02:29Okul inşaatından 500 bin liralık malzeme çalan 2 şüpheli, takip sonucu yakalandı
İlçenin Kızılören Mahallesi'nde yaşayan 1 çocuk annesi Zehra Kocabaş, kalp krizi geçirip, kanser hastalığına yakalandı. Hem kalp rahatsızlığı hem de göğüs kanseriyle mücadele etmek için araştırmalar yapan Kocabaş, bilimsel çalışmalarda arı iğnesi ve arı zehrinin tedavi sürecine yardımcı olabileceğini öğrenince bu yıl nisan ayında arıcılığa başlamaya karar verdi. İlk başta 60 kovanla işe koyulan Kocabaş, kısa sürede kovan sayısını 100’e çıkardı. Girişimci Zehra Kocabaş’ın şimdiki hedefinde ise arıcılıkta kovan sayısının 500’e çıkarabilmek var.
‘ZOR BİR SÜREÇTİ’
Yaşadığı süreci anlatan Zehra Kocabaş, "12 yıldır özel sektörde çalışıyordum. Bir hafta sonuydu, eşimle birlikte spora gitmiştik. Spor salonunda sırtımda saplanır şekilde bir ağrı ve sol tarafımda uyuşma başladı. Nefes almakta çok zorlandım. Başta bunun sporun verdiği yoğunluktan kaynaklandığını düşündüğüm için pek dikkate almadım. Ancak eve gelip dinlendikten sonra şikayetlerim artarak devam edince hastaneye gittik. Hastanede yapılan tetkiklerde kalp krizi geçirdiğim ve emboli attığı tanısı konuldu. Embolinin ana atar damarlara değil, organ içerisindeki atar damarlara attığını öğrendik. Bu nedenle herhangi bir anjiyo yapılmadı. Ancak 6 aylık kan sulandırıcı iğne tedavim başladı. Bu süreç bizim için gerçekten çok zordu. Hayatımda birçok kısıtlama başladı. Fazla efor harcayamadım, stresten uzak durmam gerekti ve yaşamımı çeşitli kısıtlamalarla sürdürmek zorunda kaldım. Bunun üzerine iş hayatımda da çok zorlanmaya başladım. Doktorlarım bana daha sakin, stressiz ve efor gerektirmeyen bir yaşam sürmemi önerdi” dedi.
‘ARI İĞNESİNDEKİ ŞİFAYI ÖĞRENDİM’
Hastalığının genetik bir hastalık olduğuna da dikkat çeken Kocabaş, “Ailemizde genetik olarak kalp ve kanser rahatsızlıkları var. Göğsümde bulunan kitle benim için hem psikolojik hem de bedenen ciddi bir rahatsızlıktı. Arı zehrindeki şifaya inanarak bu yola girdim. Yaptığım araştırmalarda bazı bilimsel çalışmalara rastladım. Bu çalışmalarda arı iğnesindeki zehrin göğüs kanserinin tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini öğrenince, 'Ben bu işi kesinlikle yapmalıyım' dedim ve arıcılığa başladım. İlk olarak arı ve arı ürünlerinin faydalarını araştırdım. Bu araştırmalar sırasında arı iğnesindeki şifayı öğrendim. İncesu Aksu Bağları'nda ilk etapta 60 kovanla üretime başladık. Polen, perga, arı sütü ve propolis ürettik. Ürettiğimiz ürünlere o kadar yoğun talep oldu ki siparişlere yetişemedik. Hatta evimize kendimize bile ayıramadık. Beklediğimizin çok üzerinde ilgi gördü. Bulunduğumuz bölgenin iklimi gerçekten çok verimli” ifadelerini kullandı.
‘KADININ GÜCÜNÜ GÖSTERMEK İSTEDİM’
Arılarını Erciyes Dağı eteklerindeki yaylalara götüreceğini de söyleyen Zehra Kocabaş, “Oradaki bitki örtüsünün çok daha verimli olacağına inanıyorum. Çünkü kekik, geven, karahindiba, adaçayı, meşe, üçgül ve yonca gibi birçok bitki bulunuyor. Bu nedenle verimin daha da yüksek olacağını düşünüyorum. Şu anda 100 kovanımız var. Ancak yine de siparişlere yetişemiyoruz. Siparişlere yetişebilmek için kovan sayımızı artırmayı planlıyoruz. İlk hedefimiz 500 kovana ulaşmak. Bu hedef doğrultusunda devlet büyüklerimizden destek bekliyorum. Ülkemize üretim anlamında katkı sunmak ve insanlara doğal şifayı ulaştırmak istiyorum. Bu işe başlayacağımı söylediğimde ailem ve çevrem bana 'yapamazsın' dedi. Ama ben kadının gücünü göstermek istedim. Çünkü bir kadın isterse her şeyi başarabilir. Kadınların daha özenli ve daha dikkatli olduğunu düşünüyorum. İstersek yapamayacağımız hiçbir şey yok” dedi.
‘PSİKOLOJİK ANLAMDA TERAPİ OLDU’
Arıcılık yapmak isteyenlere tavsiyelerde de bulunan Kocabaş, “Bu işin en zor yanı taşıma işlemi. Bu bizim için ciddi bir zorluk. Bunun yanında arıları götürdüğümüz bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın da bilinçlendirilmesi gerekiyor. Herkes şunu bilmeli ki arı olmazsa soframıza gelen birçok ürün de olmaz. Arılar doğadaki tozlaşmanın en önemli unsurlarından biri. Arının doğaya katkısını herkes öğrenmeli. Arıdan gelen şifaya da insanların inanması gerektiğini düşünüyorum. Bu işe başlamak isteyenlere tavsiyem hiç korkmadan başlamalarıdır. Doğayla iç içe olmak, üretmek gerçekten çok güzel bir duygu. Stres yok. Ben arılığa girdiğim zaman huzur buluyorum. Bir gün oğlum bana, 'Anne ben arılığa girdiğim zaman terapiye girmiş gibi hissediyorum' dedi. Bu söz beni çok etkiledi. Gerçekten de arıcılık bize hem psikolojik anlamda terapi oldu hem de üretmenin verdiği mutlulukla hayatımıza büyük bir moral kattı” diye konuştu. (DHA)
00:07Hastaneye ateş açıp, o anları kaydeden 2 şüpheli yakalandı
03:49Suudi Arabistan'da mahsur kalan Ali Baybaş Türkiye’ye getirildi
00:25Oğuz Çetin'den Greenwood sorusuna yanıt: Geliyor
08:15Rize'de yurt inşaatının kazısında istinat duvarı ve yol çöktü: 3 bina tahliye edildi
00:40Açık Hava Puta Türkiye Şampiyonası elemeleri 5 ilde başlıyor
00:19Diyarbakır’da taşlı, sopalı kavga kamerada: 2 yaralı
04:38Erzincan'da sporcuların wingsuit ve base jump atlayışı nefes kesti