TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı.
TBMM'de Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Durgut, "Bugün çocuk suçluluğu bireysel, tesadüfi ya da yalnızca sosyoekonomik nedenlerle açıklanamayacak kadar örgütlü, dijital mecralarla iç içe ve giderek daha ağır suç tiplerine evrilen bir yapı göstermektedir. Failin yaşı küçük olsa dahi hayat hakkı elinden alınan çocuğun hukuki ve vicdani üstünlüğünün geri plana itilmesi kabul edilebilir değildir. Komisyon olarak elbette ki önleme, rehabilitasyon ve onarıcı adalet politikalarını esas alıyoruz ancak şunun altını özellikle çizmek isterim, 'Suça sürüklenen çocuk' kavramına suçun mahiyetini yok sayan tek tip bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Vahşet içeren, organize, dijital mecralar üzerinden planlanan ve süreklilik arz eden suçlarla korumasızlık, ihmal ya da yönlendirilme sonucu ortaya çıkan fiilleri aynı hukuki kategoride değerlendirmek ne çocuğu ne de toplumu korur. Atlas Çağlayan'ın hayatını yitirdiği bu hadise münferit bir vaka olarak değerlendirilemez" ifadelerini kullandı.
'TÜRKİYE'DE MOBİL KULLANIM ORANI YÜZDE 98'LERDE'
İstanbul Ataşehir Emniyet Müdürü Abdulkadir Bilen, milletvekillerini bilgilendirdi. Türkiye'nin dünyadaki dijitalleşmeye bağlı olarak hızlı bir şekilde dijitalleştiğini belirten Bilen, çocukların 1 yaşından itibaren telefon veya teknik araçlarla dijital dünyaya adım atmaya başladığını söyledi. Bilen, "Türkiye Dijitalleşme Raporu'na göre Türkiye'de mobil kullanım oranı yüzde 98'lerin üzerinde. Aynı şekilde, akıllı telefon, dizüstü ve masaüstü bilgisayar ve tabletleri büyük oranda hem çocuklarımız hem yetişkinlerimiz de kullanıyor. Ayrıca teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zeka destekli sanal gerçeklik araçları, akıllı ev gereçleriyle birlikte son dönemde yoğun bir şekilde teknik araçları kullanıyoruz. Oyun dünyası hem maddi anlamda, hem de zaman geçirme noktasında her yaştan insanın ilgisini çekiyor ve özellikle de çocuklarımız bu alanda çokça mobil oyun oynuyorlar" diye konuştu.
'ÇOCUKLARIN YÜZDE 74'Ü DİJİTAL OYUNLARI OYNUYOR'
Dijital oyunlara ilişkin dünya örneklerini paylaşan Bilen, Türkiye'de 15 milyon PUBG, 6-7 milyon Valorant, 4 milyon Counter-Strike, 3 milyon Minecraft kullanıcısı bulunduğunu ifade etti. Çocuklar ile ilgili yapılan bir çalışmayı aktaran Bilen, şunları söyledi:
"Bilgisayar, cep telefonu, akıllı telefon, akıllı saat ve oyun konsolu gibi teknoloji ürünlerinden en az birini kullandığını beyan eden çocuk sayısı yüzde 63,8. Ayrıca dijital oyun oynadığını belirten çocukların oranı yüzde 74. Bu, tamamen çocuklar üzerine yapılmış bir bilimsel çalışma. Erkek çocuklarda yüzde 80 iken kız çocuklarda yüzde 64 oranında. Yani bu rakamlar da gösteriyor ki çocuklarımız mutlaka bir dijital oyunla büyük oranda karşı karşıya. Dijital oyun oynayan çocukların yüzde 90,8'i düzenli dijital oyun oynadığını beyan etmiş. Çocuklarımızın yüzde 25,6'sı hafta içi, yüzde 41,8'inin ise hafta sonu günde yaklaşık 2 saat ve daha fazla süre dijital oyun oynadığı gözlenmiş. Dijital oyun oynamalarıyla ilgili kişisel düşünceleri sorulduğunda çocukların yüzde 46,3'ü ebeveynlerinin kendisi hakkında çok fazla oyun oynadığını düşündüklerini belirtmişler. Düzenli dijital oyun oynayan çocukların yüzde 40,1'i planladığı süreden daha fazla oyun oynadığını söylüyor. Yüzde 35,6'sı oyun oynamanın sorumluluklarını aksatmaya neden olduğunu, yüzde 29,9'u da oyun oynamak için çok fazla zaman harcadığını, yüzde 23'ü de dijital oyun oynamadığı zaman kendisini mutsuz ve huzursuz hissettiğini ifade etmişler."
'ÇOCUĞUN 'SUÇA KARIŞTIĞI BİR EVDE EV İNTERNETİ KISITLANABİLİR'
Bilen, ayrıca öneriler kısmında şunları kaydetti:
"Adli kontrol hükümleri kapsamında ev interneti kısıtlanabilir mi? Özellikle ben bunu dile getirmek istedim. Belirli bir süre internet erişiminin engellenmesi olabilir veya 'Eve güvenli internet' uygulamalarıyla beyaz listeler, kırmızı listeler yapılabilir. Eğer o evde bir çocuk suça karıştıysa mahkeme kararıyla 6 ay süre boyunca o evden sadece belirlenen bin tane siteye erişim yetkisi sağlanabilir, özellikle VPN'lere ve dünyanın birçok internet sitesine erişimi engellenebilir; adli kontrol kapsamında, özellikle suça bulaşan çocuklarda bu tedbirin kendi kanaatimce uygulanabileceğini düşünüyorum."
'SOSYAL MEDYA PLATFORMLARININ ALGORİTMALARI SUÇA TEŞVİK EDİYOR'
Daha sonra 4'ncü Sınıf Emniyet Müdürü Alperen Süer, sunum yaptı. Dijital suçlarda çocukların çevrimiçi ortamda yaşadıkları en büyük mağduriyetin müstehcenlik olduğunu kaydeden Süer, çocukları intihara ve radikalleşmeye götüren oyunlardan etkilenenlerin sayısının azaldığını ifade etti. Son dönemde bu oyunlarla alakalı müracaatların azaldığını ifade eden Süer, şöyle devam etti:
"Sosyal medyada gördüğümüz suç örgütü tehditleri, suça aracılık ve şiddet çağrılarıyla mücadelede sorun, kanunun yokluğundan değil; ispat, hız, yetki ve platform sorumluluğu ekseninde ortaya çıkmaktadır. Örnek verecek olursak, gündemimizdeki konuyla alakalı, maktul Atlas Çağlayan kardeşimizin ailesine yabancı Whatshap numarasından '2 VoIP hat' diye tabir edilen internet hatların üzerinde birkaç yerden mesajlar gelmektedir yani tek kanaldan değil. Aileyi tehdit etme, aileye amiyane sözler söyleme şeklinde birbiriyle bağlantısı olmayan mesajlar gelmektedir. Sonrasında bu mesajlar sosyal medyada paylaşılmaktadır. Burada tehdit konusu özeline girersek bu tehditlerin her biri tek başına bir tehditken bunun adli olarak yakalanması, işlem yapılması, sonrasında adli makamlarca tutuklanıp tutuklanmaması konularında problemler yaşamaktayız. Örgütlü olmadıkça tek başına tehdit tutuklanma sebebi değildir. İlk başta sosyal medya platformlarından iletişim araçlarından bahsetmek istiyorum. Kanunen yükümlülükleri var lakin pratikte algoritmaların suça teşvik ediyor olması, içeriklerin yayından kaldırma sürecinin uzun sürmesi, bilgi taleplerine cevap verilmemesi veya gecikmesi, her platformun kendine özgü talep formlarıyla başvuruyu kabul ediyor olması."
'BELLİ BİR YAŞ ALTI BİREYLERİN HESAP AÇMASI KISITLANMALI'
Çocukların dijital suç işlemesinin önüne geçilebileceğini vurgulayan Süer, "Sosyal medya platformlarında 15,16 ya da 18 yaş altı olabilir ancak belirli bir yaş altı bireylerin hesap açması kısıtlanmalı. Örnek veriyorum; sosyal medyada kurulu, Youtuber ya da Twitter ya da bunların çocuk kısımları var ama bunların algoritmik mantıklarının da bilinmesi gerekiyor. Bununla alakalı, hesap kullanıcılarına yönelik bir kısıtlama getirilmesi gerekiyor. Sosyal medya hesaplarının oluşturulma esnasında kimlik doğrulama şartının getirilmesi, sadece gerçek ve tüzel kişilerin hesap açabilmesi, oyun platformlarının talep eden, talep edilen bilgilerin alınmasının sağlanması. Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu tarafından sürecin denetleyicisi konumunda olması ve denetleyicisi konumunda yanlış, eksik uygulamaların, özellikle çocuklar konusunda yanlış, eksik uygulamaların tespiti halinde ilgili platformlara ağır yaptırımların uygulanması. Bu düzenleme sayesinde de çocukların sosyal medyada korunması sağlanacak hem de uluslararası iyi uygulama örneklerine uyumlu bir yasal çerçeve oluşturacağını değerlendirmekteyiz. Keza, genel olarak erişimin engellenmesi ve içerik kaldırılmalı. Sosyal medya şirketinin farklı taleplerde bulunması yerine, ülkemiz hukuk sistemine entegre edilmeli" diye konuştu.
'ÇOCUKLARIN SUÇA KARŞI FARKINDALIKLARINI ARTIRIYORUZ'
Çocuk Şube Müdürü Özlem Temür de söz alarak milletvekillerini bilgilendirdi. Okul çevrelerinde yapılan güvenlik çalışmalarını anlatan Temür, "Bu sene yeni bir çalışma başlattık, 'Fark Et, Fark At' adında bir çalışma yaptık. Hedef kitle olarak 11-14 yaş aralığındaki çocuklarımızı belirledik. Tabii, amacımız burada çocukların suç örgütlerine, şiddet içerikli yapılara ve olumsuz sosyal çevrelere sempati geliştirmesinin önüne geçmek, suça karşı bir bilinç oluşturmak, değer temelli duruş ve doğru bir rol modeli farkındalığı kazandırmak, öğrenci ve ailelerimizle iş birliği yapmak. Bu çalışmaları yürütürken de hem okul müdürlerimizle hem de okul rehber öğretmenlerimizle bir araya geliyoruz. Orada risk altında olan çocuklarımızı ya da dezavantajlı durumda olan çocuklarımızı tespit ederek Aile ve Sosyal Hizmetleri de bu konuda bilgilendirip ya da özellikle suç işleme riski olan çocukları tespit ederek neler yapılabileceğiyle ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Çocuklarımızın suça karşı farkındalıklarını artırıyoruz" ifadelerini kullandı.
'15-18 YAŞ ARASINDA NİTELİKLİ SUÇLARA KARIŞAN ÇOCUKLARLA İLGİLİ DÜZENLEMELER YAPILABİLİR'
Öldürme ve kasten öldürme durumlarına kadar varan suçlar işlendiğini ancak son zamanlarda örgütlü suçlara evrildiğini söyleyen Temür, "Özellikle 15-18 yaş aralığında çocukların bu suçlara karıştığını görüyoruz, zaman zaman 15 yaşın altına da düştüğü oluyor. Bilindiği gibi çocuk ceza sistemimizde 12 yaş altında herhangi bir ceza soruşturması yürütülmüyor, 12-15, 15-18 yaş arasındaki çocuklarımıza ise indirimli cezalar uygulanmaktadır. Yani bizim şöyle bir teklifimiz var; özellikle 15-18 yaş arasında nitelikli suçlara karışan çocuklarla ilgili yeni düzenlemeler yapılabilir mi? Yani ceza infaz sisteminin bu çocuklarımız açısından yeniden değerlendirilebileceğini düşünüyoruz. Bir suç meydana geldiğinde biz o suçla ilgili sadece bu suçun hukuki yönünü değerlendiremeyiz çünkü ekranlardan hepimiz takip ediyoruz, ben fiili olarak hep alandayım, mağdur tarafındayım, suçu işleyen tarafındayım, her iki tarafı da görüyorum. Tabii her açıdan da üzülüyoruz ama sadece hukuki nitelikten değil, o suçun niteliği, ağırlığı, toplumda yarattığı etki, suç işleyen kişinin kastı, yarattığı etki, ya, bu suçun tekerrürü, bütün bunlarla birlikte hani, değerlendirilebilirse belki bizim için bir yol açıcı olur diye düşünüyorum" dedi.