Geri Dön
AnkaraTCMB Başkanı Karahan: Fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi (2)

TCMB Başkanı Karahan: Fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi (2)

TCMB Başkanı Karahan: Fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi (2)

'FİNANSAL PİYASALARA ESNEKLİK GETİRDİK'

TC Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yatırım fonları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Karahan, "Bildiğiniz gibi bazı yatırım fonları tasfiye sürecine girdi. Burada piyasaların görece sınırlı bir alanında ve tekil bazlı fonlar kaynaklı olarak oynaklık gözlendi. Biz bu konuya temelde finansal istikrar açısından bakıyoruz. Böyle baktığımızda iki öncelik öne çıkıyor: bunlardan bir tanesi, hem finansal istikrar için hem de bizim politikalarımızın sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için Türk lirasına olan güvenin devam etmesidir. İkincisi ise tekil fonlarda ki sorunun finansal sistemin geneline yayılmaması yani bu gördüğümüz sorunun bir sistemik risk haline dönüşmemesini sağlamak. Bu öncelikler sadece finansal istikrar için oldukça önemli çünkü merkez bankalarının fiyat istikrarı hedefine odaklanabilmelerinin bir ön koşulu, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde, olağan akışında ilerlemesi. Aynı şekilde, tersini de söyleyebiliriz, fiyat istikrarını tesis etmek de finansal istikrarı korumanın ayrılmaz bir parçası. Bu doğrultuda, biz, bu süreçte bankaların likiditeye erişimini kolaylaştırmak için repo ihale tutarlarını artırdık, repo ihale tutarlarını arttırdık, bankaların borç alabilme limitlerini 10 kat arttırdık. Teminat olarak kullanılan burada TÜFE'ye endeksli kıymetlerin ve YP cinsi teminatların iskonto oranlarını da yüzde 10'a düşürdük ve ayrıca bankaların TL zorunlu karşılıklarda bloke olarak tutmaları gereken oranları yani 2 haftalık süre içinde dokunamadıkları oranları da düşürdük, bunlar likidite yönetimi konusunda biraz daha finansal piyasalara esneklik getirmiş oldu" ifadelerini kullandı.

'FON PİYASASININ GENELİ SAĞLIKLI İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR'

Tasfiye edilen fonlardaki riskin diğer para piyasası fonlarına yayılması riskini engellemek için tahvil alımlarını hızlandırdıklarını kaydeden Karahan, "Önümüzdeki dönemde de önceliğimiz finansal istikrar açısından baktığımızda geçmişte görülen sorunun genele yayılmaması, piyasa koşullarına göre gerekli adımları atmaya devam edeceğiz. Bu adımlar neticesinde de baktığımızda, fon piyasasının genelinin sağlıklı işlemeye devam ettiğini, finansal sistemin genelini etkileyen bir sorun olmadığını değerlendiriyoruz. Türk lirası tercihine bakacak olursak da bunun eylül öncesi Türk lirası payıyla uyumlu olduğunu, bu doğrultuda da sunumumda da gösterdiğim gibi Türk lirası payının fonlar dahil edilse de edilmese de yatay seyrettiğini, dolayısıyla orada bir dövize ya da altına yönelim olmadığını, ciddi bir anlamda olmadığını görüyoruz. Bu görünüm yürüttüğümüz sıkı para politikasının önemli bir kazanımı olarak da karşımızda duruyor" diye konuştu.

'FONLARDAKİ ÖNEMLİ BİR KISIM MEVDUATA GEÇTİ'

Karahan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulan Fon Koordinasyon Kurulu kurulduğunu ve tasfiye işlemlerinin ilgili bankalar tarafından gerçekleştirileceğini hatırlattı. Karahan, "Aralık 2025'te yapılan değerlendirmeler ve o komitedeki istişareler sonucunda Finansal İstikrar Komitesi bir karar aldı ve bu kararlar tavsiye niteliğinde oluyor, ilgili kurumların adım atması gerekiyor. Aslında tasfiye tarafı, para piyasası ve benzeri fonlardan 28 Ağustos sonrasında ciddi bir çıkış oldu, bunu verilerden siz de takip edebiliyorsunuz. Bu çıkışın bir kısmı yurt dışı yerleşiklerden geliyor çünkü onların da bu fonlarda pozisyonları vardı. Yurt içi yerleşikten çıkan tutarlara bakmak önemli. Buradaki tutarın önemli bir kısmının mevduata geçtiğini görüyoruz. Nitekim, aynı dönemde baktığımızda toplam mevduatta, ticari ve tasarruf mevduatında 800 milyar TL'nin üzerinde bir artış oldu. Bu süreçte döviz cinsi fonlardan da çıkış olduğu için bunun bir kısmının DTH'ye yönelmesi beklenebilir çünkü bunlar yani o dönem itibarıyla da döviz tercihi olan yatırımcılar, oradan çıktıkları zaman mevduatta da bir miktar döviz tercihi yapmaları, DTH'nin o kaynakla artması beklenebilir ama buna rağmen baktığımızda toplam mevduat tercihlerinin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu görüyoruz. Nitekim sunumunda da gösterdiğim gibi yatırım fonları dahilinde baktığımızda Türk lirası payının yüzde 61, yüzde 61,4; o civarda olduğunu ve yatay seyrettiğini görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

'FONLARDAN ÇIKIŞ YAVAŞLADI'

Fon piyasalarını yakından takip ettiklerini vurgulayan Karahan, "Günlük olarak takip ediyoruz ki fonlardan çıkışın yavaşladığını görüyoruz. Burada baktığımızda önemli olan unsur aslında tasfiye sürecindeki fonların finansal sistemin geri kalanıyla ilgili olan bağlantısı çünkü burada yayılma riskini belirleyen temel unsur bu bağlar. Burada bu bağın zayıf olduğunu kalan kısımda görüyoruz. Dolayısıyla, finansal sisteme ve Türk lirasına olan güvenin güçlü bir şekilde devam ettiğini en azından şu anki veriler ışığında söyleyebiliriz. Sıkı parasal duruş burada önemli, bankamızın ve ilgili kurumların eş güdüm içinde aldığı önlemler sayesinde de yayılma riskinin şu an için sınırlı kaldığını açıkçası değerlendiriyoruz. TCMB menkul kıymet yatırım fonları açısından düzenleyici bir otorite değil ancak finansal piyasalardaki dalgalanmaları yakından takip ediyoruz finansal istikrar açısından. Burada, bu süreçte özellikle TL piyasalarında bir oynaklık olması söz konusuydu, burada aksaklık olması söz konusuydu; burada bir dizi önlem aldık. Burada yayılma riskinin kontrol edildiğini veriler ışığında değerlendiriyoruz ama bu, her şey bitmiş demek değil, ihtiyaç görürsek gerekli adımları her şekilde atmaya devam ederiz" dedi.

'REEL EKONOMİYE ETKİSİNİN SINIRLI OLMASINI BEKLERİZ'

Karahan, fon piyasalarında yaşananların makro etkisi hakkındaki soruları üzerine şöyle konuştu;

"Etki ağırlıklı olarak ilgili portföy şirketleri ve bunun yatırımcılarıyla sınırlı. Tasfiye sürecinin de henüz başındayız ve çok detaylı yani böyle detaylı sayı vererek analiz yapmak biraz zor çünkü sürecin nasıl ilerleyeceğini görmek önemli ama 3 açıdan en azından kavramsal olarak anlatmakta fayda görüyorum, 3 etki öngörüyoruz: Bunlardan 1'incisi servet etkisi, 2'ncisi rezervlerimize olan etkisi, 3'üncüsü de reel sektör. Bu konular üzerinde zaten siz, çeşitli kişiler değerlendirmeler yaptı. Finansal servette kısmi bir azalma olabilir, burada bunun harcama etkisi altın etkisi kadar olmayacaktır. Geçtiğimiz dönemde biliyorsunuz altın fiyatlarında ciddi bir gerileme yaşandı ve bu da servet üzerinden aslında talepte bir azalmaya sebep oldu. Buradaki etki daha sınırlı olacaktır 2 sebepten; 1'incisi zaten düşüş bir miktar daha sınırlı, 2'ncisi de değerleme zaten fiktif bir değerleme olduğu için bunun ne kadarı harcanıyordu sorusu biraz ortada duruyor. Burada verileri takip edeceğiz önümüzdeki dönemde. Burada rezerv açısından, 2'nci konuya gelecek olursak fonlardan çıkan yatırımcıların nasıl tercihlerde bulunacağı önemli olacak. Şu ana kadar olan verilere baktığımızda tekrar vurgulamak isterim: Türk lirası tercihinin henüz güçlü seyrettiğini ve vatandaşlarımızın hala altın ve döviz bozdurmaya aslında devam ettiğini görüyoruz, Türk lirası payı yatay seyrediyor. 3'üncü unsur reel sektör etkisi. Burada hane halkı ve reel sektör bilançoları üzerinden finansal sisteme dolaylı yansımalar olabilir. Burada bizim ilk çalışmalarımız reel sektör firmalarının tasfiye edilen fonlardaki payının sınırlı olduğunu gösteriyor, sıfır değil ama sınırlı. İlk incelemelerimize göre bu firmalar da baktığımızda çoğunlukla büyük ölçekli ve likit varlıkları güçlü firmalar. Dolayısıyla burada o bilançolara etki olsa bile reel ekonomiye etkisinin biraz daha sınırlı olmasını bekleriz."

'ÜLKE RİSK PRİMİ BİR MİKTAR ARTTI'

Fon piyasalarında yaşananların negatif etkilerinin olacağını aktaran Karahan, "Yurt içi finansal piyasalarda son dönemde yaşanan dalgalanmalara rağmen yurt dışı kaynaklı döviz talebinde de sınırlı bir artış gözlemledik. Ayrıca, ülke risk primi de bir miktar artmış olsa da yine de şokun büyüklüğüne baktığımızda istikrarlı bir seyir izlediğini söyleyebiliriz, bu da önemli bir gelişme. Sıkı para politikasını, Türk lirası tercihlerini desteklemeye devam edeceğiz. Bildiğiniz gibi 30 Eylül tarihli BDDK kararlarıyla 3 yatırım bankasının ortaklık hakları TMSF'ye devredildi ve TMSF bu bankaların yönetiminde değişiklikler yaptı. Söz konusu bankaların sektörün toplamı içindeki payı oldukça düşük, Ağustos 2006 itibarıyla binde 2. Ayrıca bu bankaların bankacılık sisteminin tabii, küçük olması tek başına yeterli değil, sistemin geri kalanıyla ilişkisi de önemli yayılma riski açısından. Burada bankacılık sisteminin geri kalanı ve reel sektör bağlantılarının çok sınırlı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, bu gelişmenin herhangi bir sistemik riske yol açmasını şu anda beklemiyoruz" ifadelerini kullandı. (DHA)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber