Geri Dön
AnkaraAnkara - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Finans piyasalarımızda sistematik risk söz konusu değildir

Ankara - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Finans piyasalarımızda sistematik risk söz konusu değildir

Ankara - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Finans piyasalarımızda sistematik risk söz konusu değildir

CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir. Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü bir şekilde devam edecektir" dedi.

TBMM Genel Kurulu, Kızılay ile ilgili düzenlemeleri içeren 'Türk Kızılay Kanunu' teklifini görüşmek üzere Meclis Başkan Vekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Teklif üzerindeki görüşmeler öncesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sermaye piyasasındaki gelişmelere ilişkin milletvekillerini bilgilendirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Öncelikle ekonomimizin temellerinin sağlam olduğunu, makroekonomik görünümümüze ilişkin bir sorunun olmadığını ifade etmek isterim. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 3 civarındadır. Bölgemizde yaşanan savaş ve bunun petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığımızın milli gelire oranı yüzde 2,6 seviyesindedir. Merkez Bankamızın rezervleri dış şoklara karşı emniyet sağlarken, bankacılık sistemimiz yüksek sermaye yeterlilik oranları ile son derece güvenli bir yapıda. Sorunlu fonların, sermaye piyasamızın genel resmini temsil etmediğini de önemle vurgulamak isterim. Çok net bir şekilde ifade etmek isterim ki finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir. Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü bir şekilde devam edecektir. Yanlışların üzerine kararlılıkla giderken, çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarımızı desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘HAK YİYENLERİ SAVUNMA YOLUNA GİTMEYECEĞİZ’

Yaşanan soruna büyük veya küçük bir anlam atfedilmemesini, gerçekçi ve sağlıklı bilgilere dayalı yorum yapılması gerektiğini belirten Yılmaz, sorundan etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı sorumlu olduklarına inandığını ifade etti. Sermaye piyasasında yaşanan sorunların ilk andan itibaren adli ve idari kurumlar tarafından takip edildiğini kaydeden Yılmaz, “Temel yaklaşımımız Sayın Cumhurbaşkanımızın, 'Sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır' ifadesidir. Bu çerçevede, her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadele verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir. Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız. Yatırımcılarımızın, sermaye piyasalarımızın ve milletimizin hakkını korurken, manipülatörlere ve spekülatörlere karşı en etkili yöntemlerle hareket edeceğiz” diye konuştu.

‘ZARARLAR İÇİN HAZİNE KULLANILMAYACAKTIR’

Yılmaz, tasfiyedeki fonların toplam portföy değerinin hane halkının finansal varlıklarının 2,4’üne, tasfiye edilecek fon sayısının toplam fon sayısının yüzde 4,6’sına, portföy değerinin ise yüzde 7,7’sine karşılık geldiğini söyledi. Yılmaz, “Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Bununla beraber, sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmış olması meselenin önemini azaltmamaktadır. Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasa güvenini zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri içinde kararlılıkla gidilmektedir. Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımları atarken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirleri hayata geçiriyoruz. Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus; bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağıdır. Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere, fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisi söz konusu değildir” dedi.

’17 FONUN ÖDEMELERİ PERŞEMBE GÜNÜ YAPILACAKTIR’

Yılmaz, soruşturmalara ilişkin “Geçtiğimiz Pazartesi günü ilgili tüm kurumların katkısı ile hazırlıkları yapılan kanun teklifi taslağı, Fon Koordinasyon Kurulu 3’üncü toplantısında kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Hazırlanan taslağa teknik düzeyde son hali verilerek grubumuz aracılığı ile Meclisimizin takdirine sunulacaktır. Ele alınan tüm teklif ve düzenlemelerde, vatandaşlarımıza, milletimize herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış net bir şekilde vurgulanmıştır. Yatırımcıların en önemli beklentisi olan tasfiye sürecindeki yol haritamızı kısaca özetleyecek olursam; SPK tarafından tasfiye sürecine alınan 7 şirket ve 131 fonla ilgili olarak tasfiye süreçlerinin yönetimi için Ziraat ve İş Bankası belirlenmiştir. Bugüne kadar İş Bankası ile çalışan TERA kapsamında 6 fonun tasfiyesinin yönetimi İş Bankası tarafından, geriye kalan 125 fonun tasfiyesinin yönetimi Ziraat Bankasınca yürütülecektir. Fonlara ilişkin; yatırımcıların ellerindeki pay senetlerinin kontrolü, nakit tespiti, borç ve alacakların tespiti, fon mal varlığının gerçek durumumun tespiti yapılmıştır. İlgili bankaların saklama faaliyetlerini resmi olarak devralması sağlanmıştır. 7 şirketten A1 Capital, Bulls ve Pardüs olağan tasfiye süreci 5 Ekim itibarıyla başlayacaktır. Bu kapsamda bulunan 17 fonun perşembe günü ödemeleri yapılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

‘EKİMDE 1 MİLYON LİRAYA KADAR ANAPARA ÖDEMELERİ YAPILACAK’

Yılmaz, TBMM’ye sunulacak kanun teklifine ilişkin şöyle konuştu:

“Meclisimizin takdirine sunulacak olağanüstü tasfiye kurallarını içeren taslak kanun teklifinin yasalaşması halinde, Ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerinin yapılacağını öngörüyoruz. Bu konuda SPK tarafından gerekli detay kararlar alınacaktır. Teknik hazırlıklar yapılmıştır. Sayısal bazı verileri de sizlerle paylaşmak isterim. Tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455 bin 758 tekil kişi bulunmaktadır. Ziraat Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 125 fonda 151 bin 247 tekil yatırımcı kişi, İş Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 6 fonda 388 bin 718 tekil yatırımcı bulunmaktadır. Olağan tasfiyesi yapılacak üç şirketin (A1 Capital, Bulls ve Pardüs) 17 fonunda 43 bin 643 yatırımcısına perşembe günü ödeme yapılacaktır. Bu şirketler kapsamında kalan 49 özel fonda ise 2 bin 98 kişi bulunmakta olup kendi kapsamlarında sorunların çözüleceği planlanmaktadır. Gerekli teminatların alınması halinde, Atlas şirketinde bulunan 56 bin 614 kişiyi kapsayan 16 fonda da olağan tasfiye kuralları ile ödemeler ivedilikle yapılacaktır. Olağanüstü tasfiye kapsamında ise hak kazanılacak ödemeye mahsuben ara ödeme yapılacaktır. Ara ödemede Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından hesaplanacak net yatırım tutarı esas alınacaktır. Ara ödeme en fazla 1 milyon lira olacaktır. MKK kapsamında net yatırım tutarı algoritması yazıldı. Takasbank’tan fiyat bilgisi alındıktan sonra tutarlar hesaplanacaktır.”

Genel Kurul, siyasi parti temsilcilerinin konuşmalarıyla devam ediyor.

‘ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMADAN HÜKÜMETİN KONUNUN ÜSTÜNE GİDEBİLECEĞİNE İNANMIYORUZ’

Ardından söz alan Yeni Parti Grup Başkanı Bülent Kaya, “Genel Başkan Yardımcısı Sayın Fatma Betül Sayan 2 milyar 200 milyon TL'lik bir para kazandı. Bunun stopajını ödedi mi, muamma; vergi kaçırmasını bir tarafa bırakıyorum. ‘Hadi ya kardeşim, haram paranın da vergisi mi olur?’ diyebilirsiniz ama kumardan vergi alan bir hükûmet, herhalde fon vurguncularından da vergi almayı aklına getiriyordur. Bir diğeri bu 2 milyar 200 milyon iade edildiği 5 Ekim tarihine kadar hangi mevduat hesabında tutuldu? Ne kadar faiz geliri elde edildi? Bu faiz geliri nerelerde kullanıldı ya da Fatma Betül Sayan tarafından iade edildi mi? Bunu açıklığa kavuşturmanız lazım. Bir de iade ettiği para 1 milyar 870 milyon TL yani o koymuş olduğu 163 milyonun nemalandırmasını, karını koyuyor, artanı veriyor. Ya, bu millete para iade ederken bile faizin faizini almaya çalışan bir iktidarın bunu soruşturma şansı yok. O açıdan, Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmadan biz bu hükümetin adil bir şekilde, şeffaf bir şekilde bunun üstüne gidebileceğine inanmıyoruz ve bu konudaki taleplerimize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘BANKACILIK SEKTÖRÜ BUNDAN NET BİR ŞEKİLDE ETKİLENECEKTİR’

İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta ise sermaye piyasalarında yaşanan işlemlerin nitelikli dolandırıcılık olduğunu ve ponzi skandalı yaşandığını belirtti. Usta, “Mecliste komisyon kurulması son derece önemlidir. Biz TBMM’yiz, egemenliği temsil eden Meclis eğer burasıysa ve milletin temsilcilerinin de bu meseleye bizim kendi cenahımızdan bakması lazım ve bu kurulacak komisyonun da grubu bulunan partilerden ortak, eşit sayıda üyeyle kurulması gerekir. Piyasaları panikletmek için falan söylemiyorum ama meseleyi küçültmek son derece yanlış olur, bunun bulaşma riski, yayılma riski son derece fazladır. Piyasa şuna bakacak: ‘Bu işin üzere hakkaniyetle gidiliyor mu? Bu işin üzerine doğru gidiliyor mu?’ diye bakacak. Eğer bu işin üzerine doğru gidilmezse bakın gelişmekte olan ülkeler kategorisinden aşağı düşebiliriz. Bu bulaşma riskinin, yayılma riskinin çok net bir şekilde ortaya çıktığını göreceksiniz. Reel sektör etkilenmeye başladı, bankacılık sektörü de bundan net bir şekilde etkilenecektir. Sermaye piyasaları çok önemli, yıllarca Planlamada sermaye piyasalarının önemine ilişkin politika yazdık, sermaye piyasalarının bu kadar berbat edilmesinin hiç kimseye bir faydası olmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, düzenleyici, denetleyici otoritelere bir bakın bakalım, son 2 yılda düzenleyici, denetleyici otoritelerin içerisini boşaltmak için getirdiğiniz veya yasalaştırdığınız kanun tekliflerine bir bakın bakalım, hepsinde atanma şartlarını değiştirdiniz, süreleri değiştirdiniz, her şeyi değiştirdiniz, içini boşalttınız, bugünkü ortamı hazırladınız” diye konuştu.

‘BU SKANDAL TÜRKİYE’NİN FİNANSAL SUSURLUK’UDUR’

Sermaye piyasalarında yaşanan işlemlerinin basit bir ‘fon vurgunu’ olarak nitelendirilemeyeceğini kaydeden CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, “Bu sıradan bir piyasa dolandırıcılığı veya nefsinin esiri olmuş, şeytana uymuş birkaç kişinin münferit hatası değildir. Nasıl 3 Kasım 1996'daki Susurluk kazasıyla siyaset-bürokrasi-mafya üçgeni ortaya çıktıysa bundan 3 hafta önce patlayan fon skandalında da siyasetçi, bürokrat ve vurgunculardan oluşan organize bir çürümüşlük üçgeni ortaya çıkmıştır. Bu skandal Türkiye'nin finansal Susurluk'udur. Bu skandalın neresinden tutarsanız tutun ucu sarayın siyasetteki, bürokrasideki, vurgun düzeninin içindeki kollarına çıkmaktadır. Eski Aile Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı eşiyle beraber 5 ayda fon vurgunundan 2 milyar 200 milyon lirayı cebe indiriyor. Sermaye Piyasası Kurulu suç duyurusunda bile bulunmuyor ya da bulunamıyor. Kendisine ‘Yedek kulübesinde biraz dinlen’ deniliyor. Vurgundan elde ettiği para gönüllü olarak iade ettiriliyor, faiz neması almasına dahi göz yumuluyor. Eski bakan ve eşi herhangi bir cezai müeyyideye bugüne kadar tabii olmuyor. Kendisine şu ana kadar verilen en büyük ceza iktidar partisinin WhatsApp grubundan çıkarılmak olur. AK Parti'nin siyasi ve hukuki işler başkanının oğlu, adı fon skandalına karışan ‘Adil’ adını verdiği şirketiyle faiz ve borç batağındaki çiftçinin, esnafın icralık borçlarını bankalardan satın alıp tahsilat işi yapıyor. Bunlar, adalet gibi devletin temelindeki en önemli değeri bile tefeciliğe kılıf yapabiliyorlar. Soruyorum modern tefeciliğin adı ne zamandan beri ‘adil’ oldu? AK Parti'nin, adaletten anladığı bu” değerlendirmesinde bulundu.

‘YÜKSEK KAZANÇLARI ÖNLEYECEK BİR OTOKONTROL SİSTEMİ KURULMASI UYGUN OLACAKTIR’

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise sermaye piyasasında yaşananlara ilişkin şöyle konuştu;

“Hukuksuzluğa tevessül eden, vatandaşımızın hakkına el uzatan kim veya kimler varsa kuşkusuz hesabını hukuk önünde vermeli, sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemelidir. Ayrıca sermaye piyasasında kısa sürede aşırı yüksek kazançları önleyecek bir otokontrol sistemi kurulması da uygun olacaktır. Örneğin, fon hesabında belirli sürede 3 katı ya da belirlenecek bir oranda kazancın geçmesi halinde sistem otomatik olarak devreye girip alım-satım işlemini durdurabilmelidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ‘İster piyasa manipülasyonuyla ister borsa oyunlarıyla ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur’ diyerek söz konusu olanın ülkenin ekonomik güvenliği, refahı ve kalkınması ise bunda en küçük bir tereddüt gösterilmeyeceğini kararlılıkla ifade etmiştir. Yaşanan gelişmelerin yapılan inceleme ve soruşturmaların sonuçlarının tüm ayrıntısıyla ve sorumlularıyla birlikte milletimizle paylaşılması, kamuoyunun bu konularda aydınlatılması beklentimizdir, yerinde olacaktır. Yaşanan sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklandığı, gözetim ve denetimdeki eksiklik, aksaklık ve yetersizliklerin meselenin temelinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Fon soruşturması kapsamındaki gelişmeler, dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı manipüle ettiği yönündedir.”

'NİYE KORKUYORSUNUZ?'

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise 86 milyon adına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a sorulması gereken önemli sorular olduğunu belirterek, "Biz yıllarca liyakate göre atama yapın ve nepotizmin önüne geçin dedik ancak yapmadınız. Şimdi birisi bakanlık koltuğunda oturuyor, bakanın eşi SPK'da oturuyor; birisi müsteşar, birisi onun özel kalemi. Ya ahbap çavuş ilişkisine çevirdiğiniz, arka bahçenize çevirdiğiniz bir devlet ve devlet kurumları gerçeği var. Bunu göremiyor muyuz sanıyorsunuz? Şimdi kim kimi denetleyecek, kim kimin hakkını arayacak. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına sormak istiyorum. Devlet Denetleme Kurulu’nu yetkilendirdiniz bu süreçte, çok da iyi yaptınız. Peki, Devlet Denetleme Kurulu Başkanının aynı zamanda Borsa İstanbul’un Yönetim Kurulu üyesi olduğunu biliyor muydunuz? Biliyordunuz. Ne yaptı? Borsa İstanbul Yönetim Kurulundan istifa etti. Oysa ki istifa etmesi gereken yer neresiydi? Devlet Denetleme Kurulundan istifa etmesi gerekiyordu değil mi? Şimdi kendi zamanında yaptığı, onay verdiği işlemleri gidecek ve denetleyecek. Sistemi kuran siz, yolsuzluğa, manipülasyona, fon vurgununa yol veren siz ama dönüp tekrar denetlemeye çalışan da sizsiniz. Dün burada karar yeter sayısıyla AKP Grubu Meclisi kapattı, bugün başka şekilde gündemi kapatmaya çalışıyor. Niye korkuyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

'AK PARTİ'NİN ADINA KARA ÇALANLARIN HEPSİNİ ARAŞTIRALIM'

Sermaye piyasalarında yaşananlara ilişkin Yeni Parti grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Ümit Özlale, "İlk önce AK Parti milletvekillerine seslenmek istiyorum; dördüncü yasama yılınız. Ben sizin vicdanınıza güveniyorum, vicdanlı olduğunuzu biliyorum, samimiyetle biliyorum, gelin birazdan vereceğimiz bu fon vurgunuyla ilgili araştırma önergemizi kabul edin. Bütün bu piyasayı dolandıranlar, bütün bu AK Parti'nin adına kara çalanların hepsini bizler Türkiye'de, bu milli iradenin tecelli ettiği yerde araştıralım. Ben sizlerin bu vicdana sahip olduğunuza inanmak istiyorum. Burada somut size isimler verdim, bakanların isimlerini verdim, bürokratların isimlerini verdim, gelin bunları hep beraber Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştıralım. Bu fon vurgununu yapanların yaptığı hiçbir ödeme, sorumluluk affına lütfen dönüşmesin. Devletin adabına uygun davranalım ve haksız kazançları tövbe kapısı açmış gibi bir kuruma dönüştürmeyelim, haksız kazançları cezalandıralım. Aynı zamanda iadeyi, bir aklanma belgesi olarak kabul etmeyelim, her şey şeffaf olsun" diye konuştu.

Diğer taraftan Özlale, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Özel Kalem Müdür Yardımcısının fonlara para yatırdığını ileri sürdü.

'VATANDAŞIMIZIN CANINI YAKAN KİM VARSA HUKUK ÖNÜNDE BEDEL ÖDEYECEK'

AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ise Türkiye'nin finansal sisteminin güçlü olduğunu ve sermaye piyasasında yaşananların sınırlı olduğunu söyledi. Yüksel, "Türkiye'nin güçlü bir sermaye piyasası altyapısı vardır. Devletimizin de ortaya çıkan her soruna karşı düzenleme, denetleme ve yaptırım kapasitesi bulunmaktadır. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan sorunların diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılmasını önlemek amacıyla güçlü ve kapsamlı tedbirler alınmıştır. Dolayısıyla buradan açık ve net söylüyoruz: Yaşanan süreç bütün yönleriyle incelenmektedir. Kim olursa olsun, piyasayı bozan ve yatırımcıyı mağdur eden herkes bunun sonuçlarına katlanacaktır. Piyasa manipülasyonu yapanlar hukuk önünde hesap verecektir. Vatandaşımızın, yatırımcımızın canını yakan, huzur ve güven iklimini bozmaya teşebbüs eden her kim varsa makamı, ünvanı, partisi fark etmeksizin hukuk önünde bedel ödeyecek, gereken yapılacaktır" dedi.

'HÜKÜMETİN DOĞRUDAN KANUN TEKLİF ETME YETKİSİ YOK'

Siyasi parti temsilcilerinin yaptığı değerlendirmelerin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz söz aldı. Yılmaz, Özlale’nin iddiasına ilişkin Özel Kalem Müdürünün çevresinden topladığı 7 milyon lirayı fona yatırdığını ve mağduriyet yaşadığını söyledi. Yapıcı eleştirilerden istifade edeceklerini vurgulayan Yılmaz, "Meclisimiz sonuç itibariyle milletimizin hassasiyetlerini, temel beklentilerini yansıtıyor ve bu da bizim için yol göstericidir. 'Kurul toplantısına niçin partiden ve gruptan arkadaşları çağırdınız?' diye bir eleştiri oldu. 2 Genel Başkan Vekilimiz Mustafa Elitaş Bey ile Efkan Ala Bey'i ve Grup Başkanımız Abdullah Güler Bey'i davet ettim. Sebebini de izah etme ihtiyacı hissediyorum: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde hükümetin doğrudan kanun teklif etme yetkisi yok. Sadece Bütçe Kanununu meclise gönderebiliyor. Dolayısıyla bir kanun teklif edilecekse bunu grubumuzla çalışmak durumundayız, bir kanuni düzenleme tartışması varsa parti grubumuzla birlikte bu çalışmayı yapmak durumundayız. Bu kapsamda da ilgili arkadaşlarımızı davet ediyoruz, onlarla birlikte konuşuyoruz. Bana kişisel olarak soracak olursanız hükümetin yasamaya 'Kanuni düzenleme ihtiyacım budur' şeklinde bir yazılı başvuru yapmasını mümkün hale getirmek doğru olur ama şu anki yapımız buna uygun değil" değerlendirmesinde bulundu.

'FAHİŞ GELİR ELDE EDİLEN KAZANÇLARDAN GERİ ALINANLAR KULLANILACAK'

Yılmaz, sermaye piyasasındaki işlemlerin uluslararası kuruluşların raporlarıyla ortaya çıktığı yönündeki eleştirileri doğru bulmadıklarını aktararak, "Siyasi alanda ise Sayın Cumhurbaşkanımız çok açık ve net bir şekilde bir siyasi bir tutum ortaya koydu. Milletimizin kaynağı bu süreçlerde kullanılmayacak ancak fonların kendi kaynakları, haksız kazanç olarak elde edilen, fahiş gelir olarak elde edilen kazançlardan geri alınanlar kullanılacak. Ayrıca, yine bu hukuksuz işlemlerden kaynaklı el konulan varlıklar, gayrimenkuller değerlendirilerek yatırım sahiplerine hakları olabildiğince iade edilmiş olacak. Burada anaparaya yoğunlaşan olağanüstü tasfiyede bir yöntemimiz var. Şu noktanın da bilgi olarak sadece altını çizmek isterim: Belli büyüklüklerden bahsediyoruz ama aslolan sisteme giren paranın büyüklüğüdür, manipüle edilmiş bir şekilde çok yüksek rakamlara çıkarılmış değerler gerçek kaybı bana göre yansıtmamaktadır; aslolan o anapara ve onun karşılık geldiği değerdir. Bu konuda da elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Yılmaz ayrıca isim öne sürülmeden ortaya konan iddiaları doğru bulmadığını ve iddia sahiplerinin ellerindeki bilgi ve belgeleriyle yargıya başvurabileceklerini dile getirdi.

Haber: Aliekber METE/ANKARA, (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber