Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

'Terörsüz Türkiye' komisyonu raporu kamuoyu ile paylaşıldı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir.

ABONE OL
DHA

'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Kurtulmuş, "Uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle, demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun, hem komisyon üyeleri ile müzakeresi hem de Türkiye kamuoyu ile paylaşılması için bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Komisyon raporu 7 bölümden oluşmaktadır. Komisyon çalışmaları başlıklı 1'inci bölümde komisyonun çalışmalarıyla ilgili süreç anlatılmaktadır. 2'inci bölümde komisyonun temel hedefleri üzerinde yaptığımız tartışmalara vurgu yapılmaktadır. 3'üncü bölümde Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku yer almaktadır. 4'üncü bölümde komisyonda dinlenen kişilerin yaptıkları söylem, analizlerinden hareketle bu konuşmalarda ortaya çıkan mutabakat alanları, 5'inci de ise PKK'nın kendisini feshetmesi ve silah bırakma süreci, 6'ncısında sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri, 7'ncisinde ise demokratikleşme ile ilgili öneriler yer alıyor. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla da sona ermektedir. Ayrıca bu ana rapora 5 ek yapıldı. Bunlardan birisi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital nüshalarının web sitesi linklerinin kamuoyu ile paylaşılması, toplantıların özetleri, dinlenen kurum ve kuruluşlarının listesi yer almaktadır" dedi.

'TARİHSEL BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ'

Komisyon çalışmalarının TBMM'nin temsil gücü ve meşruiyeti içerisinde yürütüldüğünü belirten Numan Kurtulmuş, "Toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclis'in yasa yapıcı ve denetleyici niteliği ile ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen, ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri; kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyasete sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte terör örgütleri artan biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekalet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış ve yerel sorunlar, küresel hesapların aracı haline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir biçimde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" diye konuştu.

'DEMOKRATİK KAPASİTENİN GÜÇLENMESİ GEREKMEKTEDİR'

Kurtulmuş, bölgede yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunlarının emperyal müdahalelerin, derin izlerin birer sonucu olduğunu ifade ederek, "Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve bütünleşmedir. Türkiye, küresel emperyal güçlerin hilafına, bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda ülkemizin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkarmaktadır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halkları ile oluşturacağı ittifak bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir. Türkiye'de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı politikaları zorunlu kılmakta, siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlenmesini gerektirmektedir" dedi.

'TERÖRÜN ÜLKEMİZİN GÜNDEMİNDEN ÇIKARILMASI HER BİRİMİZ İÇİN TARİHİ SORUMLULUK'

Küresel sistemin çöküşe geçtiğini ve kural bazlı uluslararası sistem yerine güçlülerin fikirlerini dayattığı bir döneme girildiğini aktaran Numan Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ile toplumsal bütünlüğünü aynı anda ve irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir. İçeride milli dayanışmamızı güçlendirirken bölgemizde barışı sağlamaya, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlenilmesi ile birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme yaklaşacaktır. Bu konu varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliği ile dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının asla konusu olamaz. Kalıcı sükunetin sağlam temeller üzerine yüklenilmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihi bir sorumluluktur."

'RAPOR, AF MAHİYETİNDE ALGI ÜRETECEK BAŞLIKLARDAN UZAK'

Kurtulmuş, komisyonun geçmişte yaşanan acılara saygıyla sahip çıktığını ve komisyonun ortak akılla meseleyi ele aldığını ifade etti. Ardından Numan Kurtulmuş, "Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının feshi ve silah bırakmanın güvenilir biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir. Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımın ana hatlarını ortaya koyarken, devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde, toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna işaret etmektedir. 'Terörsüz Türkiye' hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta; iç huzuru pekiştiren her adım, bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi, müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir" dedi.

'KOMİSYON RAPORUMUZ ATILAN VE ATILCAK ADIMLARIN MİHENK TAŞIDIR'

Komisyonun toplumsal huzur ve sükuneti zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor haline getirildiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi: "Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyonun çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya çıkarmayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde 'Türkiye Modeli' olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasi bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır. Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş; çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir biçimde ilerlemiştir. Yaptığımız çalışmalar, gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım; yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni niteliği taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil; bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşıdır. Yeni bir anayasa hazırlama konusu komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte, ülkemiz için tehir edilmeden yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde, raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu aşikardır."

TBMM GENEL SEKRETER YARDIMCISI BOZKURT: MECLİS'İN GÜCÜ PROVAKASYONLARA KARŞI EN GÜÇLÜ KALKANIMIZDIR

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt'un, hazırlanan raporun sonuç ve öneriler bölümünü kamuoyu ile paylaşması için söz verdi. Bozkurt, sürece ilişkin yasal düzenlemeleri paylaşarak, "Komisyon raporu yasa yapım süreçlerine rehberlik edecek temel ilkeleri ortaya koymaktadır. Mevcut uygulamaların takibinde Meclis denetiminin yerini belirleyerek ve idarenin hareket alanını hukuka daha güçlü bağlayarak toplumsal güveni arttıracaktır. Meclis'in gücü, tecrübesi ve temsil yapısı provokasyonlara karşı en güçlü kalkanımızdır. İçeriden ve dışarıdan gelecek hamleleri bertaraf edecek en önemli unsur, demokratik yapımızdır. Bu yüzden çalışmalarımıza sadece siyaset kurumu değil, toplumun bütün kesimleri de dahil edilmiştir. Meclis'te görev yapan her bir milletvekilimiz, hangi partiden ve bölgeden olursa olsun milletimiz adına bu çalışmalara katıldıkları anlayışıyla hareket etmişlerdir. Komisyonun bir diğer önemli görevi örgütün silah bırakma süreci ile birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir. Milli dayanışma ve kardeşliğimizi pekiştirecek adımların atılmasını geniş katılımlı, temsil gücü yüksek, açık ve şeffaf bir istişare süreci ile temin etmektir" dedi.

'SÜRECİ VE SONRASINI YÖNETECEK BİR YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ DUYULMAKTADIR'

Bozkurt, terör örgütü PKK'nın silah bırakmasının kritik bir eşik olduğunu belirterek, "Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir. Tespit ve teyit mekanizmasının devletin ilgili kurumları arasındaki eşgüdümle objektif ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır. Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere silah bırakma ile birlikte süreci ve sonrasını yönetecek amacı özgülenmiş müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreci ile birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümü ile ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir. Kanun; silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır. Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir. Kanun kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net bütüncül ve anlaşılır olmalıdır" diye konuştu.

'YASAL DÜZENLEMELER CEZASIZLIK VE AF ALGISI OLUŞTURMAMALI'

Terör örgütü mensuplarıyla ilgili raporda yer alan önerileri aktaran Bozkurt, şöyle devam etti: Müstakil ve geçici kanun ile birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunulabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır. Yürütülen süreçte örgüt mensuplarının silahları bırakarak toplumsal düzene adapte olabilecek dönüşümü gerçekleştirmeleri hedeflenmelidir. Bu nedenle süreç kişilerin toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirilebilmesine yönelik tedbirleri içeren kamu düzenine uyumuna ve toplumla bütünleşmesine yardımcı olacak hazırlık çalışmalarını kapsamalıdır. Toplumsal bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesi, adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesi ve her bireyin ortak geleceği eşit fırsatlarla dahil olmasına dayanan kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Toplumun uyum kapasitesinin artırılması açısından ekonomik ve sosyal imkanların geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalıdır."

'SÜRECİN İZLENMESİ VE RAPORLANMASI İÇİN MEKANİZMA OLUŞTURULMALI'

Bozkurt, raporda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan yatırımlar ile ekonomik ve sosyal programların genişletilerek ve zenginleştirilerek devam ettirilmesine ilişkin öneriyi aktardı. Bozkurt, "Kanunla örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir. Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır. Kanunla yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında kamu kurum ve kuruluşları arasında eşgüdüm sağlanması ve bu suretle sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi temin edilmelidir. Bu husus sürecin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ikinci düzenlemelerle somutlaştırılması, yetki karmaşasının önlenmesi ve idari uygulamada yeknesaklığın sağlanması bakımından gerekli görülmektedir. Yürütme tarafından bu konuda hazırlanacak raporların TBMM'ye sunulması gerekli görülmektedir" dedi.

'SÜREÇTE GÖREV ALANLARIN YASAL GÜVENCEYE KAVUŞTURULMASI ÖNERİLMEKTEDİR'

'Terörsüz Türkiye' sürecini yürüten ve görev alanlar ile ilgili yasal güvence sağlanmasının raporda önerildiğini ifade eden Bozkurt, "Yürütülen süreçte görev alanlar Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir. Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlar konusunda önerilerde bulunmak komisyonumuzun başlıca görevlerindendir. Güvenli bir toplumsal ve siyasal ortam, demokrasinin eksiksiz işleyebilmesi ve standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşuludur. Keza demokrasi özü gereği fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda serbestçe ifade edilebildiği bir kamusal alanın varlığını gerektirir. Silah, şiddet ve teröre dayalı yöntemler siyasal tartışmayı işlevsiz hale getirdiği gibi sorunların demokratik zeminde tartışılarak çözülmesini de zorlaştırır. Bu nedenle hakaret, tehdit gibi suç unsuru içermeyen her türlü düşüncenin ifade edilebildiği, karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulması temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yaklaşım toplumsal bütünlüğün korunması ve güçlendirilmesi açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır. Ancak bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi bireylerin düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir" değerlendirmesinde bulundu.

'AİHM VE AYM KARARLARINA EKSİKSİZ UYUMU TEMİN EDECEK MEKANİZMALAR GÜÇLENDİRİLMELİ'

Ardından Komisyonun öneriler bölümünden başlıklar paylaşan Bozkurt, şu ifadeleri kullandı: "Anayasamıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarının idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Türkiye'nin zorunlu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90'dır. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80'dir. Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli. Ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumu sağlanması çerçevesinde idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir."

'İNFAZ MEVZUATI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ'

Bozkurt, yargılama ve infaza ilişkin düzenlemeler ile infaz mevzuatı ile ilgili önerilere ilişkin, "İnfaz mevzuatı yeniden gözden geçirilmeli ve infaz adaletini temel alan bir biçimde ele alınmalıdır. Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin koşullu salıverme şartları ile infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı, tutuklu ve hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri İdare ve Gözlem Kurumları’nın yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik işletmeleri doğrultusunda tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir" dedi.

'TCK'NIN YENİDEN DÜZENLENMESİ ÖNERİLMEKTEDİR'

Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ile ilgili önerileri aktaran Bozkurt, "Doğuştan gelen dokunulamaz ve devredilemez telifteki insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir. 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun hak ve özgürlükleri işletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Şiddet içermeyen hiçbir fiil, terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. Bu bağlamda 'Türk Ceza Kanunu', 'Terörle Mücadele Kanunu' ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak kurulduğunu, korunduğunu gözetmek ve güvenmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir. Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz" diye konuştu. Bozkurt ayrıca Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerisinin de raporda yer aldığını söyledi.

BELEDİYE BAŞKANININ GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLMESİNE YÖNELİK ÖNERİ

Bozkurt, yerel yönetimler ve demokratik siyaset zeminin güçlendirilmesi için raporda yer alan önerileri de dile getirerek, "Daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek bir şekilde organize edilmesi mümkündür. Anayasadan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması, başkanın kanununda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir" dedi.

'TÜRKİYE MODELİ, BARIŞ ÜRETEN BİR ÇERÇEVEYE DÖNÜŞECEKTİR'

Raporun sonuç ve öneriler bölümünü aktaran Bozkurt, "Komisyon raporu idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır. Siyasetin görevi toplumun farklı seslerini ortak geleceğin dilinde buluşturmaktır. Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç kalıcı sonuç üreterek kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde Türkiye modelinin en kıymetli kazanımı olan iç huzur sağlam zeminler üzerinde yükselecektir. Türkiye modeli meşruiyet, istikrar ve toplumsal barış üreten bir çerçeveye dönüşecektir. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde hazırlanan öneri ve değerlendirmelerimizi içeren raporumuz yasa çalışmalarında esas alınmak üzere siyasi partilerin ve kamuoyunun takdirlerine saygıyla sunulmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

DEM PARTİ'Lİ ÇİÇEK: KÜRT MESELESİ, 'TERÖR' KAVRAMIYLA ANILAMAZ

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, partisinin ortak raporun hazırlanması konusunda yapıcı bir rol üstlendiğini ve halihazırda raporda yer alan yasal düzenleme ve demokratikleşme ile ilgili önerilerin yol gösterici rol oynayacağına inandığını söyledi. Çiçek, "Komisyon çalışmaları ve ortak rapor taslağı yazım sürecinde olduğu gibi, bundan sonra da barış ve demokratik toplum sürecinde üstlendiğimiz tarihsel rolün sorumluluğuyla hareket edeceğimizi vurguluyoruz. Ancak tüm çabalarımıza rağmen ortak rapor taslağında yer alan kimi yaklaşımlar hakkında farklı düşündüğümüzü de belirtmek isteriz. Farklı düşüncelerimizi; gerekçeleriyle birlikte paylaşmak istiyoruz. Komisyon ortak rapor taslağında, 'Terörsüz Türkiye süreci' ve 'Terör belası' gibi kavramların kullanılmasını doğru bulmuyoruz. DEM Parti olarak Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıya ismini veren, 'barış ve demokratik toplum süreci' olarak tanımlamaktayız. Anılan nedenlerle, sürecin adının ortak rapor taslağında yer aldığı gibi 'Terörsüz Türkiye' olarak ifade edilmesinin doğru olmadığını, bunun yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan komisyon ismindeki gibi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Süreci' adıyla nitelendirmesi gerektiğini belirtmek isteriz. Kürt meselesi, 'terör' kavramıyla anılamaz. Kürt meselesi vardır ve bu bir terör sorunu olarak görülemez. Kök nedenleri itibarıyla tek boyutlu bir sorun değildir. Siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel, tarihsel arka planı olan bir halk ve özgürlükler meselesidir" dedi. Çiçek ayrıca süreçte kullanılacak dilin iyileştirilmesi yönünde çağrıda bulundu.

MHP'Lİ YILDIZ: İNFAZ SİSTEMİNİN DÜZELTİLMESİ LAZIM

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da Türkiye'nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçe'nin resmi dil ve statüsü üzerine tartışma konusu yapılmayacağını belirtti. Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024 tarihindeki grup toplantısında yaptığı çağrıyı hatırlatarak, "Siyasi hayatımızda o gün, bir milattır. Bir arkadaşımızın da söylediği gibi; Sayın Genel Başkanımız eline balyozu almış ve gördüğü bütün gayrimeşru yasakları yıka, yıka, çok şükür bugüne kadar gelmiştir. Bugün yapılan çalışmaları hepimiz biliyoruz. Raporda da kamu vicdanını kanatmadan bazı düzenlemeler yapılacaktır. Öncelikle ezelden beri söylediğimiz gibi infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohça haline gelmiştir. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım ve bu sistemde eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun da ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemeleri gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyum konusundaki ihtilaf zaman zaman tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda Anayasamızın emri açıktır. Anayasası'nın 90'ıncı maddesi ortadadır. Elbette AİHM kararlarına da AYM kararlarına da bir hukuk devletinin gereği olarak uymak zorundayız" diye konuştu.

CHP'Lİ EMİR: BU RAPOR LAFTA VE RAFTA KALMAMALIDIR

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise komisyon çalışmalarına başlandığı günden itibaren AİHM ve AYM kararlarına uyulmadığını, Selahattin Demirtaş'ın AİHM kararına rağmen serbest bırakılmadığını söyledi. Emir, "Tutukluluk uygulamalarının peşinen cezaya dönüştürülmüş olması ve Türkiye siyasetinin; adliye koridorlarından iddianamelerle, iftiracılarla dizayn edilmeye çalışılması sürecinde maalesef demokrasiye, hukuk devletine ve adalet adına bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bu açıdan bu komisyon çalışmaları beklenen umudu doğurmamıştır. Bunu da bir kez daha ifade etmek isteriz. Biz ısrarla komisyonun önemli bir görevi olduğunu, Türkiye'nin önüne bir perspektif koyacağını ama beklenen umutları yeşertebilmesi için somut adımların, en azından kolay somut adımların atılması gerektiğini ısrarla söyledik ama bugüne kadar bu gerçekleşmedi. Bugünden sonra asıl soru şudur; bu rapor tam anlamıyla hayata geçecek midir? Bugüne kadar sadece sözde kalan demokrasi, toplumsal barış, hukuk devleti, adalet, anayasa, AİHM kararları artık hayata geçecek midir? Asıl cevap vermeniz gereken burasıdır. Bu rapor, her birimize bir ödev yüklemektedir. Bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır. Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeleri idarenin atması, iktidarın ve yargı atması gereken adımları ivedilikle atmalı ve Türkiye'nin önüne barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaleti ayağa kaldırmış bir ülke inşa etmek zorundayız" dedi.

AK PARTİ'Lİ GÜL: RAPOR, TÜRKİYE MUTABAKATIDIR

AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül de Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık 50 yılının terör prangasında geçtiğini vurguladı. Gül, "Terörsüz Türkiye; bir uzlaşma, bir ortak akıl ve demokratik katılımla daha da güçlenerek yoluna devam edecek. Bu çalışmalarımız özellikle toplumsal mutabakatın, siyasal mutabakatla sonuçlanması açısından çok kıymetlidir. Bu ortaya çıkan rapor ve bu çaba bir Türkiye mutabakatıdır, bir Türkiye uzlaşısıdır. Bu anlamda da kardeşliğimizin manifestosu olma adına çok özgün bir modeldir. Bir millet projesinin, millet aklının ve vicdanıyla birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz. Ve bu hususta özellikle Meclis Başkanımız bundan sonraki süreçlerde de yine desteğini sürdürecektir. Ortaya koyan tespit teyit mekanizmalarından diğer hususlara bakıncaya kadar tüm bu çalışmalarımızı yaparken, şehitlerimizin emaneti olan bu toprakları onların da aziz haritasına halel getirmeden çalışmalarımızı ve çabalarımızı ortaya koymaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

RAPOR KABUL EDİLDİ

Siyasi parti temsilcilerinin rapor üzerine yaptığı değerlendirmelerin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, raporu oylamaya açtı. Oylama sonucunda rapora 47 milletvekili 'evet' oyu verirken; TİP ve EMEP 'hayır' oyu kullandı. Bir milletvekili ise çekimser kaldı. Rapor böylelikle komisyonda kabul edildi.

Diğer Haberler

  1. Bakan Kacır: 2030'a dek 10 milyar dolarlık veri merkezi ve yapay zeka yatırımını harekete geçireceğiz
  2. Bakanlar ve MİT Başkanı Kalın, 'Valiler Buluşması'na katıldı
  3. Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
  4. Bakan Işıkhan: Tüm yenilikçi fikirlerin kaptan köşkünde olmamız gerektiğine inanıyorum
  5. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Avrupa'nın savunma mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir
  6. Bakan Bayraktar: Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesinde 5 yıllık lisansa sahip olacağız
  7. Bakan Ersoy: Dizilerin her bir bölümü için 100 bin dolar karşılığı Türk lirasına kadar destek sağlayacağız
  8. TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Bozkurt: Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir
  9. TBMM Genel Kurulu'nda, 'Milli Parklar Kanunu' teklifi görüşmelerine başlandı
  10. Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı

© Copyright 2026

DHA