‘Gelecekte saç ekimi nakilden üretime dönüşebilir’
Saç ekiminin son otuz yılda niş bir estetik prosedür olmaktan çıkarak küresel bir endüstriye dönüştüğünü belirten Songül Alcı Hairtransplant’ın yöneticisi Songül Alcı, “Önümüzdeki on yılda eğer biyoteknoloji sınırsız greft üretimini mümkün kılarsa, saç ekimi yalnızca mevcut saçın başka bir alana nakledilmesi olmaktan çıkacak ve doğrudan saç üretimi ile saç tasarımına dönüşecek. Bu da sektörün ‘nakilden üretime’ evrileceği anlamına geliyor” dedi.
Trawellmed Sağlık Turizmi Acentesi Kurucusu ve Songül Alcı Hairtransplant’ın yöneticisi Songül Alcı, önümüzdeki on yılın biyoteknoloji, robotik cerrahi ve yapay zekanın saç ekimini kökten değiştireceği bir dönem olacağını ifade etti.
Mevcut saç ekimi teknolojisinin en büyük sınırlamasının donör bölge olarak bilinen ense ve yan bölgelerdeki saçların sınırlı olması olduğuna dikkat çeken Alcı, “Bu sınırlılık, işlemin kapasitesini doğrudan etkileyerek birçok hasta için yeterli greft elde edilmesini zorlaştırıyor. Önümüzdeki on yılın en kritik beklentisi ise saç klonlama (Hair Multiplication) ve kök hücre tedavilerinin aktif ve erişilebilir hale gelmesi. Eğer biyoteknoloji sınırsız greft üretimini mümkün kılarsa, saç ekimi yalnızca mevcut saçın başka bir alana nakledilmesi olmaktan çıkacak ve doğrudan saç üretimi ile saç tasarımına dönüşecek. Bu da sektörün ‘nakilden üretime’ evrileceği anlamına geliyor” diye konuştu.
‘ROBOTLAR SAHAYA GİRİYOR, AMA KARARI HALA İNSAN VERİYOR’
Saç ekiminin bugüne kadar estetik görüş, deneyim ve dokuyu hissetme becerisi gerektiren bir alan olarak kabul edildiğini ifade eden Alcı, “Estetik cerrahinin bir operasyonu olan saç naklinde cerrahın dokuyu hissetmesi, kişinin yüz ve kafa yapısını analiz etmesi, hastanın beklentilerini anlaması ve tüm bunları estetik bir bütünlük içinde değerlendirmesi kritik önem taşıyor. Robotik sistemler bugün greft alımı, kanal açılımı ve deri analizi gibi alanlarda büyük avantajlar vadediyor. Bu sistemler binlerce grefti hızlı ve hatasız şekilde toplamayı, kanal açılımlarını matematiksel planlamayla gerçekleştirmeyi ve doğal saçların zarar görmemesini hedefliyor. Ancak uzmanlara göre anlık karar gerektiren durumlarda insan faktörü hala vazgeçilmez. Dokunun direncini hissetme, kanamayı kontrol etme ve mevcut saçları koruma gibi süreçler robotların henüz tam olarak çözebildiği alanlar değil. Bu nedenle robotlar süreci takip eden güçlü yardımcılar olsa da nihai karar hala insan tarafından veriliyor” diye konuştu.
‘YAPAY ZEKA VERİMLİLİĞİ ARTIRABİLİR AMA TEK TİPLEŞME RİSKİ VAR’
Yapay zekanın devreye girmesiyle tek tipleşme riskinin artabileceğini belirten Alcı, “Yapay zeka saç ekiminde verimliliği artırma potansiyeline sahip olsa da beraberinde önemli bir risk getiriyor. ‘Standartlaşma.’ Yapay zeka algoritmaları belirli bir ideal modele göre çalıştığı için herkese benzer saç çizgileri önerebilir. Bu durum, yüz karakteristiklerini ve kişisel ifadeyi zayıflatma riski taşıyor. Uzmanlara göre de sektörün en büyük tehlikesi, herkesin fabrikadan çıkmış gibi görünen saç çizgilerine sahip olması ihtimali” İfadelerini kullandı.
‘SAÇ ÇİZGİSİ TASARIMI, BİLİM VE SANATIN BULUŞTUĞU NOKTA’
Özellikle saç çizgisi tasarımının sanatsal bir deneyim gerektirdiğine dikkat çeken Songül Alcı sözlerine söyle devam etti:
“Saç çizgisi tasarımı yalnızca teknik değil, aynı zamanda sanatsal bir süreç. Bu tasarım yapılırken yüz hatları, saçın doğal yapısı, kişinin tarzı, yaşı, etnik kökeni, alın kaslarının yapısı ve hatta kişinin karakteri gibi birçok faktör birlikte değerlendirilir. Bu yaklaşım, Leonardo da Vinci’nin Altın Oran anlayışına benzetiliyor: Teknik bilgi gereklidir ancak sanatsal yorum olmadan eksik kalır. Yapay zeka binlerce başarılı sonucu analiz ederek ideal bir şablon önerebilir. Ancak insanın kişisel özelliklerini ve soyut verilerini yorumlamakta zorlanabilir veya onları belirli bir doğrultuda yönlendirebilir.”
‘İNSAN HASSASİYETİNİN YERİNİ HİÇBİR ROBOT ALAMAZ’
Alcı, “Uzmanların ortak görüşüne göre gelecekte yapay zeka süreçte aktif rol oynayacak ve uzmanlara farklı öneri taslakları sunacak. Ancak estetik karar her zaman uzman tarafından verilecek. Çünkü estetik kusursuzluk değil, doğal kusurların uyumudur. Standart bir saç çizgisi doğallıktan uzak bir görüntü yaratabilir ve bu nedenle saç ekimi gibi hassas işlemlerde insan dokunuşunun yerini hiçbir robot alamaz” dedi.
‘ROBOTLAR HATAYI AZALTMAK YERİNE HATA YAPMA HIZINI ARTIRABİLİR’
Hastaların ‘robotik saç ekimi’ ifadesini duyduklarında hatasız, ağrısız ve tamamen otomatik bir işlem hayal ettiklerine dikkat çeken Alcı, “Ancak mevcut teknolojide robotlar tamamen otonom değil, uzmanların kullandığı gelişmiş yardımcı sistemler olarak görev yapıyor. Yanlış ellerde robotlar hatayı azaltmak yerine hata yapma hızını artırabilir. Bu nedenle uzmanlara göre hastaların güvenmesi gereken şey makine değil, o makineyi yöneten uzmanın deneyimi ve vizyonudur. Dolayısıyla saç ekiminin geleceği bir rekabet değil, bir birleşim olacak. Biyoteknoloji üretimi artıracak, robotlar verimliliği yükseltecek, yapay zekâ analiz ve planlama yapacak; ancak estetik karar yine insan tarafından verilecek. Sektör, teknolojinin gücü ile insan sezgisinin birlikte çalıştığı yeni bir döneme giriyor” diye konuştu.