TBMM Başkanı Kurtulmuş, İSİPAB 20’nci Konferansı’nda konuştu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, “İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım, aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslami değerleri bir kenara bırakmak değil, tam tersi Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak, değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın Açılış Oturumu'ndaki konuşmasına, Bakü'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek başladı. Toplantının son derece önemli bir dönemde gerçekleştirildiğini dile getiren Kurtulmuş, konferansın hayırlı sonuçlar getirmesini diledi.
Dünyanın insanlık tarihin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, “Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünya yıkılıyor, çözülüyor, bu yaşadıklarımızsa yeni bir dünyanın doğum sancılarıdır. Bu çerçevede özellikle iki kutuplu sistemin geride kalması, ardından tek kutuplu sistemin geride kalmasıyla birlikte önümüzde yeni bir dönemin sayfaları sonuna kadar açılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, bu yeni sistemin en belirgin vasıflarından birinin ‘çok kutupluluk’ olacağının aşikar olduğunu anlatarak, bu çerçevede çok büyük bir potansiyele sahip olan İslam dünyasına dünyanın geleceğinde fevkalade önemli roller düştüğünü ve İslam dünyasının önünde çok büyük fırsatlar açıldığını vurguladı. Kurtulmuş, “Sahip olduğumuz bu önemli fırsatların, yaşadığımız dönemin şartlarını da iyi değerlendirerek farkına varmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. 2 milyarı aşkın nüfusu, 57 üye ülkesiyle Birleşmiş Milletlerden sonra dünyanın en önemli uluslararası teşkilatına sahip olan yapısı, yer altı ve yerüstü kaynakları, muhteşem bir ekonomik kalkınma potansiyeli ve genç nüfusuyla birlikte İslam dünyası yeni dönemin, yeni kurulacak olan dünya sisteminin önemli güç merkezlerinden birisi olmaya adaydır ve bu istikamette çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız. Bunun için öncelikle kendimizin, gücümüzün farkına varmamız lazım ve özgüven içerisinde geleceğe hazırlanmamız gerekir” ifadelerini kullandı.
İslam dünyasının bu dönemdeki en büyük zaaflarının başında bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı ve iradesiz oluşunun geldiğini söyleyen Kurtulmuş, birlik ve kardeşlik çağrısı yaptı. Kurtulmuş, birlik ve kardeşliğin tesisi için çalışmalar yapmanın mecburiyetine işaret ederek, “Aksi takdirde bu büyük zaafla, İslam dünyasının hemen her yerinin fevkalade büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağı açıktır. Mezhebi, etnik, siyasi ve fikri farklılıklarımızı aramızda bir gerilim ve çatışma vesilesi değil, tam tersine ümmetin zenginliğinin kaynağı olarak görmek ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz” diye konuştu.
İslam dünyasının, dünyada yaşanan büyük kırılmalar ve gerilimler karşısında ortak stratejiler geliştirme mecburiyetinde olduğunun altını çizen Kurtulmuş, bu dönemde hiçbir ülkenin tek başına bir kurtuluş reçetesine sahip olmasının mümkün olmayacağını aktardı. Kurtulmuş, “Nasıl gelişeceğimizi, bu nasıl süreçten nasıl başarıyla çıkacağımıza odaklandığımız ortak kalıcı stratejiler geliştirmek ve bu stratejiler çerçevesinde de ortak projelere seferber olmak mecburiyetindeyiz” dedi.
Kurtulmuş, İslam dünyasının sahip olduğu maddi ve manevi kaynak zenginliğine değinerek, bütün bunların ortak bir akılla ve ortak hedefler çerçevesinde kullanılarak ümmetin tamamının yararlanacağı bir hale dönüştürülmesinin önemini bildirdi.
‘SİYASİ, KURUMSAL VE FİKRİ REFORMLARIN İSLAM ÜLKELERİNİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİSİDİR’
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni dönemde eski ezberlerle yol almanın mümkün olmadığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Eski ezberlerin baştan ayağa değişmek zorunda olduğu, yeni birtakım yaklaşımları hayata geçirmek için uzun uzun da vaktimizin olmadığı bir dönemin başındayız. Onun için diyorum ki İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım, aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslami değerleri bir kenara bırakmak değil, tam tersi Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak, değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir. Bu çerçevede özellikle siyasi, kurumsal ve fikri reformların İslam ülkelerinin en temel meselelerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim.”
Bu reformların ana fikrinin ‘adalet’, ‘ehliyet’, ‘şura’ ve ‘hesap verebilirlik prensibi’ olmak üzere dört ana sütun üzerinde yükselmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, “Bu prensipler üzerinde gelişecek olan İslam ülkeleri arasında işbirliği ve geleceği birlikte kurma iradesi, Allah'ın izniyle dünyaya da yol gösterecek yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır” açıklamasını yaptı.
Kurtulmuş, yıkılan uluslararası sisteminin yerine yeni, adil, hakkaniyetli ve insani bir küresel sistem kurma mecburiyetinin de İslam ülkelerinin üzerinde bir borç olarak durduğunu belirterek, “Bunun için çalışacak, yeni bir sistemin bütün dünyaya teklif edilmesi için el birliğiyle gayret edeceğiz” ifadesini kullandı.
‘FİLİSTİN, İNSAF VE VİCDAN SAHİBİ BÜTÜN İNSANLARIN ORTAK BİR MESELESİ OLMUŞTUR’
Filistin meselesinin gelecek dönemde İslam dünyası için ortak bir çaba ve gaye olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Filistin, sadece Müslümanların değil, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların ortak bir meselesi olmuştur. Filistin'de yaşanan insanlık tarihinin gördüğü en büyük soykırıma karşı dünyanın hemen her yerinde vicdan ve insaf sahibi insanlar ayağa kalkmakta, hesap sormaya başlamaktadırlar. İnşallah Filistin meselesini sonuna kadar götüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan nehirden denize kadar özgür bir Filistin devleti için mücadeleyi sürdüreceklerini, Filistin halkına tarihi boyunca en büyük zulmü yapan Netanyahu ve çetesinden de uluslararası mahkemeler başta olmak üzere hesap sorulması için de bütün imkanları sefer edeceklerini bildirdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin meselesinin İslam dünyasını birleştiren, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların da ortak hareket etmesini sağlayan önemli bir mesele olduğunu da anlattı.
ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER
ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“İsviçre'de ABD ile İran arasında yapılan müzakerelerde olumlu bir noktaya gelinmiş olmasını da takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Ümit ederiz ki bu anlaşmaya sadık kalınır, bu müzakereler sonuna kadar olumlu bir şekilde seyreder ve İran'a karşı tahmil edilen Amerika ve İsrail tarafından yüklenen bu savaş artık ilanihaye sona erdirilerek tam manasıyla bir barış ortamı temin edilir. Bu süreçte başta İsrail'in siyonist rejimi olmak üzere bazı unsurların bu süreci provoke etmemesi için de olağanüstü dikkatli davranılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.
Ayrıca Amerika ile İran arasındaki müzakerelerin önemli bir parçası olarak gördüğümüz Lübnan'daki İsrail saldırganlığının da sona erdirilmesinin hayati bir önem taşıdığını ifade etmek istiyorum. Lübnan Lübnanlılarındır, Filistin Filistinlilerindir. Bu ülkelerin üzerinde İsrail'in hiçbir hakkı olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bir kere daha İslam İşbirliği Teşkilatının Parlamento Birliği'nin 20'nci toplantısında buradan deklare etmek istiyoruz ki İsrail'deki siyonist rejim arz-ı mevud denilen asla uygulanamayacak vadedilmiş topraklar fikrine sahip olursa olsun bölge halkları vadedilmiş topraklar fikrine asla fırsat, prim vermeyecektir. Çünkü biliyoruz ki Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din, ırk mensubuna vadetmemiştir. Dediğim gibi, Suriye Suriyelilerindir, İran İranlılarındır, Lübnan Lübnanlılarındır ve Filistin Filistinlilerindir.”
Kurtulmuş, siyonist İsrail rejiminin saldırganlığına karşı bütün İslam ülkelerinin ortak bir şuurla hareket etmesinin zorunlu olduğunu aktardı.
‘AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA SÜRDÜRÜLEN BARIŞ MÜZAKERELERİNİ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ’
Kafkaslar'daki gelişmelere de dikkati çeken Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Azerbaycan'ın Karabağ toprakları yaklaşık 30 yılı aşkın hukuksuz bir şekilde Ermeniler tarafından işgal edildi. Azerbaycan'ın büyük bir başarıyla kazandığı zaferin sonucunda bu topraklar azat oldu ve şimdi yeni bir dönemin kapıları Kafkaslar'da da açıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen ve önemli bir başarı sağlanan barış müzakerelerini de takdirle karşıladığımızı, Kafkaslar'daki bu barış sürecinin sonuna kadar yanında ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyorum ve ümit ediyorum ki ABD- İran barışında olduğu gibi Kafkaslar'da da Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı, nihai bir barış olur ve kıyamete kadar bu topraklar da barışın ve esenliğin hüküm sürdüğü bir bölge olur.”
Kurtulmuş, yeni bir dünyanın kuruluşunda İslam dünyasının yeni döneme hazırlıklı olmasını temenni ettiğini belirterek sözlerini noktaladı.