Geri Dön
Ankara'Menisküs yırtığında her zaman ameliyat gerekmiyor’

'Menisküs yırtığında her zaman ameliyat gerekmiyor’

'Menisküs yırtığında her zaman ameliyat gerekmiyor’

ANKARA, (DHA)- ORTOPEDİ ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Sinan Yılmaz, menisküs yırtıklarında tedavi kararının hastanın şikayetleri ve muayene bulgularına göre verilmesi gerektiğini belirterek, “Manyetik rezonans görüntülemede (MR) menisküs yırtığı görülmesi, tek başına ameliyat gerektiği anlamına gelmiyor. Yırtığın yeri, tipi, hastanın yaşı ve dizde kilitlenme gibi mekanik şikayetlerin olup olmadığı tedavi kararında belirleyici oluyor” dedi.

Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Sinan Yılmaz, diz ekleminin sağlıklı çalışmasında önemli rol üstlenen menisküslerin, ekleme binen yükün dengeli dağıtılması, şokun emilmesi ve eklem hareketlerinin uyumlu şekilde gerçekleşmesine katkı sağladığını söyleyerek, “Ani dönme hareketleri ve spor yaralanmaları gençlerde menisküs yırtıklarının önemli nedenleri arasında yer alırken, yaş ilerledikçe menisküs dokusunun yapısal olarak zayıflaması nedeniyle günlük aktiviteler sırasında dahi yırtık oluşabiliyor. Diz ekleminin içerisinde yer alan ve ay şeklinde bir yapıya sahip olan menisküsler, günlük yaşamda gerçekleştirilen her hareket sırasında diz ekleminin karşılaştığı yüklerin dengeli şekilde dağıtılmasına yardımcı oluyor. Adeta birer amortisör gibi çalışan bu yapılar, yürüyüş ve koşu sırasında kemiklerin birbirine doğrudan temas etmesini önlemeye yardımcı olurken, ekleme binen yüklerin emilmesinde önemli rol üstleniyor. Menisküsler aynı zamanda dizin hareketini hissetmemize ve eklem yüzeylerinin birbiriyle uyumlu hareket etmesine katkı sağlayan yapılardan biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu.

‘ANİ DÖNME VE TRAVMALAR GENÇLERDE MENİSKÜS YIRTIĞINA YOL AÇABİLİYOR’

Menisküs dokusunun bütünlüğünün bozulması menisküs yırtığı olarak adlandırıldığını belirten Op. Dr. Yılmaz, “Genç yaşlarda menisküs yırtıkları çoğunlukla spor sırasında meydana gelen travmalar sonucunda ortaya çıkıyor. Diz ekleminin ani dönmesi, hızlı çömelme, bacağa doğrudan alınan darbe veya düşme gibi durumlar menisküs yırtığına neden olabiliyor. Orta ve ileri yaşlarda menisküs dokusunun zaman içerisinde yapısal olarak zayıflaması ve esnekliğini kaybetmesi nedeniyle de belirgin bir travma olmaksızın günlük aktiviteler sırasında dahi yırtık oluşabiliyor. Genç ve aktif kişilerde daha çok spor yaralanmalarına bağlı travmatik yırtıklarla karşılaşılırken, orta ve ileri yaşlarda dejeneratif menisküs yırtıkları daha sık görülmektedir. Menisküs yırtığında en sık karşılaşılan şikayetler arasında diz ağrısı, takılma veya kilitlenme hissi, eklem bölgesinde belirgin şişlik, dizin tam olarak bükülememesi ya da doğrultulamaması. Bunun yanı sıra dizden bir ‘tık’ sesi gelmesi ve kişinin boşluğa basıyormuş gibi hissetmesi de yırtığın diz ekleminin stabilitesini bozduğuna işaret edebilen belirtiler arasında yer almaktadır. Bu tür şikayetlerle karşılaşılması durumunda dizin daha fazla zorlanmadan bir uzman tarafından değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Özellikle ileri yaş grubunda görülen dejeneratif menisküs yırtıklarında, menisküsteki değişikliğin her zaman doğrudan diz ağrısının kaynağı olmadığı unutulmamalı. Bu nedenle doğru tanı için yalnızca görüntüleme sonuçlarına değil, hastanın klinik hikayesine ve fizik muayene bulgularına da bakılması gerekmektedir” dedi.

‘TANIDA FİZİKİ MUAYENE VE MR BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLİYOR’

Özel testler uygulanarak ağrı, takılma ve kilitlenme gibi mekanik belirtilerin kaynağının araştırıldığını ifade eden Op. Dr. Yılmaz, “Diz ekleminin durumunu daha ayrıntılı değerlendirmek amacıyla gerekli görülen hastalarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılabiliyor. Ancak özellikle ileri yaşlarda MR görüntülerinde menisküsle ilgili saptanan her değişikliğin doğrudan ağrıya neden olduğu düşünülmemelidir. Uzman hekim, görüntüleme bulgularını hastanın klinik şikayetleri ve fizik muayene sonuçlarıyla birlikte değerlendirerek gerçek ağrı kaynağını belirlemektedir. Tedavi planı, yırtığın tipi ve konumu, hastanın yaşı, aktivite düzeyi ve menisküs dokusunun iyileşme potansiyeli gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak kişiye özel şekilde belirlenmektedir. MR raporunda ‘menisküs yırtığı’ ifadesinin bulunması, tek başına hastanın ameliyat edilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Tedavi kararında görüntüleme bulgularının yanı sıra dizde kilitlenme, takılma veya boşluğa basma gibi mekanik şikayetlerin bulunup bulunmadığı ve fizik muayene sonuçları da büyük önem taşımaktadır. Menisküs yırtığının özelliklerine ve hastanın klinik durumuna göre cerrahi dışı tedavi seçenekleri değerlendirilmektedir. Buz uygulaması, ilaç tedavileri, eklem içi enjeksiyonlar, istirahat ve diz çevresindeki kasları güçlendirmeye yönelik egzersizler vardır. Bununla birlikte iyileşme potansiyeli bulunmayan veya diz hareketlerini ciddi şekilde kısıtlayan bazı yırtıklarda cerrahi tedavi gündeme gelmektedir” diye konuştu.

‘AMAÇ DOKUYU MÜMKÜN OLDUĞUNCA KORUMAK’

Op. Dr. Yılmaz, menisküs cerrahisinde kapalı yöntemlerin kullanıldığını belirterek, “Yaklaşık bir santimetrelik kesilerden kamera yardımıyla diz eklemine girilerek gerçekleştirilen artroskopik cerrahide, yırtığın özelliklerine ve iyileşme potansiyeline göre tedavi yöntemi belirlenmektedir. Doku iyileşme potansiyeli yüksek olan menisküs yırtıklarında öncelikli yaklaşım menisküsün dikilerek onarılması oluyor. Kanlanması zayıf bölgelerde bulunan, yıpranmış ve onarılması mümkün olmayan dokular ise gerektiğinde sınırlı ölçüde çıkarılarak dizde meydana gelen mekanik kilitlenme gibi sorunların giderilmesi amaçlanmaktadır. Menisküs ameliyatından sonraki iyileşme süreci, uygulanan cerrahi yönteme ve onarılan bölgenin durumuna göre değişebiliyor. Onarılan bölgenin korunması amacıyla doktorun belirleyeceği süre boyunca koltuk değneği kullanımı veya dizlik desteği gerekebiliyor. Rehabilitasyon programı ise dizin eski gücüne kavuşması ve eklem hareketlerinin yeniden kazanılması açısından önemli bir yere sahip. Başarılı bir rehabilitasyon süreciyle sporcular da dahil olmak üzere birçok hasta fonksiyonel kapasitesini yeniden kazanarak günlük aktivitelerine veya sportif faaliyetlerine güvenli şekilde geri dönebilmektedir” dedi.

‘MENİSKÜS YIRTIĞI RİSKİNİ AZALTMAK MÜMKÜN’

Her menisküs yırtığının tamamen önlenmesinin mümkün olmadığını ancak yaralanma riskinin azaltılabileceğini söyleyen Op. Dr. Yılmaz, “Spor öncesinde uygun şekilde ısınmak, quadriceps ve hamstring kaslarını güçlü ve esnek tutmak, ideal vücut ağırlığını korumak, özellikle yorgunken veya dikkat azaldığında yapılan ani dönme ve pivot hareketlerinden kaçınılmak, ayakkabı seçiminde spor yapılan zemine uygun tabanlı modellerin tercih edilmesi, sportif aktivitelerde dizin dengesini destekleyen doğru hareket formlarına odaklanılması, futbol gibi dize yönelik ani yüklenmelerin yoğun olduğu sporlarda diz çevresi kaslarının güçlendirilmesi ,düzenli olarak yapılan proprioseptif egzersizler" ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber