Cilt kanseri farkındalık etkinliğinde doğru tanı, multidisipliner tedavi yöntemleri konuşuldu
Cilt kanseri, derideki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve erken fark edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilen ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Medipol Sağlık Grubu, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında ‘Aynadaki Gerçek: Cilt Kanserini Tanımak ve Korunmak’ paneline ev sahipliği yaptı. Panelde hastalığın tüm yönleri, multidisipliner tedavi yaklaşımları ile modern ve konforlu tedavi yöntemleri uzman isimler tarafından masaya yatırıldı.

Ciltte oluşan benler, lekeler ve renk değişimleri bazen ciddi bir hastalığın ilk sinyali olabiliyor. Deri hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle gelişen cilt kanseri, erken tanı ile önlenebilir hastalıklar arasında yer alıyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Aynadaki Gerçek: Cilt Kanserini Tanımak ve Korunmak’ panelinde, hastalığın tanı aşamasından estetik onarım süreçlerine, güncel onkolojik gelişmelerden psikolojik dayanıklılığa kadar tüm süreci 360 derece ele alındı. Panelin moderatörlüğünü Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Sevgi Kulaklı üstlenirken; Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Dilek Ünal ve Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan panelist olarak yer aldı.
‘GÜNEŞ VE GENETİK FAKTÖRLERE DİKKAT’
Deri kanserlerinin toplumda en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğini belirten Doç. Dr. Sevgi Kulaklı, “Hastalığın gelişiminde birçok risk faktörü rol oynuyor. Güneşten korunma özellikle çocukluk döneminden itibaren büyük önem taşıyor. Solaryum kullanımı, genetik yatkınlık, açık tenli ve renkli gözlü bireyler ile vücutta 50’den fazla ben bulunması riski artıran faktörler arasında yer alıyor. Deri kanseri her yaşta görülebiliyor. Bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerekir. Her ben kanser riski taşımaz ancak ayrımın mutlaka uzman tarafından yapılması gerekir. Benlerin çapı, rengi, şekli ve zaman içindeki değişimi dikkatle takip edilmeli. Şüpheli durumlarda biyopsi ile kesin tanı koyuyoruz” diye konuştu. Güneş kremi kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kulaklı, özellikle çocukların güneşten korunmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.
‘ERKEN TANI TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIYOR’
Cildin vücudun en büyük organı olmasına rağmen sıklıkla ihmal edildiğine dikkat çekerek, cilt kanserlerinde erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Abdullah Sakin, “Günümüzde akıllı ilaçlar, immünoterapi ve kemoterapi gibi modern tedavi yöntemleriyle başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Ameliyat sonrası tamamlayıcı tedavilerle hastalarımızın yaşam kalitesini çok daha iyi noktalara taşıyabiliyoruz. Özellikle melanom gibi ileri evre hastalıklarda tedavi süreci hastalığın tipi ve evresine göre planlanıyor. Erken evrede ilk iki yıl kritik bir dönemdir. Bu süreçte nüks riski daha yüksektir. İleri evre hastalarda ise hastalık tamamen kontrol altına alınana kadar tedaviye devam ediyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Sakin, cilt kanserinde erken teşhisin en önemli kurtarıcı faktör olduğunun altını çizdi.
‘RADYOTERAPİ SEÇENEĞİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Cilt kanseri tedavisinde patolojik tanının belirleyici olduğunu vurgulayarak hastaların genellikle tanı sonuçlarıyla birlikte başvurduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek Ünal,
“Tedavi sürecinde düzenli takip büyük önem taşıyor. Cilt kanserlerinde radyoterapi sıklıkla göz ardı ediliyor. Özellikle burun ve yanak gibi estetik açıdan hassas bölgelerde radyoterapi etkili sonuçlar sunuyor. Daha önce uygulanan bazı tedaviler kozmetik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle radyoterapi seçeneğini de değerlendirmek gerekiyor. Radyoterapi geniş hasta gruplarına uygulanabiliyor. Tüm cildi tutan lezyonlarda bile tedavi uygulayabiliyoruz. Farklı açılardan ve yüzeylerden radyoterapi vererek başarılı sonuçlar elde ediyoruz” diye konuştu.
‘BENLERİN ALINMASINDAN KORKMAYIN’
Vücuttaki benlerin bazı durumlarda kanser riski taşıyabileceğine dikkat çekerek, hastaların cerrahi müdahaleden çekinmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Burak Özkan, “Bazı hastalar benlerin alınmasının kanseri yayacağından korkuyor. Ancak tam tersine, riskli bir benin vücutta kalması kanser gelişme ihtimalini artırabilir. Bu nedenle uygun yöntemlerle çıkarılması gerekir. Cerrahi işlem sonrası küçük izler kalabilir. Bu durum sağlıkla kıyaslanamaz. Deri kanserleri genellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülüyor. Bazı vakalarda tümörler oldukça büyük boyutlara ulaşabiliyor. Tümörün büyüklüğüne göre ameliyat süresi ve hastanede kalış süresi ise değişebiliyor. Erken tanı ve tedavi bu süreçte belirleyici rol oynuyor” dedi.





