Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Yavuz Ağıralioğlu: 'Teröristlerle müzakereye hayır' diyerek buralara geldik

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “’Terörsüz Türkiye’ye evet, teröristlerle müzakereye hayır’ diyerek buralara geldik. Terörsüz Türkiye'yi sağlamak için mücadele ettik. Olan biten milletin gözünün önünde oldu bitti. Milletin vicdanına şikâyet ediyorum” dedi.

ABONE OL
Gizem KARADAĞ-Celal ATALAY/ANKARA, (DHA)-

Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Başkan Ağıralioğlu, konuşmasında, “Bugün açıklanan Öcalan mektubu. Bizim söylediklerimizin aslında bütün uyarlarımızın hepsinin göz ardı edilerek bir sürecin buraya taşındığını gösteriyor. Hiç pazarlık yok denilerek başlanan sürecin ‘silahları bırakacaksınız, hiçbir şart ileri sürmeyeceksiniz’ diye başlanan bir iletişim mimarisinin bugün finalindeyiz. Güya hiç pazarlık yapmayacaklar. Güya hiçbir şekilde şart koşmayacaklar. Sadece silahları nereye teslim edeceğini devletin söylediği yerde silahlarını teslim edip, siyasetin kendilerine söylemiş olduğu her şeyi harfiyen yerine getirecekler ve PKK’yı lağvedeceklerdi ki; bugün Öcalan’dan üslup, Öcalan’dan dil, Öcalan’dan demokrasi ile ilgili nasihat, Öcalan’dan toplum beraberliği ve anayasa ile ilgili ilke, ölçü dinlemek mecburiyetinde kaldınız. Sizin hissenize düşen şeye bakar mısınız? Öcalan Kürt-Türk diyecek, kardeşlik diyecek, Öcalan dil otoriter diyecek, Öcalan memlekette demokrasi diyecek, demokratik inşa diyecek, negatif isyan diyecek, şimdi silahları bırakmak lazım diyecek, şiddete şiddetle alınacak mesafe bitti diyecek. Siz de bunları güya milletinizin huzuruna çıkarak utanmadan bir şey başarmış gibi savunacaksınız. Öcalan başından itibaren Kürtlerin temsilcisi değildi, yapılmamalıydı. Öcalan başından itibaren memleketimizde değil, sadece memleketimizde değil, bölgede hesabı olan her uluslararası organizasyonun maşasıydı. Biz maşalarla devletin konuşmaması gerektiğine, teröristlerle devletin memleketin geleceğinin müzakere edilmemesi gerektiğine, teröristlerin elindeki silah alınana kadar devletin meşru gücünün muhatabı edilmesine, silahı bırakmıyorsa hak ettiği cezanın kendisine verilmesine bu çerçevede sürecin değerlendirmesine aslında alan açmıştık” diye konuştu.

Ağıralioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi karşı karşıya olduğumuz şey şudur. 42 yıldır evlatlarımızın katili bir terör örgütü, sanki Kürtler için mücadele ediyormuş gibi meşru muhatap sanki bir terör örgütü; sanki devleti, milleti yenmiş de eşit oturuyormuşuz gibi nasihat hattında konuşur hale gelmiştir. Biz bu PKK'yla mücadelede yenildik mi ki bunların bize nasihat, söz biz bunlarla eşit miydik ki demokrasimizle ilgili, Cumhuriyetimizle ilgili birtakım değerlendirmelerle konu oluyoruz. Herkes bilsin. Öcalan terör örgütünün lideridir. Terör örgütü kurucusudur, teröristtir. Kürtlerin temsilcisi değildir. Öcalan'dan duymak istediğimiz bir söz varsa ki bir söz duymak istemiyoruz, cezasını çekmektedir. Ama illa Öcalan'dan bir şey duyacaksak kendisini kimin kullandığını, 42 yıldır kendi milletine niçin bu kadar kötülüğü hangi alçaklığa razı olarak yaptığını, özür beyan etmesi gerektiğini falan duymak isteriz. Biz ondan nasihat, biz ondan ölçü, biz ondan ilke, ondan olgunluğumuzla ilgili demokratik inşa ile ilgili hatırlatma duymak istemiyoruz. Öcalan'dan illa bir şey duyacaksak 42 yıldır Kürtlere sebep olduğu acılara özür. 42 yıldır dağlarda ırzını, iffetini çiğnediği kadınlara özür, Kürtlerden özür. Kürtlerin başına gelmiş en büyük bela Öcalan’dır. Kürtlerin başına gelmiş en büyük bela PKK terör örgütüdür. Önce Kürtlerden özür. Sonra kardeşliğimizi yaşatmak için 42 yıldır aslanlar gibi evlatlar ölüyor bu milletin onlardan özür. Sonra uğruna bin yıl mücadele etmişiz bu topraklarda kalmak, tutunmak için bu topraklardaki varlığımızı zayıflatmak için tarihten özür. Sebep olduğu acılara kullanıldığı aparatı olduğu bütün operasyonlara ve buradaki varlığımızı ortadan kaldırmaya çalışan her alçaklığın aparatı olduğu için tarihten özür. Çocuklarımızdan özür, gelecekten özür. Öcalan’dan illa bir şey duyacaksak bunları bulacağız.”

Ağıralioğlu, “Süreci hassasiyetle izlemeye devam edeceğiz. Türk milleti ayrılmaz bir bütündür. 85 milyon ailedir. ‘Terörsüz Türkiye’ye evet, teröristlerle müzakereye hayır’ diyerek buralara geldik. Terörsüz Türkiye'yi sağlamak için mücadele ettik. Sanki daha önce terörlü Türkiye için mücadele ediyormuşuz gibi konuşulmasını verdiğimiz şehitlere ödediğimiz bedele hakaret sayarım. Bizim evlatlarımız terörsüz Türkiye için ödüler. 42 yıldır terörsüz Türkiye olsun diye ölüyorlar, vuruyorlar. Şehit ve gazi oluyorlar. 42 yıldır bu millet bu kadar pahalı bedele kardeşliğimiz baki olsun, terörsüz bir ülkede yaşasın evlatlarımız diye bu bedeli ödüyoruz biz. Dolayısıyla sanki daha önce terörsüz Türkiye istemiyormuşuz gibi de ilk defa aklımıza gelmiş gibi. Sanki daha önce kardeş değilmişiz de Öcalan'ın kardeşlik ikazıyla kardeş olacakmışız gibi konuşulmasını Türk milletine hakaret sayarım ben. Kürt'e hakaret sayarım ben. Beraberliğimize hakaret sayarım ben. Devletin Öcalan’la eşitlenmesini, siyasetin Öcalan’la eşit şartlarda konuşmasını, meclisin siyasetin Kandil’le İmralı’yla eşitlenerek müzakere edilmesini siyasete ve devlet millet varlığımıza hakaret sayıyorum. Dolayısıyla olan biten milletin gözünün önünde oldu bitti. Milletin vicdanına şikâyet ediyorum” dedi.

Ağıralioğlu, “Anahtar Parti siyasetin merkezine geçmişi değil geleceği koyan, Anahtar Parti siyasetin merkezine geçmişteki kavgaları ayrımcılığı, kayırmacılığı değil beraberliği bir ve beraber olabilme iradesini koyabilen bir partidir. Anahtar Parti düne değil yarına, Anahtar Parti geçmişte yaşananları tecrübe edip güçlü geleceğe inananların partisidir. O yüzden memlekette bölünmeye, memlekette parçalanmaya, birbirine parmak sallamaya yorgunluğun böyle olduğu bir zamanda Anahtar Parti ne o ne bu diyenlerin değil hem o hem bu diyenlerin partisidir. Biz yeni bir siyasi mesuliyetin yeni nesil bir siyasi dilin, yeni nesil bir siyasi ciddiyetin partisi olarak önümüzde Türk milletinin sorunlarıyla baş edecek bir kadro olarak her geçen gün büyüyoruz. Her geçen gün yükseliyoruz. Her geçen gün milletin ümidine doğru büyüyoruz. Merkeze milletin yönetimde adaletin hesap verilebilirliğin, kuvvetler ayrılığının Türkiye'de gürül gürül çalışan bürokrasinin iş adamlarının dünyayla rekabet gücünün çocukların hayal kurabileceği bir memleketin sokaklarında güvenle gezilebilecek şehirlerin, adaletin herkesin sığınacağı liman olabileceği bir yönetim maharetinin bütün sorumluluğunu Türk milletine kazandırmak için taşıyoruz. Türk milletine güçlü gelecek inşa etmek için çalışıyoruz” diye konuştu.

Ağıralioğlu, laik-dindar tartışmaları ile ilgili, “Ramazan ayında memleketle ilgili manevi iklimimizi kuvvetlendirecek hassasiyetlerin laiklik karşıtı gibi sunulmasını da o hassasiyetlere itiraz edenlerin laik dindar tartışmasına konu edilmesini de doğru bulmayız. Seçim süreci geliyor. Memlekette illa her seçimi bir çatışmayla atlatıyoruz. Bu seçimde de bir laik-dindar tartışmasını kaldıramayız. Memleketin sorunlarını çözecek ciddi siyasete ihtiyacı vardır. İlla düşüneceklerse bir ilahiden bu kadar münasebetsiz münakaşa çıkarmaya da gerek yoktur. Hacılarımızın hacca gidip gidemeyeceğini dert edin. İlahide söylenen ‘Kâbe’nin hacıları’ diye herkesin diline dökülen sağdan soldan herkesin diline düşmeye nakaratı ve coşkusu itibariyle imkân veren gören böyle ilahi üzerinden dindar-laik tartışması yapmak yerine onun da size hatırlatacak bir şeyler vardır. Onu da hatırlatayım ben size. Hacılarımız hacca gidemez hale geldiler. Ben şimdi hürmetsizlik olur diye ilahiyi çekilen ızdıraplara uygun hale dönüştürürüm. ‘Hacca gidemiyoruz valla, hu diyemez hale getirdiniz bizi billah, enflasyon faiz altında ölüyoruz ya Allah, idarecilerimize iman istikamet, ahlak, feraset ver yarabbi.’ Böyle bir şeyin haline dönüştürürüm yani. Çünkü mevzu şu. Hacılarınızı hacca gidemeyecek hale getirdiniz. Hac paralarının ne kadar arttığını görün lütfen. Memlekette coşku sebebi olacak, memlekette huzur sebebi olacak aylarda huzursuzluk sebebi olmamak lazımdır” dedi.

Basın toplantısının ardından Başkan Yavuz Ağıralioğlu eşi Bilge Bilgin Ağıralioğlu ile birlikte CHP’den istifa eden Merve Kır Müftüoğlu’na parti rozetini takdim etti. Ayrıca Müzeyyen Kır, Aydan Kır, Didem Sezgin, Yunus Kunt, İslam Çankaya, Engin Durmaz, Oğuz Kaan Sarıköse, Muhammet Emir Kar, Rıdvan İnönlü, İbrahim Arık ve Fuat Gökçe’ye de parti rozetleri takdim edildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer Haberler

  1. Bakan Yumaklı, Eskişehir’de
  2. Bakan Kurum: 2 milyondan fazla konutu dönüştürdük
  3. Bakan Kacır: Tam bağımsız Türkiye yolculuğumuza devam ediyoruz
  4. Bakan Memişoğlu: Türkiye, sağlık teknolojisini üreten bir ülke olma yolunda
  5. Bakan Uraloğlu, 'Külliye'de Ramazan' etkinlik alanını ziyaret etti
  6. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı, Necmettin Erbakan'ı kabri başında andı
  7. AK Parti Milletvekili Özen'in annesi toprağa verildi
  8. Edirne’nin CHP’li Belediye Başkanı Gencan’dan Bakan Kurum’a teşekkür: Size minnettarız
  9. Bakan Işıkhan: İş arayan vatandaşlarımızın her zaman yanındayız
  10. Sümeyye Erdoğan Bayraktar: 28 Şubat’ı konuşmaya devam edeceğiz

© Copyright 2026

DHA