Bakan Çiftçi: Bu topraklarda yaşayan her bir kardeşimizin inancı devletimizin güvencesi altındadır (2)

BAKAN TEKİN: SAYIN BAHÇELİ'YE GÖSTERDİĞİ VEFA İÇİN ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Horasan Erenleri Dergahı Cem Evi’nde düzenlenen ‘Muharrem Ayı oruç açma ve lokma paylaşımı’ programında yaptığı konuşmada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye arazisini bağışladığı için teşekkür ederek, “Geçtiğimiz yıl açılışında bulunduğumuz dergaha, bugün aynı lokmayı bölüşmek ve orucumuzu birlikte açmak üzere yeniden gelmiş olmaktan memnuniyet duyuyorum. Hacıbektaş’ın asırlardır gönülleri ısıtan o sıcaklığını, Horasan Erenleri Dergâhı Cemevimizin çatısı altında bir kez daha hissettiren rabbime sonsuz hamdolsun. Bu anlamlı programı düzenleyen Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfımıza ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Hacıbektaş’taki arazisini bağışlayarak mekanın vücut bulmasına vesile olan Sayın Devlet Bahçeli’ye de gösterdiği vefa için şükranlarımı sunuyorum” dedi.
‘SEVİNÇLERİNDE VE HÜZÜNLERİNDE YANLARINDA BULUNMAYA ÖZEN GÖSTERDİM’
Göreve geldiği günden bu yanan her kapıyı kendi kapısı bildiğini dile getiren Bakan Tekin, “Aziz canlar, göreve geldiğim günden bu yana Alevî-Bektaşi kardeşlerimin beni çağırdığı her kapıyı kendi kapım bildim. Mübarek günlerinde, sevinçlerinde ve hüzünlerinde yanlarında bulunmaya, aynı sofraya oturmaya, sözlerine ve taleplerine gönül açıklığıyla kulak vermeye olağanüstü bir özen gösterdim. Bu akşam da muharrem ayının bereketi bizi aynı sofrada buluşturdu. Malumunuz her Muharrem bizi yüzyıllar öncesine, Kerbela’nın o kavurucu çölüne götürür. Oraya her dönüşümüzde kendi çağımızın vicdanıyla yüzleşir, hakkın ve haksızlığın hala aynı keskinlikle karşı karşıya durduğunu yeniden idrak etmeye çalışırız. Hazret-i İmam Cafer-i Sadık’ın asırlar öncesinden bize emanet ettiği o hikmetli sözü 'Her yer Kerbelâ, her gün Aşura' hala kulaklarımızda çınlar. Doğrusu bu hakikatin insanı her devirde aynı imtihanın eşiğine getirdiğine inanıyorum. Çünkü hak ile batılın hesaplaşması, tarihin bir köşesinde kapanmış bir dava olmaktan çıkmış, hiç şüphesiz kıyamete kadar sürecek ebedi bir duruşa dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.
‘MÜFREDATIMIZI MEDENİYETİMİZİN AHLAK KAYNAKLARIYLA BULUŞTURACAK ŞEKİLDE ZENGİNLEŞTİRİYORUZ’
En büyük kitabın insanın kendisi olduğunu söyleyen Bakan Tekin, şöyle devam etti:
“Bir irfan, eğitimi bir malumat aktarımı olmaktan çıkarıp insanı kemale erdiren bir yola dönüştürür. Tabii bugün maarif derken muradımız da bu köklü anlayışı çağımızın diline ve usulüne tercüme etmektir. Nitekim o tercümenin bugünkü adı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizdir. Bakanlık olarak yürüttüğümüz bu model, kadim irfanı çağın pedagojisiyle buluşturan bir üst çerçeve olarak yol gösteriyor. Bu doğrultuda müfredatımızı, evlatlarımızı kendi medeniyetimizin ahlak kaynaklarıyla ve hikmet birikimiyle yeniden buluşturacak şekilde zenginleştiriyoruz. Bütün gayemiz, çocuklarımızın kendi köklerinden beslenerek, ait olduğu irfanı tanıyarak ve özümseyerek geleceğe yürümesidir. Esasında bu gayeyi, yürüttüğümüz bütün eğitim politikalarının da merkezine yerleştirdik. Şöyle ki, bir çocuğumuzun hangi şehirde doğduğu, hangi inancı taşıdığı, hangi kökenden geldiği yahut ailesinin imkanının ne olduğu, onun eğitim hakkının önünde bir engele dönüşmesin diye yoğun bir çaba içerisindeyiz."
‘İSTEDİK Kİ BİR EVLADIMIZ KENDİ İNANCINI DA, KARDEŞİNİN İNANCINI DA DOĞRU VE ÖZGÜR BİÇİMDE ÖĞRENSİN’
Kapsayıcı eğitimi ve fırsat eşitliğini attıkları her adımın ölçüsü haline getirdiklerini anlatan Tekin, şunları söyledi:
“Köyündeki okula ulaşamayan çocuğumuzun yolunu kısalttık, imkanı dar ailelerimizin yükünü hafiflettik, engelli evlatlarımızı eğitimin tam merkezine aldık. Aynı hassasiyetle bir başka meseleye, çocuklarımızın bu ülkenin bütün renklerini doğru kaynağından tanıyabilmesine de eğildik. Bu maksatla din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini, Alevîlik ve Bektaşilik dahil bu coğrafyanın inançlarına hakkaniyetle ve sahih bilgiyle yer veren bir anlayışla yeniden kurguladık. İstedik ki bir evladımız kendi inancını da, kardeşinin inancını da doğru ve özgür biçimde öğrensin. Zira, insan tanımadığından ürker, tanıdıkça o ürküntünün yerini hürmet alır; işte ötekileştirmenin önüne çekilebilecek en sağlam set, erken yaşta atılan bu tanıma ve anlama zeminidir. Seçmeli dersler arasına 'Klasik Ahlak Metinleri' dersini de yerleştirdik. Bu dersin muhtevasının büyük oranda ilmiyle, adaletiyle ve cömertliğiyle bütün bir İslam ahlakına kaynaklık etmiş Hazreti Ali Efendimiz’in irfanından besleniyor. Bu akşam Ehl-i Beyt muhabbetiyle bir araya gelmiş bizler için, o yüce mirasın çocuklarımızın gönlüne bir ahlak tohumu olarak ekiliyor olması ayrıca kıymetlidir.” (DHA)









