Geri Dön
PolitikaTBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu toplandı

TBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu toplandı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu toplandı.

TBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu toplandı

TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün yalnızca bir anma günü olmadığını belirterek, "15 Temmuz, milli iradenin, demokrasiye bağlılığın, birlik ve beraberlik ruhunun nesilden nesile aktarılmasının en güçlü sembollerinden biridir. Bu vesileyle 15 Temmuz hain darbe girişiminde canlarını hiçe sayarak milli iradeye ve demokrasiye sahip çıkan kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi.

Komisyonun çalışma alanının aile yapısını, eğitim sistemini, çocuk güvenliğini ve dijital egemenliği doğrudan ilgilendiren stratejik bir konu olduğunu ifade eden Beyazıt, dijital platformların artık yalnızca içerik sunan yapılar olmadığını, kullanıcı davranışlarını şekillendiren ve tercihleri etkileyen küresel sistemlere dönüştüğünü söyledi. Özellikle gelişim çağındaki çocukların dijital platformlardan etkilendiğine dikkat çeken Beyazıt, "Sadece ekrana bakılan süre değildir mesele. Çocuğun dikkatini, zamanını, düşünce dünyasını ve gelişimini şekillendiren görünmez algoritmik sistemlerin nasıl çalıştığıdır" diye konuştu.

‘2 ADET UZUN NAMLULU SİLAH, 150 ADET TÜFEK, 46 ADET TABANCA ELE GEÇİRİLDİ’

Komisyonda ilk sunumu gerçekleştiren Emniyet Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanı Tarıkhan Çetiner, "2021-2026 yılları arasında; çocuğun cinsel istismarı, çocuk polisi temel eğitimi, çocuk mevzuatı, çocukla iletişim teknikleri, suç önleme ve çocukların suçtan korunması vb. konularda çocuk birimlerinde görevli 19 bin 717 personele hizmet içi eğitim verilmiş olup eğitimlerimiz devam etmektedir. İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliği ile ‘Eğitim ve Güvenlik Projesi’ kapsamında hazırlanan ‘Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü’ 20 Haziran 2022 tarihinde imzalanarak yürürlüğe konulmuştur. Protokol ile bakanlıklar arası iş birliği ve koordinasyonun daha etkin hale getirilerek çocuk ve gençlerin suça sürüklenmesinin önlenmesi, her türlü suçtan uzak tutulması, öğrencilerin eğitim ve öğretimlerini daha güvenli ortamda sürdürmelerinin sağlanması amaçlanmıştır. ‘Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü’ kapsamında 2025-2026 eğitim-öğretim yılında; 1134 okulda 951 okul kolluk görevlisi okullarda sabit olarak görev almıştır. 24 bin 216 okulda 20 bin 15 güvenli okul koordinasyon görevlisi okul yönetimleri ile sürekli iletişim halinde görev yapmıştır. 21 bin 103 okulda 6 bin 105 ekip okullarda, öğrencilerin giriş-çıkışlarını takip etmiştir. 14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa Siverek ve 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş Onikişubat ilçelerinde meydana gelen olaylar sebebiyle yürütülen operasyonlarda; 2 adet uzun namlulu silah, 150 adet tüfek, 46 adet tabanca, işlem yapılan 77 adet kurusıkı tabanca, 46 adet oyuncak tabanca ve tüfek, 996 adet cep telefonu, 221 adet kesici-delici alet, 7 bin 16 adet fişek ve çok sayıda bilgisayar ve dijital materyal, ele geçirilmiştir" ifadelerini kullandı.

‘10 MİLYON 283 BİN 839 ÖĞRENCİYE ULAŞILMIŞTIR’

Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanı Tuğgeneral Murat Evren, çocukların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. Tuğgeneral Evren, 2021-2026 yılları arasında Çocuk Koruma Kanunu, çocukların suçtan korunma yöntemleri, çocukla iletişim teknikleri ve görüşme usulleri, çocuk teslimi ile çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesi gibi başlıklarda çocuk birimlerinde görev yapan 9 bin 650 personele hizmet içi eğitim verildiğini söyledi. Evren, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliği ile Eğitim ve Güvenlik Projesi kapsamında, eğitim güvenliği alanında yaşanan sorunlara yönelik bütüncül stratejiler geliştirilerek, çocuklarımızın bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönden nitelikli eğitim almış sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla hazırlanan ‘Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Arttırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü’ 20 Haziran 2022 tarihinde imzalanarak yürürlüğe konulmuştur. Protokol kapsamında; okulların öncelik durumlarına göre belirlenen periyotlarda güvenli eğitim koordinasyon görevlileri tarafından okul yönetimleri ile düzenli olarak görüşülmekte, bildirilen sorunlar jandarma birimlerimizce takip edilerek çözümler sağlanmaktadır. 2025-2026 Eğitim Öğretim Döneminde okul görüşmelerine ilişkin toplam 148 bin 438 okul gözlem formu düzenlenmiştir. 2025-2026 Eğitim Öğretim Dönemi’nde toplam 20 bin 550 okulda 13 bin 315 jandarma personeli Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi olarak görevlendirilmiştir. Öğrencilere yönelik ‘Suçtan Korunma Yöntemleri’, ‘Kişisel Güvenlik’ ve ‘Trafik Güvenliği’ vb. konularda suçtan korunma yöntemleri ve suçla karşılaşması durumunda ne yapmaları gerektiği anlatılmaktadır. Bu kapsamda son 5 yıl içerisinde; 74 bin 607 bilgilendirme faaliyeti düzenlenmiş, 10 milyon 283 bin 839 öğrenciye ulaşılmıştır" dedi.

Ardından katılımcılar, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bir vekilin radikalleşmeye yönelik sorusuna cevap veren Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu, “Türkiye'de, FETÖ’nün radikalleştiğini en iyi emniyet raporlamıştır. En iyi emniyet uyarmıştır. Radikalleştiğini görmüştük ve söylemiştik. Ve neticede sadece FETÖ’cüler değil, diğer grupları da söylüyoruz. Onları da takip ediyor emniyet ve jandarma. Aşırılık ve radikalleşme, devlete karşı ciddi bir tehditle tehlike halini oluşturabileceğini düşündüğümüz ihtimaller dahi takip ediyoruz” diye konuştu.

‘ÖĞRETİLMİŞ DAVRANIŞLAR ETKİLİ OLABİLİR’

Komisyonda, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar, sunum yaptı. Otrar, “Söz konusu şiddet ve suç olduğunda, öncelikle tek nedene ve tek sonuca indirgenmesi mümkün olmayan bir durumdan bahsediyoruz. Bu da elimizi zorlaştırıyor. Ben birkaç örnek vereyim. Akademik alanda baktığımız zaman, 'Bir insan niye şiddet uygular, şiddet davranışları sergiler' diye sorduğumuzda; engellenmişlik buna sebep olabilir, pekiştirilmiş davranışlar, öğretilmiş davranışlar etkili olabilir. Başkalarından model alarak gözlemlediği davranışlar etkili olabilir. Daha önce şiddet görmüş ya da şiddete tanıklık etmiş olması, bunun ardından şiddet davranışlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu önemlidir. Hatta, o kadar ki, ya hormonlar bile tiroksin hormonunun biraz fazla salgılanması bir insanın kolay alevlenmesi ve kolay şiddet içeren davranışlar üretmesi için sebep olarak bile gösterilebilir. Bunların dışında, psikolojik bazı problemlerin, kişilik bozukluklarının, söz gelimi, hani düşük yoğunluklu olsa da dürtüselliğin bir etken olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, bu arada hemen şunu söylemeliyim; Az önce geçen bir konu olarak, ben şimdiye kadar öğrenme güçlüğünün şiddetin bir nedeni olduğuna dair hiçbir bulguyla karşılaşmadım; onu da arz etmek isterim” diye konuştu.

‘SOSYAL FAALİYETLERİNİ ARTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik Ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı ise “Son üç senedir ailelerin çocuklarının eğitim süreçlerine daha yoğun bir şekilde katılması ve çocuklarıyla yakından ilgilenmesi konusunda çalışmaları da Sayın Bakanımızın talimatıyla bütün Bakanlığın ilgili birimlerinin ortak çalışmalarıyla yürütmeye başladık ama dijital ortamda baktığımızda, bugün tartışılan konulardan biri, çocukların bu dijital teknolojiler alanında sosyalleşmesi yani burada bir proje yapması, etkinlik yapması, bu konuda bir ürün geliştirmesi arkadaşlarıyla, evde tek başına bir cihazın, internetin başında kalmadan bunu bir gerçek dünya becerisine endeksli bir iş birliği faaliyeti içerisinde yürütmesi. Bizim de iki senedir yürüttüğümüz 'GENÇTEK' diye bir çalışmamız var. Bu sene 62 ilden binlerce öğrencimizle beraber yaptık ve oyun tasarımından e-ticarete, siber güvenlikten dijital sanata, yapay zekâdan açık kaynağa, dijital yürüyüş gibi pek çok alanda akran öğrenmesi modeliyle öğretmenlerimizin rehberliğinde öğrencilerimizin birbirlerine bu konuda iş birliği ve paylaşım yaparak dijital teknolojiler ekseninde sosyal faaliyetlerini artırmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra, tabii ki TEKNOFEST'e katılan binlerce öğrencimiz oluyor, MEB Robot Yarışması'na katılan öğrencilerimiz oluyor. Harezmi modelini binlerce okulda işletiyoruz ve öğrencilerimizin grup çalışmasıyla birden fazla 4 ila 5 öğretmenimizin katılımıyla gerçek dünya problemlerini teknoloji eksenli çözümler üretmesi gibi çalışmaları, öğrencilerimizin bu teknolojileri sosyal sorumluluk bilinci ve arkadaş ortamında kullanması için yaygınlaştırmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘OKULLARIMIZDA HİÇBİR EKSİKLİK YOK’

Ankara İl Millî Eğitim Müdürü Murat Küçükali, okullarda milli, manevi değerlerin eğitimiyle ilgili bir eksiklik olduğunu düşünmediğini ifade ederek, “Bununla ilgili çünkü hem temel dini bilgileri içeren seçmeli derslerimiz var hem de maarif modelimizde tüm konulardan hareketle değerler eğitimine bizi yönlendiren bir programımız var şu anda ve bunun yönergesi, her şeyi öğretmene hazır olarak sunuluyor. Bu yönde okullarımızda hiçbir eksiklik yok. Ve bu şiddet sürekli öğrencilerimize pompalanıyor dolayısıyla öğrenci bu şiddeti normalleştiriyor. Peki, bu şiddeti aile öğrendiğinde, en büyük çözüm ortağımız olan aile öğrendiğinde ne yapıyor? Hemen inkâra kalkışıyor maalesef. ‘Benim çocuğum bunu yapmaz ya da birileri onu tahrik etmiştir, kendini korumak için yapmıştır, ezileceğine ezsin.’ mantığıyla hareket ediyor. İş birlikçi ve yapıcı aile çok az olduğu için sorunları çözmekte bu şiddete meyilli çocukları eğitmekte biraz zorlanıyoruz. Çözüm önerisi ne; bu çocuklarımız okul öncesi eğitimde kendilerini belli ediyor, daha agresif davranıyorlar, arkadaşlarına karşı daha şiddet eğilimli oluyorlar. Bunların bu erken çocukluk döneminde tespit edilip Aile ve Sosyal Politikalarla, Gençlik ve Spor Bakanlığı’yla, Kültür Bakanlığı’yla iş birlikleri yaparak bunların spora ve sanatsal faaliyetlere yönlendirilmesiyle, özellikle bu şiddete eğilimli olan çocukların dövüş sporlarına yönlendirilmesi çok etkili oluyor. Çünkü o sporlar, genellikle kendine hâkim olmayı, şiddet uygulamamayı öğretiyor” dedi.