Cevdet Yılmaz: Savaş bir an önce sona ersin diye tüm gücümüzle gayret ediyoruz
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “İsrail’in kışkırtmasıyla, ABD-İsrail-İran saldırıları ile birlikte bu savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran da bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle ‘bu savaş bir an önce sona ersin’ diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa, maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yenişehir ilçesindeki bir otelin toplantı salonunda düzenlenen ‘Diyarbakır İş Dünyası Buluşması’ toplantısına katıldı. Programa ayrıca Vali Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Ataman ile Mehmet Galip Ensarioğlu, bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.
'YENİ BİR KÜRESEL DÜZEN MUTLAKA OLUŞACAK'
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve eski kuralların zayıfladığını belirterek, “Dünyamız farlı bir dönemden geçiyor. Dünyayı anlamadan, Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak da eksik kalacaktı. Eski kurumların ve kuralların zayıfladığı, aşıldığı, yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu ekonomide böyle olduğu gibi siyasette de böyledir. Ekonomik tarafından baktığınız zaman tarife savaşlarının tartışıldığı, korumacılık eğilimlerinin yükseldiği, ticaretteki, ekonomideki eski koşulların, şartların dönüştüğü bir dönemdeyiz. Siyasi olarak baktığımızda da yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Güç siyasetinin ön plana çıktığı, hukukun, insan haklarının, demokratik kavramların zayıfladığı, adalet, merhamet gibi kavramların neredeyse hiç akla gelmediği bir dönemden geçiyoruz. ‘Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim, her istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz maalesef. Bu tür dönemler çok riskli dönemlerdir ama aynı zamanda böyle dönemlerde sağlam duruş sergileyenler, orta ve uzun vadede mutlaka kazançlı çıkacaklardır. Ben şuna yürekten inanıyorum, bu yaşanan süreç bir gün sona erecek. İnsanlık diye bir kavram var, bir dip dalga mutlaka gelecektir. Yeni bir küresel düzen, yeni bir bölgesel düzen mutlaka oluşacaktır. İşte bu süreç için de bizim ülke olarak, toplum olarak, millet olarak sağlam sağlıklı bir duruş gerçekleştirmemiz son derece kıymetlidir. Bir taraftan gerçeklerin farkında olacağız, ayaklarımız yere basacak, gözümüzü gerçeklere kapatmayacağız ama bir taraftan da orta ve uzun vadede gitmek istediğimiz yeri de hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
'ENFLASYONU DAHA AŞAĞI YERLERE ÇEKMEYE GAYRET EDİYORUZ'
Ekonomideki önceliğin makro finansal istikrar olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Finansal dengelere yoğunlaşmış durumdayız. ‘Makro finansal istikrar’ dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı yerlere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede ‘dengeli büyüme’ dediğimiz bir kavram var. Yani sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatta büyüyebilen, sadece iç talepte büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz. Çünkü böyle bir büyüme ile enflasyonu da aşağıya çekeceğine inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil. Gerçekten yani enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek, belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli bir düzeyde ve dünya ortalamasının üzerinde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatlarımızı arttırırken, işsizliği tek haneli seviyelerde tutarken, bir taraftan da enflasyon oranını düşünüyoruz. En son 30.7 gibi bir seviyelere geldi enflasyonumuz. Maalesef bu son yaşadığımız hadiseler, özellikle tarımda hem kuraklığı hem donu aynı yaşamamız, bunun gıda fiyatlarına etkisi, enflasyon patikamızı olumsuz etkiledi. Diğer taraftan ‘temel mallar’ dediğimiz mallarda yüzde 16’ya kadar düştü enflasyon. Son gelen rakamlarda gördüğümüz, hizmet enflasyonu geriden geliyor. Orada da bir çözülme, kırılma var ama dünyada da böyledir. Enflasyon düşerken hizmet enflasyonu biraz daha gecikmeli bir şekilde gelir. O süreç de başlamış durumda.”
‘SAVAŞ NE KADAR UZARSA, MALİYETİ DE O KADAR ARTACAK VE DERİNLEŞECEKTİR’
ABD-İsrail-İran arasında süren savaşın bir an önce sona ermesi için diplomatik her girişimin yapıldığını ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşta, ‘savaş çıkmasın’ diye öncelikle çok büyük gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, dışişleri bakanlığımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya kondu, çaba sarf edildi ama maalesef İsrail’in kışkırtmasıyla, ABD-İsrail-İran saldırıları ile birlikte bu savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran da bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle ‘bu savaş bir an önce sona ersin’ diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa, maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecektir. Savaşın kapsamı ve süresi ekonomik maliyetlerini de belirleyici olacaktı. Şu anda tamamen bitmiş olsa bile savaş, tahribatı belli bir süre süre devam edecek. Hemen her şey toparlanmayacak maalesef, çünkü bir tahribat var. Onun telafi edilmesi belli bir zaman alacak ama uzadıkça bu maliyetlerin derinleşeceğini görmek durumundayız. İnşallah bu ateşkes, son dönemde ilan edilen ateşkes kalıcı bir barışla neticelenir. Bunu ümit ediyoruz. Bu çerçevede de yine Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü gayreti sarf ediyoruz. Kardeş Pakistan’ın bulduğu ortaya koyduğu güzel tutumu ve çabayı da çok büyük bir takdirle karşılıyoruz. İnşallah provoke edilmeden, sabote edinmeden bu sürecin kalıcı bir barışa evrildiğini hep birlikte görürüz.”
‘İRAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNDEN YANAYIZ’
İran’ın güçlü şekilde ayakta kalmasından yana olduklarını belirten Yılmaz, “Gerek İran’da gerek diğer birtakım çevrelerde, özellikle İsrail’in başta olmak üzere etnik kimlik üzerinden, mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz. Bizim bu noktada da tavrımız çok net. Biz İran’ın toprak bütünlüğünden, egemenliğinden ve İran’ı oluşturan tüm etnik yapılarla, mezheplerle, sağlam bir şekilde ayakta kalmasından yanayız. Bu tavrımızı da her fırsatta ortaya koyuyoruz. Bu bilinci gösteren bölgede yaşayan tüm halklara, tüm inanç gruplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Epey bir tecrübe yaşamış bir bölgedeyiz bu anlamda. Emperyal birtakım güçlerin belli kavramlar üzerinden insanları kullandıkları, toplulukları kullandıkları, sonra da çıkarları değiştiğinde hemen politika değiştirebildiği bir bölgedeyiz bunu da defalarca görmüş tecrübe etmiş bir bölgedeyiz. Ama bu sefer çok şükür bu tuzaklara düşülmediğini görüyoruz ve bundan dolayı da takdir ediyoruz. Bunda tabi Türkiye’deki ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin de olumlu katkıları olduğunun altını çizmek isterim. Bu çerçevede ‘Terörsüz Türkiye’nin de ne kadar kıymetli bir süreç olduğunu, bu yaşadığımız ortam bize daha iyi göstermiştir. İyi ki Terörsüz Türkiye süreci başlamış, iyi ki bu süreç belli bir aşamaya gelmiş. Bölgemizde yaşananlar bu sürecin ne kadar anlamlı ve öngörülü bir süreç olduğunu, inanıyorum ki hepimize göstermiştir” diye konuştu.
‘DEMOKRATİK STANDARTLARI SİLAH BIRAKMANIN ÖN KOŞULU YAPMANIN SAĞLIKLI TARAFI YOK’
Partilerin ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde net tavır göstermeleri gerektiğini ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Demokratik standartların gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz, bunda hiç tereddüt yok ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön koşulu gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele siyaset yapma iddiasında olan partilerin, DEM partisi dahil olmak üzere, bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Sürekli bir şekilde kamu kurullarına, devlete rol biçme, ödev yükleme üslubundan çıkıp, ‘Biz ne yapmalıyız’ sorusunu kendilerine sormalarda büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse, hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse, partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp, demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum.”
'TÜRK POLİSİ MİLLETİMİZİN HUZUR VE GÜVENLİĞİNİN TEMİNATIDIR'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kayapınar ilçesindeki bir otelin toplantı salonunda Türk Polis Teşkilatı’nın 181'inci yıl dönümü dolayısıyla emniyet personeli için düzenlenen akşam yemeğine katıldı. Programa ayrıca Vali Murat Zorluoğlu, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz ile Mehmet Galip Ensarioğlu ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Erdal Kuruçay katılım sağladı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, sinevizyon gösterimiyle devam etti. Programda konuşan Yılmaz, polis teşkilatının köklü bir geçmişinin olduğunu ifade ederek, “Köklü bir devlet geleneğinin içinden süzülerek bugünlere gelen Türk Polis Teşkilatı, 10 Nisan 1845’te atılan modern temelleriyle milletimizin huzur ve güvenliğinin teminatı olmuştur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu süreklilik içinde teşkilatımız, değişen şartlara uyum sağlayarak kurumsal yapısını her dönemde daha da güçlendirmiştir. Tarihimizin en kritik eşiklerinde, özellikle Milli Mücadele yıllarında üstlendiği sorumluluklarla bu milletin kader yürüyüşüne eşlik eden Emniyet Teşkilatımız, Cumhuriyet ile birlikte hukuk devleti anlayışı çerçevesinde daha sağlam bir zemine kavuşmuştur. Bugün Türk polisi; sahip olduğu tecrübe, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen imkanlarla, değişen tehditlere karşı güçlü bir kapasiteyle hareket etmekte; milletimizin huzurunu ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktadır” dedi.
'ŞEHİT YAKINLARIMIZ VE GAZİLERİMİZ İÇİN TÜM İMKANLARI SEFERBER EDİYORUZ'
Vatan savunmasında canını ortaya koyan emniyet mensuplarına ve ailelerine yönelik çeşitli alanlarda destekler sağlandığını belirten Yılmaz, “Her bir polisimiz, bu mukaddes nöbeti devralırken canını ortaya koymakta; milletimizin bekası için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürümeyi göze almaktadır. Bizler, bu kahramanların gösterdiği eşsiz fedakârlığın karşılığını asla tam olarak ödeyemeyeceğimizin bilincindeyiz. Ancak devlet olarak, aziz şehitlerimizin emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerimizin her daim yanında olmayı, onları el üstünde tutmayı en asli vazifemiz kabul ediyoruz. Vatanımızın huzuru uğruna şehadete eren kahramanlarımızın aileleri ile vazife malulü gazi personelimiz için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Şehitlerimizin emaneti ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Ancak onların emanetine ve gazilerimize sahip çıkmak da bizlerin en büyük sorumluluğudur. İmkânlarımızı sonuna kadar kullanarak emanetlerine sahip çıkmaya azami özen gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. Bu doğrultuda; şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için barınmadan eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda güçlü destekler sunuyoruz. Kira yardımı ve faizsiz konut kredisi imkânlarıyla barınma ihtiyaçlarına katkı sağlıyor; elektrik, su ve doğalgaz faturalarında önemli indirimler uyguluyoruz. Eğitim hayatlarında çocuklarımızı öğrenim yardımlarıyla destekliyor, özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanabilmelerine imkân tanıyoruz. Ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkı sunarken, sosyal tesislerimizden yararlanabilmelerini de temin ediyoruz. Kamuda sağladığımız istihdam imkânlarıyla ailelerimizin ekonomik güvencesini güçlendiriyoruz. Sağlık alanında ise, ilave ücret ödemeden nitelikli sağlık hizmetine erişimlerini güvence altına alıyoruz” diye konuştu.
‘ÜLKEMİZİN HUZUR İKLİMİ HER GEÇEN GÜN DAHA DA GÜÇLENMEKTEDİR’
‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle birlikte kararlı adımlar atıldığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:
“Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yaşam standartlarını en üst seviyeye taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu düzenlemeler, şehitlerimizin emanetine sahip çıkma ve gazilerimizin hayatlarını kolaylaştırma konusundaki kararlılığımızın açık bir yansımasıdır. Ülkemiz, uzun yıllar boyunca terörün yol açtığı acılarla sınanmış; bu süreçten en fazla etkilenen yerlerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz gelmiştir. Nice aileler evlatlarını kaybetmiş, nice şehirlerimizin huzuru gölgelenmiş, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Diyarbakır da bu ağır yükü en yakından hisseden şehirlerimizden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğumuz güçlü irade ile bugün, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz. Güvenlik birimlerimizin sahadaki başarısı, devletimizin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım ve milletimizin desteğiyle birlikte, ülkemizin huzur iklimi her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte korkunun gölgesinde kalan pek çok yerleşim yerinde hayatın normalleştiğini, şehirlerimizin yeniden nefes aldığını, bölgenin sahip olduğu potansiyelin yeniden görünür hale geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu tablo, güçlü bir iradenin ve kararlı bir mücadelenin neticesidir. Ancak şu hususun altını özellikle çizmek isterim: Attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına daima sahip çıkıyoruz.”
‘BU SORUMLULUĞU AYNI KARARLILIKLA TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Elde edilen kazanımların şehit ve gazilerin mirası olduğunu belirten Yılmaz, emniyet teşkilatına teşekkür ederek, şöyle devam etti:
“Bu süreç, hiçbir şekilde onların aziz hatırasını zedeleyen bir anlayışın değil; bilakis onların emanetine daha güçlü sahip çıkma iradesinin bir tezahürüdür. Çünkü biz biliyoruz ki, bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakârlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır. Bu bilinçle hareket etmeye, bu sorumluluğu aynı kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz. Bu anlamlı günde, ülkemizin huzuru ve güvenliği için fedakârca görev yapan emniyet mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, kıymetli ailelerine saygı ve muhabbetlerimi iletiyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Polis Teşkilatımızın 181’inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor; sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”