TBMM Başkanı Kurtulmuş: İsrail'in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı
İstanbul'da düzenlenen PAB 152. Genel Kurul Açılış Töreni'nde konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Dün Güney Afrika'ya uygulanan 'apartheid rejimi' uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya nasıl alındıysa, bugün de İsrail'in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve 'apartheid rejimi' önlenmelidir" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152'nci Genel Kurul Açılış Töreni'ne katıldı.
'155'E YAKIN ÜLKE BURADA TEMSİL EDİLİYOR'
Açılış töreninde konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bu toplantı IPU'nun (Parlamentolar Arası Birlik) yakın tarihinde sanırım en yüksek katılımla gerçekleşen bir toplantıdır. 155'e yakın ülke burada temsil ediliyor. 80 Meclis Başkanı, 800'e yakın milletvekili ve 2420 kayıtla birlikte fevkalade önemli, büyük bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapıyoruz. Ümit ve temennim; bu toplantının ana temasını oluşturan 'umutları yeşertmek, barışı sağlamlaştırmak ve adaleti sağlamak' ana başlıklarında yapacağımız tartışmaların faydalı, verimli ve insanlığın geleceği için de yol gösterici olmasını temenni ediyorum" dedi.
'ÖNÜMÜZDE YENİ BİR DÖNEMİN AÇILMAKTA OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ'
Kurtulmuş, "Eski dönem geride kaldı. Önümüzde yeni bir dönemin açılmakta olduğunu görüyoruz. Yeni dönemin nasıl olacağına da hep birlikte insanlık olarak karar vereceğiz. Yeni dönem hakkaniyet, adalet, insaf ve vicdani değerler üzerinde mi kurulacak; yoksa yeni dönem gücü elinde bulunduranların hangi güce sahiplerse o gücü güçsüzlere karşı kullandığı bir şekilde mi cereyan edecek, şekilde mi kurulacak? Kararı verecek olan insanoğludur. Açıkca ifade etmek gerekirse: İnsanlığın en müşterek ortak kurumlarından birisi olan Birleşmiş Milletler ne işe yarar? Birleşmiş Milletler, şahit olduğumuz bu yakın dönemde dünyanın neresinde, hangi çatışmayı sonlandırabilmiş, hangi savaşı sona erdirebilmiştir? Birleşmiş Milletler, maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönettiği, yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Ve ne yazık ki dünyadaki bu çifte standartlar, hep beraber şahit olduğumuz insanlık dramlarıyla hepimizin gözüne sokulmaya devam etmektedir. Örnek olsun diye söylüyorum: 7 Ekim'in hemen arkasından başlayarak Gazze Şeridi'nde sürdürülen, bugün de devam eden soykırım boyutlarına varmış olan İsrail'in saldırganlığı acaba nasıl, hangi uluslararası kurum eliyle durdurulabilir" şeklinde konuştu.
'KÜRESEL SİSTEM TAM BİR ÇÜRÜME HALİ İÇERİSİNDEDİR'
Kurtulmuş, "Bütün dünyada buna karşı insanların reaksiyon göstermesine rağmen bu 3 yıl içerisinde 75 binden fazla insan öldürülmüş, bunların da yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar teşkil etmiştir. Acaba kim, hangi kurumu kullanarak İsrail'in bu soykırımına bir dur diyebilecektir? Aynı şekilde Amerikan ve İsrail güçlerinin İran'a saldırısıyla başlayan ve ardından da İran'ın bölgedeki ülkelere yayarak genişlettiği bu savaşı acaba kim, nasıl durduracaktır? Bunun için hangi uluslararası kuruluşun gücü ne şekilde tecelli edecek ve istediğimiz sonucu elde edebilecektir? Şunu söylemek istiyorum: Dünyada kurumlar vardır ama bu kurumlar artık bir fonksiyon icra etmiyor, bu kurumlar çökmüştür. Evet, dünyada kurallar da vardır. Özellikle Birleşmiş Milletlerin kuruluş felsefesini oluşturan kurallar hepimizin bugün de altına imza atacağımız kurallardır. Ancak o kurallar sadece kağıt üzerinde vardır. Kurumların çökmesiyle birlikte kurallar da çökmüştür. Üçüncü olarak sadece kurallar da değil; uluslararası ilişkilerin tüm terminolojisi de neredeyse yerle bir olmuş, çökmüş gitmiştir. Kısacası küresel sistem tam bir çürüme hali içerisindedir. Bu sistemin bu çürümüşlüğünden kurtulması için olağanüstü çabalara, olağanüstü gayretlere ihtiyacımız olduğu aşikardır" ifadelerini kullandı.
'HER ÜLKE EGEMENLİKLE EŞİT HAKKA SAHİPTİR'
Kurtulmuş, "Bugün de aynı 'apartheid'uygulamalarını Filistinlilere karşı İsrail uyguluyor. Sadece insanlara karşı bir soykırım gerçekleştirmiyor; mart ayında alınan bir kararla, İsrail parlamentosunun kararıyla Batı Şeria'daki Filistinlilere de ölüm cezası getiriliyor. Yüzde 96'sı askeri kararlar alan, askeri mahkemelerin vereceği ölüm kararları acaba nasıl geçerli olacaktır? Bir ülkede Filistinlilere karşı başka hukuk, İsraillilere karşı başka bir hukuk uygulamak 'apartheid' değil de nedir? Dün Güney Afrika'ya uygulanan 'apartheid rejimi' uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya nasıl alındıysa, bugün de İsrail'in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve 'apartheid rejimi' önlenmelidir. İstenirse eli kanlı bir rejim durdurulabilirmiş. Güney Afrika'yı onun için örnek verdim. Sadece son üç yılda Orta Doğu'da egemenlik haklarına saldırıda bulunulan bölge ülkelerini saymaya kalkarsak herhalde çok sayıda ülkeyi dile getireceğiz. Lübnan'ın, Filistin'in, Suriye'in, Yemen'in, Katar'ın, bölge ülkelerinin birçoğunun egemenlik haklarına; Bahreyn'in, Birleşik Arap Emirlikleri'nin haklarına saldırılması kabul edilemeyecek bir durumdur. Her ülke egemenlikle eşit hakka sahiptir. Bunu sağlamak insanlık ailesinin ortak vazifesidir" dedi.
'YENİ VE HAKKANİYETLİ BİR DÜNYA SİSTEMİNİN KURULABİLMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ'
Kurtulmuş, "Eğer uluslararası bir camiadan bahsediyorsak, en temel ödevimizin de bu olduğu kanaatindeyim. Hem umutları yeşertecek hem barışı kuvvetlendirecek hem de adaleti tesis etmek için mücadele ve gayret edeceğiz. Bu uluslararası toplantının böylesine önemli fikirlere ev sahipliği etmesine ve bu güzel fikirlerin tartışılarak dünyada yeni bir sistemin kurulabilmesine öncülük etmesini temenni ediyorum. Temel vazifemiz; tabii ki bir araya geleceğiz, tabii ki konuşacağız, fikirlerimizi, görüşlerimizi paylaşacağız, birbirimizi ikna etmeye çalışacağız; ama esas meselemizin yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sistem kurmak olduğunu da asla unutmayacağız. Bir taraftan kurumlarımızın kurumsal kapasitesini artırmaya gayret edeceğiz, daha etkin çalışmalarını temin edeceğiz; ama yeni ve hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulabilmesi için mücadele edeceğiz. Son olarak şunu söylüyorum: İnsanlığın geleceği yeni bir sistemi inşa etme kararlılığındadır. Yeni, adil küresel bir siyasal mimariyi ve mutlaka dünyada ekonomik olarak da adaleti sağlayacak adil bir ekonomi mimarisini ortaya koymak hepimizin vazifesidir" dedi.









