İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma yarına ertelendi
İBB’ye yönelik ‘Yolsuzluk’ davasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 57’si tutuklu 436 sanık, 89’uncu duruşmada hakim karşısına çıktı. Duruşma tutuksuz sanıkların alınan savunmalarının ardından yarına ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
‘ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİM GEÇERLİDİR’
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuksuz sanık iş insanı Remzi Baka, savunmasında “önceki ifadelerin geçerlidir” dedi. Duruşma savcısı, “savcılıkta beyanlarda bulunmuşsunuz. Soytekin’in şirketine verilen çek meselesi var, 5 milyon TL civarı. Bu ne ilişkisi?” diye sordu. Baka, “Kreş yapımı için verdik” dedi. Savcının, “kreşi neye karşılık yaptınız? Niye talep edildi sizden?” sorusuna Baka, “yardım maksatlı, biz de iş yapıyorduk Büyükşehir Belediyesinde. O dönem yardım maksatlı yaptık” yanıtını verdi. Savcının, “İbrahim Bülbüllü’den bahsetmişsiniz verilen bir para söz konusu, 380 milyon TL. Bu süreç nasıl gerçekleşti, neye karşılık verildi, hangi şartlarda alındı?” sorusuna Baka, “O tarihte yaptığımız işler için” dedi. Savcının ardından yönelttiği “Hangi işler?” sorusuna ise Baka, “Aldığımız ihaleler vardı, bunlarla ilgili” yanıtını verdi.
‘ÖDEME YAPTIM, KARŞILIĞINDA ÜRÜN ALMADIM’
Tutuksuz sanık reklamcı Özcan Demirci, "Savcılıkta verdiğim ifadelerimi tekrar ediyorum. İBB iştiraklerinin ihalelerine girdik, bazılarını kazandık, bazılarını kaybettik. İBB iştirakleriyle yaptığımız işlerin bedelini sözleşmelerde yazan tarihlerde tahsil etmekte zorlanıyorduk. Bu nedenle Kültür A.Ş.’nin finans birimiyle sık sık görüşülürdü. Ağustos 2024’ün sonlarına doğru Emrah Bağdatlı adını veren kişi benimle iletişime geçti. Gönderilecek faturayı ödersem hak edişlerimizi hızlandırabileceğini söyledi. Görüşmelerden sonra KMD’ye BYZAG adına düzenlenmiş fatura yönlendirildi. Bu fatura karşılığında KMD’ye hiçbir mal teslim edilmedi, hiçbir hizmet verilmedi. Ben bu ödemeyi hukuka aykırı bir iş yaptırmak için değil, daha önce yapıp teslim ettiğim işlerden doğan kendi alacağımı tahsil edebilmek için yaptım. İstenen 50 bin liranın, bekleyen alacağımın yanında düşük kaldığını düşündüm ve alacaklarımı riske etmemek için ödemeyi yaptım. İlk BYZAG ödemesinden sonra üç farklı tarihte KMD hesabına Kültür A.Ş.’den toplam 7 milyon lira geldi. Bu nedenle yapılan yönlendirmenin gerçekten ödemeleri hızlandırdığını düşündüm ve inandım. Üçüncü ödeme istendiğinde Kültür A.Ş.’den yaklaşık 8 milyon lira alacağım vardı. 45 bin liralık ikinci ödemeyi de yaptım. Daha sonra iki farklı tarihte olmak üzere alacakların bir kısmı yine ödendi. Ben toplam 95 bin lira ödedim. Buna karşılık herhangi bir ürün veya hizmet almadım" dedi.
‘KELEŞ, ONGUN VE YILDIZ’IN FARKLI YETKİ ALANLARI BULUNUYORDU’
Etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye edilen Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nde görevli harita mühendisi Yakup Öner, "Belediye içerisinde Fatih Keleş, Murat Ongun ve Ertan Yıldız’ın farklı yetki alanları bulunuyordu. Ancak ihtiyaç olduğunda bu alanlar birbirine temas ediyordu. Belediye dışında ise Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin gibi isimlerin bu yapının dış bağlantıları içerisinde yer aldığını duyuyordum. Dışarıda başka birileri var ise de benim bu isimlere ilişkin net bir bilgim yoktur. Özellikle Gülibrahimoğlu’nun hafriyat işlerini İbrahim Bülbüllü ve Keleş ile birlikte yürüttüğünü duyuyordum. Ben bunlardan biri değilim. Hiçbir zaman da toplantılarında bulunmadım. İhale süreçlerinde bazı firmalarla görüşmeler yapıldığını ve ihale bedeli üzerinden yaklaşık yüzde 7-10 oranında pay talep edildiğini bazı firma sahiplerinden öğrendim. Seçim döneminde belediyeye iş yapan bazı firmalardan kart, nakit veya benzeri taleplerde bulunulduğunu öğrendim. Para işlerinin takibinin Keleş tarafından yürütüldüğünü ve kimlerden ne miktarda para alındığını bilen kişinin de kendisi olduğunu anladım. Cüneyt Yakut’un benimle yaptığı görüşmede güçlendirme ruhsatı almak istediğini, başkana iletmemi istediğini söyleyince, ben de kendisine yasal olarak hakları olması durumunda bunun verileceğini ifade ettim. Yakut’un talebini de İmamoğlu ile görüştüm. Başkan, ‘Konuyu inceleyelim, yasal bir engel varsa ona göre hareket ederiz, yoksa da zaten hakları doğrultusunda bu güçlendirme ruhsatını alırlar’ dedi. O dönemde büyük bir kreşin maliyeti yaklaşık 700-800 bin dolar civarındaydı. Kendisiyle yaptığım ikinci görüşmede bu yaklaşık maliyeti sorması üzerine, ben kendisine 700-800 bin dolar bandında olduğunu söyledim. Yakut, güçlendirme ruhsatı süreci uzayacağından işlemden vazgeçtiğini belirtti. Üstüne, büyük kreşin de kendileri için yüksek bir maliyet arz ettiğinden yapılamayacağını söyledi. Ben de vazgeçtiklerini başkanımıza ilettim" dedi.
‘CEBİNDEN ÇIKARIP PARA MI TAŞIYOR EKREM BEY?’
İmamoğlu’nun kendisine ‘gayri resmi’ olarak verdiği öne sürülen yıllık 100 bin dolar maaş sorulan Öner, "Ben dışarıda iş yapan bir personelim şirketimin olduğu zamanlarda. Doğal olarak kendinize göre belli bir yaşam standardı oluşturuyorsunuz. Bu standartları kurumda devam et denildiğinde değiştiremiyorsunuz. Dolayısıyla ben de böyle bir talepte bulunmuştum. Kendisi de sağ olsun beni kırmadı ama bu tamamen yaptığım işin şekline, niteliğine bağlı olmaksızın yıllık 100 bin” dedi.
Savcının, “Parayı belediye kaynağından mı kendisi mi verdi?” sorusuna Öner, “Kendisinden aldım” yanıtını verdi. Savcının, “Para elden mi verildi?” sorusu üzerine ise Öner, “Evet, elden aldım. Bulunduğu ortamda ben kendisinden alıyordum” dedi. Bunun üzerine savcı, “Cebinden çıkarıp para mı taşıyor Ekrem Bey?” diye sordu. Öner ise “Hayır, cebinde değil. Poşette alıyordum" yanıtını verdi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma, sanık savunmalarının alınması ile yarın saat 10.00'da görülmeye devam edecek.





