Cevdet Yılmaz: Sosyal konut tüm halkımıza fayda üretiyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Sosyal konutun sayısını arttıralım ki insanımız hem daha ucuza ev sahibi olsun, hem de konut arzı arttığı için kiralar düşsün, kiracılarımız da daha rahat etsin. Sadece konutu alanlara fayda sağlamıyor sosyal konut, genel anlamda konut piyasasında fiyatların düşmesine katkıda bulunarak tüm halkımıza fayda üretmiş oluyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programa katılmak için İzmir'e geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, programı kapsamında ‘Ev Sahibi Türkiye İzmir Kura Çekiliş Töreni’ne katıldı. Törende, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı'nın 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında İzmir’de yapılacak 21 bin 020 konut için kura çekimi gerçekleştirildi. Törene Yılmaz'ın yanı sıra, İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, AK Parti milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı, Şebnem Bursalı Aksoy, Yaşar Kırkpınar, Mahmut Atilla Kaya, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, TOKİ Başkan Yardımcısı Ömer Caniklioğlu, oda ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK) temsilcileri ve vatandaşlar da katılım gösterdi.
'100 KİŞİDEN 27'Sİ KİRADA OTURUYOR'
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Kurada çıkmamış olanlar üzülmesinler bu daha uzun soluklu yeni politikanın başlangıcı. Etap etap tüm toplumu ev sahibi yapıncaya kadar çabamızı sürdüreceğiz. İstatistiklere göre; Türkiye'de 100 kişiden 27’si kirada oturuyor. Diğerleri ya ev sahibi ya bir şekilde kira ödemiyor. Özellikle kiracı vatandaşlarımızın ev sahibi olmaları ve yaşam standartlarını yükseltmek sosyal adaleti sağlama bakımından çok kıymetli" ifadelerini kullandı.
'KENTSEL DÖNÜŞÜME HER ZAMAN BÜYÜK BİR ÖNEM VERDİK'
Türkiye’nin afetlerin çok yoğun yaşandığı bir ülke olduğunu, deprem gerçeğini bilerek hareket etmemiz gerektiğini ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:
"İzmir ve Ege Bölgesi'nin de yoğun fay hatlarının olduğu bir coğrafyada bulunduğunun farkındayız. Amacımız riskleri azaltmak, vatandaşlarımızın daha güvenli, sağlıklı koşullarda yaşamalarını sağlamak. Maalesef İzmir'deki yapı stoğu çok iyi gözükmüyor. Resmi veriler şehirdeki yapıların yaklaşık yüzde 60’ının 2001 deprem yönetmeliği öncesinde yapılmış olduğunu gösteriyor. Bu tablo güvenli konut üretimi ve kentsel dönüşüm çalışmalarının ne kadar hayati olduğunu ortaya koyuyor. Kentsel dönüşüm bir tercih değil, hayat kurtaran bir zorunluluktur. Kentsel dönüşümü engellemeye çalışmak insanların hayatıyla oynamak, büyük bir vebal demektir. Kentsel dönüşüme her zaman büyük bir önem verdik. Yeni kanunlar çıkardık. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurduk, mali kaynaklarını güçlendirdik. Kentsel dönüşümün hukuki olarak daha hızlı, yapılabilmesinin önünü açan yeni düzenlemeler yaptık. Beklentimiz bundan istifade edilmesi."
'ALTYAPISIYLA, ÜSTYAPISIYLA BİR BÖLGEYİ AYAĞA KALDIRDIK’
İzmir’de 2020 yılında yaşanan deprem sonrası devletin tüm kurumlarının depremin ilk anından itibaren harekete geçtiğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TOKİ eliyle İzmir'de 5 bin 61 konut kısa bir süre içinde tamamlanarak hak sahibi vatandaşlarımıza teslim edilmiştir. 2023 şubat depremleri tarihimizin en büyük afeti oldu. Bölgede 3 yıl içinde enkazlar kaldırıldı. Hukuki birçok ihtilaflar çözüldü. 455 bin yapı hak sahiplerine teslim edildi. Sadece konut değil, yollar inşa ettik. Yeniden tüneller, köprüler yaptık. Hastaneler, okullar, spor tesisleri inşa ettik. Organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi sitelerini yeniden yaptık. Altyapısıyla, üstyapısıyla bir bölgeyi ayağa kaldırdık. Çok daha dirençli bir şekilde geleceğe hazırlamış olduk. 90 milyar doların üzerinde bir kaynağı kullandık. Bu yükü en gelişmiş dediğimiz ülkeler bile kolay kolay kaldıramaz. Türkiye Cumhuriyeti siyasi istikrarla, güçlü liderlikle, iyi bir planlamayla bu yükü kaldırdı. Ana hatlarıyla işimiz bu sene deprem bölgemizde bitiyor. Bu biter bitmez sosyal konut anlayışını devreye soktuk."
'İSRAF EKONOMİSİ DEĞİL, TASARRUF EKONOMİSİ'
Projenin, konut piyasasında fiyatların düşmesine katkı sağladığına dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
"Sosyal konutun sayısını arttıralım ki insanımız hem daha ucuza ev sahibi olsun hem de konut arzı arttığı için kiralar düşsün, kiracılarımız da daha rahat etsin. Sadece konutu alanlara fayda sağlamıyor sosyal konut, genel anlamda konut piyasasında fiyatların düşmesine katkıda bulunarak tüm halkımıza fayda üretmiş oluyor. 500 bin sosyal konutu başlattık, yeni bir anlayışla hareket ettik. İyi bir hazırlık yaptık. Artık '2+1' diyoruz. Çünkü sosyoloji, demografi değişti. Şu anda Türkiye'de ortalama hane sayısı 3 kişi. Hanelerin yüzde 20’sinde tek kişi yaşıyor. Dolayısıyla buna uygun ölçekte bir planlama yaptık. Ayrıca 'İsraf ekonomisi değil, tasarruf ekonomisi' diyoruz. Kullanılmayan yapılar oluşturmak yerine daha etkili kullanılabilir yapılar inşa ettik. Fonksiyonel, iç yapısı güzel bir sosyal konut projesi geliştirdik. Enerjiyi verimli kullanan, depremlere dayanıklı bir yapı arz eden, sosyal donatılarıyla birlikte mahalle şehir kültürü üzerine katkıda bulunacak bir anlayışla bu projemizi geliştirdik."
'İZMİR LİDER ŞEHİRLERDEN BİRİ OLMALIDIR’
TOKİ’nin deprem bölgesinde 100 binden fazla konut inşa ettiğini diye getiren Yılmaz, “Şubat depremlerinde TOKİ konutlarında yaşayan vatandaşlarımızdan bir kişi bile hayatını kaybetmedi. Bu bile tek başına TOKİ'nin yaptığı bütün çalışmaları takdir etmek için yeter. Bazılarının aklında 20 yılın öncesinin TOKİ’si var. TOKİ artık daha yatay mimariyi ön plana çıkaran, estetiği daha fazla önemseyen, sosyal boyutu daha fazla dikkate alan bir anlayışla planlamalarını yapıyor. Bugüne kadar TOKİ 1 milyon 757 bin konut inşa etmiş. Bu bazı ülkelerdeki konut stoku kadar. Büyük bir dönüşüm ama maalesef İzmir biraz geri kalmış. Niye geri kaldığını en iyi İzmirliler biliyor. Ama bu doğru bir şey değil. Bu işler şakaya gelecek, lafla geçiştirilecek işler değil. Ciddiye alınması ve ciddi politikalar üretilmesi gereken alanlardır. İzmir bizim için son derece kıymetli. İzmir, tarihte nasıl önemli bir konuma sahipse, 'Türkiye Yüzyılı'nın da lider şehirlerinden biri olmalıdır. Hiçbir şekilde İzmir'i ihmal etmedik. 175 milyar lirayı aşan bir yatırımı hayata geçirdik. Bugüne kadar 29 bin 333 konut, 219 köy evi, 122 bağımsız konut, 506 iş yeri, 33 ticari ünite ve 28 camiden oluşan eğitim, sağlık donatıları olan birçok yapıyı şehrimizin hizmetine sunduk" diye konuştu.
'İLÇENİN BÜYÜKLÜĞÜNE, İHTİYACINA GÖRE İNŞA EDİLECEK'
Sosyal konut projesine Türkiye genelinde 5 milyondan fazla geçerli başvurunun olduğunu aktaran Yılmaz, “İzmir'de 221 bin 921 vatandaşımız başvurmuş. Bunlardan geçerli olan 195 binin üzerinde, onlar arasında kura şeffaf bir şekilde çekilmiş olacak. Sadece merkezde değil, ilçelerimizde de konutlar ilçenin büyüklüğüne, ihtiyacına göre inşa edilecek. Bu projelerde özellikle şehit aileleri ve gazilerimizden engelli vatandaşlarımıza, emeklilerden gençlerimize, 3 çocuklu ailelerimize kotalar tarif ettik. Bunlar bizim için öncelikli kesimler. Daha fazla şansa sahip olacaklar."
‘HAYALLERİNİ RESMEN İSTİSMAR ETTİLER’
AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan ise konuşmasında, “Bugün burada bu güzel kura töreninin sevincini yaşarken, CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu şehre yaşattığı ‘kooperatif skandalı'nı da unutmadık, unutturmayacağız. 'Belediye güvencesi' diyerek billboardları süslediler, belediyenin logosunu kullanarak İzmirlinin güvenini paraya çevirdiler. Sonuçta ev, inşaat, eser yok. İzmirlilerin o tertemiz ev sahibi olma hayallerini resmen istismar ettiler. Vatandaşın parasını topladılar ama evleri ortada bıraktılar. 'Modelimiz TOKİ'yle yarışacak' diyorlardı. TOKİ İzmirli hemşerilerimize hizmet yolunda rekorlar kırarken; İzmirli hemşerilerimizin güvenini hiçe sayıp, büyük bir mağduriyete imza attılar. Şimdi o aileler adalet bekliyor, hesap soruyor. Bu şehre hizmet etmek istedikçe barikat zihniyetini karşımızda bulduk. Bu şehirde eski bir büyükşehir belediye başkanı vardı; İzmir’e tarihi boyunca en çok zararı verenlerden bir tanesi. ‘İzmir’e TOKİ’yi sokmam’ diyordu. Biz dağları deldik, Sabuncubeli'nden, Konak'tan bu şehre dev eserlerimizle girdik" ifadelerini kullandı.
‘KURADA ÇIKMAYANLAR ÜZÜLMESİN, DAHA NİCE 500 BİNLER GELECEK’
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver ise Türkiye'nin deprem bölgesi olduğunu hatırlatıp, iklim değişikliği nedeniyle meydana gelen tehlikelere dikkat çekti. Dirençli binaların ve şehirlerin bu topraklarda yaşayabilmek için bir zorunluluk haline geldiğini söyleyen Suver, "Belediyeler, vatandaş ve merkezi hükümet olarak kentsel dönüşüm seferberliğimizi devam ettiriyoruz. Artan nüfusa göre bu değişiklik yetmiyor, yeni binalara ihtiyaç var. Tek bir aile bile evsiz kalmadan bu mücadelemizi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef koyduğu muasır medeniyetlerin önüne geçme hedefini Cumhurbaşkanımızla birlikte bu yüzyılda gerçekleştiriyoruz. Bu azimle 500 bin konut seferberliğini başlattık. Kurada çıkmayanlar üzülmesin, daha nice 500 binler gelecek. İnşallah bu kampanyaların ardı arkası gelecek. Türkiye bölgesinde ve dünyada parmakla gösterilen marka bir ülke olacaktır" dedi.
'CUMHURİYET TARİHİMİZİN EN KAPSAMLI SOSYAL KONUT HAMLESİ'
TOKİ Genel Başkan Yardımcısı Ömer Caniklioğlu de “TOKİ olarak Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘Herkes için konut, herkes için güvenli yaşam’ anlayışıyla bugüne kadar Türkiye genelinde 1 milyon 757 binin üzerinde konut ürettik. Konutları yalnızca barınma alanı olarak değil okul, cami, yeşil alan ve sosyal donatı alanlarıyla birlikte planlı ve yaşanabilir şehirler anlayışıyla hayata geçirdik. 500 Bin Sosyal Konut kampanyası Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı sosyal konut hamlesidir. Bu kampanyayla dar gelirli vatandaşlarımızın güvenli, sağlıklı ve erişilebilir konutlara kavuşması amaçlanmaktadır" diye konuştu.
'2026 YILI BAĞIMSIZLIK YILI'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İzmir İktisat Kongre Binası'nda gerçekleştirilen İzmir Yeşilay Açılış Töreni'ne katıldı. Toplantıda ilk olarak Yeşilay İzmir’in çalışmalarından derlenen görüntüler izletildi. Törende yaptığı konuşmada bağımlılığın bireyi zayıflatan, aileyi sarsan ve toplumsal dayanışmayı aşındıran ciddi bir tehdit olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Güçlü bir toplum, iradesi güçlü bireylerle mümkündür. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele meselesini, sağlıklı nesiller yetiştirme hedefimizin yanında aynı zamanda güçlü ve bağımsız bir geleceğin de teminatı olarak görüyoruz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından 2026 yılının 'Bağımsızlık Yılı' olarak ilan edilmesi de bu anlayışın güçlü bir ifadesidir. Bu çağrı, bağımlılıkların her türüne karşı toplumsal bir seferberlik ruhunu güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bugün iktisadi bağımsızlık ruhunu temsil eden tarihi İzmir İktisat Kongresi'nin gerçekleştirildiği bu önemli mekanda buluşuyor olmamızı da son derece anlamlı buluyorum. Milli mücadele kazanıldıktan sonra iktisat kongresi toplanıyor ve bağımsızlığın altı çiziliyor. Siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla taçlandırılması kadar; her türlü bağımlılıktan arınmış bir nesille, bağımsızlık bayrağının yurdun her köşesinde dalgalandırılması da son derece önemlidir. Bağımsız olmak demek izole olmak değildir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttiği fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek, özünde her türlü bağımlılıkla mücadelede önem ve öncelik arz eden bir yaklaşımı da içinde barındırmaktadır. Çünkü bağımlılıklardan arınmış nesiller yetiştirmek, milletimizin yarınlarını güvenle inşa etmenin en sağlam yoludur" dedi.
'DEĞİŞİK BAĞIMLILIK TÜRLERİ GELİŞİYOR'
Devlet olarak bağımlılıkla mücadeleyi güçlü bir kurumsal koordinasyon içinde yürüttüklerini kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti: "Başkanlığını yaptığım Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulumuzun çatısı altında tüm kurumlarımız ortak bir strateji doğrultusunda hareket etmektedir. Bu çerçevede bağımlılığın her türüne karşı önleme, tedavi, rehabilitasyon ve toplumsal farkındalık boyutlarını birlikte ele alan kapsamlı politikalar hayata geçiriyoruz. Tütün, uyuşturucu madde kullanımı ve davranışsal bağımlılıklar alanlarındaki eylem planlarımızı kararlılıkla uyguluyoruz. Son dönemde yasa dışı bahis kumar ile etkin mücadele sürdürüyoruz. Değişik bağımlılık türleri gelişiyor. Dijital davranışsal bağımlılıklar ön plana çıktı. Yenilikçi adımlarla yola devam ediyoruz."
'SİGARA BIRAKMA POLİKLİNİKLERİNİN SAYISINI 1400'ÜN ÜZERİNE ÇIKARDIK'
Son yıllarda özellikle sağlık altyapısı ve önleyici hizmetleri önemli ölçüde güçlendirdiklerini belirten Yılmaz, şunları söyledi:
"Sigara bırakma polikliniklerinin sayısını kısa sürede 1400’ün üzerine çıkardık. Aile hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık çalışanlarımızı bu sürecin aktif bir parçası haline getiren eğitim programlarıyla milyonlarca vatandaşımıza daha kolay ulaşılmasını sağladık. Mobil ekipler ve tütünle mücadele timleri aracılığıyla meydanlardan üniversite kampüslerine kadar pek çok alanda yüz binlerce vatandaşımıza doğrudan danışmanlık hizmeti sunuldu. Uyuşturucuyla mücadelede de hem arz hem talep boyutunu birlikte ele alan kapsamlı bir yaklaşım izliyoruz. İşin arz tarafında suç örgütleri var. Onlarla kolluk birimlerimiz etkin mücadeleyi sürdürüyor. Talep tarafında ise bu gençlerimiz nasıl bu illete düşüyor, bunu analiz edip riskli çocukları erken aşamada tespit etmek çok önemli. Riskleri erken aşamada tespit ederek bertaraf etmeyi hedefliyoruz. Müzik ya da sanat yoluyla ve meslek kazandırarak bu çocukları kurtarmak mümkün. Okullarımızda beden eğitimi, müzik ve rehber öğretmenlerin önemli olduğuna inanıyorum. Sınav odaklı düşünüp belli derslere önem vermiyoruz. Ama onlar da çocuklarımızın bağımlılığa kapılmamasında etkin rol oynuyor."
'ÖNEMLİ BİR DESTEK MEKANİZMESI'
Yeşilay’ın, sahip olduğu derin tecrübesi, geniş gönüllü ağı, kapsamlı eğitim faaliyetleri, savunuculuk ve danışmanlık hizmetleriyle bağımlılıkla mücadelede sahadaki en güçlü paydaşların başında yer aldığını belirten Yılmaz, “Okullarda yürütülen eğitim programlarıyla milyonlarca öğrenciye ulaşılması, gençlik çalışmaları ve spor faaliyetleriyle sağlıklı yaşam kültürünün teşvik edilmesi, Yeşilay Danışmanlık Merkezleri aracılığıyla bağımlılıkla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz psikososyal destek sunulması gibi çalışmalar sahada fark yaratan önemli örneklerdir. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, bağımlılıkla mücadelede tedaviye erişimi kolaylaştırmanın yanı sıra bireyin yeniden hayata tutunmasına imkan sağlayan önemli bir destek mekanizmasıdır. Uzman kadrolar eşliğinde yürütülen bu çalışmalar, bağımlılıkla mücadelede insanı merkeze alan güçlü bir iyileşme ve sosyal uyum süreci sunmaktadır" diye konuştu.
'BAĞIMLILIKLARDAN KURTULMAMIZ AYNI ZAMANDA EKONOMİYE, KALKINMAMIZA GÜÇ VERECEK'
Bağımlılıkların insani bakımdan olduğu gibi iktisadi açıdan da önemli sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Yılmaz, "Yeşilay'ın geçen yıl yayınladığı 'Bağımlılık Ekonomisi: Türkiye’de Sigara, Alkol, Kumar ve Uyuşturucu Bağımlılığının Ekonomik Maliyeti' başlıklı rapora göre, bağımlılıkların ülke ekonomisine maliyeti 78 milyar dolara ulaşmış durumda. Bağımlılıklardan kurtulmamız aynı zamanda ekonomiye, kalkınmamıza güç verecek. Güçlü bir aile yapısının tesisini, aile-eğitim-sağlık bağlamında yakın iş birliğini, toplumsal dayanışmayı ve ortak sorumluluk bilincini zorunlu kılmaktadır" dedi.
'3 TEMEL NOKTADA MÜCADELE EDİYORUZ'
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, 106 yıldır devam eden kutlu mücadelenin içinde olduklarını söyleyip “İnsanın bağımsızlığı için 3 temel noktada mücadele ediyoruz. 13 bakanlık ile beraber ülkemizdeki yönetmeliklerin hangisinin insanı koruması gerektiği ve uygulama alanları ile ilgili kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Yakın zamanda ülkemizde ciddi tehdit haline gelen kumar bağımlılığı ile alakalı somut adımlar atıldı. Her adımda somut etkili insana şifa olan uygulamalar meyvelerini verecek. Yasal reklamların kısıtlanması, bankalarda uygulamaların kısıtlanması gelirle paralel kredilendirme gibi önemli adımlar atıldı. Bu dönemde ciddi bir gündem olan zorunlu tedavi ve rehabilitasyonla ilgili çalışma yapıyoruz. Üst kurulda tartışıp bağımlılıktan dolayı ızdırap çekenleri koruyacak somut adımları atacağız. Sağlık Bakanlığı’nın tütünle mücadele çalışmalarını destekliyoruz. Bilgilerimizi, tecrübelerimizi paylaştık. Özellikle kullanmayanların haklarını koruma noktasında çok ümit verici düzenlemeler var" ifadelerini kullandı.
'İZMİR'İN EN BÜYÜK MÜZESİ VE KÜTÜPHANESİ HALİNE GETİRDİK'
AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise sanal kumar, sanal bağımlılık ve gençleri tehdit eden bağımlılık konularıyla ilgili gelecek 25 sene vizyonunu ortaya koyan büyük bir eylem planını hayata geçirmek üzere olduklarını kaydetti. İnan, "İzmir'de bakın bu bina, atıl bir yerdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bağımsızlık mücadelesi verdiği İktisat Kongresi'nin topladığı ve bu bağımsızlık Türkiye'nin tüm sathına yaydığı binayı biz hayata geçirdik. Yine Tekel Kültür Fabrikası farelerin cirit attığı, çok atıl kalmış bir alandı. Milletvekillerimizin desteğiyle, Kültür ve Turizm Bakanımızın desteğiyle, Cumhurbaşkanımızın desteğiyle orayı İzmir'in en büyük müzesi ve kütüphanesi haline getirdik. Menemen Belediye Başkanımız Ege Bölgesi'nin de en büyük kütüphanesini hizmete açmaya hazırlanıyor. İzmir'de sadece bu işi emniyet müdürlerine, sadece bu işi valiye, sadece aile sosyal politika il müdürlüğü yada sivil toplum kuruluşlarına bırakarak çocuklarınızı koruyabiliriz. Bu yerel yönetimlerle ortaya konulacak büyük bir kentsel dönüşüm meselesini de içinde barındırıyor. Karşıyaka'ya yalıdan mı bakacağız yoksa Dedebaşı Mahallesi'nde yaşayan çocuklardan mı bakacağız? Kentsel dönüşüm meselesini halledip gündüz normal yaşamın olduğu, gece de her türlü kötülüğün ürediği o yerleri dönüştürmek zorundayız" şeklinde konuştu.
programın devamında ilkokul öğrencisi Azra Akdağ da bir Yeşilay şiiri okudu. Bağışçılara plaket verilmesinin ardından açılış kurdelesi kesildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, daha sonra İzmir Valisi Süleyman Elban’ı makamında ziyaret ederek, valilik şeref defterini imzaladı.
'ENFLASYONU DÜŞÜRME GAYRETİ İÇİNDEYİZ'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, milletvekilleri ve teşkilat mensuplarıyla birlikte, Karşıyaka İlçe Başkanlığı'nın düzenlediği iftar programına katıldı. Karşıyaka Seyirtepe Kordelya Salonu'nda gerçekleştirilen iftar programında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda çok önemli bir mesafe kaydettiğini belirtip, "3 bin 600 dolarlık kişi başına gelirden 18 bin doları aşan bir ülke olduk. 238 milyon dolardan 1.6 trilyon dolarlık bir ekonomik yapıya ulaştık. 2025 yılı itibariyle dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olduk. Birçok badireyi atlattık. Bugün savunma sanayisi hizmet sektörü ve turizmiyle farklı ölçeklere geldik. Sorunlar elbette bitmedi. Önemli olan sorunları gerçekçi tespit edip sağlıklı çözümler üretmek. Son birkaç yıldır güçlü bir ekonomi programını hayata geçiriyoruz. Enflasyonu düşürme gayreti içindeyiz. Bir taraftan da büyümeyi koruyoruz. Geçen yılı yüzde 30’un biraz üstünde bir enflasyonla kapattık. Önemli bir gerileme var. Bizim kontrol edemediğimiz faktörler de var. Önemli olan uyguladığımız programdır. Asıl olan izlediğimiz ekonomik programdır. Bu programın istikameti doğru olduğu sürece er ya da geç hedeflerimize ulaşırız. Biz de sağlam bir program ve güçlü bir iradeyle ekonomik programı hayata geçiriyoruz. Bunun meyvelerini önümüzdeki dönem daha iyi göreceğiz" dedi.
'POPÜLİST POLİTİKALARLA HAREKET EDERSENİZ HİZMET ÜRETMEZSİNİZ'
Türkiye Yüzyılı kapsamında topyekûn bir kalkınma vizyonundan bahsettiklerine dikkat çeken Yılmaz, tüm illerin enerjisini en üst düzeyde kullanarak hedeflere varabileceklerini açıkladı. İzmir’in potansiyelinin önemini hatırlatan Yılmaz, şunları söyledi:
"Cumhur İttifakı olarak İzmir'de potansiyeli en üst düzeyde harekete geçirmeye talibiz. Merkezi hükümet olarak elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Vatandaşın yetki verdiği kişiler üzerine düşeni yapmalı. Kimse bahaneler arkasına saklanmasın. Cumhurbaşkanımız 1990’lı yıllarda belediye başkanı seçildi. Çöp dağları vardı. Sular akmıyordu. Bir sürü sorun vardı. O dönemde Ankara’da farklı bir parti iktidardaydı. Bizim gibi objektif kriterlere uyulmuyordu, keyfilikler daha fazlaydı. Buna rağmen Cumhurbaşkanımız, İstanbul’un sorunlarını çözdü. At binenin kılıç kuşananın. Siz iyi yöneticiyseniz, elinizdeki kaynakları çarçur etmek yerine doğru önceliklere harcarsanız şehrinize fayda sağlarsınız. Bunu yapmayıp personeli şişirerek popülist politikalarla hareket ederseniz hizmet üretmezsiniz. İnanıyorum böyle yapanlara seçmen de onlara gerekli cevabı sandıkta verecektir."
'İZMİR’İN DÖNÜŞÜMÜNE KATKIDA BULUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
Eğitim alanında İzmir’e 500’ün üzerinde yeni okul yaptıklarını ifade eden Yılmaz, yaklaşık 800 derslik ilave ettiklerini dile getirdi. Ulaşımda bin kilometreye yakın bölünmüş yol ağı gerçekleştirdiklerini aktaran Yılmaz, "Bayraklı Şehir Hastanesi başta olmak üzere bir sürü yeni hastane kazandırdık. Bugün çok önemli bir projenin kura çekimini yaptık. 21 bin 27 konutun hak sahibini belirledik. İzmir’i çıplak gözle analize gerek yok. Şöyle bir turladığınızda bu şehrin ne kadar bölünmüş olduğunu görüyorsunuz. Bir tarafta güzel villalar diğer tarafta sefalet. Derme çatma yapılar çöpler ve bozuk bir şehirleşme var. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Bunun mutlaka aşılması lazım. Hem sosyal adalet hem afetler açısından büyük bir dönüşüme ihtiyaç var. Bugüne kadar bunu yapmayanlardan milletin siyaseten hesap sorması lazım. İzmir’in dönüşümüne katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Yerel yönetimler de lüzumsuz polemiklerle uğraşmak yerine adım atsınlar" diye konuştu.
'EKONOMİDE ÖNEMLİ TEDBİRLER ALDIK'
Uluslararası gelişmelere de değinen Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bölgemizde çok önemli gelişmeler var. ABD ve İsrail ile İran arasında başlayan savaş tüm bölgede istikrarı tehdit ediyor. Türkiye olarak bu gerilimin bir an önce durması ve diplomasi ile sorunların çözülmesi için her türlü gayreti sarf ediyoruz. Bu kriz ve gerilimin ülkemize olan etkilerini en aza indirmek için gayret ediyoruz. Bu dönemde Türkiye ekonomisine, insanımıza en küçük zarar gelmemesi için ekonomide önemli tedbirler aldık. Akaryakıt fiyatlarında yüksek bir artış olacaktı. Cumhurbaşkanımız, 'Yüzde 75’ini biz üstlenelim' diye karar verdi. Akaryakıttaki örneğin her 10 liralık artışın 7.5 lirasını biz vergilerden vazgeçerek ödüyoruz. 2,5 lirası milletimize yansımış oluyor. Bu hem halkımızın geçim şartlarını kolaylaştırmak bakımından hem de enflasyon mücadelesini sürdürmek açısından önemli. Bütçe açığını bir miktar olumsuz etkileyecek ama onu da başka tedbirlerle idame etmeye çalışacağız. Bu yaşadığımız sürecin geçici olduğunu düşünüyoruz. Ama enflasyon görünümünü bozmaması için bu tedbirleri hayata geçirdik. Bir yandan bölgemizde hadiseleri yönetmeye çalışırken bir yandan da dünyadaki gidişatta barıştan, adaletten, hukuktan yana hareket ediyoruz. Bizim şiarımız şu hem haklı hem güçlü olacağız."
'BU ÜLKE DENEME TAHTASI DEĞİLDİR'
Liderlerin ülkelerin yönetiminde önemli olduğunu kaydeden Yılmaz, "Özellikle dünyamızın ve bölgemizin bu fırtınalı döneminde liderliğin önemi hayati hale gelmiştir. Bu ülke birilerinin deneme tahtası değildir. Hiçbir tecrübesi olmayan kadroların bu dönemde iş başında olduğunu düşünürseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Çok şükür Türkiye şanslı. Dünyanın saygı duyduğu bir liderimiz var. Her alanda yetişmiş kadrolarımız var. Bölgesel krizleri yönetmeyi başaracağız" diye konuştu.
'ARTIK, DIŞA BAĞIMLI OLMAYAN GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE VAR'
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ise programın açılışında yaptığı konuşmada Ramazan'ın, birliğin, beraberliğin, dayanışmanın ve sükunetin ayı olduğuna dikkat çekip, "Bu Ramazan yine Ortadoğu’da, yakın coğrafyamızda bombalar patlıyor. Gazze zulmünü ve soykırımını hesapsızca ilerleten İsrail, sınır ve hukuk tanımaz tavrıyla rotasını İran'a çevirdi. Bu akıl tutulmasının, bu ateş çemberinin ortasında, Türkiye Yüzyılı vizyonu, sarsılmaz liderliği ve ferasetiyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde Türkiye bir güvenlik adasına dönüştü. Türkiye bugün yerleşik diplomasi aklı, üstün sağ duyusu, ehil kadroları ve eşsiz tecrübesiyle ateş çemberine dönen bölgesinde aktör güç olmaya devam ediyor" dedi.