ÇBK Mersin Başkanı Çevirgen: Kupalar önemli ama asıl hedefimiz kalıcı bir kültür bırakmak
Çimsa ÇBK Mersin Basketbol Kulübü Başkanı Serdar Çevirgen, “Uzun yıllar yaşayan, kimliği ve hedefleri olan, şehre mal olmuş bir yapı olsun istiyoruz. İnsanların kendini ait hissettiği, çocukların hayal kurduğu bir kulüp. Kupalar önemli ama asıl hedefimiz kalıcı bir kültür bırakmak. Çimsa ÇBK Mersin’in yıllar sonra da yaşayan bir şehir markası olmasını istiyoruz” dedi.
Kadınlar EuroCup’ta finale yükselen, Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde de çeyrek finalde mücadele eden Çimsa ÇBK Mersin Basketbol Kulübü’nde başkan Serdar Çevirgen, kulübün ve kendisinin başarı hikayesini Demirören Haber Ajansı’na anlattı. Sporun çocukluğundan beri hayatının merkezinde olduğunu belirten Serdar Çevirgen, “Futbol oynadım, profesyonel kulüpler altyapıya davet etti ama ailem eğitim konusunda kararlıydı. Profesyonel sporcu olamadım. Belki bugün kulüp başkanlığı yaparken o rekabet ruhunu başka bir şekilde yaşıyorum” ifadelerini kullandı.
‘BEN OYUNUN BÜYÜK RESMİNİ GÖRMEYE ÇALIŞIRIM’
Spor dünyasına menajer olarak girmesinin kendisine çok farklı bir perspektif kazandırdığını ifade eden Çevirgen, “Yaklaşık on yıl boyunca Avrupa ve Amerika kadın basketbol piyasasının merkezinde yer aldım. Oyuncuların hayallerini, kulüplerin gerçeklerini ve piyasanın dinamiklerini yakından gördüm. Bir oyuncunun beklentisini, psikolojisini ve kariyer planını; bir kulübün bütçe yapısını, hedef baskısını ve organizasyon risklerini aynı anda okuyabilirim. Avrupa ve Amerika piyasasına hakimim, güçlü bağlantılarım var. Bu da bana doğru oyuncuyu doğru zamanda bulma, pazarlık gücünü doğru kullanma ve hızlı karar alma avantajı sağlıyor. Belki birçok antrenör sahayı benden daha iyi analiz edebilir. Ama ben oyunun büyük resmini görmeye çalışırım. Piyasayı, insanları, fırsatları ve riskleri birlikte okuyarak karar veririm. Bu yüzden cesur kararlar alabiliyorum. Çünkü benim işim sadece bir takım kurmak değil; doğru kültürü, doğru sistemi ve sürdürülebilir başarıyı inşa etmektir” şeklinde konuştu.
‘KULÜP YÖNETMEK DE ASLINDA BİR ŞİRKET YÖNETMEKTİR’
Girişimcilik geçmişinin kulüp yönetimine nasıl yansıdığını açıklayan Çevirgen, “Üniversite yıllarında Mersin’in ilk internet kafelerinden birini açtım, üç şubeye kadar büyüttüm. Otomotiv, inşaat ve yazılım sektöründe faaliyet gösterdim. Risk almayı, bütçe yönetimini, insan kaynağı oluşturmayı ticaretin içinde öğrendim. Kulüp yönetmek de aslında bir şirket yönetmektir ama duygusu daha büyüktür” dedi.
‘KULÜP ASLINDA MENAJERLİK ORGANİZASYONUNU DESTEKLEMEK İÇİN BAŞLAYAN BİR PROJEYDİ’
Basketbola geçiş süreciyle ilgili de bilgi veren Serdar Çevirgen, “Türkiye’de sporcu menajerliği alanında ciddi bir boşluk vardı. İsviçre’de sınava girerek FIBA lisansı aldım. Türkiye’de ilk lisanslı menajerlerden biriyim. Kısa sürede kadın basketbolunun en güçlü menajerlik şirketlerinden biri olduk. Menajerliği bıraktığım yıl A Milli Takım’da 8-9 oyuncum vardı. Kulüp aslında menajerlik organizasyonunu desteklemek için başlayan bir projeydi. Ancak ilk yıldan itibaren beklenmedik bir büyüme yaşadık. Bir tercih yapmak zorunda kaldım ve kulüp tarafını seçtim” diye konuştu.
‘20-30 KİŞİYE OYNADIĞIMIZ MAÇLAR VARDI’
Yöneticilikteki ilk yıllarının çok zor geçtiğini belirten Çevirgen, “20-30 kişiye oynadığımız maçlar vardı. Seyirci yoktu. Sandviç dağıttık, döner dağıttık, servis tuttuk cebimizden para ödeyerek insanları salona getirdik. Ramazan ayında 3 bin 500 kişiye iftar vererek final maçı öncesi salonu doldurmaya çalıştık. Bugün bilet satıyor olmak, tribün kültürü oluşturmuş olmak benim için en büyük gururlardan biridir. Son üç sezondur Türkiye’de erkek-kadın toplam seyirci ortalamasında ilk 5’teyiz. Kadın basketbolunda açık ara birinciyiz” ifadelerini kullandı.
‘KULÜBÜN İLK GÜNÜNDEN BERİ TÜM KRİTİK KARARLARI BEN ALDIM’
Çimsa ÇBK Mersin’in isminden logosuna, renklerinden formasına kadar her detaya bizzat karar verdiğini anlatan Serdar Çevirgen, “Kurucu olduğunuz bir yapının vizyonunun tek bir merkezden çıkıp zamanla kültüre dönüşmesi gerektiğine inanıyorum. Hikayenin dağılmasını değil, tutarlı şekilde büyümesini istedim. Bu yüzden kulübün ilk gününden beri tüm kritik kararları ben aldım” dedi.
‘KUPALAR ÖNEMLİ AMA ASIL HEDEFİMİZ KALICI BİR KÜLTÜR BIRAKMAK’
‘Biz sadece bir takım kurmuyoruz, bir şehir takımı inşa etmeye çalışıyoruz’ diyen Çevirgen sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uzun yıllar yaşayan, kimliği ve hedefleri olan, şehre mal olmuş bir yapı olsun istiyoruz. İnsanların kendini ait hissettiği, çocukların hayal kurduğu bir kulüp. Kupalar önemli ama asıl hedefimiz kalıcı bir kültür bırakmak. Çimsa ÇBK Mersin’in yıllar sonra da yaşayan bir şehir markası olmasını istiyoruz. Biz sadece A takımı değil, bir basketbol kültürü inşa ediyoruz. Altyapı organizasyonumuz, idari yapımız, profesyonel operasyon modelimiz ve tesisleşme vizyonumuzla kadın basketbolunda örnek bir yapı kurduk. Tesisleri yaptığımız dönemde ne Avrupa’da ne de Türkiye’de bir başarımız yoktu. Çünkü, bütün finansmanı tesislere ayırdık. Bunun bize uzun vadede başarı olarak döneceğini biliyorduk. Finansal disiplin, şeffaflık ve sürdürülebilir bütçe yönetimi en temel prensiplerimiz.”
‘ANADOLU’DAN ÇIKARAK AVRUPA’DA KALICI OLMANIN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERDİK’
Çimsa ÇBK Mersin olarak Anadolu’dan çıkarak Avrupa’da kalıcı olmanın mümkün olduğunu gösterdiklerini belirten Çevirgen, “Biz Anadolu’dan çıkarak Avrupa’da kalıcı olmanın mümkün olduğunu gösterdik. Kadın basketbolunun marka değerini artıran, organizasyon kalitesini yükselten, seyirciyi salonlara çeken bir model oluşturduk. Yayın kalitesi, sosyal medya iletişimi, sponsorluk yönetimi ve maç deneyimi açısından standart yükselttik” dedi.
‘BU, BİR ŞEHRİN BİR TAKIMA İNANMASININ HİKAYESİ’
Kulübün kritik dönemlerinde gelen desteklerin kendileri için önemli olduğuna dikkat çeken Çevirgen, “Kulübümüz için önemli kırılma noktalarından biri dönemin Mersin Valisi, bugün ise AFAD Başkanı olan Sayın Ali Hamza Pehlivan ve kıymetli eşinin kulübümüze gösterdiği sahiplenmeydi. Her maça ailecek gelmeleri sadece bize moral vermedi, aynı zamanda şehirde basketbola olan ilgiyi de ciddi şekilde artırdı. Sponsorluk ve kurumsal destek anlamında da çok önemli katkıları oldu. O dönem Avrupa kupasını kazanamamıştık. Ama kendisi AFAD Başkanı olduktan sonra kazandığımız kupayı ilk götürdüğümüz kişi yine kendisi oldu. Bu da bizim için hem vefa hem de bir teşekkür anlamı taşıyordu. Aynı şekilde Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer ve Yenişehir Belediye Başkanımız Abdullah Özyiğit de kulübümüzün kritik dönemlerinde yanımızda oldular. Verdikleri destek sadece sportif başarı için değil, şehirde bir basketbol kültürü oluşturmak açısından da çok değerliydi. Aslında bu başarı sadece bir kulübün hikayesi değil. Bu, bir şehrin bir takıma inanmasının hikayesi. Mersin bu projeye sahip çıktı ve birlikte büyüdük” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE’DE KADIN BASKETBOLUNUN LOKOMOTİFİ UZUN YILLARDIR FENERBAHÇE’DİR’
Türkiye’de büyük kulüplerin kadın basketboluna katkısını da değerlendiren başkan Çevirgen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de kadın basketbolunun lokomotifi uzun yıllardır Fenerbahçe’dir. Sayın Aziz Yıldırım döneminde başlayan, Sayın Ali Koç ile devam eden yatırım süreci çok değerlidir. Onlarla mücadele edebilmek bile bizim için gurur kaynağıdır. Galatasaray ve Beşiktaş’ın son dönemdeki yatırımları da ligin marka değerini yükseltti. Rekabet arttıkça kalite artar. Anadolu kulüpleri için bu büyük bir motivasyondur.”
‘BİZ DUYGUSAL DEĞİL STRATEJİK KARAR ALDIK’
Sezon içindeki antrenör değişikliklerine yönelik eleştirileri de yanıtlayan Çevirgen, “Evet, eleştirildik. Ama spor cesaret işidir. Biz klasik, klişe kararlarla bu noktaya gelmedik. Son 5 sezondur Avrupa’da hangi turnuvada oynadıysak hep son 4’teyiz. İki EuroLeague finali, bir EuroCup finali… Demek ki aldığımız kararlar sonuç üretmiş. Her değişikliğin bir hikayesi vardı. Biz duygusal değil, stratejik karar aldık. Bazen risk almak gerekir. Zirvede kalmak konfor alanında mümkün değildir. Eleştiri sporun doğasında var. Ama tabloya bakınca cesur kararların kulübü Avrupa’nın tepesine taşıdığını görüyoruz” diye konuştu.
‘BU SEZON TOPLAM OYUNCU BÜTÇEMİZ YAKLAŞIK 1.4 MİLYON DOLAR’
'Biz hiçbir zaman en yüksek bütçeli takım olmadık' diyen Çevirgen, “Çoğu Final Four’da en düşük bütçelerden birine sahiptik. Bu sezon toplam oyuncu bütçemiz yaklaşık 1.4 milyon dolar. Biz en çok harcayan değil, en doğru harcayan kulüp olduk. Çünkü sürdürülebilir olmayan başarıyı başarı saymıyoruz” diye konuştu.
Önlerinde iki temel hedeflerinin olduğunu söyleyen başkan Çevirgen bu hedefleri, “Birincisi, Anadolu’dan Avrupa kupası kazanan ilk kulüp olmak. İkincisi, bu başarıyı sürdürülebilir bir ekonomik modele dönüştürmek” şeklinde sıraladı.
‘ANADOLU’NUN POTANSİYELİNİ GÖRÜNÜR KILMAK VE İLHAM VERMEK İSTİYORUZ’
Türk sporuna verdiği desteklerden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Çevirgen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Spora yapılan her yatırımın aslında ülkenin uluslararası temsiline yapılan bir yatırım olduğuna inanıyorum. Anadolu’dan çıkacak ilk Avrupa kupasını kendilerine hediye edebilmek benim için sadece bir sportif hedef değil, aynı zamanda kişisel bir arzudur. Anadolu’nun da Avrupa’da şampiyon olabileceğini göstermek ve bu ilk kupayı Sayın Cumhurbaşkanımıza ve kıymetli hanımefendiye hediye etmek benim için de kişisel bir arzudur. Bu, sadece bir kupa kazanmak anlamına gelmez. Bu, Anadolu kulüplerine ‘Biz de yapabiliriz’ duygusunu vermek anlamına gelir. Biz bu başarıyı elde ederek Anadolu’nun potansiyelini görünür kılmak ve ilham vermek istiyoruz. Anadolu’dan çıkacak o kupa, sadece bir şampiyonluk değil; bir inancın ispatı olacaktır.”
‘BU CESARETİN, STRATEJİNİN VE İNANCIN SONUCUDUR’
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun her zaman kulüplerine destek olduğunu ve yakın ilgi gösterdiğini belirten Serdar Çevirgen, “Anadolu’dan çıkacak bir Avrupa şampiyonluğu sadece bir kulüp başarısı değil, Türk basketbolunun başarısı olur. Bu noktada federasyonumuzun desteği ve birlik duygusu çok önemlidir” diye konuştu.
Yakaladıkları başarının cesaret, strateji ve inancın sonucu olduğunu dile getiren Serdar Çevirgen sözlerini şöyle noktaladı:
“20-30 kişiye oynanan maçlardan Avrupa’nın elit kulüpleri arasına girmiş, kendi tesisi olan, taraftarı olan kadın basketbolunda tüm Avrupa’da örnek gösterilen bir organizasyon görüyorum. 9 yılda 15 final. 3 tane kupa. 5 yıl üst üste Avrupa’da Final-Four. 2 EuroLeague finali. 1 EuroCup finali. Bu tesadüf değil. Bu cesaretin, stratejinin ve inancın sonucudur. Bu sezonun hikayesi ise başka. Onu inşallah Avrupa kupasını kazandıktan sonra anlatacağız."