Oynatma Listesi
VİDEO

Çizginin hafızası: 40 yıllık sanat arşivindan sergi açıldı

YEDİTEPE Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Gülveli Kaya'nın 'Çizgi / Line' adlı kişisel sergisi sanatseverlerle buluştu. Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Sanat Galerisi'nde açılan, küratörlüğünü Prof. Dr. Marcus Graf'ın üstlendiği sergi, sanatçının çocukluk yıllarında yaptığı ilk çizimlerden günümüze uzanan yaklaşık 40 yıllık üretimini retrospektif bir seçkiyle izleyiciye sunuyor.

'Gözlemden Anlatıma' temasıyla hazırlanan sergide çizgi, yalnızca bir biçim oluşturma aracı değil; gözlemi anlayışa, düşünceyi ise forma dönüştüren bir ifade dili olarak ele alınıyor. İlkokul yıllarında yapılan çizimlerden sanatçının akademisyenlik döneminde hazırladığı desen çalışmaları ve ders notlarına uzanan eserler, Prof. Kaya'nın sanatsal gelişimini kronolojik bir perspektifle ortaya koyuyor. Sergi, kasım ayına kadar Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Sanat Galerisi'nde ziyaret edilebilecek.

'ADAY ÖĞRENCİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR REFERANS'

Serginin kendi arşivinden seçilen desen çalışmalarından oluştuğunu belirten Prof. Gülveli Kaya, özellikle özel yetenek sınavlarına hazırlanan aday öğrenciler için önemli bir kaynak niteliği taşıdığını söyledi.

Prof. Kaya, "Bugün burada kendi arşivimden oluşturduğum desen çalışmalarından bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturuyoruz. Sergimiz kasım ayına kadar fakültemizin sanat galerisinde açık kalacak. Özellikle Güzel Sanatlar ve Sanat-Tasarım fakültelerinin özel yetenek sınavlarına hazırlanan aday öğrencilerin bu sergiyi mutlaka görmelerini istiyorum. Çünkü burada öğrencilik yıllarımda yaptığım çalışmaların yanı sıra akademisyenlik döneminde hazırladığım ders notlarından çizimler de yer alıyor. Bu yönüyle aday öğrenciler için önemli bir referans oluşturacağını düşünüyorum" dedi.

Çizginin sanatsal anlatımın en yalın biçimlerinden biri olduğunu vurgulayan Kaya, "Çizgide renk ya da estetik albeni yoktur. Bu nedenle her sanatçının çizgiyle kendine özgü bir serüveni vardır. Ancak birçok sanatçı, çizimi yalnızca hazırlık aşamasına ait bir çalışma olarak gördüğü için bu üretimlerini arşivlemez" ifadelerini kullandı.

'BU SERGİ ARŞİVDEN DOĞDU'

Serginin bir ressamın külliyatı niteliğinde olduğunu dile getiren Prof. Kaya, seçkinin uzun yıllara yayılan kişisel arşivinden oluştuğunu belirtti. Kaya, "Bu sergide on yaşımdan bugüne kadar yaptığım çizimlerden oluşan seçilmiş bir arşiv yer alıyor. 1980'lerden 2020'lere uzanan süreçte çizginin hayatımda nasıl everildiğini görmek mümkün. Güzel Sanatlar Lisesi'ne başladığım dönemden itibaren tuttuğum eskiz ve not defterleri de sergide yer alıyor. Bütün bu çalışmalar tarihsel bir bütünlük içinde birbirleriyle etkileşime girerek daha anlamlı bir yapı oluşturuyor. Bu nedenle bu sergi baştan sona planlanmış bir proje değil; kişisel arşivime dönüp baktığımda artık sergilenebilir nitelikte olduğunu düşündüğüm çalışmaların, küratörümüz Prof. Dr. Marcus Graf ile yaptığımız değerlendirmeler sonucunda bir araya gelmesiyle ortaya çıktı" diye konuştu.

'ÇOK KATMANLI BİR SEÇKİ ORTAYA ÇIKTI'

Serginin çocukluk yıllarından akademisyenlik dönemine kadar uzanan geniş bir üretim yelpazesini kapsadığını ifade eden Prof. Kaya, "Sergide 1980'lerden çocukluk çizimlerim, lise döneminde yaptığım desen çalışmaları ve akademisyenlik sürecinde hazırladığım ders notları yer alıyor. Küçük yaşlarda yaptığım bir Emrah portresi, TRT 2'de yayınlanan bir yılbaşı programından esinlenerek hazırladığım sahne çalışması, memleketim Yozgat'taki mahallemizin bir görüntüsü ve eğitim sürecime ait desenler aynı seçki içinde bulunuyor. Bu nedenle serginin oldukça zengin bir repertuvar sunduğunu düşünüyorum. Çizginin hem estetik hem de akademik yönüne ilişkin referanslar sunan çok sesli ve çok katmanlı bir sergi ortaya çıktı. İzleyicilerin her zaman karşılaşabilecekleri türden bir sergi olduğunu düşünmüyorum" dedi.

'GENÇLER ÇALIŞMALARINI MUTLAKA SAKLASIN'

Genç sanatçılara çalışmalarını arşivlemeleri tavsiyesinde bulunan Prof. Kaya, şunları söyledi:

"Özellikle gençlere tavsiyem, yaptıkları çalışmalara değer vermeleri ve onları saklamalarıdır. Ne üretiyor olurlarsa olsunlar, çalışmalarına karşı önyargılı davranmamalılar. Çünkü sanat bir olgudur, sanatçılık ise bir oluşum sürecidir. Sanatçı zamanla oluşur; bir anda ortaya çıkmaz. İnsan, biriktirdiği deneyimler ve üretimleriyle sanatçı olur. Ben bugün 1987 yılına dönüp yeniden bir çalışma yapamam. Ancak o yıl yaptığım bir çizim bugün bana çok şey anlatabiliyor. Bu nedenle yapılan işlere 'iyi' ya da 'kötü' diye bakmak yerine, onları bir öğrenme ve gelişim alanı olarak görmek gerekir. Bu sergi boyunca bana en çok sorulan sorulardan biri, 'Bütün bunları nasıl sakladınız?' oldu. Hepsini sakladım; çünkü ressam olmak dışında başka bir hayalim yoktu. Akademisyenliği tercih ettim ama kendimi hâlâ öncelikle bir ressam olarak tanımlıyorum. İzleyicilerin de bu sergiyi bu gözle değerlendirmelerini isterim. Özellikle güzel sanatlar alanında yetenek sınavıyla öğrenci kabul eden programlara hazırlanan tüm adayların bu sergiyi görmesi beni çok mutlu eder."

Melike USLU - Hadican EROL / İSTANBUL (DHA) –

GÜNCELLENME
DETAYLARI GÖSTER