02:19İklim bozulmasına bağlı kar erime hızının etkisini araştırdılarEtlik İmam Hatip Lisesi 9'uncu sınıf öğrencisi Rabia Tammiş, ilkokul yıllarından itibaren kilo sorunu yaşamaya başladı. İlkokul 2'nci sınıfta 60-65 kilo aralığında olan Tammiş, ortaokul yıllarında daha da kilo aldı. Okulda ve mahallede maruz kaldığı fiziksel ve sözlü zorbalıklar nedeniyle sosyal hayattan uzaklaşan Tammiş, zamanla daha da kilo aldı. Tammiş 127 kiloya ulaştı. Yapılan tetkiklerde ileri derecede karaciğer yağlanması tespit edilen Tammiş, özel hastanede 1 ay önce gerçekleşen tüp mide ameliyatı ile 20 kilo vererek, 107 kiloya düştü.
'ZORBALIKLAR AŞAĞILAYICI OLUYORDU'
Rabia Tammiş, 4 Mart Dünya Obezite Günü'ne dikkat çekerek, yaşadıklarını anlattı. Tammiş, kilo sorunu yaşamaya başladığı 2'nci sınıftan itibaren akran zorbalığına maruz kaldığını söyleyerek, "Ortaokulda bu zorbalıklar devam etti. Yere düşüyordum, ‘deprem oldu’ tarzı şeyler söylüyorlardı. Psikolojik olarak daha da düşünmeye başladım. Özellikle karbonhidratlı ürünler, gazlı içecekler, paketli ürünler yiyordum. Kardeşimle beraber sanki bir yarış içine girmiştik. Zorbalıklar çok aşağılayıcı geliyordu, çok kötü hissettiriyordu. Kendimi bayağı kötü hissediyordum. Hiç kimse tarafından sevilmeyen, dışlanmış hissediyordum. Bu zorbalıklardan sonra dışarıya çıkmıyordum. Arkadaşlarımla konuşmuyordum, eve kapanmıştım. Sürekli yemek yiyordum, televizyon izliyordum. Bir de normal yemek değil, sürekli cips, çikolata, puding, ekmek. Günde 1,5 ekmek yiyordum" dedi.
'İSTEDİĞİM KIYAFETLERİ ÜSTÜMDE GÖRMEK İSTİYORUM'
Kilo vermek için çabaladığını da anlatan Tammiş, "Çok diyet yaptım, çok spor yaptım. 5 kilo verdiysem 10-15 kilo olarak geri aldım. Mide küçültme ameliyatı fikrini sürekli annemden duyuyordum. Büyüdükçe çevremi, arkadaşlarımı, tüm ortamlarımı gördüğümde bu yaşadığım zorbalıklar da birleşince ameliyat olmak istedim. Ameliyat oldum, şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Hiçbir şekilde ameliyat olmuş gibi hissetmiyorum. Zaten spora da devam edeceğim. Çok sağlıklı, dinç hissediyorum. Bundan sonraki hayallerim; çok güzel kıyafetler giymek, güzel yerleri gezmek, arkadaşımla, ablamla güzel yerleri keşfetmek. Kabinlerde utanmadan kimseden, hiç sıkılmadan kıyafet denemek, o kıyafetin bana olması ve onun mutluluğunu yaşamak istiyorum. İstediğim kıyafetleri üstümde görmek istiyorum. 65-70 kilo arasına düşme hedefim var. Voleybolcu olmak istiyordum, hayalim vardı; ama kilolu olduğum için yapamıyordum. Şimdi voleybola devam etmek istiyorum" diye konuştu.
'GİDEREK ARTAN RİSKLİ BİR DURUM'
Operasyonu yapan Genel Cerrahi ve Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim ise çocukluk çağı obezitesinin halk sağlığı açısından giderek artan riskli bir durum olduğunu belirterek, "Çünkü çocuklarda paketli yiyeceklere ulaşma, hareketsizlik, ekran maruziyeti ve kötü beslenme çok fazla görüyoruz şu an. Biz çocukluk çağı obezitesini tedavi ederken ön planda en önemsediğimiz şey aile eğitimi, aile terapisi, ailenin davranış biçimini değiştirmesi. İlk başta bunu sorguluyoruz. Yani aile bu konuda çocukları sağlıklı beslenme konusunda teşvik mi ediyor, yoksa kolay hazır yiyeceklere izin veriyorlar mı diye bunu değerlendiriyoruz. Aileye bu konuda da destek oluyoruz. Çünkü sadece çocuğu tedavi etmek değil, çocukluk çağı obezitesinde tüm aile ve yaşam şeklini düzenlemek gerekiyor. Bu açıdan değerlendirip ameliyat mı, farklı tedavi yöntemleri mi, sadece fiziksel aktivite ve diyet desteği mi bunları planlamamız gerekiyor" dedi.
'OBEZİTE CERRAHİSİ ESTETİK MÜDHALE DEĞİL'
Sevim, çocukluk çağı obezite cerrahisini bir estetik müdahale gibi görmek ya da obezite cerrahisinin yapılmasını gereksiz görmenin çok yanlış olduğunu vurgulayarak, "Bu kişiler defalarca diyet denemeleri, farklı yöntemler deneyip her seferinde verdiğinin daha fazlasını geri alarak dönüyorlar. Eğer kişinin vücut kitle indeksi 35'i geçtiyse ve obeziteye bağlı problemler yaşamaya başladıysa en iyi müdahale en erken yapılan müdahaledir ve yaşam şeklini düzenlemektir. Tabii ki cerrahi yüzde 100 bir çözüm değildir. Şu an bizim kullandığımız en etkili yöntem hala obezite cerrahisidir. Ama kişinin yaşam şeklini değiştirmeden, günlük yaşam şeklini disipline etmeden bu süreç cerrahi ile yapılsa bile başarısız olabilir. Hastaların, yasak denilen bir diyet sistemi ile değil, kısıtlı ve temiz beslenme ile hayatlarını sürdürmesi gerekir" diye konuştu. (DHA))
03:282 asırlık adak taşı ortadan kayboldu
04:46Ramazanda balık tezgahlarında hamsi ve istavrit bereketi
06:008 bıçak darbesiyle öldürülen Batuhan’ın doğum gününde sanıklar hakim karşısına çıkacak
03:58Evde eğitim alan Ali'ye sürpriz doğum günü kutlaması
00:3035 ilde DEAŞ operasyonu; 22 tutuklama
03:06Okulda para toplayıp, 3 bakkalın veresiye defterini satın aldılar
05:22Sis içinde kalan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü havadan görüntülendi