06:04Asırlık aile mesleği keçeciliği 3'üncü kuşak olarak sürdürüyor
Model kapsamında okul öncesi ve ilkokul dönemindeki öğrencilerin okul ortamında üretken yapay zekayı doğrudan kullanmalarına yer verilmeyecek. Bu dönemde derin okuma, dikkat, neden-sonuç kurma ve problem çözme gibi temel zihinsel süreçlerin öğrenciler tarafından kendi başlarına geliştirilmesine öncelik verilecek.
ORTAOKULDAN İTİBAREN YAPAY ZEKA OKURYAZARLIĞI
Modelin ilerleyen aşamalarında yapay zeka eğitimi kademeli olarak devreye alınacak. Ortaokul döneminde öğretmen rehberliğinde bilinçli, eleştirel, etik ve üretken yapay zeka kullanımını içeren AI okuryazarlığının oluşturulması hedefleniyor. Lise döneminde ise öğrencilerin yapay zekaya bilişsel olarak bağımlı kalmadan düşünmeleri ve yapay zekayı araştırma, üretim ve problem çözme kapasitelerini geliştirecek bir ‘bilişsel ortak’ olarak konumlandırmaları amaçlanıyor.
Yeni dönemde kodlama, algoritmik düşünme ve dijital farkındalık gibi teknoloji okuryazarlığı eğitimlerinin pedagojik yöntemlerle sürdürülmesi planlanıyor. Ölçme-değerlendirme süreçlerinde ise yalnızca ortaya çıkan ürün veya metne değil, öğrencinin araştırma, düşünme ve gerekçelendirme süreçlerine odaklanılacak.
‘GELECEĞİN ÖĞRENCİSİ HEM YAPAY ZEKAYLA HEM DE YAPAY ZEKASIZ DÜŞÜNEBİLMELİ’
Bahçeşehir Koleji’nin yeni yaklaşımında öğrencilerin yapay zekanın yoğun biçimde kullanılacağı üniversite, bilim ve iş yaşamına hazırlanması hedefleniyor. Bununla birlikte öğrencinin yapay zeka olmadan da düşünebilmesinin hazırlığın ilk koşulu olduğu belirtildi.
Modelde öğrencinin kendi sorusunu kurabilmesi, problem çözebilmesi, farklı seçenekleri değerlendirebilmesi, bir sonuca kendi akıl yürütmesiyle ulaşabilmesi ve bu sonucu savunabilmesi yapay zeka kullanımının ön koşulu olarak ele alınıyor. Bu becerilerin ardından öğrencilerin yapay zeka çıktısını sorgulama, doğrulama ve üretim süreçlerinde bilinçli biçimde kullanma becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.
‘OKUL ÖNCESİ VE İLKOKULDA YAPAY ZEKA KULLANIMINI SINIRLANDIRIYORUZ’
Okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin sınıflarda üretken yapay zeka kullanmasını yasakladıklarını belirten Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, “Bahçeşehir Koleji olarak eğitimde yenilikçi ve inovatif teknolojileri takip eden bir eğitim kurumuyuz. Yapay zeka teknolojileri de bu sürecin lokomotiflerinden biri. Yapay zeka, hayatımızın içinde yer alıyor ve eğitimi de dönüştürüyor. Ancak şunu söyleyerek başlamak isterim: Teknoloji değişse ve gelişse de işin kalbinde insan var. Bizim için öğretmenler ve öğrenciler ön planda. Biz de Bahçeşehir Koleji olarak doğru teknolojiyi, doğru yaş grubuyla ve doğru pedagojik yöntemle uygulamayı stratejimiz olarak belirledik. Bu nedenle bugün size net olarak şunu söyleyebilirim: Okul öncesi ve ilkokul yaş grubunda üretken yapay zekanın öğrenciler tarafından okullarda ve sınıflarda kullanılmasını yasaklıyoruz. Bunun sebebi nedir? Özellikle okul öncesi ve ilkokul dönemi, çocukların düşünme şemalarının ve düşünsel becerilerinin oluştuğu; okumayı, yazmayı, insanlarla etkileşim kurmayı ve yaşam becerilerini kazandıkları bir dönemdir. Bu yaş grubunda zorlanmak, önemli bir problemi ele almak, bu problem üzerinde çalışmak ve çözebilmek için çaba göstermek çok önemli. Eğitimde bu çaba, ‘üretken zorlanma’ olarak adlandırılıyor. Çocukların bu zorlanmayı yaşamaları, öğrenmenin de temelini oluşturuyor” dedi.
‘ÖĞRENCİLERİN OKUMA, YAZMA VE İNSANLARLA ETKİLEŞİM KURMA BECERİLERİNİ GELİŞTİRMELERİNİ İSTİYORUZ’
Ortaokul ve lise öğrencilerinin yapay zekayı sorgulayabilmelerini, yanlış bilgileri ve olası yanılgıları tespit edebilmelerini, etik boyutunu değerlendirebilmelerini hedeflediklerini kaydeden Dr. Koç, “Biz, bu zorlanma sürecinin ve düşünme becerilerinin gelişiminin yapay zeka tarafından devralınmasını istemiyoruz. Bu süreçte öğrencilerin okuma, yazma ve insanlarla etkileşim kurma becerilerini geliştirmelerini, yaşam becerilerini güçlendirmelerini önemsiyoruz. Problem çözme, eleştirel düşünme ve neden-sonuç ilişkisi kurma becerilerinin bu yaş grubunda gelişmesi gerektiğini biliyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizi öncelikle bu alanlarda güçlendirmek istiyoruz. Ancak bu, öğrencilerimizi ve çocuklarımızı yapay zeka teknolojilerinin baskın olduğu bir dünyaya hazırlamadığımız anlamına gelmiyor. Elbette onları yapay zekanın akademide, üniversitelerde, bilimde ve iş dünyasında yoğun olarak kullanıldığı bir dünyaya hazırlıyoruz. Bunu yaparken çocuklarımızın kendi düşünme becerilerini geliştirmeleri ve bu becerilerin yapay zeka tarafından devralınmaması bizim için büyük önem taşıyor” diye konuştu.
‘ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN ETKİN BİR YAPAY ZEKA OKURYAZARLIĞI GELİŞTİREBİLİRİZ’
Öğretmenlerin yapay zeka kullanımını da desteklediklerini belirten Dr. Koç, ders planlama, materyal geliştirme ve öğrenme süreçlerini zenginleştirme gibi alanlarda yapay zekadan yararlanılabileceğini dile getirdi. Dr. Koç, “Bu süreci doğru yönettiğimizde ortaokul ve lise öğrencilerimiz için etkin bir yapay zekâ okuryazarlığı geliştirebiliriz. Böylece öğrencilerimiz yapay zekayı sorgulayabilen, olası yanılgılarını ve yanlış bilgilerini tespit edebilen, etik boyutunu değerlendirebilen bir beceri kazanabilir. Ortaokul ve lise gruplarında yapay zeka okuryazarlığını geliştirerek öğrencilerimizi bu yönde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Öğrencilerimizin yapay zekaya ihtiyaç duymadan düşünebilmelerini, ihtiyaç duyduklarında ise yapay zekayı düşünme becerilerini artıracak, güçlendirecek ve öğrenme süreçlerini daha verimli hale getirecek şekilde kullanmayı öğrenmelerini amaçlıyoruz. Bu nedenle söz konusu sınırlamayı getiriyoruz. Bu sınırlama, gelişimsel özellikleri dikkate alarak eğitim ve öğretim sürecinde önceliklendirme ilkesine göre hareket etmek anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
‘PEDAGOJİK KARAR VERME YETKİSİ HER ZAMAN ÖĞRETMENDE OLMALI'
Dr. Koç, “Okulun en önemli paydaşlarından biri olan öğretmenlerimizle bu süreci biraz daha farklı ele alıyoruz. Öğretmenlerimizin üzerindeki rutin işleri yapay zekaya devretmelerini destekliyoruz. Ders planlama, materyal geliştirme ve öğrenme süreçlerini zenginleştirme gibi alanlarda yapay zeka kullanmalarını teşvik ediyoruz. Metodbox platformumuzda öğretmenlerimize yönelik yapay zeka asistanları aracılığıyla ihtiyaç duydukları verilere ulaşmalarını, bu verileri değerlendirmelerini ve yapay zekanın sunduğu alternatiflerden yararlanmalarını destekliyoruz. Ancak burada kritik bir ayrım var. Pedagojik değerlendirme, bağlamı yorumlama, öğrenciyi değerlendirme ve pedagojik karar verme yetkisini öğretmenden yapay zekaya devretmiyoruz. Bu yetki her zaman öğretmende olmalı ve öyle kalmalı” dedi.
'AİLELERE YAPAY ZEKA OKURYAZARLIĞI KAZANDIRMAYI HEDEFLİYORUZ'
Yapay zeka kullanımına yönelik yaklaşımın aileleri de kapsadığını belirten Dr. Koç, çocukların evdeki teknoloji kullanımında ebeveynlerin rehberliğinin önemine değindi. Dr. Koç, “Uzun süredir öğretmenler, bilgiyi aktaran kişiler olma konumundan uzaklaşıyor. Ancak öğrenme sürecini yapay zekaya devreden kişiler konumuna da gelmeyecekler. Pedagojik karar verme ve öğrenciyi değerlendirme yetkisi her zaman öğretmende olmalı. Elbette okul öncesi ve ilkokulda üretken yapay zekanın sınıfta kullanımını yasaklıyor ve sınırlandırıyoruz. Ancak işin bir de aile boyutu var. Çocukların evlerde yapay zeka kullanımı da önemli bir konu. Bu noktada ebeveynlere yapay zeka okuryazarlığı ve eleştirel yapay zeka okuryazarlığı kazandırmayı hedefliyoruz. Anne ve babalara, çocuklarının yapay zeka kullanımına yönelik sınırları nasıl belirleyebilecekleri, hangi alanlarda ve ne şekilde yönlendirme yapabilecekleri konusunda bilgi ve rehberlik sunarak bu süreci destekliyoruz” diye konuştu.
‘ÖĞRENCİLERİMİZİN SORGULAYAN, PROBLEM ÇÖZEBİLEN BİREYLER OLARAK YETİŞMELERİNİ İSTİYORUZ’
BAU Mütevelli Heyet Başkanı Eğitim Danışmanı Doç. Dr. Ergün Akgün ise “Okul öncesi ve ilkokul döneminde öğrencilerimize evrensel değerlerden başlayarak, iyi bir dünya vatandaşı olma hedefi doğrultusunda, Türk Millî Eğitimi'nin amaçları ve Bahçeşehir Koleji'nin vizyonu çerçevesinde belirlediğimiz özellikleri kazandırmayı amaçlıyoruz. Öğrencilerimizin sorgulayan, problem çözebilen ve iş birliği içinde çalışabilen bireyler olarak yetişmelerini istiyoruz. Bu becerilerin, bugün hepimizin deneyimlediği 21'inci yüzyıl becerilerine ulaşabilmek için temel oluşturduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle hem okul öncesi hem de ilkokul döneminde söz konusu becerilerin gelişmesini önemli görüyoruz. Üretken yapay zekâ kullanımı ise bu becerilerin oluşmasında bir engel oluşturuyor. Çünkü üretken yapay zekânın temelinde dil, matematik ve mantık olmak üzere üç unsur bulunuyor. Kullandığımız modellerin tamamı bu üç temel üzerine kurulu dil modellerinden oluşuyor. Dil, matematik ve mantık, aynı zamanda tüm bilimlerin temelini oluşturuyor” dedi.
13:18Serebral palsili Yağmur'un tek hayali arkadaşları gibi yürüyebilmek
03:02Öğrencilerine ilham veren 'ressam müdür'
00:29Artvin'de 30 yıllık cinayeti jandarma aydınlattı
01:03Mersin'de mobilya mağazasında yangın
00:45Selçuk Bayraktar, Şanlıurfa’da türküyle karşılandı
08:32MAKTEK Avrasya 2026’da yeni nesil üretim teknolojileri Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sergileniyor
01:13Haysiyet bu akşam Kanal D’de