuriyet'in ilk 100 yılının en yakıcı ve en zor sorunu olan terörün ortadan kaldırılabilmesi için çok yönlü, çok katmanlı bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu konuyla ilgili toplumun bütün kesimleri dinlenmiş, şehit aileleri ve gazilerimizle birlikte başlayan ilk oturumun yanı sıra Türkiye'nin bütün sivil toplum kuruluşları fevkalade geniş bir şekilde dinlenmiş ve dinleme faaliyetleri geçtiğimiz hafta itibarıyla sona ermiştir. Bundan sonraki süreç için ümit ediyorum ki komisyon, sürdürdüğü müzakere olgunluğunu devam ettirerek, fevkalade güçlü bir raporu yazacak ve bu sorun ile ülkemizin demokratik standartlarını yükseltmesi ile ilgili genel bir perspektifi en kısa süre içerisinde yazacağı rapor ile TBMM'ye sunacak" ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda bütçe maratonu başladı

Kurtulmuş, 'Terörsüz Türkiye' çalışmalarının olgunlukla yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, "'Terörsüz Türkiye' sadece TBMM'deki komisyonun görev alanında değildir. Bu bir devlet projesidir. Devletin başta güvenlik kurumları olmak üzere tüm ilgili kurumları sürecin kazasız bir şekilde yürütülmesi ve sonlandırılmasıyla ilgili olarak, üst düzey bir koordinasyonla görevlerini yerine getirmektedir. Aynı şekilde TBMM'deki komisyonumuz ise süreçte üzerine düşen demokratik denetim fonksiyonunun bir gereği olarak süreci fevkalade başarılı bir şekilde bu noktaya kadar getirmiştir. Ümit ederim ki sonuç alarak Türkiye tarihindeki en önemli fırsatlardan birinin başarıyla sonuçlanmasına vesile olur. Ayrıca 28'nci dönem Meclis'inin tarihi sorumluluğu gereği, atması gereken diğer demokratik adımların da altını çizmek isterim. Her şeyden evvel Türkiye'nin 2'nci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması, TBMM 28'nci dönem Meclis'inin önemli sorumluluklarından birisidir" diye konuştu.

'2026, OVP'NİN EN KRİTİK YILIDIR'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bütçe üzerine konuştu. Yılmaz, bütçe teklifini istikrar ve refah bütçesi olarak nitelendirdi ve son 23 yılda makroekonomik istikrardan kurumsal reformlara, altyapıdan sosyal politikalara kadar pek çok alanda dünyaya örnek olacak bir kalkınma hamlesinin ortaya konduğunu söyledi. Yılmaz, açıklamasında, "Bu süre zarfında, uluslararası gelişmişlik sınıflandırmasında alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna kalıcı şekilde yükselen bir Türkiye inşa ettik. Bu sadece ekonomik bir başarı değil; güçlü bir devlet aklının, kararlı bir liderliğin ve milletimizin azminin ortak eseridir. Şimdi yeni bir eşik noktasına gelmiş bulunuyoruz. Türkiye, artık yüksek gelirli ülkeler ligine girmeye hazırlanan bir ülkedir. Bu yürüyüş sadece rakamsal bir geçiş değildir; bu yeni aşama, niteliksel bir değişimin, yeni bir kalkınma hamlesinin başlangıcıdır. Bu yeni yolculuk her alanda daha yüksek standartlara, daha ileri teknolojilere, daha güçlü kurumlara, daha kapsayıcı bir refaha yönelişin adıdır. Bu yolculuk, 'Türkiye Yüzyılı' rotasında büyük bir dönüşüm hamlesidir. Bu kapsamda 2026 yılı, 'Orta Vadeli Program'ımızın (OVP) en kritik yılıdır. Çünkü 2026, hem attığımız adımların sonuçlarının görünür hale geleceği hem de reformlarımızın meyve vereceği bir eşik yılı olacaktır. Bütçemiz tam da bu anlayışla huzurunuza getirilmiştir. 2026 bütçesi, yapısal dönüşümü hızlandıracak, yüksek gelir hedefini destekleyecek bir anlayışla hazırlanmıştır" dedi.

TBMM Genel Kurulunda bütçe maratonu başladı

'5 YILDA RESİM TAMAMEN DEĞİŞTİ'

Bütçenin ekonomik büyüme, enflasyon oranının düşmesi ile kalıcı sosyal refah artışını güçlendireceğini ifade eden Yılmaz, bütçenin makroekonomi, finansal istikrar ve mali disiplin çizgisine bağlı kalınarak hazırlandığını ekledi. Yılmaz, "Küresel ekonomi uzun bir süre ekonomik belirsizlik, teknolojik yenilik ve jeopolitik gerilim baskısı altında kendine yön çizmeye devam edecektir. Dünya ekonomisinin bu yeni dönemini anlamak için son çeyrek asra baktığımızda tablo daha net ortaya çıkıyor. Son 25 yılda küresel büyüme ve ticaret hacmi güçlü bir ivme yakalamıştı. Ancak son 5 yılda bu resim tamamen değişti. Salgın, savaşlar, enerji krizi, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve artan korumacılık, küresel ekonominin dinamizmini önemli ölçüde zayıflattı. Küresel salgın öncesindeki yaklaşık 20 yılda dünya ekonomisi, yıllık ortalama yüzde 3,7'lik bir artışla tarihin en hızlı genişleme evrelerinden birini geçirmiştir. Bu tablo, dünya ticaretinde çok daha belirgin bir daralma ile kendini göstermektedir. Bugün artık kurallara dayalı, liberal ve açık dünya ticareti geçmişteki kadar güçlü değildir. Korumacılık eğilimleri hızla artıyor, ticarette tarifeler yükseliyor, ihracat kısıtlamaları yaygınlaşıyor, ülkeler stratejik sektörlerini korumak için giderek daha kapalı politikalar uyguluyor. Küresel ticaret motoru, artık eskisi gibi büyümeyi destekleyememektedir. Günümüzde küresel tedarik ağları yeniden şekillenirken uluslararası sermaye hareketlerinde kırılganlıklar daha belirgin hale geliyor" değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Genel Kurulunda bütçe maratonu başladı

'BÜYÜME PERFORMANSIMIZ 21 ÇEYREKTİR DEVAM EDİYOR'

2026 yılında da küresel ekonomideki belirsizliklerin devam edeceğini aktaran Yılmaz, Türkiye'nin ekonomisine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"2024 yılı boyunca küresel ölçekte dezenflasyon odaklı parasal sıkılaşmanın dış talepte yol açtığı zayıflamaya ve jeopolitik gerilimlere rağmen, Türkiye ekonomisinde ılımlı ancak istikrarlı bir büyüme performansı sergilenmiştir. Fiyat istikrarını önceleyen politika çerçevesiyle uyumlu bir patikada, 2024 yılı yüzde 3,3'lük büyüme oranıyla tamamlanmıştır. Salgınla başlayan, jeopolitik gerilimler ile enerji, gıda ve tedarik zinciri krizleriyle derinleşen küresel dalgalanmalara karşın Türkiye ekonomisi, istikrarlı büyümesini sürdürerek dünya ekonomisinde olumlu yönde ayrışan ülkeler arasında yer almıştır. Salgın sonrasındaki büyüme performanslarına bakıldığında, 2020-2024 döneminde dünya ekonomisi kümülatif olarak yüzde 15,1 oranında büyürken, Türkiye ekonomisi aynı dönemde yüzde 30,3'lük bir büyüme kaydetmiştir. Bu süreçte ortalama yıllık büyüme hızı dünya genelinde yüzde 2,9 düzeyinde gerçekleşirken, Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,4'lük oranla dünya ortalamasını neredeyse 2'ye katlayan güçlü bir büyüme performansı ortaya koymuştur. Güçlü büyüme performansıyla milli gelirimiz, Cumhuriyet'imizin 100'üncü yılı olan 2023 itibarıyla ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşarak 1 trilyon 130 milyar dolara ulaşmış, kişi başına düşen milli gelir ise 13 bin 243 dolar olarak gerçekleşmiştir. 2024 yılında kişi başına düşen milli gelirimiz 15 bin doları aşmıştır. 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla GSYH'nin (gayrisafi yurt içi hasıla) dolar cinsinden yıllıklandırılmış büyüklüğü 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine yükselmiştir. Aynı dönemde yıllıklandırılmış kişi başına milli gelirin ise yaklaşık 17 bin dolar seviyesine çıktığı görülmektedir. Yıl sonu tahminimiz ise 17 bin 748 dolardır. 2024 yılı itibarıyla, nominal dolar bazında Türkiye dünyanın 17'nci büyük ekonomisi konumundadır. 2025 yılı tahminleri ışığında ise Türkiye ekonomisinin 1,5 trilyon dolarlık milli geliri aşması ve 16'ncı büyük ekonomi konumuna yükselmesi beklenmektedir. Ekonomimizin gelişmiş ülkelere yakınsama süreci devam etmektedir. Türkiye ekonomisinde, 2025 yılının 3'üncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,7 oranında büyüme gerçekleşmiştir. Küresel ve bölgesel olumsuz konjonktüre rağmen, siyasi istikrar ortamı ve öngörülebilir politikalar çerçevesinde, büyüme performansımız 21 çeyrektir kesintisiz devam etmektedir."

'2026'DA ENFLASYON YÜZDE 20'NİN ALTINA İNDİRİLECEK'

Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,8 oranında büyüyeceğini tahmin ettiklerini dile getirdi. Enflasyon oranlarının da düşeceğini vurgulayan Yılmaz, "2024 yılının Haziran ayında uygulamaya koyduğumuz dezenflasyon programı, küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı bir dönemde ülkemizin ekonomik kararlılığını en net şekilde ortaya koyan unsurlardan biri haline gelmiştir. İzlediğimiz sıkı para politikası, mali disiplin ve makroihtiyati tedbirler birlikte ele alındığında, dezenflasyon sürecinin ülkemizde artık kalıcı fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda ilerlediği açıkça görülmektedir. Bu dönemde Türk lirasının görece istikrarlı seyri, temel mal fiyatlarına olumlu yansırken, politika bileşenleri arasındaki güçlü koordinasyon ise dezenflasyon sürecinin zeminini sağlamlaştırmaktadır. Dezenflasyon sürecinin program takvimimizle uyumlu şekilde ilerlemesi, yılın 2'nci yarısında çok daha somut biçimde hissedilmiştir. Kasım 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,1 düzeyine kadar gerilemiştir. Temel mal enflasyonunda çok daha belirgin bir düşüşle bu oran yüzde 18,6 olmuştur. Aralık ayına yönelik enflasyon görünümü de olumlu seyretmektedir. Önceliğimiz açık ve nettir. Bütüncül bir yaklaşımla para, maliye, gelirler politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz. 2026 yılında enflasyonun yüzde 20'li seviyelerin altına indirilmesi, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılması ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere indirilmesi temel hedefimiz olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda bütçe maratonu başladı

Yılmaz ayrıca, Türkiye'nin 2024 yılında 261,8 milyar dolar, 2025 yılında 247,2 milyar dolar, 2026 yılında ise 270,6 milyar dolarlık ithalat rakamlarına ulaştığını belirtti.

'29 MİLYAR LİRA FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFLİYORUZ'

Merkez Bankası rezervlerinin 183,2 milyar dolar seviyesine ulaşarak, olumlu bir seyirde sürdüğünü söyleyen Yılmaz, Türkiye'nin 5 yıllık CDS risk primlerinin ise düştüğünü dile getirdi. Yılmaz, 2026 yılı merkezi yönetim bütçesine ilişkin şöyle konuştu:

"2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde bütçe giderlerinin 18 trilyon 979 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 266 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Deprem nedeniyle bütçe açıklarında yaşanan arızi artış sonrasında, bütçe açığını yeniden hükümetlerimiz dönemindeki yüzde 3'ün altında olan ortalama seviyeye yaklaştırıyoruz. Hükümetlerimiz döneminde mali disiplin her zaman temel önceliğimiz oldu. Bütçeyi 'Faiz bütçesi' olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik. Nitekim, 2026 yılı bütçesinde büyük oranda deprem harcamaları bağlantılı geçici yükselişe rağmen, faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,5 seviyesinde olmasını öngörmekteyiz. Bununla birlikte 2026 yılı bütçemizin 29 milyar lira faiz dışı fazla vermesini hedefliyoruz. Diğer taraftan 2026 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı ise şu şekildedir. Personel giderleri 4 trilyon 907 milyar liradır, Sosyal Güvenlik Kurumuna devlet primi giderleri 600 milyar liradır, mal ve hizmet alım giderleri 1 trilyon 250 milyar liradır, cari transferler 6 trilyon 871 milyar lira, sermaye giderleri 1 trilyon 312 milyar lira, sermaye transferleri 525 milyar lira, borç verme giderleri 397 milyar lira, yedek ödenekler 375 milyar lira, faiz giderleri 2 trilyon 742 milyar liradır."

TBMM Genel Kurulunda bütçe maratonu başladı

'TÜM KESİMLERE İYİLEŞTİRME YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Yılmaz, AK Parti hükümetleri boyunca çalışanlar ile emekli maaşlarının artış oranlarının enflasyon üzerinde olduğunu belirterek, "Memuruyla işçisiyle kamu çalışanlarının özlük haklarını iyileştirdik. En düşük devlet memuru aylığı, 2025 yılı Temmuz ayı itibarıyla 50 bin 503 liraya yükseltilmiş olup temmuz ayında 2002 yılına göre reel artış yüzde 262 olmuştur. En düşük emekli aylığı temmuz itibarıyla 16 bin 881 TL'ye yükseltilmiştir. En düşük emekli aylığındaki reel artış temmuz ayında 2002 yılına göre yüzde 621'dir. 2023 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere, kamu görevlilerimizin ek göstergelerini artırdık. Öğretmen, hemşire, polis, din görevlisi, şube müdürü, avukat gibi birçok kamu görevlimizi 3 bin 600 ek göstergeden yararlanır hale getirdik. İmkanlarımızı artırdıkça enflasyonun düştüğü bir ortamda, kalıcı refah artışı sağlayacak şekilde tüm kesimlerin şartlarında iyileştirme yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın sunumunun ardından, Genel Kurul siyasi parti temsilcilerinin bütçe üzerine açıklamalarıyla devam ediyor.

'TERÖRİSTLERİ, 'BARIŞ GÜVERCİNİ' İLAN EDİP VİCDANLARINI YARALIYORSUNUZ'

TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmeleri, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun konuşmasıyla devam etti. Dervişoğlu, polisin ve jandarmanın gece gündüz demeden canı pahasına çalıştığını, yoksulluk sınırının altında yaşam savaşı verdiğini ancak bütçede onların hayat standartlarını yükseltmeye yönelik tek bir cümle geçmediğini belirterek, "Yaptığınızı ben söyleyeyim; canları pahasına mücadele ettikleri teröristleri, 'barış güvercini' ilan edip vicdanlarını yaralıyorsunuz. Eskişehir'in göbeğinde bir vatan evladı çıkıp, bu gerçeği yüzünüze vurunca da rahatsız oluyorsunuz. O ses hakikattir. O ses, milletin vicdanının, onurunun sesidir. O ses, bu vatan için şehit olmuş kahramanların ateşinin düştüğü ocakların haykırışıdır. Onur'umuza ve onurumuz olan güvenlik kuvvetlerimize milletin evinden selam olsun. Sokaktaki şiddeti bitirmeyen, uyuşturucu baronlarının kökünü kazımayan, kartelleşen çeteleri ortadan kaldırmayan, teröristi makbul görüp, polisimizin jandarmamızın hakkını teslim etmeyen bu bütçeye vicdanen ve aklen 'hayır' diyoruz. Ezcümle; Adalet Bakanlığı, hukuku adam seçerek uyguluyor ve adaleti sağlamıyorsa bu bütçeye ne gerek vardır? Profesöründen araştırma görevlisine; yoksulluk sınırında ya da altında maaş veriyorsan, devlet okullarını fiilen ortadan kaldırıyor, özel okul sayısının katbekat artışına zemin hazırlıyorsan Milli Eğitim bütçesine ne gerek vardır?" dedi.

'SİZE DE BÜTÇENİZE DE 'HAYIR' DİYORUZ'

Bu bütçe teklifinin beceriksizliğin, kötü niyetin ve vasıfsızlığın manifestosu olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Politika yapıcıların aklına, barınma krizine çözüm olabilecek 'zorunlu sosyal kota' veya 'boş konut vergisi' gelmediği için karşımızda 'evsiz'; icraya düşen krediler rekor kırarken, milletin sofrası boş kaldığı için 'ekmeksiz'; mal ve can güvenliği kalmadığı için 'güvensiz' bir ülke vardır. 'Yeni Türkiye' ambalajını kaldırdığımızda altından çıkan; her hücresine kadar çürütülmüş, her değeri yok edilmiş, eşitsizliğin meşrulaştırıldığı ve zayıfın yere düşürüldüğü bir yoksunluklar Türkiye'sidir. Biz bu iktidara da bütçesine de 'hayır' diyoruz. 'Bölgede riskler yüksek', 'Kartlar yeniden dağılıyor, beka tehdidi' diye bağırıp duruyorsunuz. Bunun için, PKK ile bile pazarlık masasına oturduğunuzu, ulus kimliğine ve üniter yapıya dayalı Cumhuriyet’ten bile vazgeçmemiz gerektiğini fısıldıyorsunuz. Beka söz konusu olduğu için de bunu sindirmemizi hiddetle arzu ediyorsunuz. Peki yarın; ‘Bu işte de yanlış yapmışız’, ‘aldatılmışız, kandırılmışız’ derseniz? U dönüşü mü yapacaksınız? 'Milletim hakkını helal etsin' mi diyeceksiniz? Ki yavaş yavaş başladınız. Buğday ithal eder gibi, milli kimlik ve üniter yapı mı ithal edeceksiniz? Cumhuriyet Türkiye’sini yeniden tesis etmek için, başka maden ruhsatları mı vereceksiniz? Biz, ‘Terörsüz Türkiye’ masalıyla, Türkiye’ye kabus yaşatmak istediğiniz için, teröristlerle iktidar pazarlığı yapacak kadar milli benliğinizden uzaklaşıp, şuursuzlaştığınız için namus ve şerefiniz üzerine ettiğiniz o yeminleri unutup, 85 milyonun hakkına hukukuna göz diktiğiniz için size de bütçenize de 'hayır' diyoruz" diye konuştu.

MHP'Lİ AKÇAY: EKONOMİDE İSTİKRARI SAĞLAMAK ÖNCELİĞİMİZDİR

TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmeleri, MHP Grup Başkanvekili Erhan Akçay'ın konuşmasıyla devam etti. Akçay, Cumhuriyet'in ilk yüzyılının yeniden doğuş ve var olma, yeni yüzyılının ise şahlanış ve dünyaya nizam verme asrı olacağını belirterek, "Bizim nazarımızda siyaset gündelik çıkar avcılığı değil, mümkün olanı millet hayrına gerçekleştirme faaliyetidir. Siyasetimizin öznesi insan, nesnesi devlet, cümlesi büyük Türk milletidir. İşte bu şuurla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği istikrar ve Cumhur İttifakı'nın sarsılmaz iradesi, Türkiye'nin siyasi gücüdür. Bu duruş sadece günü kurtarmanın değil, nesillerin geleceğini teminat altına almanın mücadelesidir. Ürettiğinden fazla tüketen, kazandığından fazla harcayan bir ekonomi istikrasızdır. 2026 yılı bütçemizi zorlu bir ekonomik tablo içinde konuşuyoruz. Ancak Türkiye zorlukları fırsata çevirip sıçramaya dönüştüren bir ülkedir. Ekonomideki hedefimiz nettir. Ekonomide istikrarı sağlamak önceliğimizdir. Enflasyonu kalıcı biçimde tek haneye indirmek, üretken yatırımlarla istihdamı büyütmek ve refahı adil paylaşmak istiyoruz. Bu amaçla 2026 yılı bütçesi üç temel üzerine inşa ediliyor; harcamada disiplin, fiyat istikrarına esas alan enflasyonla mücadele ve sürdürülebilir büyüme. Dünya ekonomisi belirsizliklerle doludur. Savaşlar, tedarik zincirlerinde yaşanan krizler, enflasyonist baskılar devam etmektedir. Pek çok ülke bu fırtınada sarsılırken Türkiye farklı bir hikaye yazmaktadır" dedi.

'BİRBİRİMİZİN KAHRINI YUTMAZSAK BAŞKALARININ ZEHRİNİ YUTMAK ZORUNDA KALIRIZ'

MHP'li Akçay, Cumhuriyet ve demokrasi tarihinin en hassas ve kritik dönemlerinden birinin yaşandığını ifade ederek, "Terörsüz Türkiye' dediğimiz bu süreçte mazisi yaklaşık 40 yılı geçen terör sorununun ülkemiz gündeminden tamamen çıkarılması hedeflenmektedir. Amacımız milli birlik ve bütünlüğün pekiştirilmesi, kardeşliğimizin ve barışımızın tahkim edilmesi, devletimizin bekasının teminat altına alınması, hukukumuzun, demokrasimizin geliştirilmesi, güçlü büyük Türkiye'nin inşasıdır. Terörsüz Türkiye, siyasi bir manevra değil; devlet aklı ve millet vicdanıyla çizilmiş tarihi, milli ve stratejik bir yöneliştir. Bu yolun pusulası hukuk, demokrasi, adalet, güvenlik ve onurdur. Terörsüz Türkiye yalnız iç barışımız için değil, aynı zamanda Orta Doğu'da, Mavi Vatan’da, Kıbrıs'ta, Balkanlar'da, Kafkasya'da, Orta Asya'da, Afrika'da daha güçlü jeopolitik sağlam duruşun ve istikrarında şartıdır. Hayat, insanları yoksullukları ve korkuları üzerinden vurur. Türkiye ve Türk milleti onlarca yıl yaratılan suni korkular ve kasti yaşatılan yoksulluklar üzerinden büyük yara aldı. Terörsüz Türkiye'yle tüm korku ve yoksulluk oyunlarına son veriyoruz ve 'Vakit, kardeşlik ve kenetlenme vaktidir' diyoruz. Bu milletin evlatları olarak birbirimizin kahrını yutmazsak başkalarının zehrini yutmak zorunda kalırız. Ve biz bu zehri asla yutmayacağız" ifadelerini kullandı.

MHP'Lİ KILIÇ: TÜRKİYE'NİN ÜRETİM ÇARKLARI TIKIR TIKIR DÖNÜYOR

Akçay'ın ardından MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç konuştu. MHP'li Kılıç, dünyanın bir durgunluk korkusuyla boğuştuğunu ancak Türkiye'nin kendi hikayesini büyük bir iradeyle yazmaya devam ettiğini söyleyerek, "İşte böyle tekin olmayan; karmaşanın, savaşın yaşandığı bir dünyada ülkemiz Cumhur İttifakı'mızın sağladığı kaya gibi sağlam siyasi istikrar sayesinde bölgesinde bir güven noktası olarak yükseliyor. Hatırlayın o eski günleri; koalisyon pazarlıklarıyla heba edilen ayları, karar alamayan hantal yapıları, yarını göremeyen iş dünyasını, bir anayasa kitapçığı ile yerle bir olan ekonomileri. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle o devirler hamdolsun kapandı. Çift başlılık tarihe karıştı. Bugün yürütme hızlı karar alıyor. Caydırıcılığımız artıyor. 'Küresel meydan okumalara karşı ben de varım; hem de en güçlü şekilde' diyen bir Türkiye emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Milli çıkarlarımız söz konusu olduğunda ekonomide, diplomaside ve sahada gözünü budaktan sakınmayan, kimseden icazet almayan, Ankara merkezli düşünen bir devlet aklı milletimiz için çaba gösteriyor. Felaket tellallarına sürekli karamsarlık pompalayanlara, 'Türkiye battı, bitti' senaryosu yazanlara inat Türkiye'nin üretim çarkları tıkır tıkır dönüyor. 2024’te dünya ekonomisi yüzde 3,3 büyürken Türkiye de aynı oranda yüzde 3,3 büyüyerek potansiyelini ortaya koymuş, gücünü de dayanıklılığını da kanıtlamıştır" ifadelerini kullandı.

'BARIŞ BU TOPRAKLARIN EN İNSANİ TALEBİDİR'

TBBM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmelerinde DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları söz aldı. Partisinin asgari demokratik programını anlatan Hatimoğulları, "Barış ve demokratik çözümün sağlanması. Bu ülke artık çatışma düzeninin yükünü taşımak istemiyor. Barış bu toprakların en insani talebidir, hayata geçmelidir. Kürt sorununun demokratik çözümü, halkların ve özgürlüklerin anayasal güvenceye kavuşması hepimizin ortak çıkarınadır. İkincisi, demokratik cumhuriyet ve eşit yurttaşlıktır. Türkiye'nin ihtiyacı çatışma, kutuplaşma ve ayırımcılık değil, eşit yurttaşlık hakkının anayasal güvence altına alınmasıdır. Üçüncüsü, toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgürlükçü yaşamdır. Kadınların, LGBTİ’lerin, gençlerin, çocukların yaşam haklarını ve özgürlüklerini yok sayan bir bütçe, hiçbir politika demokratik olamaz. Toplumsal cinsiyet, özgür ve demokratik yaşamın kuruluş ilkesi olmalıdır. Dördüncüsü, adil bölüşüm ve emekçi odaklı ekonomidir. Emekçiler yoksullaşırken sermayeyi koruyan her bütçe toplumsal adaletsizliği daha da derinleştirir. Çözüm çok açık ve çok net: Üretenlerin söz ve karar sahibi olduğu, emek, eşitlik, adalet odaklı bir ekonomi. Beşincisi, ekolojik yaşam ve iklim adaletidir. Türkiye'nin doğası, toprağı, suyu, ormanları beton ve rant politikalarıyla yok ediliyor. Özellikle AKP iktidarı hem Türkiye'nin varlıklarını hem bütçesini yandaşa peşkeş çekiyor; bunun için en acımasız yöntemler kullanılıyor. Doğayı koruyan, iklim adaletini esas alan enerji ve tarım politikalarını, ekolojik dengeyi gözeterek yeniden kuran bir yaklaşım zorunludur, mecburidir. Altıncısı, yerelden başlayan demokratik dönüşümdür. Belediyelere kayyum atayan, belediye başkanlarını ve eş başkanlarını tutuklayan, yerel inisiyatifi bastıran, yereli yok sayan, yurttaşın seçme ve seçilme hakkını fiilen elinden alan uygulamalardan derhâl vazgeçilmelidir. Kayyum, 21'inci yüzyılda bu iktidarın kendi eliyle alnına yapıştırdığı bir utanç vesikasıdır" ifadelerini kullandı.

'KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜMDEN YANA OLMAYAN MUHALEFET, TÜRKİYE'YE ALTERNATİF OLAMAZ'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise barışı bu ülkeye armağan etmeleri gerektirdiğini kaydederek, "Kürt meselesinde çözümden yana olmayan, çözümü başka bahara erteleyen bir muhalefet Türkiye'ye alternatif olamaz, bu sorunun çözümü sadece devlete ve iktidara bırakılamaz. Merkez sağ, kararsız ve milliyetçi kardeşlerime de sesleniyorum; Bu ülkede hiçbir halkı ötekileştirmeden, onlara da hakkını teslim ederek birliği sağlamak mümkündür. Zora dayalı birliktelik değil, rızaya dayalı birliktelik kurmaktan sizler de sorumlusunuz, 'Önce diyalog, önce halk.' diyebilmelisiniz. Türkiye'nin tüm renklerine sesleniyorum: Gelin, önyargıları kaldıralım, eşitlik temelinde, kardeşlik hukukunu canlandırarak ülkeyi güçlendirelim, demokratikleştirelim diyorum, Türkiye hepimizin ülkesidir. Devletin geçmişte yapılan hatalarla yüzleşmesi ve daha kapsayıcı ve kuşatıcı bir siyaset uygulaması için de DEM Parti olarak elimizden geleni yapacağımızı bir kez daha buradan belirtmek istiyorum" diye konuştu.

'RAKAMLAR, CUMHURİYET TARİHİNİN REKORUDUR'

Bütçe üzerine söz alan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye'nin 2018 yılından bu yana çoklu krizlerin altında yaşadığını belirtti ve Türkiye ile dünya ekonomileri arasındaki uçurumun derinleştiğini ekledi. Özel, "Bu rakamların hiçbir tanesi yadsınamayacak ve her biri somut, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının da kabul edeceği gerçekler; teker teker bakacağız. Türkiye bugün yüksek enflasyonda Avrupa 1'incisidir. Ekim ayı enflasyonumuz yüzde 2,55 dünyadaki 70 ülkenin yıllık enflasyonundan fazladır. Yoksullukta, işsizlikte, yüksek faizde Avrupa 1'incisi, faizde dünya 2'ncisidir. Gıda enflasyonunda dünya ortalamasının 7 katına sahiptir. Enflasyonun, işsizliğin, yoksulluğun girdabında sürüklenen Türkiye, dünyada en çok suç işlenen ülkelerden biri haline gelmiştir. Yargıya güven yüzde 20'lere düşmüştür. Bu veriler ne kadar doğruysa, iktidarın yürüttüğü propaganda da maalesef o kadar gerçek dışıdır. 2025'te memleketin hali budur, 2026'nın da böyle geçmemesi için bu bütçenin bir çare üretmesi beklenir. Bütçe görüşmeleri devletin de, milletin de yeni yılı konuştuğu, daha iyisinin umulduğu, vatandaşın da kulak kesildiği görüşmelerdir. Millet döner, bu Meclise bakar; baktığında ne görür biliyor musunuz? 16,3 trilyon geliri, 19 trilyon gideri olan ve daha ilk sayfasında 2,7 trilyon bütçe açığı verildiğini gördü; bu, öyle böyle bir açık değil. Bu açık, 'Ekonomiyi şaha kaldıracağız' diye yetkinin tek başına talep edildiği Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk bütçesinin tamamının tam 2 katıdır, o bütçedeki açığın tam 22 katıdır; bu rakamlar cumhuriyet tarihinin rekorudur" dedi.

'SOKAKTA SUÇ VE UYUŞTURUCU ÇETELERİ KOL GEZİYORSA EKONOMİK KRİZDEN BAĞIMSIZ DÜŞÜNÜLEMEZ'

Özel, bütçenin emekliye, çiftçiye, esnafa, gençlere iyi gelmeyeceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bütçeden 2,7 trilyon lira faiz ödemesiyle faiz lobilerinin, 768 milyar vergi istisnasıyla zenginlerin, 'Cebimizden kuruş çıkmayacak' dediğiniz kamu-özel iş birliği projeleriyle, 236 milyar garanti ödemesiyle yandaşların, kırk haramilerin, 5'li çetelerin, kamuda lüks ve şatafatın devamıyla seçkin bürokrasinizin keyfi yerinde olacak ama başka kimseye iyi gelmeyecek. Rahmetli Demirel'in söylediği gibi, enflasyon ahlakı bozar. Yüksek enflasyon, düşük ücretlilere iğneden ipliğe gelen zamlarla bir ekonomik çöküşü yaşatmaktadır ve ne yazık ki bu çöküş beraberinde bir ahlaki çöküşü getirmektedir. 22 bin 800 lira alan bir asgari ücretli, bir zenginin öğle yemeğine bu parayı bir seferde ödediğini görünce bu memleketten duygusal kopuş yaşamaktadır. Borcu borçla kapatanlar, kredi kartından çekip öbür kartı kapatanlar korkunç bir sarmalın içine sürüklenmektedir. İnsanlar suça, tefecilerin eline, yasa dışı bahse bulaşmaktadır. Gençlerimiz suç örgütlerinin ağlarına doğru sürüklenmektedir. Bugün Türkiye'de sokakta suç ve uyuşturucu çeteleri kol geziyorsa bu, bu büyük ekonomik krizden bağımsız düşünülemez ve çözülemez."

'İBB'DE YOLSUZLUK EKOSİSTEMİ KURULMUŞTUR'

AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki (İBB) yolsuzluk soruşturma ile ilgili yaptığı değerlendirmede, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan ve ağır ceza mahkemesinde kabul edilen iddianameden anlaşılıyor ki bu iddialar vahim. 14 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir bütçeye sahip olan İstanbul Büyükşehir Belediyesinde projeler hazırlayıp kentsel dönüşüm yaparak İstanbul'u depreme hazırlamak yerine geniş ve derin bir yolsuzluk ekosistemi kurulmuştur, iddia bu. Milletin kaynakları kendi hırsları ve emelleri için bu yolsuzluk sistemine aktarılmıştır, milletin varlığı talan edilmiştir. Bu durum retoriklerle, mugalatalarla örtbas edilemez. Biz iddianameden olanı, artık mahkemenin kabul ettiğini söylüyoruz. Bunu siyasi alana çekerek üzerini örtemezsiniz. Ülkenin en büyük yolsuzluk olayından mağduriyet üretmeye çalışarak milleti kandıramazsınız. Yolsuzluk düzeninin siyasi manipülasyonlarla örtmeye çalışılması milletin aklıyla alay etmektir. Bu sistemi kuran, şikayet eden, şikayet edilen, delilleri yargıya sunan, kamuoyuyla paylaşan sizin partilileriniz, delegelerimiz, il başkanlarınız, ilçe başkanlarınız, milletvekilleriniz, eski Genel Başkanınız. 'CHP'nin arınması gerektiğini söyleyen sizin eski Genel Başkanınız. Yani biz Genel Başkanı ciddiye almayalım mı? Yani, ana muhalefet partisinin bir önceki Genel Başkanını ciddiye almazsak sizi de kimse ciddiye almaz. Bu yolsuzluk düzeninden elde edilen kaynaklarla CHP'nin dizayn edildiğini söyleyen sizin eski belediye başkanınız, delegeleriniz, milletvekilleriniz. Partinizi mahkemelik yapan sizsiniz, biz değil, partinizi mahkemeye götüren sizsiniz. Doğrusu, Türkiye'nin 2'nci partisinin içine düştüğü bu yolsuzluk sarmalı bizleri de üzmektedir" ifadelerini kullandı.

'SAYIN ALA, 15 TEMMUZ DA 2 SAAT GÜRCİSTAN HAVA SAHASINDA DOLAŞTINIZ MI?'

CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir, AK Parti'li Ala'ya cevap vermek için söz aldı. Emir, "19 Mart darbesiyle sadece arkadaşlarımızı değil milletin iradesini de demir parmaklıklar arkasına koydunuz; bizim isyanımız bunadır. Bir de yargılanmayanlar var. 15 Temmuz’dan sonra salya sümük belediye başkanlığından aldıklarınız var ya, hani ağlayarak gitmişlerdi, onlar yargılandı mı? Nerede onlar? Peki, evlerde bulunan ayakkabı kutuları, o yazar kasalar, nerede o bakanlar, nerede yargılandılar? Biz yargılanmak isteriz ama bağımsız mahkemelerde, öyle yeni mahkeme kurmayacaksınız. Yeni mahkemeler kuruyorsunuz, cesaretsizsiniz, istemediğiniz bir karar olursa mahkemeyi dağıtıyorsunuz ama Ekrem İmamoğlu'nun İBB davası için yeni mahkeme kuruyorsunuz. Sizin yargı ve adalet anlayışınız işte bu kadar. Sayın Ala, o kadar inanıyorsanız masumiyet karinesine, peşinen milleti kirleteceğinize, bakın. Birisi de gelir size, 'O iki saat 15 Temmuz da Gürcistan hava sahasında dolaştınız mı?' diye sorar. Ne diyeceksiniz? O yüzden insanların onuruyla oynarken dikkatli olacaksınız" diye konuştu.

'BUNU SÖYLEYEN ALÇAKTIR, NAMUSSUZDUR, ŞEREFSİZDİR'

Genel Kurul'da AK Parti ve CHP'li milletvekilleri arasında sataşmalar yaşanırken AK Parti'li Ala söz aldı. Ala, "Ben o dönem İçişleri Bakanıyım, yanımda korumalarım, milletvekilleri ve heyetten birileriyle birlikte Erzurum Havaalanı'ndan 21.25'te Türk Hava Yollarının tarifeli uçağının içinde mürettebatla beraber 180 kişi vardı ve kalktık. 23.00'e çeyrek kala indik ve hiçbir şeyden haberimiz yok. Bizim milletvekillerimizden kardeşlerimiz oradaydı Ankara Havaalanı'nda ve Ankara havaalanına indikten sonra da bütün birimlere saat 23.00 civarı ki ben indiğimde Hakan Fidan beni aradı, tam telefonu açtım, 'Efendim, darbe oluyor' dedi. Haberini ondan aldım ve daha uçağın kapıları açılmamıştı. Aşağıya indim ve havaalanında bir kriz merkezi oluşturarak bütün süreci yönettim. Televizyonlara bağlandım ve bütün teşkilata, 'Karşı durulacak, bu alçaklara asla müsaade edilmeyecek' diye haber verdim, talimat verdim. Bir kere Gürcistan bunların merkeziydi, bu işi de hiç anlamadığınız da belli, insan kaçacaksa da oraya kaçmaz. Bakın, bu iddia gerçekse bunu yapan alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir. Ya da bunu söyleyen alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir tamam mı ve bu burada artık sonlansın yani bu kadar FETÖ yalanını çıkıp iki de bir söylemek size yakışıyor mu? Bunu yapan alçağın önde gidenidir" dedi.

'EKREM İMAMOĞLU YARGILANIP HÜKÜM GİYENE KADAR ONA 'HIRSIZ' DİYEN ALÇAKTIR'

Ardından yeniden söz alan CHP'li Emir, "Sayın Ala, bakın, biz kimseye FETÖ'cü demedik, ben bilmeden somut delil olmadan hiç kimseye, 'Alçak, şerefsiz FETÖ'cü' demedim. Ancak siz de ispatlayamayanlara 'Alçak, şerefsiz' dediniz ya burada, geleceksiniz, burada diyeceksiniz ki 'Ekrem İmamoğlu yargılanıp kesin hüküm giyene kadar masumdur, ona, 'Hırsız' diyen alçaktır, şerefsizdir'. Var mı cesaretin? Başkalarının onurunu, başkalarının namusunu kendi onurun kadar saymıyorsan yok hükmündesin, o zaman konuşmayacaksın. Gördünüz değil mi arkadaşlar? İşte, masumiyet karinesi bunun için var, biz bunun için bunu dile getiriyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

'SAYIN ÖZEL 156 MİLYON TL'NİN KAMULAŞTIRILMASINA NE DİYECEĞİZ?'

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler da yolsuzluk iddianamesi ile ilgili, şu ifadeleri kullandı:

"İddianamenin tamamını ben hukukçu olarak tam 7,5 günde okudum arkadaşlar. Tabii, sizin gibi sallamak, iftira atmak istemediğim için, yoksa birisinin sözüyle iftira atabilirdim. Bir iddianameye yarım saatte cevap veren sallıyordur, okumadan sallıyordur. Şimdi Özgür Bey bizim Fatih Belediyemize 'Turp' dedi, Çatalpınar Belediyesine öyle dedi. Bak şimdi, bir şey göstereceğim. İddianamede diyor ki Ali Nuhoğlu, 'Güllüce Tarıma ait Emirgan'daki her biri 50 milyon dolarlık 3 villayı İmamoğlu İnşaata sadece 15 milyon TL'ye devrettim.' Önündeki İBB'ye ait arazi de bu devirden sonra 156 milyon TL'ye kamulaştırıldı. Bakın, ben kimseyi iddia etmiyorum. Az önce yolun 4 milyonluk taşına 'Organize bir sürü yolsuzluk' diyen Sayın Özgür Özel her biri 50 milyon dolar değerinde olan bu villaların şirket sahibi olarak 15 milyon liraya devrini, önündeki şu arsanın 156 milyon TL kamulaştırmasına ne diyeceğiz? Bakın, ben hiçbir şey demiyorum. Benim okuduğum iddianamede ben kimseye haksızlık yapmak istemem. Gerçekten lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi çok önemlidir, hiç kimseye iddia etmiyorum. İddianamede çok dikkatimi çekti, Sayın Özgür Özel bugün bir kişiden bahsetti. Dedi ki, 'Bir işçi kardeşimizin resmi, aylık 73 bin lira alıyor.' İBB'de çalışan harita mühendisi Yakup Öner ayda 73 bin lira alıyor, ikramiyelerinin de 4'ü azalmış, toplam bir yılda kazanacağı para 850 bin lira olmuş ama ne hikmetse bu arkadaşımız bu maaşla bir yılda 30 milyon TL'lik Sarıyer'de dubleks dairenin tapusu var. İddianamede tapu var. Peki, 30 milyon lira daire, kendisine de 15 milyon TL Porsche, 12 milyon liraya Audi Q7; hem MASAK raporunda hem tapu kayıtlarında yer alıyor. Ayrıca, banka hesaplarında 85 milyon lira var."

'AKP GRUP BAŞKANI SAYGISIZCA BİZİM GRUBUMUZA SALDIRIYOR'

CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir, AK Parti'li Güler'e cevaben, "Sayın AKP Grup Başkanının pejoratif, saygısız ve seviyesiz konuşmasına maruz kaldık. Ben bizi izleyenlere Abdullah Güler adına özür diliyorum. 23 yıllık bir iktidar gelir, burada bütçesini savunur ama bütçesini savunamayınca tel tel döküldüğü için eline fotoğraflar almış, oradan buradan bir bilgi kırıntılarıyla gelmiş, saygısızca bizim grubumuza saldırmayı deniyor. Siz tatmin olduysanız sorun yok ama biz bu saygısızlığı ve seviyesizliği aynen kendisine iade ediyoruz. İkincisi, bakın insanlar cezaevinde, avukatları bile bilmiyorlar burayı. Kendileri izliyorlar mı? Muhtemelen izleyemiyorlar. Buradaki bir kürsüyü birisini bir noktada itham etmek için haksız delillerle kullanmak, en önce, vicdansızlıktır; bırakın masumiyet karinesini, en önce vicdansızlıktır. Buna hakkınız yok" ifadelerini kullandı.

'SİZE İADE EDİYORUM'

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, yeniden söz alarak, "Burada konuşma yapan arkadaşlarımıza ben, 'Seviyesiz bir konuşma yaptı' hiçbir zaman demedim, siz de demeyin. Size iade ediyorum bunu Murat Bey. Herkes derdini anlatır. Ben bir isim anmadım. Değerli Genel Başkanı ben biraz bu konularda şahsi olarak da özel hukukumuzdan dolayı kendisi içerisinde itham etmedim. Herkes yargılanacak, cezası varsa alacaktır. Ben yargının işine karışmam. Ama olayları anlatıyorum dedim, aynı zamanda ayna tuttum. Siz bana ayna tutuyorsunuz ya bakanlıklarla ilgili, ben de size belediyelerle tutuyorum, bundan sonra da tutmaya devam edeceğim, problem yok. Ben kimseyi itham etmem, nezaket kurallarına uyarım. İki, masumiyet karinesi ve kesin mahkumiyet hükmü olmadan kimseyi herhangi bir şekilde yargılamam, nokta" diye konuştu.

BİRLEŞİME ARA VERİLDİ

Genel Kurul'da tartışmalar sürerken Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, birleşime 10 dakika ara verdi.

'FAİZ YÜKÜ ORTA VADEDE DÜŞECEK'

Siyasi parti temsilcilerinin bütçe üzerine yaptığı değerlendirmelerin tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, gün boyu yapılan görüşmelerin verimli olduğunu ve kıymetli bulduklarını ifade etti. Yılmaz, faizlerde yaşanan artışlar ile ilgili eleştiriler üzerine, "Faizlerde, bir artış var. Bir taraftan bu nominal gelişmeler nedeniyle, bir taraftan da bu ülke deprem gibi çok ağır bir yükü kaldırdı. İki buçuk yılda yaklaşık 90 milyar dolarlık bir harcamayla karşı karşıya kaldık. Bunu da bütçe çerçevesi içinde çözmeye çalışırken borçlanma arttı ve bunun getirdiği bir faiz artışı oldu ancak önümüzdeki dönem de bu yükün azalacağını, dolayısıyla borçlanma ihtiyacının düştüğünü, dolayısıyla faiz yükünün de orta vadede düşeceğini ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı.

'CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ HER ZAMAN MÜMKÜNDÜR'

Küresel ve bölgesel gelişmeleri anlatan Yılmaz, Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmesinin mevcut konjöktürel tabloda anlamlı olduğunu ifade etti. Yılmaz, "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine iyi ki geçmişiz, iyi ki çok tecrübeli ve dirayetli bir liderle küresel ve bölgesel fırtınalı bir dönemde yaşıyoruz, bunun altını çizmek isterim. İyi ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var, iyi ki Recep Tayyip Erdoğan var. Çünkü şu an içinden geçtiğimiz süreç risklerin yükseldiği, istikrarın eskisinden daha önemli hale geldiği; hızlı, etkili icranın çok daha önemli hale geldiği bir dönem. Bunu biz pandemide gördük; eğer o günlerde bir koalisyon yapısı olsaydı Türkiye pandemi sürecini bu kadar iyi yönetebilir miydi? Bunu depremde gördük; Türkiye depremde birbirinden farklı fikirleri olan bir yönetim yapısına sahip olsaydı, depremin yaralarını bu kadar hızlı sarabilir miydik? Bunu ekonomide gördük; Türkiye ekonomi politikalarını farklı bir yapılanma içinde bu kadar güçlü bir şekilde hayata geçirebilir miydi? Bunu jeopolitik gelişmelerde gördük; bölgemizdeki hususlarda böyle bir hükümet modelimiz olmasa bu kadar etkili politikalar geliştirebilir miydik? Bunu sizlerin ve milletimizin takdirine bırakıyorum. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi Türkiye için özellikle içinden geçtiğimiz dönemde son derece kıymetlidir. Tabii ki bu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin iyileştirilemeyeceği, geliştirilemeyeceği anlamına da kesinlikle gelmemektedir. Her sistem gibi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de iyileştirmeye, geliştirmeye açık bir sistemdir; yapısında, tabiatında bu var çünkü birçok hususu kanun olmadan da düzenleme hakkı getirmektedir. Niye böyle bir hak vermiş Anayasa? 'İdare daha hızlı hareket edip kendisini yeni koşullara uyarlasın' diye. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yaşanan tecrübeler ışığında, birikimler ışığında geliştirilmesi, iyileştirilmesi her zaman mümkündür" diye konuştu.

'GELİN, YENİ ANAYASAYI ÇALIŞALIM'

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iyileştirilmesini için muhalefete yeni anayasa çağrısında bulunarak, "Bu sistemin iyileştirilmesini siz de talep ediyorsunuz ama bir taraftan da bu sistemi iyileştirecek anayasal çalışmalarda, 'Biz yokuz' diyorsunuz; ben bunu bir tutarsızlık olarak görüyorum. Eğer gerçekten bu sistemi iyileştirmek istiyorsanız, geliştirmek istiyorsanız, gelin, yeni anayasayı çalışalım; gelin, hep birlikte bu ülkenin geleceğine dair çok daha güçlü bir çerçeve oluşturalım. Biz AK Parti olarak bu konuları çalışıyoruz, Milliyetçi Hareket Partisi zaten yeni teklifini hazırladı. Bu sistemi iyileştirmek, geliştirmek için; partilerin, grupların bir araya gelip ortak akılla, açık fikirlilikle alternatifleri ortaya koyarak, her birinin artısını, eksisini, analizini yaparak tartışmamız lazım; 'Demokrasi' dediğimiz bu, tartışmadan doğruyu bulamayız, konuşmadan doğruyu bulamayız. Dolayısıyla, dışlayıcı yaklaşımların hiçbir şekilde ülkemize fayda getirmediğini vurgulamak istiyorum. Bu sistem doğru bir sistem ve iyileştirilmeye açık bir sistem, tekrar vurguluyorum" dedi.

'PROGRAMIMIZI KARARLILIKLA UYGULUYORUZ'

Enflasyonu düşürürken sosyal dengenin sağlanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, dezenflasyon politikasından bazı sektörlerin yaşadıkları sorunların farkında olduklarını dile getirdi. Yılmaz, "Uyguladığımız programın başarısı ortadadır. Büyümemiz devam ediyor, dünya ortalamasının hala üstündeyiz. İstihdamımız, işsizlik rakamımız ortada, 30 aydır tek haneli. Cari açığımız son derece olumlu bir noktada, 1,4, muhtemelen onun da altında gelebilir. Dış finansmana ihtiyacımız azalmış durumda. Birçok finansal göstergemiz; ister rezervlere bakın, ister CDS'e bakın, ister hazinenin borçlanma faizlerine bakın, birçok finansal göstergede bugün çok daha iyi bir noktadayız. Bunu yeterli görüyor muyuz? Elbette görmüyoruz, bir istikamet var ve daha iyiye doğru gidiyoruz, programımızın ana çerçevesinin doğru olduğunu görüyoruz, istikametimizin doğru olduğunu görüyoruz. Bazen program dışı faktörler, kontrol edemediğimiz içsel ve dışsal faktörler programı olumlu veya olumsuz etkileyebilir; bütün programlar için bu geçerli. Fakat burada da şunun altını çizmek isterim; asıl olan programdır, programınız doğruysa, istikametiniz doğruysa bu dışsal faktörler geçici etkiler yapar, bir süre sonra tekrar normal rayına girer programınız. Biz de kararlı bir şekilde programımızı uyguluyoruz ve bugün geldiğimiz noktada programın çalıştığını, sonuçlar ürettiğini, 2026'da bu sonuçların çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacağını çok rahatlıkla ifade edebilirim" değerlendirmesinde bulundu.

'ASGARİ ÜCRET REEL OLARAK YÜZDE 207 ORANINDA ARTTI'

Yılmaz, altın hesabıyla satın alma gücünün mukayese edilemeyeceğini ifade etti. Asgari ücret ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, "Enflasyondan arındırılmış olarak baktığımızda, 2025 yılının 2'nci yarısında 2002 yılının 2'nci yarısına kıyasla asgari ücret reel olarak yüzde 207 oranında artış sağlamış. Aynı dönemde bu artış İspanya'da yüzde 196, Portekiz'de yüzde 162, Hollanda'da yüzde 102, Fransa'da yüzde 102 olmuş. Diğer ülkelerden daha yüksek oranda asgari ücretimiz reel olarak artmış, bunlar rakamlarla ortaya konan hususlar. Burada bir tablom var, birçok üründe ne durumda olduğumuzu gösteriyor ama vakit açısından bunun detaylarına girmek istemiyorum, bunları ama isterseniz sizlerle paylaşabiliriz" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE'NİN YEREL YÖNETİM REFORMUNA İHTİYACI VAR'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in belediyeler ile ilgili sözlerini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Belediyelerin öncelikle asli işlerini yapmaları lazım, nedir bir belediyenin asli işi; insanlara sağlıklı, temiz içme suyu ulaştırmak değil mi, kaldırımlarının düzgün olması, çöplerinin olmaması, temizlik sağlanması, trafik sorununun çözülmesi? Bunları çözmemişken belediyelere tutup da 'Fantastik' diyebileceğimiz başka harcama kalemleri açmak bence doğru bir yaklaşım değildir. Belediyeler önce asli hizmetlerini yapsınlar, sonra bu ekstra hizmetleri kaynakları kalırsa bunları da yapsınlar. Bakın, bunun rakamsal karşılığını da size söyleyeyim; hani merkezi idareyi eleştiriyoruz, ama belediyelerin durumunu da bir görelim. 2018 yılında belediyelerin toplam harcamalarının içinde yatırımların payı yüzde 36'ymış. Peki, bugün nereye gelmiş? 2024 yılı itibarıyla 24,3 olmuş yani yatırımlar gerilemiş, 2025 yılında bu oranın yüzde 17'ye, 2026'da yüzde 19,5'e düşmesi bekleniyor. Dolayısıyla, bu oranları hepimizin sorgulaması lazım ve bu rakamlar Türkiye'nin bir yerel yönetim reformuna ihtiyacı olduğunu hepimize gösteriyor" diye konuştu.

Yılmaz ayrıca hukuk standartlarının kötü olması nedeniyle Türkiye'ye yatırım yapılmadığı yönündeki eleştirilerin doğru olmadığını ve 2025 yılında 11,4 milyar dolarlık doğrudan yatırımın yapıldığını söyledi.

'SÜREÇ, DEMOKRASİNİN STANDARTLARINI YÜKSELMESİ İÇİN ORTAM OLUŞTURACAK'

Yılmaz, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin bir devlet politikası haline geldiğini ve sürecin aynı zamanda terörsüz bölge anlamına geldiğini de ekledi. Yılmaz, "Birliğimiz ve kardeşliğimizi pekiştirecek bir süreçtir. Kalıcı huzur ortamını sağlayacaktır, sadece ülkemizde değil, bölgemizde bunu sağlayacaktır. Emperyalist birtakım oyunları, tuzakları boşa çıkaracaktır ve bu projeyi hassasiyetle takip ediyoruz. Diğer taraftan, aynı şekilde, terörsüz Türkiye kalkınma sürecimizi Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere ama tüm ülkenin kalkınmasını artıracak, yatırım ortamını iyileştirecek çok daha güçlü bir ekonomik yapı kurmamıza destek olacaktır. Aynı süreç yine sivil siyasetin alanını genişletecek, demokrasinin standartlarının yükselmesi için çok daha elverişli bir ortamı oluşturacaktır" diye konuştu.

GENEL KURUL KAPANDI

Bütçenin tamamı üzerine yapılan görüşmelerin tamamlanmasının ardından Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, birleşimi yarın saat 11.00'da toplanmak üzere kapattı.