‘Yapay zeka iş süreçlerini dönüştüren bir teknoloji olarak değerlendirilmeli’
İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, “Yapay zeka meslekleri tamamen ortadan kaldıran değil, iş süreçlerini dönüştüren bir teknoloji olarak değerlendirilmeli” dedi.
Yapay zekayı iş ve insan gücü bağlamında bir tehdit olarak sunan yorumlara dikkat çeken İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, “Yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisi hala sezgisel genellemeler ve yorum düzeyinde. Oysa bu alanda araştırmalar sürüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2025 yılında yayımladığı ‘Generative AI and Jobs: A Refined Global Index of Occupational Exposure’ raporu, yapay zekanın iş ve meslek yaşamına etkileriyle ilgili en kapsamlı küresel analizlerden biri. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ‘Yapay Zeka İstatistikleri 2025’ verileri de bu dönüşümün Türkiye’deki yansımalarını anlamak açısından önemli. Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bu tür ulusal ve uluslararası verileri dikkate almak hem işletmeler hem de meslek sahipleri için büyük önem taşıyor” diye konuştu.
‘YAPAY ZEKA MESLEKLER İÇİN YOK OLUŞ DEĞİL DÖNÜŞÜM’
Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, ILO raporuna göre dünya genelinde işlerin yaklaşık yüzde 24’ünün görev dönüşümü potansiyeline sahip olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:
“Endüstri mühendisi perspektifimle baktığımda şunu net söyleyebilirim ki yapay zeka meslekler için bir bitiş değil, iş süreçlerinin yeniden tasarlanması anlamına geliyor. Yapay zekâ iş gücünü tamamen ortadan kaldıran bir teknoloji değil; insanın üretkenliğini artıran bir araç olarak değerlendirilmelidir.”
Prof. Dr. Yüksektepe, yapay zeka tartışmalarının yalnızca iyimser ya da karamsar senaryolar üzerinden yürütülmesinin doğru olmadığını belirterek teknolojik dönüşümün dengeli bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Yüksektepe, “Riskleri görmezden gelmek de felaket senaryoları üretmek de çözüm değildir. Asıl mesele bu dönüşümü doğru politikalarla yönetebilmektir. Temeli olmayan genellemeler teknolojik gelişmelere direnç oluşturur. Teknolojiden korkmak yerine riskleri doğru analiz ederek eğitim, beceri geliştirme ve iş gücü politikalarını buna göre şekillendirmek gerekiyor” dedi.
‘YAPAY ZEKA KULLANIMINDA KADIN VE ERKEK ORANLARI BİRBİRİNE YAKIN’
TÜİK’in ‘Yapay Zekâ İstatistikleri 2025’ verilerine de değinen Prof. Dr. Yüksektepe, Türkiye’de üretken yapay zekâ kullanımının cinsiyete göre dağılımını şöyle değerlendirdi:
“Ülkemizde yapay zekâ kullanımı erkeklerde yüzde 19,4, kadınlarda ise yüzde 18,8 olarak rapora yansımış durumda. Bu veri, yapay zeka çağının doğru yönetildiğinde kadınların iş gücüne katılımı açısından hem dönüşüm hem de yeni fırsatlar barındırdığını gösteriyor. Kadın ve erkeklerin yapay zekâ kullanım oranlarının birbirine oldukça yakın olması önemli bir başlangıç noktası. Bu tablo teknoloji alanında kariyer yapmak isteyen genç kadınlar için de önemli bir potansiyel içeriyor.”
BÜRO VE İDARİ İŞLERDE DÖNÜŞÜM
ILO raporunda yapay zekadan en çok etkilenmesi beklenen mesleklerin başında büro ve idari işler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yüksektepe, bu alanlarda kadın çalışanların güçlendirilmesi için şu önerilerde bulundu:
“İnsan en değerli kaynaktır. Teknolojinin insanı işlevsiz kılacağına ya da dışlayacağına dair dramatik felaket senaryoları toplumsal olarak başka sorunları tetikleyebilir. Asıl mesele insan yerine yapay zekâ koymak ya da insan performansını yapay zekâ ile kıyaslamak değildir. Esas olan insanı yeni teknolojilerle güçlendirecek etik ve işlevsel politikalar geliştirmektir. Bireylerin yapay zekâyı kullanabilen, geliştirebilen ve yönlendirebilen beceriler kazanacağı eğitim ve yetenek programlarını kurgulamaktır. Bu noktada üniversite–sanayi iş birliği de yapay zekâ ile insan gücünün entegrasyonunda ortak aklın merkezlerinden biri olmalıdır.”
‘YAPAY ZEKA DENEYİMİ ÖĞRENCİLİK YAŞAMINA ENTEGRE EDİLMELİ’
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğrencilerin dijital portfolyosu olarak geliştirilen PUMA uygulamasına da yapay zeka entegrasyonu yapıldığını belirten Prof. Dr. Yüksektepe, sistemin öğrencilerin eğitim süreçlerinde yapay zekâyı doğrudan deneyimlemelerine imkân sağlayacağını ifade etti. Prof. Dr. Yüksektepe, “Öğrencilerimiz PUMA sayesinde yapay zekânın eğitim ve öğrencilik yaşamına entegrasyonunu birebir gözlemleme ve deneyimleme fırsatı bulacak. Bu süreç, mezuniyet sonrasında yapay zekâyı aktif ve işlevsel biçimde kullanabilecek yeni bir yetenek seti kazanmalarına da katkı sağlayacak” dedi.
‘ÖN LİSANS EĞİTİMİ KADIN İSTİHDAMI AÇISINDAN KRİTİK’
Prof. Dr. Yüksektepe, üretim süreçlerinde kritik rol oynayan ön lisans eğitimli ara elemanların da yapay zeka ile planlanan dönüşüm sürecinde desteklenmesi gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
“Üretimde çeviklik için operasyondaki yetişmiş uzman iş gücü son derece değerlidir. Bu alanda önlisans eğitimi alan kadın öğrenci oranı ülkemizde artıyor. Özellikle iş gücüne hızlı geçiş sağlayan önlisans programlarında kadın öğrencilerin oranı yüzde 54’e, lisans programlarında ise yüzde 51’e ulaşmış durumda. Kadınların yükseköğretime katılımında somut adımlar atılan bir dönemdeyiz.Bu noktada kadınların eğitim ve değer üretme motivasyonları son derece olumlu seyrediyorken mesleklerin tamamen ortadan kalkacağı yönündeki söylemler gençlerin kariyer tercihlerinde kaygı yaratabilir.”
‘MÜHENDİSLİK DALLARI KADINLAR İÇİN FIRSAT YARATABİLİR’
Prof. Dr. Yüksektepe, “Yapay zeka, kadın temsilinin görece düşük olduğu mühendislik ve teknoloji alanlarına ilgiyi artırma potansiyeline de sahip. Yapay zeka çalışmaları yalnızca klasik mühendislik becerileriyle sınırlı değil. Veri analizi, algoritma geliştirme ve insan-makine etkileşimi gibi alanlar giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu dönüşüm teknoloji alanlarında kariyer yapmak isteyen kadınlar için yeni fırsatlar oluşturabilir” dedi.
‘ÜNİVERSİTELERE YENİ SORUMLULUK’
Yapay zeka dönüşümünün yalnızca iş gücü piyasasını değil yükseköğretim sistemini de dönüştüreceğini belirten Prof. Dr. Yüksektepe, üniversitelerin bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Rektör Prof. Dr. Yüksektepe üniversitelerin öğrencileri yalnızca teknolojiyi kullanan bireyler olarak değil, aynı zamanda yapay zeka ve veri bilimi alanlarında düşünen, sorgulayan, eleştiren ve üretim yapabilen bireyler olarak yetiştirmesi gerektiğini vurgulayarak bunun özellikle kadın öğrencilerin teknoloji alanlarında daha güçlü temsil edilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
İKÜ’DE YAPAY ZEKA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde kuruluş çalışmaları tamamlanan Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezinin de bu dönüşümü bilimsel olarak incelemeyi hedeflediğini belirten Prof. Dr. Yüksektepe merkezin misyonunu şöyle özetledi:
“Yapay zeka teknolojilerinin iş gücü piyasasındaki etkileri, mühendislik meslekleri ve akademik üretim üzerindeki yansımaları merkezimizin temel çalışma alanlarını oluşturuyor. Özellikle yapay zekanın iş gücü dönüşümü ve kadın istihdamı üzerindeki etkilerini disiplinlerarası bir yaklaşımla incelemeyi hedefliyoruz. Yapay zekanın etkin kullanımı doğru anlaşılmasına bağlı. Bu nedenle hem yapay zeka etiğini ve eleştirisini hem de geliştirme ve uygulamayı birlikte ele alacağız. “