Geri Dön
PolitikaTBMM'de '23 Nisan' özel oturumu

TBMM'de '23 Nisan' özel oturumu

TBMM Genel Kurulu, '23 Nisan' özel gündemiyle Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Kurtulmuş, 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun nihai raporuyla ilgili, "Umarım ki önümüzdeki süreçlerde, bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır" dedi.

TBMM'de '23 Nisan' özel oturumu

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yapılan özel oturuma; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in yanı sıra parti genel başkanları, milletvekilleri, eski meclis başkanları ve ülkelerin temsilcileri katıldı.

'23 NİSAN, MİLLETİN İRADESİNİN TARİH SAHNESİNE ÇIKTIĞI GÜNDÜR'

Oturumun açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda meydana gelen saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, okul saldırılarının araştırılması için tüm siyasi partilerin uzlaşısıyla TBMM'de araştırma komisyonu kurulduğunu söyledi. Kurtulmuş, "23 Nisan sadece bir kutlama günü sayılamaz. Meclis'teki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle topyekun bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran irade; Ankara'da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat Cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclis'imizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür" ifadelerini kullandı.

'TOPLUMUMUZ HER SIKIŞTIĞINDA YÖNÜNÜ MECLİS'E ÇEVİRMİŞTİR'

Milletin ortak aklının parlamentoda çalıştığını ve parlamentonun öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi ise meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekanı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşei de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hale gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclis'e çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde veya dış baskılarda çözümün adresi daima milli iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekan olmuştur; millet sesini burada aramıştır, mesajını burada vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır. Bugün Meclis-i Mebusan'ın açılışıyla belirginleşen 150 yıllık parlamento yürüyüşümüz ile Birinci Meclis'in istiklal iradesi arasında kopmaz bir bağ olduğunu bir kere daha hatırlıyoruz" diye konuştu.

'CUMHURİYET VE DEMOKRASİ ARASINDAKİ İLİŞKİYİ HATIRLAMALIYIZ'

Kurtulmuş, Birinci Meclis'in yalnızca savaş idare eden bir heyet olmadığını kaydederek, "Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikayelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatle birleşmişlerdi, 'Memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez' anlayışında. 23 Nisan’ın tarihi içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır" dedi.

'YENİ BİR REFORM PERSPEKTİFİNE İHTİYACIMIZ VAR'

Toplumun gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm arandığında yönünü Meclis'e çevirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini yaratmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer haline asla getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa milli irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan meşru zemindir" değerlendirmesinde bulundu.

'TBMM İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINI İLGİLENDİREN ACILARA SES VERMEK DURUMUNDADIR'

Dünya siyasetinin kırılma evresinde olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hale geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hale geldiği aşikardır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan'ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı, yurdumuzdaki elim can kayıplarıysa, hiç şüphesiz bir başka kaynağı işte tam da uluslararası alandaki bu tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. TBMM, milli sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez."

'KOMİSYON NİHAİ RAPORUNU TAMAMLAYARAK GÖREVİNİ HAKKIYLA YERİNE GETİRMİŞTİR'

Ardından, 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Komisyon büyük bir demokratik olgunlukla, karşılıklı müzakere ve çözümleri ortaklaştırma anlayışı ile çalışmış ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Bundan sonraki Meclis süreçleri için ise milletvekillerimize ve partilerimize olumlu bir örnek ortaya koymuştur. Umarım ki önümüzdeki süreçlerde, bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin Meclis'i, milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya kuzeyden güneye büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketimizin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasisi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da birikime de sahiptir. Reform ihtiyacı, Cumhuriyet'in demokratik cevherini daha görünür hale getirmenin en makul yoludur."

AK PARTİ'Lİ GÜLER: TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DEN TAVİZ VERMİYORUZ

Özel oturumda konuşan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 23 Nisan'ın gururunu yaşadıklarını belirterek, "Demokrasinin kıymetini ve önemini öğreten çok çetin sınavlardan geçtik, devletimizin bekası için mücadeleler verdik, vesayeti ve bütün antidemokratik saldırıyı bertaraf ettik. İşte, bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milli iradenin üzerinde hiçbir fani güç tanımadan, milletimizin tayin ettiği istikamette yolumuza devam ediyor, 'Türkiye Yüzyılı' hedefimize Cumhur İttifakı'mızla beraber, birlikte omuz omuza yol yürüyoruz. Milli iradeyi her türlü gücün üzerinde tutan bir anlayışla, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörden arındırılmış bölge' hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zeminde ifade ettiği gibi, 'Dünya 5'ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür' mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin küresel barışın inşasına kıymetli katkılar sağladığını ifade eden Güler, "Ama ne yazık ki, halen süren savaşlar, ırkçılık, ayrımcılık gibi hastalıklı siyasetler ya da dünyanın bazı yörelerinde yaşanan açlık, susuzluk ve ilaçsızlık gibi sorunlar en fazla ve en önce çocuklarımızı vurmaya devam ediyor. BM raporlarına göre, Gazze'de yıllardır sistematik şekilde soykırıma maruz kalanların yüzde 70'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. Dünyanın gözleri önünde, maalesef, bu zalimlikler ve zulümler devam ediyor. Daha geçenlerde İran'da 168 kız çocuğu bir ilkokula düzenlenen saldırıda sığındıkları mescitte hunharca katledildi. Bu saldırı da Siyonist katil İsrail'in de siciline soykırımcıdan silinmez bir utanç notu olarak geçmiş oldu. Bu trajedi ve hunharlık herhangi bir batı ülkesinde yaşansaydı yer yerinden oynatılır, adeta dünya ayağa kaldırılırdı ama maalesef, tüm dünya sessizlikle bu zulmü izlemeye devam ediyor" diye konuştu.

'İKİ BÜYÜK ONURU BİR ARADA YAŞIYORUZ'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de düzenlenen 23 Nisan özel oturumunda Genel Kurul'a hitap etti. Özel, "Bu millet, 23 Nisan 1920 sabahına kolay uyanmadı. Cumhuriyet’in ilanına giden yoldaki engeller de kolay aşılmadı. Milletimiz, özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazandığı bu yürüyüşte çok ağır bedeller ödedi. Ama sonunda milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı belirledi. Bugün iki büyük onuru bir arada yaşıyoruz. İlk olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenliğin tek adamlara, padişahlara, sultanlara değil, sadece millete ait olduğunun temin ve tescil edildiği Ulusal Egemenlik Bayramımızı, Gazi Meclis'imizin 106'ncı doğum gününü kutluyoruz. İkinci olarak ise bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Ancak ne acıdır ki ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8,5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’dan sonra ikinci sıradayız. Türkiye’de artık yoksulluk ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları, hayata kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar. Kaliteli ve güvenli eğitime ulaşmak sınıfsal bir meseleye dönüşmüş durumda" dedi.

'MİLLETİN HANGİ EGEMENLİĞİNİ KONUŞACAĞIZ'

Her yıl ortalama 180 bin çocuğun suça bulaştığına dikkat çeken Özel, "Hatta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler, toplumsal çöküşe neden oluyor. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852’ye ulaştı. Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis, komisyon raporuna kayyımların son bulmasını yazdığı halde buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerine kayyımlar oturabilmektedir. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul İl Başkanlığımızı 5 bin polis bastı, milletvekillerimiz darbedildi. Bursa’da, Ankara’da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekilinin, Meclis'in hangi itibarını konuşacağız" diye konuştu.

'BİZ SUSSAK, EVLATLARIMIZ SUSMAYACAK'

Özel, CHP'ye yönelik kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapıldığını söyleyerek, "Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız? Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Çünkü biz sussak, evlatlarımız susmayacak. Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek" dedi.

'EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR'

Milletin sözünü söylemek için sandık beklediğini kaydeden Özgür Özel, devamında şöyle konuştu:

"Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse, 8 milletvekilliği boştur; Anayasa'nın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekilleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur. Üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Aziz Türk milletini ve onun verdiği yetkinin kıymetini bilen tüm temsilcilerini saygıyla selamlıyorum."

DEM PARTİ'Lİ BAKIRHAN: BARIŞ İLK KEZ BU DÜZEYDE MECLİS'İN GÜNDEMİ OLDU

Özel oturumda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullara yönelik saldırıda hayatı kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Bakırhan, "Bu Meclis, 100 yıl önce cumhuriyet fikrini esas alarak kurtuluş iradesiyle kuruldu. Bugünse barış iradesi etrafında yeniden anlam kazanıyor. Takvimler 2026'yı gösteriyor ama bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık 1920'lerin ağırlığıdır. 1920'lerde dünya altüst olurken bu topraklar kurtuluşu çoğulcu bir Meclis'te, ortak bir akılda buldu, farklı sesler bir arada konuştu ve bu ülke ayağa kalktı. Bugün takvimler 2026'yı gösterirken yeniden o kavşaktayız; Orta Doğu yeniden şekilleniyor, dünya yeniden kuruluyor. Biz bir kez daha birlikte güçlenmekten yanayız, farklılıkların birbirini ezmediği, birbirini tanıdığı bir zeminde buluşalım diyoruz. O gün varoluş silahla savunuldu, bugün demokratik bir yeniden varoluşu müzakereyle, hukukla, cesaretle savunuyoruz. Bu kapsamda 1 yılı aşkın süren barış ve demokratik toplum sürecinde cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasi partiler ortak bir sorumlulukla hareket etmiştir. Barış ilk kez bu düzeyde Meclis'in gündemi olmuştur, bu çatı ilk kez barışın öznesi olma onuruna namzet olmuştur. Bu gelişmeler kıymetli ve tarihi gelişmelerdir; bu ilkleri görmezden gelmek, tarihi görmezden gelmektir. İkinci yüzyılda bir ilki daha gerçekleştirmek Meclis'imizin ellerindedir. Demokratik bütünleşmeyle tamamlanmış cumhuriyet, 86 milyonun en hayati ihtiyacını karşılayacaktır" dedi.

'SAYIN CUMHURBAŞKANI; BARIŞ ŞİMDİ ONA VURULACAK MÜHRÜ BEKLİYOR'

Barışın tek taraflı olmayacağını söyleyen Bakırhan, "Şüphesiz; devletin, siyasetin, toplumun ve örgütün atacağı adımlar vardır. Hiçbirimiz bu sorumluluğun dışında değiliz. Farkındayız, hiçbir büyük barış bir günde kurulmadı ama hiçbir kalıcı barış da karşılıklı irade olmadan sağlanamadı. Bu dönemde tıkayan değil, yol açan bir iradeye ihtiyacımız var; şüpheye değil, güvene ihtiyacımız var. Tarihimiz birlikte yaşamanın büyük anılarıyla doludur. Meclis'in huzurunda Sayın Cumhurbaşkanına da seslenmek istiyorum; Sayın Cumhurbaşkanı, barış ve demokratik toplum sürecinde ortaya koyduğunuz çözüm iradesine kıymet biçiyoruz. Sayın Bahçeli tarihi bir cesaretle Türkiye'nin önünü açtı. Öcalan, 27 Şubat'ta yaptığı çağrıyla çözümün kapısını sonuna kadar açma iradesini gösterdi. Sayın Özgür Özel, Sayın Babacan, Sayın Arıkan, Sayın Davutoğlu başta olmak üzere muhalefet liderleri ve siyasi aktörler barış sürecinin yanında yer aldılar. Sayın Cumhurbaşkanı; barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir; Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır, Türkiye hazırdır, tarih hazırdır, şimdi barışı kurmanın tam zamanıdır" diye konuştu.

DERVİŞOĞLU: EVLATLARIMIZ, GELECEKSİZLİK SARMALINDADIR

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, TBMM'deki '23 Nisan' özel oturumunda konuştu. Dervişoğlu, geçen yıl 23 Nisan'da yaptığı konuşmada, 'Çocuklarımız neşe dolu değil, ben de bundan mahcubiyet içindeyim' dediğini hatırlattı. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarına değinen Dervişoğlu, "Maraş’ın kahramanlığı, Urfa’nın şanı; Milli Mücadele'ye, milli egemenliğin tesisine yaptıkları tarihi katkıdandır. Bugünse o aziz şehirleri, çocuklarımızın okullarında yaşadığı facialarla anıyoruz. Bu hepimiz için çok daha büyük bir mahcubiyet ve aslında ağır bir mağlubiyettir. Bu mahcubiyet sadece hissedilecek bir keder değil; devlete, siyasete ve bu Meclis’e düşen büyük bir sorumluluğun da ifşasıdır. Mağlubiyetse bu çatının ağırlığına karşı, bizim, hepimizin mağlubiyetidir. Olayı münferit bir hadise olarak görüp, işi yine Meclis’in yetkisiz kılındığı bu sistemde yürütmenin koyacağı yasaklara ve sert tedbirlere bırakabiliriz. Şaşırmıyorum ki iktidarın ilk konuştuğu başlıklar da bunlardır. Polisiye tedbirler geliştirmek, sosyal medyaya yasak getirmek, okul girişlerine turnike yerleştirmek vesaire. Baştan söyleyeyim; bunların hiçbiri bir işe yaramayacaktır. Çünkü çocuklarımızın okullarına korku ve endişe içerisinde gidiyor olması, yalnızca bu saldırılardan ibaret değildir. Evlatlarımız bir geleceksizlik sarmalındadır, belirsizlik kuşatmasındadır. Çocuklarımız göz göre göre değersizleşmektedir" dedi.

'MİLLİ EGEMENLİK, BU DERECE İSTİSKAL EDİLMEMELİYDİ'

Geride kalan yarım asrın yarısında Türkiye'yi bir iktidarın tek başına yönettiğini söyleyen Dervişoğlu, "'Milli ve manevi değerlerimiz' demiş, 'Milli irade' demiş, 'Aile' demiş, 'Kalkınma' demiş, 'Adalet' demiş. Hangi mefhumu andıysa ya sakatlamış ya hasta etmiş, hatta yok etmiş. Cuntacıların kapatarak ezdiği milli egemenlik, yetkisiz bir Meclis yaratılarak bu derece istiskal edilmemeliydi. Meclis, meclis gibi olmalıydı. Biz gençlerin, çocukların, bebeklerin bile can güvenliğinden endişe ederken, bu iktidar halen devleti kurtaracağını vaat ediyor. 25 yılın ardından, kimi neyden kurtaracağını anlayabileceğimi sanmıyorum. Temelinde millet olmayan bir devlet yaşayabilir mi? Temelinde aile olmayan bir millet ayakta kalabilir mi? Temelinde fert olmayan bir aile var olabilir mi? Kabahatin, ihlalin, hatta suçun ödüllendirildiği bir ülkede, fert güvende olabilir mi? Bu kadar siyasetçinin, gazetecinin, akademisyenin tutuklandığı bir ülkede o fert hayal kurabilir mi, söz söyleyebilir mi, hak talep edebilir mi" diye konuştu.

'YAPILAN VAZİFELERİN HESABI ZORUNLUDUR'

Dervişoğlu, egemenliğin millet adına sorumluluk almak olduğunu söyleyerek, "Bu sorumluluk gönüllü alınır ama yapılan vazifelerin hesabı zorunludur. O zorunluluk; çocukların hayatını korumak demektir, onlara anlamlı hedefler göstermek demektir, aileye ve millete aidiyetleri için gerçek nedenler sunmak demektir, göklerde uçabilecek uçaklar yapmaları ve onları uçurmaları için önce göklerinde uçurtma uçurabilecekleri bir Türkiye sağlamak demektir. 23 Nisan işte bu sebeple çocuklara adanmıştır. Disiplinle sevginin, bilimle kültürün, düzenle özgürlüğün, eşitlikle adaletin, bir arada mümkün olabileceğine inanırız. Kendimizi daha iyiye layık görürüz. Bu sebeple Türk milleti kendisine kati bir yön tayin etmiştir ki adı 'Cumhuriyet'tir. Bugün, 106 yaşındaki bu çatıyı yeniden güçlü kılmak zorunda kaldığımız için hicap, çocukluğumdan beri bana öğretilenlere sadık kaldığım içinse gurur duyuyorum. Bu Meclis’i yeniden milletin sesinin, aklının ve vicdanının, en önemlisi de kudretinin merkezi kılmak, bizim yegane temennimiz ve mücadelemizdir. Bir daha hiçbir anne baba çocuğunu okula korkuyla göndermesin. Bir daha hiçbir şehir, çocuklarının yaşadığı felaketlerle anılmasın. Bir daha hiçbir 23 Nisan'a mahcubiyetin gölgesi düşmesin" açıklamasında bulundu.

ARIKAN: GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE'YE İHTİYAÇ VAR

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise 23 Nisan'ın dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olduğunu belirterek, "TBMM'de çocuklarımızın varlığını, haklarını ve geleceğini hesaba katmadan kurulan her cümle eksiktir, gidilen her yol yanlıştır. TBMM'nin açıldığı gün, emperyalizme karşı milletimizin sözünün başladığı gündür. Ancak bugün emperyalizm ve Siyonizme karşı olan mücadelemiz ağır yaralar almıştır. Neden? Ülkemize ve bölgemize nizam vermeye, rejim tarif etmeye kalkan Epstein müdavimi ve dünyadaki en büyük siyonistlerden biri, Antalya Diplomasi Forumu'nda başköşede ağırlandı. Şunun bilinmesini isteriz. 106 yıl önce günün imkansızlıkları içinde devleşen irade; bugün, bir avuç karanlık odağın karşısında suskun kalmayı hak etmiyor. Bizler ne o kahramanların bıraktığı bağımsızlık mirasını, ne de çocuklarımızın hüznünü dış güçlerin vesayetine kurban etmeyeceğiz. Eşitsizliklerin, yoksulluğun, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, savaş ve çatışmaların en çok da çocukları ve kadınları vurduğu bir dünyada; vicdanın, merhametin, adaletin ve barışın merkez üssü olan güçlü bir Türkiye'ye ihtiyaç var. Bu beklentiyi karşılayacak bir Türkiye'de siyasetin gündemi kutuplaşma ve çatışmaları büyütmek olmamalı. İktidarıyla muhalefetiyle hepimize düşen; hak ve adalet ekseninde, samimi bir diyalog zemini oluşturmaktır" dedi.

'İŞLERİMİZİ İSTİŞARE İLE YÜRÜTELİM'

Toplumun tüm kesimlerine helalleşme ve kucaklaşma çağrısında bulunan Arıkan, "23 Nisan'ın bize yüklediği sorumluluk tam da burada başlıyor. Önümüzde iki yol var; ya bugün burada birbirimizi suçlayacağız ya da birlikte çözümü konuşacağız. Hatırlatmak isterim ki bu Meclis ilk açıldığında duvarında Şura Suresi'nin 38'inci ayetinde geçen, 'İşlerini istişare ile yürütürler' yazıyordu. Geliniz işlerimizi istişare ile yürütelim. Geliniz; çocukların aç yatmadığı, korkmadan okula gittiği, milletin iradesinin hiçbir gölgenin altında kalmadığı bir Türkiye inşa edelim" diye konuştu.

ÖZEL OTURUM KAPANDI

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca Demir ve DP İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş'ın konuşmalarının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, özel oturumu kapattı