06:03Köylüler, 10 kilometrelik su kanalını imece usulü açıyorDünya İnfertilite Farkındalık Ayı kapsamında hayata geçirilen ‘Umut Bilimle Doğar’ projesi, bireylerin infertilite konusunda doğru, güvenilir ve bilimsel bilgilere erişimine katkı sağlamayı amaçlıyor. Proje kapsamında düzenlenen etkinlikte uzmanlar, infertilitenin nedenleri, tanı ve tedavi süreçleri ile toplumda yaygın olarak bilinen yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. Ardından Hande Berktan moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde infertilitenin tanımı, dünyada ve Türkiye’de doğurganlık oranları ile infertiliteye ilişkin güncel gelişmeler ele alındı.
FIÇICIOĞLU: İNFERTİLİTE BİR ÇİFT SORUNUDUR
Programda konuşan Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Derneği (ÜTCD) Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, infertilitenin yalnızca kadınları ilgilendiren bir sağlık sorunu olarak görülmesinin doğru olmadığını belirterek, “Bu aslında doğru bildiğimiz yanlışlardan biri. İnfertilite bir çift sorunudur. Nedenlerin yaklaşık üçte biri kadına, üçte biri erkeğe aitken, kalan bölüm ise her iki eşe bağlı ya da açıklanamayan infertilite grubunda yer alıyor. Dolayısıyla tedavi süreci de çiftin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. Bu konuda eşlerden herhangi birini suçlamak doğru değil” dedi.
Erkek faktörüne bağlı infertilitenin tüm vakaların yaklaşık yüzde 30-40’ını oluşturduğunu söyleyen Fıçıcıoğlu, “Sperm yokluğu, sperm sayısının az olması, hareket bozuklukları ya da şekil bozuklukları erkek kaynaklı infertilite nedenleri arasında yer alıyor” diye konuştu.
Yaşam tarzının doğurganlık üzerinde önemli etkileri bulunduğunu vurgulayan Fıçıcıoğlu, “İnfertilite tedavisinin temelinde yaşam stilini düzenlemeye yönelik öneriler yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ile sigara ve alkol kullanımının bırakılması doğurganlığın korunması açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
‘KADINLARDA DOĞURGANLIK 30’LU YAŞLARDAN SONRA AZALMAYA BAŞLIYOR’
Çocuk sahibi olma yaşının giderek yükseldiğine dikkat çeken Fıçıcıoğlu, “Kadınlarda doğurganlık 30’lu yaşlardan sonra azalmaya başlıyor, 35 yaş sonrasında ise bu düşüş hızlanırken riskler de artıyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ilk kez anne-baba olma yaşı yükseliyor. Bu nedenle aile planlamasının zamanında yapılması son derece önemli” dedi.
Kadınların üreme sağlığı açısından düzenli kontroller yaptırmasının önemine işaret eden Fıçıcıoğlu, “Jinekolojik muayenelerde yumurtalık rezervinin değerlendirilmesi gerekiyor. Bu değerlendirme basit bir kan testiyle ya da ultrasonografide yumurtalıklardaki rezerv göstergelerinin incelenmesiyle yapılabiliyor. Eğer rezerv açısından bir risk söz konusuysa, kişinin durumuna göre çocuk sahibi olma planının öne çekilmesi ya da uygun hastalarda yumurta dondurma yönteminin değerlendirilmesi faydalı olabilir” diye konuştu.
Fıçıcıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Geç kalmayalım, zamanımızı doğru kullanalım. Doğru zamanda alınan uzman görüşü sayesinde birçok çift çocuk sahibi olma hayaline kavuşabiliyor.”
BOZDAĞ: HER 6-8 ÇİFTTEN BİRİNDE İNFERTİLİTEYLE KARŞILAŞIYORUZ
Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Vakfı (TFRM) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, infertilitenin düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen bir yıl boyunca gebelik elde edilememesi durumu olarak tanımlandığını belirterek, “Toplumdaki görülme sıklığı yaklaşık yüzde 15. Yani her 6-8 çiftten birinde infertiliteyle karşılaşıyoruz. İleri yaşlarda bu oran artarken, genç yaşlarda daha düşük seviyelerde seyrediyor” dedi.
Toplumda infertiliteye ilişkin en yaygın yanlış inanışlardan birinin tüp bebek tedavisinin kesin çözüm olarak görülmesi olduğunu söyleyen Bozdağ, “Bazı çiftler çocuk sahibi olmayı erteleyip, ileride tüp bebek tedavisinin mutlaka sonuç vereceğini düşünüyor. Ancak tüp bebek hiçbir zaman garanti bir yöntem değildir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte üreme hücrelerinin kalitesi azalıyor ve bu durum tedavi başarısını da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle çiftlerin zaman kaybetmeden uzman desteği alması büyük önem taşıyor” diye konuştu.
Yaş faktörünün kadınlarda daha belirgin olmak üzere hem kadın hem de erkeklerde doğurganlığı etkilediğini ifade eden Bozdağ, “Kadınlarda yumurta hücreleri zamanla hem sayı hem de kalite açısından azalıyor. Yaş ilerledikçe çevresel faktörlerin de etkisiyle yumurtalarda genetik bozulmalar artıyor. Bu nedenle gebelik elde etme şansı azalırken düşük ve gebelik komplikasyonları riski yükseliyor” dedi.
Embriyolardaki genetik değişimlere de dikkat çeken Bozdağ, “26-31 yaş aralığında oluşturulan dört embriyodan üçü genellikle sağlıklı olurken, 40 yaş civarında tablo tersine dönüyor ve dört embriyodan yalnızca biri normal yapıda olabiliyor. Bu da gebelik şansını önemli ölçüde etkiliyor” ifadelerini kullandı.
‘ERKEKLERDE YAŞ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Erkek yaşının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Bozdağ, “Erkeklerde yaş ilerledikçe sperm sayısından çok sperm DNA’sındaki hasar artıyor. Bu durum döllenme başarısını ve sağlıklı embriyo oluşumunu azaltabiliyor. Ayrıca düşük riski ve bazı sağlık sorunları açısından risk artışı görülebiliyor. Özellikle 40 yaş sonrasında erkek yaşı da önemli bir faktör olarak değerlendirilmeli” dedi.
Çocuk sahibi olmayı ileride düşünen kadınların üreme sağlığı konusunda bilgi sahibi olması gerektiğini belirten Bozdağ, “Herkesin çocuk sahibi olma planı olmayabilir ancak ileride anne olmayı düşünen kadınların yumurta dondurma konusunda doğru kaynaklardan bilgi edinmesi önemli. Günümüzde yumurta dondurma teknolojileri oldukça gelişmiş durumda. Daha genç yaşlarda yapılan işlemler, ilerleyen yıllarda gebelik şansını artırabiliyor” diye konuştu.
TIRAŞ: YUMURTA SAYISINI VE KALİTESİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK BAZI UYGULAMALAR KULLANILIYOR
Tüp Bebek ve İnfertilite Derneği (TÜBİD) Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, son yıllarda tüp bebek tedavisinde başarı oranlarını artıran yeni uygulamaların öne çıktığını belirterek, “Özellikle kadınlarda yumurta sayısını ve kalitesini artırmaya yönelik bazı uygulamalar kullanılıyor. Yaklaşık 2018 yılında araştırma projesi olarak başlattığımız PRP uygulamaları, eksozon uygulamaları ve yeni geliştirilen bazı hücresel tedavilerin, özellikle düşük yumurtalık rezervine sahip kadınlarda tüp bebek tedavisinin başarısını artırdığını gözlemledik” dedi.
'TÜP BEBEK MERKEZLERİMİZİN BAŞARI ORANLARI OLDUKÇA YÜKSEK'
Türkiye’nin tüp bebek alanındaki başarısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tıraş, “Ülkemizdeki başarı oranları dünyanın birçok ülkesinden daha iyi durumda. Avrupa’da bizimle rekabet edebilecek ülkeler arasında belki İspanya ve Belçika sayılabilir. Bunun dışında tüp bebek merkezlerimizin başarı oranları oldukça yüksek. En güncel teknolojileri kullanıyoruz. Bu konuda dünyada karşılaştırılabileceğimiz ülkelerden biri de Amerika Birleşik Devletleri olabilir” diye konuştu.
Elektromanyetik alanların üreme sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Tıraş, “Özellikle elektromanyetik ortamın sperm üzerinde olumsuz etkileri olduğunu biliyoruz. Bu konuda yıllardır yapılmış hayvan çalışmaları mevcut. Pantolon cebinde taşınan cep telefonlarının ve diğer elektromanyetik sahaların sperm değerlerinde düşüşe neden olduğu biliniyor” ifadelerini kullandı.
‘YUMURTALIK REZERVİ KONUSUNDA DİKKATLİ OLMALARI GEREKİYOR’
Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlara da uyarılarda bulunan Tıraş, “Kadınların yumurtalık rezervi konusunda dikkatli olmaları gerekiyor. ‘Hangi yaşta evlenirsem evleneyim hemen çocuk sahibi olurum’ düşüncesi maalesef gerçeği yansıtmıyor. Bu nedenle genç kadınların da yumurtalık rezervlerini kontrol ettirmelerini tavsiye ediyorum” dedi.
ZAYER: BİREYLERİN BİLİMSEL BİLGİLERE ERİŞİMİNE KATKI SAĞLAMAYI HEDEFLİYORUZ
Merck’in Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer, toplantının açılışında yaptığı konuşmasında şirketin bilim ve teknoloji alanındaki köklü mirasına değinerek şunları söyledi:
“Dünya İnfertilite Farkındalık Ayı olarak anılan Haziran ayı bizlere infertilite konusunda bireylerin güvenilir bilgiye erişiminin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Merck olarak bilim ve teknoloji alanındaki köklü birikimimiz ve fertilite alanındaki uzun yıllara dayanan deneyimimizle hekimlerin, hastaların ve bilimin yanında olmayı sürdürüyoruz. Bu yaklaşımı kurum kültürümüzün bir parçası olarak görüyor; çocuk sahibi olmak isteyen çalışanlarımız için hekimlerinin uygun gördüğü fertilite tedavilerini karşılayarak onlara destek oluyoruz. 'Umut Bilimle Doğar' projesiyle de infertilite konusunda farkındalığın artırılmasına ve bireylerin doğru, güvenilir ve bilimsel bilgilere erişimine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Alanında uzman hekimlerin bilgi ve deneyimlerini daha geniş kitlelerle buluşturacak bu projenin bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz.”
02:34Kuş gözlemcisi Polat: Geçen seneye göre Gökçeada'da büyük bir düşüş var
03:09Kemer sahillerinde tespit edilen 38 deniz kaplumbağası yuvası korumaya alındı
05:43Eşinin emanet ettiği çiftliği çocuklarıyla yaşatıyor
05:33Bahçelievler’de emekli polis trafikte anons edip tartıştığı sürücüyü durdurdu; araçlarından inen 2 kişiye de ceza yazıldı
00:41İstanbul merkezli suç örgütü operasyonu: 23 gözaltı
03:23İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Karaal bulundu: 8 gözaltı
00:54İstanbul’dan San Francisco’ya giden uçaklarda milli takım coşkusu