Kırılganlık ve psikolojik esneklik İKÜ Psikoloji Günleri’nde ele alınıyor
İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Psikoloji Kulübü öğrencilerinin, Dr. Öğr. Üyesi Kadir Özden danışmanlığında düzenlediği 7. Psikoloji Günleri, ‘Kırılganlığın Cesareti: Psikolojik Esneklik’ temasıyla başladı. Etkinlik, kırılganlığın zayıflık değil; insan olmanın dönüştürücü gücü olduğuna dikkat çekiyor.
İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Psikoloji Kulübü tarafından düzenlenen 7. Psikoloji Günleri, ‘Kırılganlığın Cesareti: Psikolojik Esneklik’ temasıyla bugün Ataköy Kampüsü Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde başladı. İki gün sürecek etkinlikte; psikolojik esneklik kavramı alanında uzman isimlerin sunumlarıyla farklı kuramsal yaklaşımlar çerçevesinde paylaşılacak. Travma, bağımlılık, metakognitif terapi, şema terapisi, nörobilim ve psikanalitik perspektif gibi başlıklar alanında uzman isimlerle ele alınacak.
İKÜ Psikoloji Kulübü öğrencilerinin, İKÜ Psikoloji Bölümü akademik kadrosundan Dr. Öğr. Üyesi Kadir Özden danışmanlığında düzenledikleri etkinlik; Prof. Dr. Önder Kavakçı, Prof. Dr. Arşaluys Kayır, Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Selcen Yetkin Özden, Prof. Dr. Yusuf Özay Özdemir, Uzman Psikolog Kinyas Tekin, Dr. İbrahim Bilgen, Dr. Hilal Bebek, Doç. Dr. Bahar Köse, Dr. Berk Murat Ergün’ün sunumlarına ev sahipliği yapacak.
İKÜ Psikoloji Günleri, zorluklar karşısında ayakta kalabilme ve güçlenebilmenin psikolojik boyutlarını çok yönlü bir çerçevede tartışmaya açarken, üniversite öğrencileri ve ruh sağlığı alanına ilgi duyan katılımcıları bir araya getirecek.
‘KIRILGANLIK ZAYIFLIK DEĞİLDİR’
İKÜ Psikoloji Bölümü akademik kadrosundan Dr. Öğr. Üyesi Kadir Özden, 7. Psikoloji Günleri’nin teması olan kırılganlık kavramının önemini şöyle aktardı:
“Kırılganlık temasında çıkış noktamız; kırılganlığı zayıflık olarak değil; ihtiyaçlarımızı, sınırlarımızı ve duygusal deneyimlerimizi görünür kılan temel bir insanlık hali olarak ele almaktı. Kırılganlık yok edilmesi gereken bir eksiklik değil, insan olmanın ortak zemini ve dönüştürücü potansiyelidir.”
Kırılganlığın genellikle güçsüzlükle eşleştirilen ve çoğu zaman saklanması gereken bir durum gibi görüldüğüne dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Kadir Özden, kavramın insan doğasındaki yönünü ise şöyle özetledi:
“Kırılganlık, insan olmanın doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Sınırlarımızı fark ettiğimizde, yardım istediğimizde ya da bir kayıpla yüzleştiğimizde kırılganlıkla karşılaşırız. Ve çoğu zaman cesaret tam da bu temas noktasında başlar.”
Kırılganlık kavramını psikolojik esneklik çerçevesinde ele aldıklarını belirten Dr. Öğr. Üyesi Kadir Özden, İKÜ Psikoloji Günleri kapsamında ele alınan konuları şöyle özetledi:
“Kırılganlığın bireysel, ilişkisel ve toplumsal boyutlarını ele alacak; onunla daha bilinçli, daha şefkatli ve daha cesur bir ilişki kurmanın yollarını tartışacağız. Zorlayıcı deneyimler karşısında; kaçmadan, katılaşmadan ve kendimizi inkar etmeden ilerleyebilme kapasitesini konuşmak istiyoruz. Cesaretin, kırılganlığı ortadan kaldırmakta değil; onunla kalabilmekte ortaya çıktığını vurguluyoruz.”
‘KIRILGANLIK İNSANA DERİNLİK KATAR’
Dr. Öğr. Üyesi Özden, kırılganlığın insan doğasına katkıları ve günümüzde bireylerin kırılganlıkla baş etme stratejilerini ise şöyle değerlendirdi:
“Kırılganlık insana açıklık ve derinlik katar. İnsan çoğu zaman en rahat olduğu yerde değil, en zorlandığı yerde kendine yaklaşır. Zorlandığımız anlar; neye değer verdiğimizi, nerede sınırlarımızın olduğunu ve hangi ihtiyaçlarımızın karşılanmadığını ortaya çıkarır. Bu açıdan kırılganlık, insanın kendisiyle temas ettiği bir eşiktir.”
Asıl meselenin kırılganlığı ortadan kaldırmak değil; onunla temas edebilmek ve içinden geçerek ilerleyebilmek olduğuna dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Kadir Özden şu ifadeleri kullandı:
“Zorlayıcı deneyimlerle karşılaştığımızda genellikle ya savunmaya geçer ya da geri çekiliriz. Oysa gelişim, kırılganlığı inkâr etmeden, onunla birlikte hareket edebildiğimizde mümkün olur. Kaçınmadan, donmadan, katılaşmadan; yaşanan zorluğa rağmen değerler doğrultusunda kapasitesi, sağlıklı baş etmenin temelidir. Bu çerçeveden bakıldığında kırılganlık cesaretin karşıtı değildir. Çoğu zaman cesaretin başladığı yerdir. Bizi geri çeken şey kırılganlığımız değil, ondan kaçmak için verdiğimiz aşırı mücadeledir. Esnekliğimizi kaybettiğimiz yer de tam olarak burasıdır.”