Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Prof. Dr. Aydeniz: Türk ürünleri 'Made in EU' etiketiyle Avrupa pazarında yer alabilir

Avrupa Birliği (AB) yerli üretimi artırmak amacıyla kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanıyacak 'Made in EU' şartını getirecek planını 4 Mart'ta açıklamıştı. 'AB Sanayi Hızlandırıcı Yasa Taslağı' kapsamında gündeme gelen 'Made in EU' yaklaşımını değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Almanca Uluslararası İşletme Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. E. Şule Aydeniz, "Bu yaklaşım, Gümrük Birliği ilişkisi bulunan ülkelerden gelen ürünlerin belirli şartlar altında AB menşeli kabul edilmesini öngörüyor. Bu da Türk ürünlerinin bazı koşullar sağlandığında 'Made in EU' etiketiyle Avrupa pazarında yer alabilmesinin önünü açabilir. Avrupa ile güçlü ticari bağlara sahip Türkiye için üretimden tedarik zincirine kadar birçok alanda önemli değişimleri beraberinde getirebilir. Bu etiketi taşıyabilmek için şirketlerin dijital, yeşil ve sosyal dönüşümü aynı anda gerçekleştirmesi gerekiyor" dedi.

ABONE OL
İSTANBUL, (DHA) -

Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği'ndeki gelişmelerin Türk sanayisini doğrudan etkilediğini belirten Yeditepe Üniversitesi Almanca Uluslararası İşletme Bölümü Bölüm Başkanı ve Bilişim ve Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. E. Şule Aydeniz, 2025 yılında Türkiye'nin gerçekleştirdiği 273 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık 117 milyar dolarının AB ülkelerine yapıldığını hatırlattı. Prof. Dr. Aydeniz, bunun da toplam ihracatın yüzde 43'üne karşılık geldiğini ifade etti.

STRATEJİK SEKTÖRLER İÇİN YENİ KURALLAR

Prof. Dr. Aydeniz, "Avrupa Komisyonu'nun 4 Mart 2026'da açıkladığı 'AB Sanayi Hızlandırıcı Yasa Taslağı' kapsamında gündeme gelen 'Made in EU' yaklaşımı, Gümrük Birliği ilişkisi bulunan ülkelerden gelen ürünlerin belirli şartlar altında AB menşeli kabul edilmesini öngörüyor. Bu da Türk ürünlerinin bazı koşullar sağlandığında 'Made in EU' etiketiyle Avrupa pazarında yer alabilmesinin önünü açabilir. Düzenlemenin temel amacı Avrupa sanayisinin rekabet gücünü artırmak ve üretimi desteklemek. Taslak düzenlemenin özellikle çelik, çimento, alüminyum, otomotiv ve net-sıfır teknolojileri gibi stratejik sektörlerde uygulanması planlanıyor. Gerekli görülmesi halinde kimya gibi enerji yoğun sektörlerin de kapsam içine alınabileceği ifade ediliyor" diye konuştu.

'ÜÇÜZ DÖNÜŞÜM OLMADAN MÜMKÜN DEĞİL'

Prof. Dr. Aydeniz, yeni dönemin anahtarını 'üçüz dönüşüm' olarak tanımlayarak şu ifadeleri kullandı:

“AB'ye ihracat yapan Türk firmaları zaten Avrupa'nın değer zincirinin önemli bir parçası. Ancak yeni dönemde şirketlerin dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve sosyal dönüşüm süreçlerini başlatmış veya ilerletmiş olmaları bekleniyor. Bu adımları atan firmalar rekabet avantajını artırabilir.

"Dijital dönüşümün en önemli başlıklarından biri ise Avrupa Birliği'nin yapay zeka düzenlemesi. 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe giren AB Yapay Zeka Yasası, yapay zekanın güvenli ve şeffaf kullanımını sağlamak amacıyla risk temelli bir yaklaşım getiriyor. Sosyal puanlama sistemleri, manipülatif yapay zeka uygulamaları ve gerçek zamanlı biyometrik tanıma gibi bazı uygulamalar yasak kapsamına alınıyor. Kuralların Mayıs 2026'ya kadar tam olarak yürürlüğe girmesi planlanıyor. Kurallara uymayan şirketlere küresel cirolarının yüzde 7'sine kadar para cezası uygulanabilecek.

"Üçüz dönüşümün ikinci ayağını ise yeşil dönüşüm oluşturuyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, döngüsel ekonomi uygulamaları ve karbon emisyonlarının azaltılması Avrupa pazarına erişimde giderek daha önemli hale geliyor. Bu kapsamda Alman Tedarik Zinciri Yasası, AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi, Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi yeni mevzuatlar da şirketlerin üretim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Yeni dönemde yalnızca üretim süreçleri değil, sosyal kriterler de önem kazanıyor. Çalışan hakları, kapsayıcılık, cinsiyet eşitliği ve sosyal sorumluluk projeleri sürdürülebilir tedarik zincirinin temel unsurları arasında yer alıyor."

'ÜNİVERSİTELER DÖNÜŞÜME KATKI SAĞLAYABİLİR'

Prof. Dr. Aydeniz, "Dijital teknolojiler ve yapay zeka, bu dönüşüm sürecinde şirketler için önemli bir avantaj sağlayabilir. Veri analitiği, yapay zeka tabanlı karar destek sistemleri ve dijital izlenebilirlik altyapıları sayesinde firmalar sürdürülebilirlik raporlaması, karbon ayak izi hesaplamaları ve tedarik zinciri yönetiminde daha etkin çözümler geliştirebilir. Üniversiteler de bu alanlarda sanayiye teknik ve yönetsel destek sağlayabilir. Alanlarında hızlı adımlar atan Türk şirketleri, Avrupa pazarında yeni bir rekabet avantajı yakalayabilir ve 'Made in EU' etiketiyle küresel değer zincirinde daha güçlü bir konuma ulaşabilir" dedi.

Diğer Haberler

  1. Bakan Bolat: Savaş, cari açık üzerindeki riskleri artırmaktadır
  2. Bakan Şimşek'den 'cari açık' açıklaması
  3. Ocak ayı cari açık verileri açıklandı
  4. TÜİK: Tavuk eti üretimi azaldı, yumurta ve içme sütü üretimi arttı
  5. Besler, 2025 yılı finansal sonuçlarını açıkladı
  6. Tera Yatırım’ın Londra’daki Türkiye Konferansı’na 25 trilyon dolarlık fonlardan katılım
  7. TÜİK: Toplam ciro ocakta arttı
  8. Tekirdağ Şarköy'deki yanan ormana 10 bin fidan dikildi
  9. Ülker, 2025 yılı finansal sonuçlarını açıkladı
  10. Ticaret Bakanlığı: Yılın ilk 2 ayında 40 ilde ihracat arttı

© Copyright 2026

DHA