Bakan Yardımcısı Gizligider: Gediz, Küçük Menderes ve Bakırçay havzaları son derece kritik
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, "Gediz, Küçük Menderes ve Bakırçay havzaları gerek taşkın sahası olarak gerekse bitkisel üretim alanları olarak bizim için son derece kritik. DSİ, bu 3 havzada çok önemli çalışmalar yaptı. Yan kollarında yaşanan taşkınlarda 30 ayrı lokasyonda müdahaleleri oldu, çalışmalar halen de devam ediyor. Bu üç havzada yapmış olduğumuz barajlar taşkın sezonu öncesinde neredeyse boş durumdayken şu anda önemli ölçüde dolmuş durumda. Eğer bu barajlar olmasaydı tüm havzanın, tüm ovanın sular altında kalması ve can ve mal kayıpları ile karşılanması işten bile değildi" dedi.
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider ve Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Menemen Gediz Ana Yatak üzerinde yapılan yatak tanzim ve temizlik çalışmalarını yerinde inceledi. Ardından Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, İzmir'de son dönem yaşanan yağışlar sonrası barajların son durumunu değerlendirdi.
‘25 YILDA YAPILAN BARAJLAR BÜYÜK AFETLERİ ÖNLEDİ’
Türkiye genelinde uzun yıllar ortalamasına göre yoğun bir yağış sezonu yaşandığını belirten Bakan Yardımcısı Gizligider, "Bunun için ne kadar şükretsek azdır. Türkiye'nin geneline ilişkin öncelikle bilgi vermek isterim. Uzun yıllar ortalamasına göre, şimdilik bu zamana kadar yüzde 16, geçen yıla göre ise yüzde 66 daha fazla yağış aldı. Bu bizim için son derece güzel bir haber. Artık yeni normal dediğimiz bir süreç yaşıyoruz. Bu yeni normal, aslında anormal bir süreç. Bir ayda, üç ayda ya da altı ayda düşmesi gereken yağış miktarı, bazı dönemlerde bir gün hatta birkaç saat içinde yoğun şekilde yeryüzüne inebiliyor. Bunun da elbette bazı yan etkileri oluyor. Burada gördüğünüz gibi devlet su işlerimiz olaya vaziyet ediyor. Tüm Türkiye'de olduğu gibi İzmir’imizde de olaya vaziyet ediyor. Ve bir taşkının getirdiği bir afet olması adeta önleniyor. Buranın geçmişini bilenler bu ovanın sular içinde kaldığını söylüyor. Bu barajlar yapılmadan önce İzmir'imizde özellikle son 25 yılda yoğun bir yatırım hamlesiyle yapılan barajlar büyük afetleri önlemiş durumda" dedi.
'TARSİM UYGULAMASINA GEÇİLMELİ'
Devlet destekli tarım sigortalarının önemine de değinen Bakan Yardımcısı Gizligider, "Türkiye'de de uzun yıllardır uygulanan ve dünyada son derece modern bir sigorta sistemi söz konusu. Bunun adı TARSİM. Afetlere karşı yapılması gerekiyor. İzmir'de bitkisel üretimde TARSİM uygulama oranı şu an itibariyle yüzde 20'lerde. Bu oldukça yetersizdir. TARSİM uygulamasına geçilmeli. Zira yer yer değişmekle birlikte yüzde 70'e varan poliçe bedellerinin devlet tarafından ödenmesi söz konusu. Zararın yüzde 100 karşılanması için gerekli olan poliçe bedelinin yüzde 70'ine yakını devlet tarafından karşılanıyor. Hayvansal üretimde yüzde 60'larda. Sular çekilir çekilmez hazırlıklarını yapan il ve ilçe müdürlüklerimiz ile TARSİM alanda hasar tespiti yapacak" ifadelerini kullandı.
'DOĞAYA GEREKSİZ MÜDAHALEMİZ YÜZÜNDEN OLUYOR'
Gizligider, "Anlık yaşanan bu şiddetli hava olaylarının bundan sonra da devam edeceği açıkça öngörülüyor. Bu yönüyle yapmamız gerekenler var, yapmamamız gerekenler var. Burada belediyelerimiz, üreticilerimize, vatandaşımıza düşen işler var. Bu taşkınlar doğaya gereksiz müdahalemiz yüzünden oluyor. Gerekli yerde müdahale etmeyip, müdahale etmememiz gereken yerde etmiyoruz. Özellikle suyun geçiş alanlarına müdahaleler söz konusu. Bunların yapılmaması lazım. Belediyelerimizin de bunlara kesinlikle müsaade etmemesi lazım. Örneğin; dere üstlerinin kesinlikle kapatılmaması lazım. Kesiti yetersiz menfezler, köprüler, yine dere yatağında bulunan akışı engelleyici boru ve benzeri iletim hatları, derelere dökülen hafriyatlar, moloz atıkları gibi hususlar bu tür afetlerin en önemli sebeplerinden biri oluyor" dedi.
'ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR'
Kritik bölgelere değinen Gizligider, "Gediz, Küçük Menderes ve Bakırçay havzaları gerek taşkın sahası olarak gerekse bitkisel üretim alanları olarak bizim için son derece kritik. DSİ bu 3 havzada çok önemli çalışmalar yaptı. Bakırçay, Gediz ve Küçük Menderes nehirleri yan kollarında yaşanan taşkınlarda 30 ayrı lokasyonda müdahaleleri oldu, çalışmalar halen de devam ediyor. Bu üç havzada yapmış olduğumuz barajlar taşkın sezonu öncesinde neredeyse boş durumdayken şu anda önemli ölçüde dolmuş durumda. Eğer bu barajlar olmasaydı tüm havzanın, tüm ovanın sular altında kalması ve can ve mal kayıpları ile karşılanması işten bile değildi. İzmir aşırı hava olaylarıyla karşılaşıyor. DSİ Bölge Müdürlüğümüz görev alanında olsun ya da olmasın tüm olaylara müdahale etmekte. Yerel yönetimlere de iş birliğiyle müdahalesi de devam edecek" açıklamalarında bulundu.
'TÜM TEDBİRLER ALINMAYA DEVAM EDİLİYOR'
İzmir'e yapılan yatırımlardan da bahseden Bakan Yardımcısı Gizligider, "Son 23 yılda 6,3 milyar maliyetli 110 adet taşkın kontrol tesisi inşa etmişiz. 110 adet taşkın tesisi olmasaydı gerçekten afet başka bir yere gelecekti. Şu an 412 bin dekar arazide bu şekilde kontrol sağlanmış durumda. Yani kontrol bizim elimizde. İzmir'de bu yıl meydana gelen taşkınların bir kısmı şehir içi yağmur suyu gider ve altyapı yetersizliğinden kaynaklanıyor. Görevimiz olup olmadığına bakmadan bizden talep edildiğinde sorumluluğumuzun gereği olarak gereğini yapmaya devam edeceğiz. Şu anda taşkınların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak adına 50 makine ve ekipman ve 150 personelle müdahale ediliyor" dedi.
Gizligider, "Ülkemizin ağırlıklı olarak batı, güney ve güneydoğu bölgelerinde 12 ve 13 Şubat'ta meydana gelen yoğun yağışlar neticesinde 18 ilimizde taşkın meydana geldi. Biz şu anda bu taşkınlara 604 adet iş makine ekipman ve 881 adet personelle müdahale halindeyiz. Devletimiz duruma vaziyet ediyor. Herkes müsterih olsun. İnşallah bu da en az zararla atlatılacaktır" diye konuştu.