Geri Dön
Teknoloji‘Yapay zekayı yöneten kazanacak’

‘Yapay zekayı yöneten kazanacak’

Teknoloji danışmanlığı şirketi OBSS Kurucusu ve CEO’su Zafer Şen, yapay zekanın yarattığı tekil kazanımların kurumsal değere dönüşmesinde uçtan uca yazılım teslimatı yaklaşımının belirleyici olduğuna dikkat çekerek “Yapay zekayı yöneten kazanacak” dedi.

‘Yapay zekayı yöneten kazanacak’

Kurumların kritik teknoloji sistemlerini tasarlayan, geliştiren ve modernize eden mühendislik odaklı teknoloji danışmanlığı şirketi OBSS Kurucusu ve CEO’su Zafer Şen, kurumsal yazılım geliştirmede yapay zeka destekli araçlar artık deneme aşamasını geride bıraktığını söyledi. Bu araçların geliştirme sürecinin belirli aşamalarında önemli hız kazanımları sağladığını aktaran Şen, kurumlar için yeni sorunun bu kazanımların yazılım teslimatının bütününe nasıl taşınacağı ve kurumsal ölçekte nasıl sürdürülebilir hale getirileceği olduğunu dile getirdi.

Şen, “Asıl mesele tek bir adımı hızlandırmak değil, bu kazanımı yazılım teslimatının bütününe taşıyarak güvenilir ve ölçeklenebilir bir çalışma modeline dönüştürmek” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın yarattığı tekil kazanımların kurumsal değere dönüşmesinde uçtan uca yazılım teslimatı yaklaşımının belirleyici olduğuna dikkat çeken Şen, “Asıl mesele yalnızca hız değil, güvenilir şekilde ölçekleyebilmek” diye konuştu.

Şen, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Bugün birçok kurum yapay zeka ile daha hızlı geliştirme yapabiliyor. Ancak büyük ölçekli yapılarda asıl mesele tek adımı hızlandırmak değil; bu kazanımı yazılım teslimatının bütününe taşıyabilmek. Bunun için kalite, güvenlik, risk yönetimi ve mühendislik standartlarının yapay zeka ile yeniden ele alındığı, güvenilir ve tekrarlanabilir bir çalışma modeli gerekiyor.

Özellikle büyük organizasyonlarda farklı ekiplerin farklı araç ve yöntemlerle ilerlemesi; geliştirme standartlarının parçalanmasına, güvenlik politikalarının tutarsız uygulanmasına, kalite güvencesi mekanizmalarının zayıflamasına ve teknik bilginin kurum içinde sürdürülebilir şekilde yönetilememesine yol açabiliyor.”

YAPAY ZEKA ILE BÜTÜNLEŞIK YAZILIM TESLİMATI

Zafer Şen, özellikle kritik ve regüle teknoloji ortamlarında yapay zekayı hayata geçirmenin daha ileri bir mühendislik ve yönetişim yaklaşımı gerektirdiğine dikkat çekerek “Bankacılık, savunma ve havacılık gibi kritik teknoloji ortamlarında yapay zeka ile çalışma biçimini yeniden tasarlarken risk yönetimi, güvenlik, kalite ve regülasyon gereksinimlerini de bu yeni modelin içine baştan yerleştirmek gerekiyor. Üretilen çıktının doğrulanabilir, kararların izlenebilir olması ve mühendislik sorumluluğunun korunması bu nedenle kritik” dedi.

Şirketten çalışmalarına ilişkin ise şu bilgiler verildi:

“OBSS’nin yapay zeka ile bütünleşik yazılım teslimatı (AI-native delivery) yaklaşımı, yapay zekayı yazılım geliştirme süreçlerine sonradan eklenen bağımsız bir araç seti olarak değil; keşiften geliştirmeye, test ve doğrulamadan canlıya geçişe kadar yazılım teslimat modelinin etrafında yeniden yapılandırıldığı temel omurga olarak ele alıyor.

Bu yaklaşımı destekleyen OBSS platformu; yapay zeka destekli iş akışlarını mühendislik standartları, doğrulama mekanizmaları, kalite güvencesi, izlenebilirlik ve insan onayıyla aynı sistem içinde buluşturuyor. Böylece farklı ekip ve projelerde ortak standartların korunması, karar ve çıktıların izlenebilir olması ve mühendislik bilgisinin kurumsal ölçekte daha sistematik yönetilmesi destekleniyor.

OBSS’ye göre önümüzdeki dönemde kurumlar arasındaki fark yalnızca hangi yapay zeka araçlarının kullanıldığıyla belirlenmeyecek. Asıl ayrışma, yapay zeka destekli çalışma biçimlerinin kurum genelinde ne kadar güvenilir ve ölçeklenebilir hale getirilebildiğinde ortaya çıkacak. Bir sonraki aşamada ise farkı, kendi çıktılarından ve geri bildirim döngülerinden öğrenerek sürekli gelişebilen sistemler yaratacak.

Bu nedenle yapay zekadan uzun vadeli değer yaratmak isteyen kurumlar için temel soru artık ‘Yapay zeka kullanıyor muyuz?’ değil; ‘Yapay zeka destekli geliştirmeyi ne kadar güvenilir, ölçeklenebilir ve sürekli gelişen bir çalışma modeline dönüştürebiliyoruz?’ olacak.”