‘İklim değişikliği eşitsizlikleri derinleştiriyor’
Milliyet, küresel medya birliği Media Compact üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı - COP31 kapsamında bir yazı dizisine başlıyor. Avrupa Birliği tarafından desteklenen, Eşitlik ve Kadınların Güçlenmesi için Güçlü Sivil Alan projesi kapsamında hazırlanan yazı dizisinde iklim değişikliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki bağ farklı boyutlarıyla ele alınacak. Dizinin ilk yazısında, COP31'in ne olduğu, neden önem taşıdığı ve BM Kadın Birimi'nin iklim gündemine hangi perspektiften yaklaştığı inceleniyor.
TARİHİ BİR ZİRVE
COP (Taraflar Konferansı), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında her yıl düzenlenen ve iklim değişikliğiyle mücadelede küresel kararların şekillendirildiği en önemli uluslararası platformlardan biri olarak öne çıkıyor. Dünya liderlerini, hükümet temsilcilerini, bilim insanlarını, iş dünyasını ve sivil toplumu bir araya getiren konferanslarda, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik ortak adımlar ve taahhütler müzakere ediliyor.
Türkiye, bu yıl ev sahipliği yaptığı COP31 kapsamında uluslararası diyaloğu güçlendirmeyi ve önceki konferanslarda verilen taahhütlerin uygulamaya geçirilmesini hızlandırmayı hedeflerken, zirvenin emisyon azaltımı, iklim finansmanı ve iklim değişikliğine uyum gibi başlıklarda küresel gündeme yön vermesi bekleniyor.
İKLİM KRİZİ HERKESİ ETKİLİYOR
Dünya bugün birbirine bağlı üç büyük krizle karşı karşıya: iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevresel bozulma. Artan sıcaklıklar, orman yangınları, kuraklıklar ve ekosistem kayıpları bu krizlerin giderek derinleştiğini gösteriyor. Bu krizler hepimizi etkiliyor. Ancak bu etkiler herkes için aynı değil. İklim krizinin etkileri gelir düzeyi, yaş, engellilik, sağlık durumu, yaşanılan bölge, göç veya yerinden edilme durumu ve bakım sorumlulukları gibi koşullara göre farklılaşıyor.
Kadınlar ve kız çocukları, arazi, su, enerji, finansman ve teknoloji gibi kaynaklara, sağlık, eğitim ve sosyal koruma hizmetlerine, ekonomik fırsatlara ve karar alma mekanizmalarına erişimde karşılaştıkları eşitsizlikler nedeniyle iklim krizinin sonuçlarını daha ağır yaşıyor. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi iklim değişikliğini yalnızca çevresel bir sorun olarak değil aynı zamanda bir eşitlik, kalkınma ve insan hakları meselesi olarak ele alıyor.
5 TEMEL HEDEF
BM Kadın Birimi'nin 2026 İklim ve Çevre Stratejisi beş temel alana odaklanıyor:
“Toplumsal cinsiyete duyarlı iklim ve çevre politika ve çerçevelerini güçlendirmek: İklim değişikliği ve çevresel bozulmanın kadınlar ve kız çocukları üzerindeki farklı etkilerini dikkate alan, bu farklı ihtiyaç, öncelik ve deneyimleri politika, yasa, plan ve kurumsal mekanizmalara yansıtan yaklaşımları yaygınlaştırmak.
“Kadınların söz hakkını, karar alma gücünü, liderliğini ve katılımını desteklemek.
“Kadınların, kadın hakları kuruluşlarının, kadın kooperatiflerinin ve kadınların öncülük ettiği yerel girişimlerin iklim ve çevre finansmanına erişimini genişletmek.
“İnsana yakışır iş ve sosyal korumayı merkeze alan, sürdürülebilir yeşil ve mavi ekonomilere toplumsal cinsiyete duyarlı adil dönüşümü teşvik etmek: Bu dönüşümün kadınlar ve erkekler üzerindeki farklı etkilerini gözeterek, yeni işlerin güvenli, kaliteli ve erişilebilir olmasını, çalışanların sosyal koruma mekanizmalarıyla desteklenmesini ve fırsatların daha adil paylaşılmasını sağlamak.
“Toplumsal cinsiyet ve çevre verilerinin üretimini, erişilebilirliğini ve kullanımını geliştirmek.”
Bu vizyon kadınların haklarını kullanabildiği, iklim finansmanına erişebildiği, karar alma süreçlerinde söz sahibi olduğu ve sürdürülebilir ekonomilerin sunduğu fırsatlardan eşit biçimde yararlanabildiği barışçıl, sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceği hedefliyor.
Yazı dizisinin devamı her Pazartesi Milliyet Eşitlikçi Hikayeler'de.
BM Kadın Birimi Ülke Direktörü Maryse Guimond şunları söyledi:
"BM Kadın Birimi olarak çok net bir gerçeğin altını çiziyoruz: İklim değişikliği mevcut eşitsizlikleri derinleştiriyor, kadınlar ve kız çocuklarını orantısız bir biçimde etkiliyor. Kadınlar, yalnızca iklim krizinden etkilenen kişiler değil, sahip oldukları bilgi, deneyim, liderlik ve çözüm üretme kapasitesiyle iklim eyleminin ayrılmaz bir parçası. Bu nedenle kadınlar iklim politikalarında yalnızca temsil edilmemeli, aynı zamanda bu politikalara yön vermelidir."