TBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu toplandı

Aliekber METE/ ANKARA, (DHA)- TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu toplandı.
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, "Komisyonumuzun kurulma amacı yaşanan elim okul saldırılarını araştırmanın yanı sıra, geleceğimiz olan evlatlarımızın dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkileri tüm yönleriyle ele alarak bu yönde oluşabilecek risklere karşı çözüm önerileri geliştirmek ve en önemlisi onları korumak, onların geleceğine sahip çıkmaktır. Özet olarak, konumuzun temeli çocukları korumak yani geleceğimizi korumaktır" ifadelerini kullandı.
'DİJİTAL OYUNLAR ÇOCUKLARIN OKUL SALDIRILARI YAPMALARINA NEDEN OLMAZLAR'
Ardından Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur, milletvekillerini bilgilendirdi. Samur, "Dijital oyunlar, çocukların gidip bu tarz okul saldırıları yapmalarına neden olmazlar. Buna neden olacak çok farklı değişkenler vardır. Şiddet oyunları tek başına çocukların gidip bu tarz eylemlerde bulunmasına neden olmaz. Bunu da nereden biliyoruz? Akademik araştırmalar bize diyor ki, 'Silahla insan öldürüp hapishaneye giren suçlular analiz edilmiş. Bu suçlular acaba zamanında Counter-Strike mı oynadılar, GTA mı oynadılar, Call of Duty oynadılar da o yüzden mi gidip insan öldürdüler' diye bakıldığı zaman herhangi bir ilişki bulunamamış. Dolayısıyla, biz şunu söylüyoruz; Bir oyun başlı başına bir çocuğun, gencin ya da yetişkinin bunu yapmasına neden olmaz. Ancak şunun da her zaman altını çizerek söylüyoruz. Biz bu oyunlarda bir şeyin pratiğini yapıyoruz. Çocuk oynadığı oyunda bir şeyin pratiğini yapar. Mesela sokakta futbol oynuyorsa pas verme, şut atma pratiği yapar ya da basketbol oynuyorsa yine pas atıp basket atma pratiği yapar. Dolayısıyla, buradaki önemli soru şudur, benim evde oynayan çocuğum, dijital oyun oynayan çocuğun oynadığı oyunda neyin pratiğini yapıyor? Adam öldürme pratiği mi yapıyor, hırsızlık pratiği mi yapıyor, cinsellik pratiği mi yapıyor yoksa beyin egzersizi mi yapıyor, problem çözme, takım çalışması pratiğin mi yapıyor. O yüzden burada öncelikli konumuz, çocukların oynadıkları oyunlarının neler olduğunu, ebeveynler tarafından bilinmesi. Ebeveyn zaten çocuğunu sürekli takip edemiyor" diye konuştu.
'EBEVEYNLER KAMU SPOTLARIYLA YAŞA UYGUN OLMAYAN OYUNLARIN OYNANMAMASI GEREKTİĞİNİ BİLSİNLER'
Oyunların derecelendirilip sınıflandırılmasını belirten Samur, oyunlar ile ilgili çocukların bilinçlendirme çalışmaları yapılması gerektiğini söyledi. Samur, "Bu bilinçlendirmeyi sizlere yalvarıyorum; lütfen kamu spotlarında duyuralım. Ebeveynler her oyunun bir yaşı olduğunu ve yaşa uygun olmayan oyunların oynanmaması gerektiğini bilmeliler. Bunu bir standart olarak kullanmamız, uygulamamız gerekir ve maalesef ebeveynler bu konuda bilinçsiz. Tıpkı bu sistemlerin sosyal medya uygulamalarda olduğu gibi 18 yaş üstü oyunları oynaması ebeveynlerin suçudur. Kamu spotlarının ebeveynlerin izledikleri filmlere ve dizilere entegre edilmesi konusunda da özellikle istirham ediyorum. Çünkü madem kamu spotu izlenmiyor, o zaman izledikleri filmlerdeki, dizilerdeki ya da gündüz kuşağı programlarındaki içeriklere entegre edilmesinin çok ama çok önemli olduğunu düşünüyorum" dedi.
'EBEVEYNLERİ BİLİNÇLENDİRMEMİZ LAZIM'
Samur ayrıca geliştirilecek bir sistemle çocuğun yaşına uygun olmayan bir oyunu indirmeye çalıştığında ebeveynine bildirim gönderilmesini önerdi ve şöyle devam etti;
"Şu anda sosyal medyada yapacağımız şey bu. Çocuk kimlik kartını okutacak ve sosyal medyaya giriş yapabilecek ya da yapamayacak. Aynı şeyi bankacılıkta yapıyoruz. Dolayısıyla, bu tarz sistemlerin uygulamaya konulmasıyla birlikte aslında birçok şeyi ortadan kaldırmış olacağız, sorunu ortadan kaldırmış olacağız. Çocuklara diyorum ki, 'Sosyal medyada artık böyle bir şey olacak, kimliğinizi okutacaksınız ve o şekilde girebileceksiniz.' Çocukların bana ilk sorduğu soru şu, 'Hocam, şimdi o kimliği okutacağız ya, annemi koysam oraya, babamı koysam, onu okutsam yani o gösterse?' Burada da yine iş dönüp dolaşıp nereye gidiyor? Velilere gidiyor, ebeveynlere gidiyor. Ebeveynin ona izin vermemesi gerekiyor yani ebeveyn buna da izin verecekse yapmayalım zaten ama o yüzden de ebeveynleri bilinçlendirmemiz lazım. Biz bir cihaz geliştirdik ve bu cihazla şunu yapabiliyoruz: Bu cihazı modeme bağladığınız zaman cihazı uzaktan yönetebiliyorsunuz. O cihazda çocuk hangi YouTuber'ları izleyemesin, Roblox'ta hangi oyunları oynayamasın, Apple Store'a ya da Google Play Store'a girdiği zaman hangi oyunları indireceğine kadar belirleyebiliyorsunuz. Şu kadarlık bir cihazla biz bunu yapabiliyorsak ve bence devletin bunu çok daha rahat yapabileceğini düşünüyorum."
'TÜRKİYE'DE YAKLAŞIK 31,4 MİLYON OYUNCU OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ'
Ardından TOGED Danışma Kurulu Başkanı Tuğbek Ölek, sunum yaptı. Türkiye'de iki tane ayrı oyun ekonomisi olduğunu dile getirerek, "Türkiye'de oyun sektörü bizim en yüksek yüzdeyle katma değerli hizmet ihracatı yapan sektörümüzdür. Türkiye'de bir sektör dahi yoktur ürettiğinin yüzde 99'unu ihraç etsin. Bunun en büyük sonucu da şudur: Bizim üretim sektörümüz yaklaşık 4 milyar dolar, tüketim sektörümüzse 600-700 milyon dolarlarda. Biz her şeyden önce zaten ürettiğimiz oyunları ihraç etmeye çalışıyoruz çünkü Türkiye'deki ekonomik pasta çok küçük, 600 milyon dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Dünyada 200 milyar dolar, biz ülke olarak o pastadan en büyük payı almaya, en çok ihracatı yapmaya, dünya oyun ekosisteminde en çok söz sahibi olmaya çalışıyoruz ve bu sadece bizde böyle değil, bütün ülkelerde böyledir. Türkiye'de TÜİK verilerine göre 31,4 milyon oyuncu olduğunu görüyoruz. Bunların yaklaşık olarak yüzde 50'si 18 üstü, yüzde 50'si 18 altı diyebiliriz. 18 üstünde tabii nüfus daha büyük ama 18 altında oynama oranı çok daha büyük. Bu açıdan baktığınız zaman da şu an Türkiye'de düzenli futbol izleyen insandan çok düzenli oyun oynayan insan var. Ne kadar toplum içinde yaygınlığı olduğunu anlamanız açısından söylüyorum. Türkiye artık bir oyun ülkesi de, oyunlara çok meraklıyız ve çok tüketiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Ölek ayrıca oyunlardaki filtreleme seçenekleri hakkında ebeveynlerin bilgili olması gerektiğini ifade etti.
'YERLİ DENETİM SİSTEMLERİ KURMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL'
18 yaş altı erkeklerde oyun oynama oranının yüzde 85 olduğunu ve halihazırda oyunlarda yaş derecelendirme sistemleri, ebeveyn denetimleri, admin denetimleri, sohbet filtrelerinin olduğunu ancak kullanılmadığını kaydeden Ölek, "Bizim yerli denetim sismelerini kurmamız mümkün değil çünkü son 5 sene içinde kendi yerli denetim sistemini kurmaya çalışan ülkelerin hepsi bu konuda fail ettiler. Bunların başında mesela Suudi Arabistan geliyor. Kendi sistemini kurmaya çalıştı ancak şu an Suudi Arabistan'ın derecelendirmesini kullanan bir tane oyun yok. 20 sene öncesinden sistemi olan birkaç tane ülke var; Almanya, Japonya gibi ama bunlar da yatırım yaptıkları için yapıyorlar. Dünyada her sene 100 bin tane oyun çıkıyor ve bizim devlet olarak tek tek açıp, bakıp, denetleyip, derecelendirmemiz mümkün değil, buna yetişemeyiz. Bu formasyona sahip bizim kamu çalışanımız da yok. Biz bu konuda bir çalışma yaptık. Derecelendirmeyi yapmak için yaklaşık 500-600 çalışanı olan yeni bir mini bakanlık kurmamız gerekiyor. Kaldı ki geçmişten gelen oyunlar da var yani bugüne dek çıkan 1 milyondan fazla oyun var. Oyunlar da halen oynanmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.
'BTK ŞİKAYET HATTINA İHTİYACIMIZ VAR'
Dijital ortamların din, cinsiyet veya kötü niyetli kişileri bir araya getirdiğini ve bu kişilerin oyunlardan uzak tutulması gerektiğini aktaran Ölek, "Son olarak bence bizim bir BTK şikayet hattına ihtiyacımız var çünkü şu an bir problem yaşandığında CİMER'e yazılıyor. Şimdi CİMER bunun için doğru adres değil çünkü CİMER de gelen şeyin ne olduğunu, oyunu da bilmediği için nereye yollayacağını çok bilemiyor. Yani bu konuya özerk, gençlerin rahat ulaşabileceği bir şey olması lazım ki oyun firmaları bunlara uymuyorsa da biz bunları tespit edebilirim. Oyunlar için de sohbet filtreleri vardır. Siz kimseye küfredemezsiniz. Siz küfrettiğiniz o ya 'yıldız yıldız' çıkar ya da sistem mesajı reddeder, der ki, 'Bu kelimeyi kullanamazsın benim oyun ortamımda.' Mesela her oyunda var mı ben de bilmiyorum çünkü yılda 100 bin tane yeni oyun çıkıyor. Eğer bunlar popüler oyunlar için de bunu uygulamayan varsa şikayet etsinler ki biz bunun pazarlığını yapabilelim oyun firmalarıyla. Böyle bir sistemi, düzenli sistemi de kurmak gerekiyor" diye konuştu.
'ÖĞRETMENİMİ NASIL ÖLDÜRÜRÜM' OYUNU VAR AMA PLATFORMLARDA GİREMEZLER'
Ardından katılımcılar, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bir milletvekilinin oyunların şiddete olan etkisinin olduğu yönündeki tespiti üzerine Ölek, "Mesela, bugün gitsek, içinde böyle, olmayacak sapkınlıkta işler olan kitaplar bulabiliriz. İllaki birileri yazmıştır böyle manyak manyak şeyler, bir kenarda da duruyordur. Bunlar kitapevlerine girmezler, varlığı elbette vardır. 'Öğretmenimi nasıl öldürürüm?' oyunu vardır ama bunlar bu platformlara giremezler. İnternette bir web sitesine koyarsınız bunu ve orada kimse bulamaz. Yani burada dediğimiz şu: Zaten oyuncuların yüzde 99'u bu platformlarda olduğu için bu platformlarda giremezler, öyle bir oyunun olması o oyunun oynandığı anlamına gelmiyor. Kimsenin oynamadığı kenarda kalmış bir örnek bulursunuz. Aynı şey, mesela, oyunlarda İslamofobide de olmuştu biliyorsunuz. Oyunlar söylüyorlar, ben adını duymadım, adını duymuş kimseyi duymadım" dedi. (DHA)






