'Stres tüp bebek tedavisini olumsuz etkiliyor'
Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Aytaç Tohma, "Yoğun stres uzun vadede sağlık konusunda çeşitli problemlere yol açabilen bir unsurdur. Tüp bebek tedavisi kararı alındığında vücut uzun süreli ve yoğun strese maruz kalırsa çiftler amacına ulaşmakta olumsuzluklar yaşayabilir" dedi.

Bahçeci Ankara Tüp Bebek doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Aytaç Tohma, stresin tüp bebek tedavisine etkilerine yönelik değerlendirme yaptı. Prof. Dr. Tohma, "Tedaviye başvuran çiftlerde hamile kalmayı engelleyen fiziksel birtakım problemler tespit edilse de olumsuz psikolojinin de anne baba olmayı güçleştiren bir faktör olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırma sonuçları kısırlıkla mücadele eden kadınların, kanser teşhisi alan kadınlarla aynı düzeyde anksiyete ve depresyona sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Hamile kalmadan geçen süre boyunca da stres seviyesi günden güne yükselir. Dolayısı ile moral ve motivasyonun son derece önemli olduğu bu süreçte kaygılı ve stresli olan çiftlerin tüp bebek tedavisi öncesi psikolojik destek almaları önerilir" diye konuştu.
'STRESİ YÖNETEBİLMEK İÇİN ÇİFTLER BİRBİRLERİNE KARŞI ANLAYIŞLI OLMALI'
Prof. Dr. Tohma, "Stres, belirli bir biyolojik tepkiyi tetikleyen unsurdur ve yoğun stres vücuttaki bazı hormonlarda dalgalanma yaratır. Stres ile stresin beraberinde getirdiği düzensiz beslenmeye bağlı fazla kilo kadınlarda adet düzensizliklerine ve yumurtlama problemine sebep olabilir. Erkek kısırlığı ve stres arasında da bir bağlantı bulunmaktadır. Erkeklerin yaşadığı uzun süreli stres, testosteron üzerinde güçlü olumsuz etkileri olan kortizol seviyesini yükseltir. Kortizol yükseldiğinde ise testosteron seviyesi düşüşe geçer. Stresi yönetebilmek adına çiftler bu ortak mücadele için birbirlerini dinlemeli ve anlayışlı olmalıdır. Ayrıca ezgersiz yapmak ve ruhu dinlendirmek adına yoga ve meditasyon gibi aktivitelere başlamak stresi hafifletmeye yardımcı olacak seçenekler arasındadır" diyerek önerilerde bulundu.
'BAŞARISIZLIK KORKUSUYLA YÜZLEŞİLMELİ'
Prof. Dr. Yusuf Aytaç Tohma, "Tüp bebek tedavisi yüksek bir başarı oranına sahip olmasına rağmen süreç her çift için aynı işlemez. Bu dönemde stresi yönetmek ve her adımda sakin kalmak oldukça önemlidir. Tüp bebek tedavisi gören birçok çift için başarılı olamayacakları düşüncesi stresin önemli bir kaynağıdır. Bu oldukça doğaldır, özellikle kısırlıkla mücadele eden çiftler için tüp bebek tedavisi yıllardır hayalini kurdukları aile için gerçek bir şansı temsil etmektedir. Tedaviye başlayacak çiftlerin öncelikle başarısızlık korkusuyla yüzleşmesi gerekir. Başarısızlık ihtimaline odaklanıp endişelenmek yerine hamileliğe doğru başlattıkları yolculukta verdikleri çabayı ve hayallerine bir adım daha yaklaşmanın mutluluğunu yaşasınlar. Ayrıca ailelerinde ya da yakın çevrelerinde daha önce kısırlıkla mücadele etmeyen çiftler varsa bu durum kendilerini yalnız hissetmelerine neden olabilir. Çocuk sahibi olamama probleminin günümüzde çok yaygın bir sorun olduğunu bilip, sayısız çiftin anne-baba olabilmek için tüp bebek tedavisine başvurduğunu düşünerek yalnızlık duygusundan uzaklaşmalıdırlar" dedi.
'AİLE BÜYÜKLERİ BASKI KURMAK YERİNE TEDAVİ SÜRECİNDE ÇOCUKLARINA DESTEK OLMALI'
Prof. Dr. Tohma, "Aile ve çevre baskısı çocuk sahibi olamayan çiftlerin içinde bulunduğu kaygılı durumu aşarak toplumsal bir sorun haline gelmiş durumdadır. Oysaki aile büyüklerine düşen tek görev hayallerini kurdukları bebeğe ulaşmaya çalışan çocuklarının destekçisi olmaktır. Ben ne zaman torun seveceğim şeklindeki sorular özellikle tedavisi devam eden çiftler üzerinde büyük bir stres oluşturmaktadır. Baskı içerikli cümleler çiftlerin omuzlarındaki yükü ikiye katlar ve beklentinin karşılanmasına yönelik kaygıların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu durum dolaylı yollardan da olsa çiftleri psikolojik anlamda olumsuz etkileyip tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasına bile sebep olabilmektedir. Moral ve motivasyonun en önemli faktörlerden biri olduğu bu süreçte aileler eleştirel yaklaşımda bulunmak ve diğer çiftlerle çocuklarını kıyaslamak yerine tedavide yanlarında olduklarını hissettirmeli ve bu mücadelede her zaman birlikteyiz şeklinde duruş sergilemelidirler" diye konuştu.





