04:33'Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi' okurlarla buluştuTAKDİM METNİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demirören Yayınları tarafından Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının 6’ncı yıl dönümüne özel olarak hazırlanan ‘Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’ isimli eser için takdim metni kaleme aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın takdim metninde verdiği mesajlar şöyle:
BÜYÜK ZAFERİN REMZİ: İstanbul’un fethiyle birlikte Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîfi, insanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarından birine şahitlik etmiş bir mâbed olarak yeni bir hüviyet kazanmıştır. Feth-i Mübîn’den önce harap ve bitap halde olan bu eser, 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmet Han ve muzaffer ordusunun İstanbul’u almasıyla birlikte kısa zamanda ihya edilerek, İslam’ın manevi sancağı altında yeniden hayat bulmuştur. Fetih ile birlikte camiye tahvil edilen Ayasofya, çağ açıp çağ kapatan büyük zaferin remzi, fethin mührü ve medeniyetimizin en ihtişamlı eserlerinden biri haline gelmiştir.
İNSANLIĞIN MÜŞTEREK MİRASI: Tarihî hakikatler açıkça göstermektedir ki; 1204 yılında gerçekleşen IV. Haçlı saldırıları sırasında Ayasofya büyük bir tahribata uğramış; pek çok kıymetli eser yağmalanarak farklı coğrafyalara taşınmıştır. Buna mukabil Osmanlı medeniyeti, Ayasofya’ya bir emanet şuuru ve vakıf hassasiyetiyle yaklaşmış; bu kadim mabedi asırlar boyunca ihya etmiş, korumuş ve gelecek nesillere ulaştırmıştır. Başta Mimar Sinan olmak üzere, devrin büyük mimarları tarafından güçlendirilen yapı, depremlere karşı tahkim edilmiş; ilave edilen unsurlarla İslâmî kimliği daha da belirgin hale getirilmiş, bu suretle insanlığın müşterek mirasına da hürmetle yaklaşılmıştır. Asırlar boyunca Bizans devrine ait mozaiklerin muhafaza edilmesi, Osmanlı’nın medeniyet tasavvurunu, adalet anlayışını ve kültürel emanet bilincini yansıtan müstesna bir örnek olmuştur.
TARİHİ MESULİYET: Ayasofya-i Kebîr Camii yalnızca bir ibadet mekanı değil; milletimizin tarih şuurunun, medeniyet iddiasının, inanç kudretinin ve fetih ruhunun abideleşmiş timsalidir. Osmanlı sultanlarının vakfiyelerinde yer alan muhafaza ve bakım hükümleri, bu mukaddes emanete gösterilen ihtimamın en kuvvetli işaretidir. Bugün de ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz bu aziz emaneti aynı bilinç ve hassasiyetle korumayı, yaşatmayı ve gelecek nesillere en güzel şekilde aktarmayı tarihî bir mesuliyet olarak telakki ediyoruz.
86 YILLIK HİCRAN: Kutlu fethin zafer nişanesi olan Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîfi, İstanbul’un siluetinde bütün ihtişamıyla yükselmeye ve dünya kültür mirası içerisindeki müstesna mevkiini muhafaza etmeye inşallah devam edecektir. Elinizdeki eser; Ayasofya’nın asırlara yayılan hikayesini, mimarî zarafetini, manevi derinliğini gelecek kuşaklara aktarma gayesiyle hazırlanmıştır. 24 Temmuz 2020’de, 86 yıllık hicranın ardından yeniden aslî hüviyetine kavuşturduğumuz Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîfi’nin, inşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süsleyeceğine; insanlığın ortak vicdanı ve kültürel hafızasına ışık tutmayı sürdüreceğine gönülden inanıyorum.
02:37Galatasaray, hazırlık kampı için Avusturya'da
00:18Muğla’da çıkan orman yangını kontrol altında
00:30Hava Kuvvetlerinden Erzurum Kongresi'nin yıl dönümüne özel selamlama uçuşu
01:14Diyarbakır’da örtü yangını; müdahale sürüyor
06:16Beşiktaş'taki tarihi ağaçlara 'Çınar kanseri'ne karşı koruma çalışması: İlaçla tedavi yöntemi mümkün değil
01:11Otomobil ile çekicinin çarpıştığı kaza kamerada; 5 yaralı
01:41Beyoğlu'nda 2 katlı metruk binadaki kısmi çökme kamerada