Cevdet Yılmaz: Türkiye ekonomisi son 6 yılda dünyanın yaklaşık iki katı büyüdü
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Türkiye, son 6 yılda dünyanın yaklaşık iki katı oranında büyüyerek kapasitesini geliştirdi. Avrupa'da bazı ülkeler hala pandemi öncesi üretim ve kapasite seviyelerine ulaşabilmiş değil. Bizde ise pandemi öncesine göre yaklaşık yüzde 30'a yakın kapasite ve üretim artışı söz konusu” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Samsun’daki ‘Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve İş Dünyası Buluşması’ programına katıldı. İlkadım ilçesindeki Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da yapılan programda AK Parti Samsun milletvekilleri Mehmet Muş, Yusuf Ziya Yılmaz, Çiğdem Karaaslan, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan’ın yanı sıra STK’lar ile iş insanları yer aldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Tüm dünyayı etkileyen bir savaş ortamından geçiyoruz. İnşallah bu süreç bir an önce sona erer. Türkiye Cumhuriyeti olarak çevremizdeki ateşe karışmadığımız gibi, bu ateşin sönmesi için diplomasinin tüm imkanlarını kullanıyoruz ve kullanmaya devam edeceğiz. Biz barıştan yana bir ülkeyiz. Bununla birlikte, başta savunma sanayimiz olmak üzere her türlü riske karşı ülkemizi hazırlıyor, güçlü bir şekilde konumlandırıyoruz” dedi.
‘YÜZDE 30'A YAKIN KAPASİTE VE ÜRETİM ARTIŞI SÖZ KONUSU’
Pandemi öncesi ekonomik seviyelerin üzerine çıktıklarını belirten Cevdet Yılmaz, “Türkiye ekonomisine kısaca baktığımızda, pandemi öncesi ve sonrası performansımızı ortaya koyan önemli bir rakamı paylaşmak istiyorum. 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi kümülatif olarak yüzde 18,8 büyüdü. Yani dünya ekonomisi 6 yılda yüzde 100'den 118,8'e çıktı. Başarıyı değerlendirirken her dönemin kendi şartlarını dikkate almak gerekir. Dünyanın çok iyi olduğu, bütün şartların olumlu seyrettiği bir dönemdeki başarı kriterleriyle, bunun geçerli olmadığı bir dönemdeki kriterler aynı olamaz.
Türkiye, son 6 yılda dünyanın yaklaşık iki katı oranında büyüyerek kapasitesini geliştirdi. Özellikle sanayi alanında önemli bir performans ortaya koyduk. Avrupa'da bazı ülkeler hala pandemi öncesi üretim ve kapasite seviyelerine ulaşabilmiş değil. Bizde ise pandemi öncesine göre yaklaşık yüzde 30'a yakın kapasite ve üretim artışı söz konusu. Son 23 yılda dünya ortalama yüzde 3,5 büyürken, Türkiye yıllık ortalama yüzde 5,3 oranında büyüdü. Geçen yıl itibarıyla satın alma gücü paritesine göre dünyanın 11'inci büyük ekonomisiyiz. 2002 yılında 16'ncı sıradaydık. Elbette bu yarışta diğer ülkeler de yerinde durmuyor ancak Türkiye bugün önemli bir noktaya gelmiş durumda. Geçen yıl itibarıyla 1,6 trilyon doları aşan bir milli gelir büyüklüğüne ulaştık. Kişi başına gelirimiz 18 bin doların üzerine çıktı. Türkiye artık ekonominin en üst liginde yer alan bir oyuncu haline geliyor” ifadelerini kullandı.
‘ÜRETİM GÜCÜMÜZÜ KORUMAYI VE YATIRIM ORTAMINI GÜÇLENDİRMEYİ HEDEFLİYORUZ’
Eşel mobil sistemine geçilmesiyle enflasyon üzerindeki etkileri sınırladıklarını ifade eden Yılmaz, “Enerji fiyatlarındaki artışın iş dünyasına ve tüketicilere yansımasını sınırlamak amacıyla eşel mobil sistemine geçtik. Bu nedenle bütçe olarak çok büyük bir yükün altına girdik ancak bütçemiz bunu karşılayabilecek güce sahipti. Bu bedeli ödedik ve böylece enflasyon üzerindeki etkileri sınırlamış olduk. Aynı zamanda savaşın büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini de azaltmış olduk.
Çünkü enerji fiyatlarındaki yükseliş hem maliyetleri artırıyor hem de enflasyonu yukarı çekiyor. Bu fedakarlığı bütçemiz üstlenmiş oldu. İmalat sanayi ve tarım sektörü için vergi oranlarını yüzde 12,5'e düşürdük. Kurumlar vergisinde genel oranımız yüzde 25, finans sektörü için ise yüzde 30. Ancak imalatçılar ve tarım üreticileri için bu oranı yüzde 12,5 seviyesine indirdik. Üretim gücümüzü korumayı ve yatırım ortamını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Hem içerideki yatırımcılarımızın bundan faydalanmasını hem de dünyadan daha fazla yatırımı ülkemize çekmeyi amaçlıyoruz” dedi.
‘TERÖRÜN TÜRKİYE'YE MALİYETİ YAKLAŞIK 2 TRİLYON DOLAR'
Enflasyonla mücadele ve Terörsüz Türkiye süreci için en iyi şekilde mücadele ettiklerini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Enflasyon 2024 yılı Mayıs ayında yüzde 75,5 ile zirveye ulaşmıştı. 2026 yılı Mayıs ayında ise yüzde 32,61 seviyesine geriledi. Aslında yüzde 30'un altını göreceğimize inanıyorduk ancak maalesef savaşın etkisiyle geçici bir yükseliş yaşandığını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bunun yeniden aşağı yönlü bir seyir izleyeceğine inanıyoruz. Toplumumuzun yaklaşık yüzde 28'i kiracı konumunda bulunuyor. Kiralardaki artış doğal olarak refah düzeyini etkiliyor. Bu nedenle ev sahipliği oranını artırmak istiyoruz. Bu kapsamda 500 bin sosyal konut projemizi devreye almış durumdayız. Tüm illerimizde bu çalışmaları sürdürüyoruz. Son dönemde kiralarda da daha olumlu bir tablo oluşmaya başladığını söyleyebilirim. Arz arttıkça piyasa daha sağlıklı bir dengeye kavuşacaktır. Terörsüz Türkiye sürecinin de altını özellikle çizmek isterim. Ülkemiz yıllar boyunca çok büyük bedeller ödedi, çok büyük kaynaklar kaybedildi. Terörün bir doğrudan maliyeti, bir de ekonomik anlamda alternatif maliyeti var. Yani terör nedeniyle yapılamayan yatırımların, gerçekleştirilemeyen projelerin ortaya çıkardığı maliyet. Bunun en az 2 trilyon dolar olduğunu değerlendiriyoruz. Çeşitli hesaplamalar yapılıyor ancak bazı kayıpları tam olarak hesaplayabilmek de mümkün değil. En az 2 trilyon dolarlık bir kayıptan söz ediyoruz. Türkiye, inşallah kalıcı şekilde bu terör belasından kurtularak kaynaklarını kritik alanlara yönlendirecek ve kalkınma sürecini çok daha ileri seviyelere taşıyacaktır.”
'DEMOKRASI NOKTASINDA ÇOK ÖNEMLİ MESAFELER ALDIK'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Samsun'daki programının ardından Tokat’a geldi. Tokat Havalimanı'nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ı Vali Abdullah Köklü, AK Parti Tokat Milletvekilleri Mustafa Arslan ve Cüneyt Aldemir ile il protokolü karşıladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Tokat Valiliği’ni, ardından da AK Parti Tokat İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. AK Parti İl Danışma Meclisi toplantısına katılan Yılmaz, “Milletimiz bize, güvenini ortaya koydu biz de bu dönemde, büyük dönüşümlere büyük hizmetlere imza attık. Kim ne derse desin. 238 milyar dolardan aldığımız bir ekonomiyi geçen yıl itibarıyla 1,6 trilyon dolara yükselttik. Dünyanın 16’ıncı büyük ekonomisi haline geldik. Altyapıya büyük yatırımlar yaptık. Yollara, demir yollarına, hava limanlarına kırsal alana büyük hizmetler götürdük. Hastaneler, okullar, üniversitelere çok önemli yatırımlar yaptık. Ve Türkiye ekonomik olarak dünyada gerçekten önemli bir konumda. Diğer yandan en az ekonomi kadar önemli olan Türkiye’de temel hak ve özgürlükler noktasıdır. Demokrasi noktasında çok önemli mesafeler aldık. Yasakçı bir zihniyetten hakların genişlediği bir Türkiye’ye geldik. Demokrasimizi vesayetçi bir demokrasiden normal bir demokrasiye dönüştürdük. Geçmişte insanlar vekillerini seçiyorlardı, vekiller Ankara’ya gidiyordu ama önemli meselelere halkın temsilcileri değil başkaları karar veriyordu. İşte bu ayıptan Türkiye kurtulmuş oldu. Daha da ileriye inşallah bu standartları taşıyacağız. Sosyal alanda çok önemli adımlar atıldı. Engellilerden dul ve yetimlere, şehit yakınlarından, gazilere kırsal ücra alanlarda yaşayan vatandaşlarımıza varıncaya kadar sosyal adalet anlamında çok önemli politikalar hayata geçti. Dış politikada özellikle son dönemlerde ülkemizin altın çağını yaşadığını rahatlıkla söyleyebiliriz” dedi.
‘FIRTINALI ZAMANLARDA LİDERLİK BİR KAT DAHA ÖNEMLİDİR’
Fırtınalı zamanlarda liderliğin kat ve kat daha önemli olduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi:
“Bu dönemde yeni reformlarla standartlarımızı daha üst seviyeye taşımak durumundayız. Bunu da yapacağız Allah’ın izniyle. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız yetişmiş, tecrübeli kadrolarımızla yapacağız. Liderlik değerli kardeşlerim her zaman önemlidir. Ama fırtınalı zamanlarda, zor zamanlarda liderlik bir kat daha önemlidir. Bugün Türkiye dirayetli ve tecrübeli lidere sahip. Recep Tayyip Erdoğan’a sahip. Bunun kıymetini bilmemiz lazım. Aynı şekilde çok tecrübeli kadrolara sahibiz. 23 yılı aşkın, 24 yıla yaklaşan bir iktidar tecrübemiz var. Çok sayıda yetişmiş insanımız var. Bu insan kaynağımızı bizim bu yeni dönemde de çok iyi kullanmamız lazım. Bu milletin faydası için değerlendirmemiz lazım. Maceralara atılabileceğimiz bir dönemde değiliz. Bir takım denemeler yapma lüksümüz yok gerçekten. Sağlam şekilde ayakları sağlam yere basan şekilde bu süreci devam ettirmemiz lazım. Bu noktada şunu söylemek isterim; polemikle, politikayı birbirinden ayırmak lazım. Maalesef son yıllarda Türkiye polemiklerin çok fazla gündeme geldiği bir ülke haline geldi. Gündelik tartışmaların, popülist söylemlerin çok hakim olduğu bir ülke haline geldi. Sosyal medyanın da belki etkisiyle altı boş olan, sadece bir takım sözlerden laflardan ibaret olan siyaset anlayışının ülkemizde yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz. Buna karşı çok uyanık olmamız lazım. Çevremizdeki ülkelere, dünya tecrübesine de baktığımızda da bu tür popülist söylemlerin ülkelere neye mal olduğunu çok iyi görüyoruz. İsim vermek istemiyorum. Başka ülkeleri rencide etmek istemem. Ama her halde çevremizde birçok ülkede neler yaşandığını hep birlikte görüyoruz. Siyaset demek sorumluluk demektir aynı zamanda. Bu ülkenin vebalini omuzlarımızda taşımak demektir. Ben iktidar olayım da ne pahasına olursa olsun bunu yapayım millete her türlü sözü söyleyeyim. Sonra bu sözleri seçimlerden sonra unutayım derseniz siyasete de millete de hakkını vermemiş olursunuz. Gerçek anlamda milletin istediği anlamda siyaset yapmamış olursunuz. Bizim böyle bir anlayışımız yok. Biz siyaseti gerçekçi bir zeminde, uzun vadeli bir perspektifle, vizyonla, sağlam politikalarla bu milletin huzuruna getiriyoruz. Milletimiz bize bu kadar uzun süre destek verdiyse boşuna vermedi. Bu millet, bu aziz millet basiretlidir, ferasetlidir. Bize bu kadar süre güvenip destek olduysa bizim daha çok çalışmamız, daha güçlü politikalarla bu millete hizmet etmemiz lazım. Bir takım popülist söylemlerin güç kazanmasına da engel olmamız lazım.”
‘TARIM SEKTÖRÜNÜN HEM BÜYÜMEYE, HEM ENFLASYONLA MÜCADELEYE GÜÇLÜ KATKISI OLACAK’
Tokat’ta yaşanan taşkın ve sel tedbirlerinden bahseden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle devam etti:
“Önemli oranda tedbirlerimiz etkili oldu ve doğrudan selle bağlantılı can kaybı yaşamadık. 2 kardeşimiz başka bir nedenle o alana giderek hayatlarını kaybettiler, onlara da Cenab'ı Hak'tan rahmet diliyoruz. Keşke o da yaşanmasaydı tabii. Ama her türlü önleyici tedbir alındı. Çok ciddi tahkimatlar yapıldı. Bunu neticelerini de gördük hep birlikte. Zararlarla ilgili tespitler de devam ediyor. Tarımsal arazilerde su henüz çekilmiş değil. Su çekildikçe tam olarak karşı karşıya olduğumuz maliyetler ortaya çıkmış olacak. Bu yönde de ilgili kurumlarımız ilgili tespit çalışmalarını sürdürüyor. İnşallah böyle seller yaşamayız. Ama bir taraftan da çok bereketli bir yıl yaşadığımızı görüyoruz. Bunu da inşallah gıda fiyatlarında vatandaşlarımızın gıda tüketimine olumlu yansımalarını göreceğiz. Uzun bir aradan sonra çok bereketli bir yıl yaşıyoruz. Geçen sene don ve kuraklık. Bu da tarımsal üretimi azalttı ve tarımsal enflasyonu arttırdı. Bu sene tam tersi bir tablomuz var. Tarım en hızlı büyüyen sektörlerden biri olacak bu sene. Ve inşallah hem büyümemize hem de enflasyonla mücadelemize tarım sektörünün güçlü bir katkısı olacak. Geçtiğimiz günlerde 6 beldemizde ara seçimler gerçekleştirildi. Milletimizin iradesi bir kez daha sandığa yansımış oldu. Tokat 4 beldede seçimlerin yapıldığı bir ilimizdi. 3’ünü AK Parti ve Cumhur ittifakı aldı. Birinde de çok büyük bir oy artışıyla bu seçimi tamamlamış olduk. Sizleri teşkilatımızı yürekten tebrik ediyorum. Genel merkezimizden il teşkilatımıza milletvekillerimizden, bakanlarımıza, herkes şüphesiz uğraştı bir katkı koydu. Ben teşkilat işlerinde şuna inanıyorum; hem akıl teri, hem alın teri önemli. Burada ikisini de görüyoruz. Aday belirleme sürecinden seçim sürecine akılcı yaklaşımlar vatandaşın ne beklediğini ne istediğini çok iyi analiz eden yaklaşımlarla hareket edilmesi ve yine sahayla, vatandaşla çok yakın bir temas içinde bir kampanya yürütülmesi başarıda çok önemli bir faktör diye inanıyorum.”









