TBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'a gidecek (2)

'SORUMLULUK YÜKLEYECEK BİR YAPI KURMAMIZ ŞART'
Çocukların oyunlar nedeniyle duygularını kaybettiğini ve cezasızlık algısının yaygınlaştığını ifade eden Hilmi Demir, "Tüm bunlara karşı bütüncül bir direnç lazım; okul, aile, devlet, teknoloji dörtgeninde bu zehirli dijital oksijeni kesen bir dayanıklılık ağının örülmesi gerekir. Maalesef bu da dikey hiyerarşiyle değil yatay hiyerarşiyle olur. Aile Bakanlığı, Gençlik Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile diğer yatay hiyerarşide birbirlerine sorumluluk yükleyebilecekleri bir sistem kurmak gerekir. Dikey hiyerarşide sorunlar çözülmez çünkü bakanlıklar birbirlerine karşı sorumlu değillerdir, o yüzden her bakanlık kendi içinde sorumludur. Böyle olduğu zaman da yatay hiyerarşi gelişmez, yatay hiyerarşi gelişmediği zaman da sorunlar hep kapıda bekler. O yüzden, bizim özellikle bu meselelerle ilgili yatay hiyerarşi geliştirecek, sorumluluk yükleyecek bir yapı kurmamız şart" ifadelerini kullandı.
'ÇOCUKLARI OKUL ÖNCESİNDEN İTİBAREN GÜÇLENDİRMEMİZ LAZIM'
Akademisyenler ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Galip Yüksel, okullarda 250 öğrenciye 1 psikolojik danışman düştüğünü ve okullardaki rehberlik servislerinin yaygınlaştırılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye'deki akran zorbalığının Avrupa'dan iki kat fazla olduğunu belirten Demir, "Sosyal medyanın çocukları şiddete yönlendirdiği yönündeki söylemlerin büyük bir kısmı kanıtlanamamıştır. Ve deniliyor ki, burada asıl değişken öğrenci. Aynı içerikle 2 çocuk karşı karşıya kalıyor ama bir tanesi olumsuz etkileniyor, diğeri etkilenmiyor. Burada yapabileceğimiz şey ne? Çocukları okul öncesinden itibaren güçlendirmemiz lazım. Şu anda Amerika başta olmak üzere pek çok ülkede artık okul öncesinden itibaren, 'Sosyal medyada bir mesaj nasıl oluşturulur, kimlerin ilgisini çekecek şekilde nasıl paylaşılır, o kişinin de o mesajı paylaşması için ne yapmanız gerekiyor? Bunu simülasyonla öğretiyorlar. Yani, bu korktuğumuz şeyi aslında çocuklara öğretmek gerekiyor" diye konuştu.
'BİZİM SORUNUMUZ BU MESELEYİ CİDDİYE ALMAMAK'
Oyunlarda ciddi sorunlar yaşandığını aktaran Demir, "Bir gün belki girersiniz ya da danışmanlarınıza, 'Ya o konuşulan yerleri bana bir bulun' deyin, bunlar oyun yerleri falan değil, bambaşka bir dünyadan bahsediyoruz. O dünya o kadar pis bir dünya ki buraya giren birisinin üstüne bir şey bulaşmadan çıkması mümkün değil. Peki bununla nasıl mücadele edilmesi gerekiyor, bu konudaki yeterliliklerimiz neler? Sadece şunu söyleyeyim; devlet olarak da değil, sizler vekilsiniz, bence biraz da buraya yoğunlaşmakta fayda var. Ya, üniversitelerimiz ne yapıyor, özel üniversitelerimiz ne yapıyor, vakıf üniversitelerimiz ne yapıyor? Bakın, benim elimde dünya kadar çalışma var, bu çalışmaların büyük bir kısmı Avrupa'da ve Amerika'da. Kimler finanse ediyor, biliyor musunuz? Devlet finanse etmiyor, hepsini sivil toplum kuruluşları finanse ediyor. Genç radikalleşmesiyle ilgili çalışan ve büyük kısımda çalışan kurumlar özel STK'ler. Bunlara fon ayırıyorlar sadece devlet değil. Peki, bizde özel STK'ler ne yapıyor, sermaye ne yapıyor? Sermaye grupları niye gençlik radikalleşmesiyle ilgili herhangi bir enstitüyü, çalışmayı fonlamıyor, desteklemiyor? Değil mi? Yani sadece devlet üniversite değil ki. O yüzden bence bizim sorunumuz hala başta oyunlar olmak üzere bu meseleyi ciddiye almamak" dedi. (DHA)






