'Ocak ayının ilk haftalarına kadar almamız gereken yağışı 1 günde aldık'

Fırat AKAY/BODRUM, (Muğla), (DHA)- İSTANBUL'da meydana gelen sel ve su baskınlarına ilişkin değerlendirme yapan Prof. Dr. Ceyhun Özçelik, "Beykoz'da şehrin 1 yılda alması gereken yağışın yaklaşık yüzde 40'ını, Sarıyer'de ise yüzde 30'unu 1 günde aldık. Bu ise istatistiksel anlamda ocak ayının ilk haftalarına kadar almamız gereken yağışı 1 günde aldığımız anlamına geliyor" dedi.
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhun Özçelik, İstanbul'da sel ve su baskınlarına yol açan yağışları değerlendirip, bölgedeki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Özçelik, "İstanbul'da 14 Ekim'de şiddetlenen yağışlar neticesinde şehrin hemen her noktasında sel ve su baskınlarıyla karşı karşıya kaldık. Beykoz'da şehrin 1 yılda alması gereken yağışın yaklaşık yüzde 40'ını, Sarıyer'de ise yüzde 30'unu 1 günde aldık. İstatistiksel anlamda ocak ayının ilk haftalarına kadar almamız gereken yağışı 1 günde aldık. Yağış miktarının az olmasını ummak bize derelerde taşkın koruma anlamında kolaylık sağlamıyor. Diğer taraftan vatandaşlarımızın evde kalması taşkın yönetimi anlamında oldukça eksik olduğumuzu, kentsel altyapıdaki sorunların üstesinden gelemediğimiz anlamına geliyor. Bu noktada selleri ve su baskınlarını birbirinden ayırmak gerekir. Kuru dere yataklarının ıslah edilmesi ve buradan gelen fazla yağışın sel etkilerine karşı korunaklı hale gelmesi bize seller anlamında büyük koruma sağlayacaktır. Ancak kentsel altyapıdaki yetersizlikler sonucu oluşan su baskınlarından söz edilebilmesi için kentsel altyapımızın korunaklı hale getirilmesi gerekiyor. Aksi halde vatandaşlarımızın evde kaldığı, bize su kaynakları yönetimi anlamında yetersiz olduğumuz bir sonucu ortaya çıkarıyor" ifadelerini kullandı.
'DÜZENLEMELERİN YAPILMASI GEREK'
Prof. Dr. Ceyhun Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu tedbirlerin alınarak hangi noktalarda su baskınlarına maruz kalacağımızı, dere yataklarındaki selin hangi noktada etkili olacağını tespit edersek vatandaşlarımızın da o noktalarda koruma önlemlerini geliştirmelerini ve sadece o bölgedeki lokal önlemler alınarak taşkın etkilerini en hafif şekilde atlatabileceğimiz bir sonuç doğurmaktadır. Taşkın etkilerinin en fazla görüldüğü nokta Ayazağa ve devamında Kağıthane Deresi. Kağıthane Deresi yukarıda sağda Vadi İstanbul ve üzerinde Ayazağa noktasına kadar çıkan bir hat boyunca gerek dere yatağındaki problemler, gerekse dere yatağının üzerinin kapatılması neticesinde sel etkileriyle maruz kalmış durumda. Buranın bir an önce çözülebilmesi Ayazağa Meydanı'ndaki kuru dere yatağının üzerinin açılması ve membasında da dere yatağının ıslahı, Vadi İstanbul ve aşağıda Sadabat kısmında ise yüzeysel akış sularının dere yatağına akabileceği bir ortamın hazırlanarak düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Aksi halde önümüzdeki dönemlerde de kısa süreli şiddetli yağışlarda dahi sel ve su baskını etkileriyle karşı karşıya kalacağız." (DHA)
FOTOĞRAFLI







