Bakan Kurum: Türkiye'nin COP31 mesajı nettir; sonuç üreten anlayışla hareket edeceğiz
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Başkanlığı sürecine ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuştu. Bakan Kurum, "Türkiye'nin COP 31 mesajı açık ve nettir. Dünya artık yalnızca yeni hedefler değil, uygulanabilir çözümler görmek istiyor. Biz de COP başkanlığı olarak enerji güvenliğini dışlamayan, kalkınma hakkını gözeten, adil geçişi somutlaştıran ve sahada sonuç üreten bir anlayışla hareket edeceğiz." dedi.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum COP31 Başkanlığı sürecine ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuştu. Toplantıya Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ve davetliler katıldı.Türkiye 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da COP31 toplantılarına başkanlık edecek. Bakan Kurum toplantı sonrası gazetecilerin tek kullanımlık plastiklerle ilgili sorularını da yanıtladı. Kurum, "Tek kullanımlık plastikler dediğimiz plastik tabak, çatal, bıçak gibi bugün günlük hayatımızda çok kullandığımız ancak geri dönüştürülemeyen atıkların geri dönüşebilen ya da biyo-bozunur atıklara çevrilmesine ilişkin bir yönetmelik hazırlıyoruz. Amacımız Ağustos, Eylül ayı itibariyle de uygulamaya geçirmek" şeklinde konuştu.
'ENERJİ ALANINDA OLDUĞU GİBİ İKLİM KRİZİNDE DE KRİTİK EŞİKTE BULUNUYORUZ'
Bakan Kurum konuşmasında, "Bugün dünyanın, özellikle son dönemde en önemli konusu enerjinin ve iklim politikalarının kesiştiği bir eşikteyiz. Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler ve çatışmalar, enerji arz zincirinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koymuş; enerji güvenliği yeniden stratejik bir öncelik haline gelmiştir ki bugün yine yaşadığımız savaşlar, sıkıntılar, problemler bunu net bir şekilde de göstermektedir. Tam bu noktada Uluslararası Enerji Ajansı, enerji güvenliği ve dönüşümü alanında belirleyici bir rol üstlenmiş ve bu alanda aslında çok kritik bir referans haline gelmiştir. Enerji alanında olduğu gibi iklim krizinde de artık kritik bir eşikte bulunuyoruz. Dünyamız; yaşadığımız orman yangınları, kuraklık, su stresi, biyolojik çeşitlilik kaybı, gıda ile enerji sistemleri üzerinde baskılarla karşı karşıya" dedi.
'ELEKTRİK TALEBİNİN 2035 YILINA KADAR 2 KATINA ÇIKACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ'
Bakan Kurum, "Kuraklığın küresel ölçekte yıllık maliyeti 307 milyar dolar seviyesinde. Yaklaşık 4 milyar insan yılda en az 1 ayda ciddi su kıtlığı yaşıyor. Yine 2024-25 yılları arasında aslında bizim 'yutak alan' dediğimiz alanlarımız olan ormanlarımızdan 3,7 milyon kilometrekare ormanımızı maalesef yangınlarla kaybettik. Küresel enerji sistemleri de ciddi baskı altında. Küresel enerji talebinin 2023 yılında yüzde 2,2 oranında artış göstererek son 10 yıllık ortalamanın yaklaşık 2 katına çıktığını görüyoruz. Özellikle elektrik talebinin 2035 yılına kadar mevcut politikalara göre yüzde 40, net sıfır senaryosu her ülkenin hedeflerine göre yüzde 50 yani 2 katına çıkacağını öngörüyoruz. Talep bugünkü talebin 2 katına çıkacak. Dünyamız aslında iki büyük gerçekle karşı karşıya. Bir yandan hızla artan enerji talebi, diğer yandan da aslında iklim değişikliğiyle hepimizin yapması gereken mücadele zorunluluğu. İnsanlığın artık daha güvenli ve temiz enerji sistemleri kurması şarttır, zorunluluktur; bu bir tercih değil. Bugün Avrupa’nın, belki dünyanın belli ülkelerinin Ortadoğu’dan enerji arzı, enerji talebi ve yaşanan sıkıntılar, problemler sonrasında da ne kadar güçlük ve zorluk çektiğini de hep birlikte görüyoruz. Dolayısıyla enerji güvenliği bugün dünyanın en önemli gündem maddesidir ve her ülke kendi içinde enerji güvenliğiyle alakalı, enerji ihtiyacını karşılayacak, kendi ülke toprakları içerisinde dünyamıza, geleceğimize de bu manada zarar vermeyecek adımları atmak mecburiyetindedir" ifadelerini kullandı.
'YAKLAŞIMIMIZ 3 TEMEL İLKEYE DAYANACAK'
Kurum, "Tüm insanlığın enerjiye çok daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamak durumundayız ve iklim kriziyle mücadelede hedeflerimizi başarmak istiyorsak enerji sistemlerimizi sahada en hızlı şekilde dönüştürmek zorundayız. Biliyorsunuz Türkiyemiz COP 31'e ev sahipliği yapacak, başkanlık edecek. Biz COP 31'i yalnızca yeni taahhütlerin konuşulduğu bir platform olarak değil, sözlerin uygulamaya dönüştüğü, güven üreten ve somut ilerleme sağlayan bir süreç olarak görüyoruz. Buna da uygulama odaklı COP yaklaşımı diyoruz . COP başkanı olarak yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanacak. Diyalogla, uzlaşıyla ve bu süreçten sonra da aldığımız kararları aksiyonlarımızı artırarak uygulamaya, hayata geçirmekle bu hedeflerimizi gerçekleştirmiş olacağız" dedi.
'BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ TEMİZ ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ'
Kurum, "Bir yandan 1,5 hedefi doğrultusunda siyasi ivmeyi korumayı, diğer yandan da uygulamaya geçişi hızlandırmayı hedefliyoruz. Birinci önceliğimiz, temiz enerji dönüşümü. Bu gidişatı değiştirebilmek için, Uluslararası Enerji Ajansıyla yenilenebilir enerji, gıda, soğutma ve ısıtma ve dijitalleşme alanlarında güçlü işbirliği geliştireceğiz. İkinci önceliğimiz, sıfır atık ve yine metan azaltımı. Küresel ölçekte her yıl 70 milyon ton emisyon baktığınızda atık sektöründen kaynaklanmakta. Şayet metan emisyonlarını azaltabilirsek sıcaklık artışını yavaşlatmamız mümkün olabilir. Üçüncü önceliğimiz, iklime dirençli şehirler. Küresel bina alanının 2050 yılına kadar yüzde 45 oranında artması bekleniyor. Bu tecrübe ışığında COP31 sürecinde binalarda enerji verimliliği, sıfır enerjili binalar, kentsel enerji çözümleri, dirençli altyapı ve iklime dayanıklı yerleşim modelleri, yine bu konular COP31'de yer tutacak. Dördüncü önceliğimiz, iklim eylemi uygulama mekanizması. Bugün maalesef küresel hedeflerle planlar arasında derin bir uygulama boşluğu var. Biz bunu kapatmak zorundayız. Beşinci ve son önceliğimiz enerji alanında yeşil sanayileşme. Sanayi sektörü büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı. Ağır sanayi sektörleri küresel emisyonların da yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu durumda sanayinin uzun vadeli net sıfır hedefleriyle uyumlu hale gelmesi de artık bir zorunluluk" diye konuştu.
'TÜRKİYE'NİN COP31 MESAJI NETTİR'
Kurum, "Türkiye'nin COP 31 mesajı açık ve nettir. Dünya artık yalnızca yeni hedefler değil, uygulanabilir çözümler görmek istiyor. Biz de COP başkanlığı olarak enerji güvenliğini dışlamayan, kalkınma hakkını gözeten, adil geçişi somutlaştıran ve sahada sonuç üreten bir anlayışla hareket edeceğiz. Türkiye olarak COP 31'i küresel iklim diplomasisinde yeni bir güven, işbirliği ve uygulama eşiğine hep birlikte dönüştüreceğiz." dedi.
'AMACIMIZ AĞUSTOS EYLÜL GİBİ UYGULAMAYA GEÇİRMEK'
Bakan Kurum gazetecilerinn plastiklerin geri dönüşümüyle ilgili bir soruyu da yanıtlayarak, "Sıfır Atık Projesi kapsamında yaptığımız çalışmalar çerçevesinde bugün atıkların yaklaşık yüzde 40'ını dönüştürebiliyoruz. Plastik metal ve cam atıklar. Bizim hedefimiz bu oranı daha da artırmak. Özellikle geri dönüştürülemeyen plastiklerle ilgili bir kısıtlama yapmayı öngörüyoruz. Tek kullanımlık plastikler dediğimiz plastik tabak, çatal, bıçak gibi bugün günlük hayatımızda çok kullandığımız ancak geri dönüştürülemeyen atıkların geri dönüşebilen ya da biyo-bozunur atıklara çevrilmesine ilişkin bir yönetmelik hazırlıyoruz. Ham maddeleri bu çerçevede olmak durumunda kalacak. Buna ilişkin tabii tüm sivil toplum kuruluşlarının yine görüşlerini, ilgili bakanlıklarımızın görüşlerini, fikirlerini dikkate alıyoruz. Onlardan görüş alacağız ve amacımız Ağustos, Eylül ayı itibariyle de uygulamaya geçirmek" şeklinde konuştu.
'TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN FAZLA ETKİLENEN ÜLKELERİN BAŞINDA GELİYOR'
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, “İklim değişikliğiyle ilgili olayların etkisi, Sayın bakanımızın belirttiği gibi orman yangınları, kuraklıkların artmasına rağmen iklim değişikliği dünyada olan biten yüzünden maalesef uluslararası gündemde biraz aşağı doğru gidiyor. İklim değişikliği gündemini yukarıya doğru çıkarmak layık olduğu yere getirmek lazım. Türkiye gibi bu konunun önemini anlayan, güçlü bir ülkenin de başkanlık etmesi dünya için de önemli bir şans olduğunu düşünüyorum. Bu iklim değişikliği dünya için bir sorun olmasıyla beraber Türkiye için de ciddi bir sorun. Türkiye iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. Türkiye'ye yardımcı olacağız; Antalya'daki kararların alınmasına yardımcı olmak için birkaç hazırlık toplantısı yapacağız" dedi.
COP31 NEDİR
Türkiye 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da COP31 toplantısına ev sahipliği yapacak. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) Türkiye'nin ev sahipliği yapması, hem uluslararası görünürlük hem de iklim diplomasisinde belirleyici konuma gelmesi açısından büyük önem taşıyor. Taraflar Konferansları, 197 ülkenin katılımıyla her yıl düzenleniyor. Sera gazı azaltım hedefleri, uyum politikaları, iklim finansmanı, kayıp zarar mekanizmaları ve karbon piyasalarının kurallarının belirlendiği oturumlar iklim kriziyle mücadele eden dünya için hayati önem taşıyor. Paris Anlaşması'nın uygulanmasına ilişkin kurallar da COP toplantılarında şekilleniyor