Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Oktar Asoğlu’nun yeni romanı ‘Kırmızı Deniz Mavi İnsan’ okurlarla buluştu

Cerrah ve yazar Oktar Asoğlu’nun yeni romanı ‘Kırmızı Deniz Mavi İnsan’ Hürriyet Kitap etiketiyle okurlarla buluştu. Kitabını bir ‘yol metni’ olarak tanımlayan Asoğlu, “Deniz pazarlık kabul etmez. İnsanlar gerekçe üretir, sistemler mazeret yaratır, kurumlar unutur ama deniz unutmaz. Ya izin verir ya vermez. Bu yüzden deniz benim için romantik değil; etik bir varlık. Bu kitapta deniz bir fon değil, bir tanık” dedi.

ABONE OL
İrem Çağla ZİNCİRLİ-Feridun AÇIKGÖZ/İSTANBUL, (DHA)-

Cerrah ve yazar Oktar Asoğlu’nun yeni romanı ‘Kırmızı Deniz Mavi İnsan’ Hürriyet Kitap tarafından yayımlandı. Kitabın çıkış noktasına değinen Asoğlu, “Bu kitap okuru karşısına alıp bir şey anlatmak için yazılmadı. Yanımda yürüsün istedim. Tanıklık etsin. Çünkü hayat da böyle ilerliyor. Biri anlatıyor, diğeri dinliyor şeklinde değil, birlikte yol alarak ilerliyor. ‘Kırmızı Deniz Mavi İnsan’ bir romandan çok bir yol metni. Okuru bir kıyıya değil, kendi iç denizine çağırıyor” dedi.

‘İNSAN KENDİSİNİ DÜZ CÜMLELERLE TAŞIYAMAZ’

Romanda renklerin yalnızca sembol değil bir yön haritası olduğunu belirten Asoğlu, “Renkler bu kitapta bir metafor değil, harita. Kırmızı hayatta kalmak, mavi ise yaşamaktır. Sarı öğrenmenin ateşi, yeşil tutunma çabası. İnsan da hayatta böyle ilerliyor; yanarak, öğrenerek, dayanarak ve sonunda sakinleşerek. Çünkü insan kendisini düz cümlelerle taşıyamaz. Deniz feneri vicdandır. Zincir ve çapa, bağlılık ve esaret arasındaki çizgidir. Yıldız ve pusula yön duygusudur. Rüzgar öğretmendir, dalga sınavdır. Güneşin doğuşu ve batışıysa şunu hatırlatır: hiçbir şey sabit değildir” diye konuştu.

‘KİTAPTA DENİZ BİR FON DEĞİL, BİR TANIK’

Denizin romandaki yerinin merkezi olduğunu söyleyen Asoğlu, “Deniz pazarlık kabul etmez. İnsanlar gerekçe üretir, sistemler mazeret yaratır, kurumlar unutur ama deniz unutmaz. Ya izin verir ya vermez. Bu yüzden deniz benim için romantik değil; etik bir varlık. Bu kitapta deniz bir fon değil, bir tanık” ifadelerini kullandı.

Asoğlu, “İnsanların temel sınavları tarih boyunca değişmiyor. Antik çağdaki savaşçıyla modern dünyadaki karaya dönemeyen adam arasında sandığımızdan çok daha güçlü bir bağ var. Aktörler değişiyor ama soru aynı kalıyor. Deniz bu bağın taşıyıcısı; zamanı ayırmaz, bilinci birleştirir. Bugün yaşananlarla binlerce yıl önce yaşananlar arasında şaşırtıcı bir benzerlik var. Güç, iktidar, savaş, itaat gibi. İsimler değişiyor ama sınav değişmiyor. Deniz bu yüzden tarihi yazmaz, hafıza taşır” dedi.

Mitlerin ve sembollerin romandaki önemine de değinen Asoğlu, “Mitler geçmişte kalmaz. İnsan kendisini anlatma ihtiyacını hep mitlerle karşılar. Bugün sistemlerle, korkularla ve iç çelişkilerle yaşadığımız yüzleşmeler, mitolojik anlatımın başka bir dilde devamıdır. Karakterler yalnızca fırtınalarla değil, korkularla ve sistemlerle de yüzleşiyorlar” diye konuştu.

Asoğlu, “Omurga koşullara göre eğilip bükülen bir şey değildir. İnsan bazen kaybedebilir, bazen yalnız kalır ama omurgasını kaybettiğinde kendisini kaybeder. Bu kitap tam da o çizgide duruyor: uyum mu, yön mü? diye soruyor” dedi.

Cerrah kimliğinin yazı disiplinini etkilediğini belirten Asoğlu, “Cerrahlık bana sadeliği öğretti. Gereksiz olanı kesmeyi, hayati olana dokunmayı. Yazarken de aynı disiplini korudum. Ayrıca cerrah olmak, insanın kırılganlığına çok yakından bakmak demek. Bu da yazının kaçınılmaz olarak dürüst olmasını sağlıyor. Çünkü hayattaki en sağlam bağlar gürültü çıkartmaz. Bazen bir cümleyle, bazen bir suskunlukla kurulur. Bu kitapta o bağ bir duygu gösterisi değil; bir yön duygusu. İnsan bazen ancak sevdiği birine bakarak nerede durduğunu anlayabilir. Bir okur gözüyle arkadaşıma şunu derim: ‘Yol uzun, deniz derin ama yalnız değilsin.’ Bence kitap tam da bunu söylüyor” diye konuştu.

6 YILLIK BİR SÜREÇ

Asoğlu, “Altı yıllık bir süreç. Fırtınaların içinden geçen, dalgaların üzerinde yürüdüğünüz, yelken yaptığınız ama asıl iç denizinde döndüğünüz bir kitap. Deniz bu kitapta tanık, hafıza. İnsan en sonunda rüzgârın nereye estiğini değil, nereye esmediğini anladığı zaman yolculuğu tamamlıyor. İnsan en çok savaştığı yere dönermiş” dedi.

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATINDA ÖZGÜN BİR SES

Proje Direktörü Bedri Göğalp ise Oktar Asoğlu'nun 'Kırmızı Deniz Mavi İnsan' adlı eseriyle çağdaş Türk edebiyatında özgün bir ses olduğuna dikkat çekerek "Yazarın cerrah kimliğinden beslenen bu eserin şiirden güç alan çok akıcı bir anlatımı var. Denizi sadece bir mekân değil bir tanık olarak konumlandırması da dikkat çekici. Yapıt, okuru pasif bir dinleyici yerine yoldaş konumuna taşıyarak, insanın evrensel sınavlarını mitolojik derinlik ve modern farkındalıkla birleştiriyor. Çağımızda uyum ile özgün yön arasında kalan insanın iç hesaplaşmasına ışık tutan bu eseri Hürriyet Kitap olarak yayımlamaktan mutluyuz" ifadelerini kullandı.

Diğer Haberler

  1. Konya Belediye Başkanı Altay: Bizim için kültür, bir medeniyet iddiasıdır
  2. İnci Taneleri’nde kayıp aranıyor
  3. Eşref Rüya’nın yıldızı dünyaya açıldı
  4. Bakan Uraloğlu, 'Bak Postacı Geliyor' filminin özel gösterimine katıldı
  5. Alya adı Türkiye’yi sardı
  6. 'Yeşil Vatan' Kısa Film Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu
  7. JOY AWARDS 2026, ödül töreninde uluslararası yıldızları bir araya getirdi
  8. Fransız şarkıcı Zaz, 16 Haziran'da Harbiye'de konser verecek
  9. Uzak Şehir'de aşk zirvede
  10. Beyaz’dan toplumsal değerlere saygı çağrısı

© Copyright 2026

DHA